SİTE HAKKINDA BİZE YAZIN İRTİBAT YARDIM
   DOWNLOAD LİNKLER SORU-CEVAP ARŞİVİ SİTE HARİTASI
   Eserin Adı: Sahife-i Seccadiye
   Açıklama: İmam Zeynelabidin (a.s)'dan Duâlar
   Mütercim: Seyyid Seccad Hüseyni
   Sayfa Sayısı: 407
   Ebat: 20x14 cm.
   Yayınevi: Sekaleyn
   Telif Hakkı: Tüm Hakları Saklıdır
   Html: caferilik.com

SAHÎFE-İ SECCÂDİYE

Kadri yüce seyyid, Necmüddin Behaüşşeref Ebu’l-Hasan Muhammed b. Hasan b. Ahmed b. Ali b. Muhammed b. Ömer b. Yahya el-Alevî el-Hüseynî -Allah ona rahmet etsin- bize tahdis etti;[1] dedi ki: “Sahîfe kendisine okunuyor, ben de duyuyor iken saadetli şeyh, Ebu Abdullah Muhammed b. Ahmed b. Şehriyar, (mevlamız Emirü’l-Mü’minin Ali b. Ebu Talib aleyhisselam’ın hazinedarı) Hicrî 516 yılının rebiülevvel ayında bize haber verdi; dedi ki: Ebu Mufazzal Muhammed b. Abdullah b. Muttalib eş-Şeyhbanî’den naklen Şeyh Saduk Ebu Mansur Muhammed b. Muhammed b. Ahmed b. Abdulaziz el-Ukberî el-Muaddel’e okunurken ben duydum; dedi ki: Şerif Ebu Abdullah Cafer b. Muhammed b. Cafer b. Hasan b. Cafer b. Hasan b. Hasan b. Emirü’l-Mü’minin Ali b. Ebu Talib aleyhimusselam bize tahdis etti; dedi ki: Abdullah ez-Zeyyat b. Ömer b. Hattab (Hicrî) 265 yılında bize tahdis etti; dedi ki: Dayım Ali b. Nu’man el-A’lem bana tahdis etti; dedi ki: Umeyr b. Mütevekkil es-Sekafî el­­­-Belhî babası Mütevekkil b. Harun’dan naklen bana tahdis etti; dedi ki: Babasının öldürülmesinden sonra Horasan’a doğru giderken Ali (İmam Zeynelâbidin) aleyhisselam’ın oğlu Zeyd’in oğlu Yahya ile karşılaştım; kendisine selam verdim. Bana, nereden geldiğimi sordu. “Hacdan geliyorum.” deyince, benden; Medine’deki ailesini ve amcazadelerini sordu. Özellikle de Cafer b. Muhammed (İmam Sadık) aleyhisselam’ın durumunu öğrenmek istedi. Ben de, kendisine onun da, diğer yakınlarının da durumlarını anlattım ve babası Zeyd b. Ali aleyhisselam’a çok üzüldüklerini söyle­dim. Bunun üzerine bana dedi ki: “Amcam Muhammed b. Ali (İmam Muhammed Bâkır) aleyhisselam babama kıyam etmemesini tavsiye etmiş, kıyam edip Medine’den ayrılırsa başına neler geleceğini kendisine söylemişti. Yakınlarda amcamın oğlu Cafer b. Muhammed (İmam Cafer Sadık) aleyhisselam ile görüştüğün oldu mu hiç?”

- “Evet, oldu.” dedim.

- “Benim hakkımda bir şey söylediğini duydun mu?” dedi.

- “Evet.” dedim.

- “Ne söyledi, anlatır mısın?” dedi.

- “Canım sana feda olsun, hakkında duyduğumu söyleyerek seni üzmek istemem.” dedim.

- “Ölümden korkacağımı mı sandın? Duyduğunu söyle.” dedi.

- “Baban öldürülüp asıldığı gibi senin de öldürülüp asılacağını söylüyordu.” dedim.

Bunun üzerine, yüzünün rengi değişti ve şöyle dedi: “Allah dilediğini bozar, dilediğini yazar ve kitabın aslı onun katındadır. ” (Ra’d/39 ) Ey Mütevekkil, Allah bu işi (dinin ihyasını) bizimle desteklemiş, bize ilim ve kılıcı bir arada vermiştir. Amcazadelerimize ise sadece ilim verilmiştir.”

Ben dedim ki: “Kurbanın olayım, ben, insanların amcan oğlu (İmam) Cafer aleyhisselam’a sizden ve babanızdan daha eğilimli olduğunu gördüm.”

O dedi ki: “Amcam Muhammed b. Ali (İmam Muhammed Bâkır) ve oğlu Cafer (İmam Cafer Sadık) aleyhimesselam insanları yaşama davet ettiler. Biz ise onları ölüme çağırdık.”

Ben: “Ey Resulullah’ın torunu, onlar mı daha bilgililer, yoksa siz mi?” diye sordum.

Bir süre yere baktıktan sonra başını kaldırdı ve şöyle dedi: “Hepimizin ilmi var; ama onlar bizim bildiğimiz her şeyi biliyorlar; biz ise onların bildiği her şeyi bilmiyoruz.” Daha sonra şöyle dedi: “Amcamın oğlundan bir şey yazmış mısın?”

- “Evet” dedim.

- “Onu bana gösterebilir misin?” dedi.

Bunun üzerine; ona, ilimden bazı şeyler ve bir dua çıkarıp gösterdim ki, onu Ebu Abdullah (İmam Cafer Sadık) aleyhisselam bana söylemiş, ben de yazmıştım. Ebu Abdullah (İmam Cafer Sadık) aleyhisselam: “Bu duayı, babam Muhammed (Bâkır) b. Ali (Zeynelâbidin) aleyhimesselam babası Ali (Zeynelâbidin) b. Hüseyin aleyhimesselam’ın Sahîfe-i Kâmile’sinden bana okumuş, ben de yazmıştım.” diye haber vermişti.

Duayı elimden alıp sonuna kadar şöyle bir gözden geçirdi ve: “Bir nüshası da benim yanımda olması için üzerinden yazmama müsaade eder misiniz?” dedi.

Ben: “Ey Resulullah’ın torunu, aslında sizin yanınızda olanlardan yararlanmak için benim sizden müsaade almam gerekiyor.” dedim.

Bunun üzerine dedi ki: “Sana, babamın (Zeyd’in), babasından (İmam Zeynelâbidin’den) alıp koruduğu, bana korumamı ve ehli olmayan kimselere göstermememi emrettiği kâmil bir dua kitabı göstereceğim.”

Umeyr diyor ki: Babam daha sonra şöyle devam etti: Ben, ayağa kalkıp onun (Yahya’nın) başından öptüm ve dedim ki: “Ey Resulullah’ın torunu, ben, sizin sevginiz ve size itaat etmekle Allah’a kulluk sunmaktayım; hayatımda da, ölümümde de saadeti sizin velayetinizde aramaktayım.”

Benim bu sözlerimden sonra, kendisine verdiğim sahîfeyi yanındaki gence verdi ve: “Bu duayı güzel ve okunaklı bir yazıyla yaz ve bana getir; üzerinden okuyup ezberlerim belki. Çünkü ben daha önce onu (İmam) Cafer’den -Allah onu korusun- istiyordum, vermiyordu.” dedi.

Mütevekkil diyor ki: “Yaptığım işe pişman oldum ve ne yapacağımı bilemiyordum. Fakat Ebu Abdullah (İmam Cafer Sadık) aleyhisselam onu kimseye vermememi söylememişti bana.”

Sonra (Yahya): “Falanca heybeyi bana getirin.” dedi. Heybenin içinden kilitli mühürlü bir sahîfe çıkardı. Mühre bakıp öptü ve ağladı. Sonra mührü kırdı, kilidi açtı ve sahîfeyi açıp gözünün üzerine koydu, yüzüne sürdü. Sonra: “Ey Mütevekkil, eğer benim öldürülüp asılacağıma dair amcam oğlunun (İmam Sadık’ın) sözünü nakletmeseydin, bunu sana vermezdim ve bu hususta çok cimri davranırdım. Fakat biliyorum ki, onun sözü babalarından aldığı bir gerçektir ve yakında sözü doğru çıkacaktır. Bu yüzden, böyle bir ilmin Ümeyye Oğulları’nın eline geçeceğinden korktum. Onların eline düşerse, onu insanlardan gizler, kendileri için saklarlar. Onun için bunu al ve benim tarafımdan koru. Allah, benimle bu kavmin (Ümeyye Oğulları) arasında vereceği hükmü verdikten (ben öldürüldükten) sonra onu, (Hz.) Ali oğlu (İmam) Hasan aleyhimesselam oğlu Hasan oğlu Abdullah’ın oğulları Muhammed ve İbrahim’e ulaştır. Çünkü bu işte (harekette) benden sonra kıyam edecek olanlar onlardır.”dedi.

Mütevekkil diyor ki: “Sahîfe’yi ondan aldım. Zeyd oğlu Yahya öldürüldükten sonra Medine’ye gittim. Orada Ebu Abdullah (İmam Sadık) aleyhisselam ile görüşüp Yahya’nın başına gelenleri ve onunla aramızda geçenleri kendisine anlattım.

İmam, ağladı ve onun için çok üzüldü ve: “Allah, amcamın oğluna (Yahya’ya) rahmet etsin, onu babaları ve dedelerine kavuştursun. Ey Mütevekkil, Allah’a andolsun, duayı ona vermememin sebebi, babasının sahîfesi için korktuğu şeyden (Ümeyye Oğulları’nın eline düşme korkusundan) başka bir şey değildi. Şimdi o sahîfe nerededir?” dedi.

- “İşte.” dedim.

Sahîfe’yi alıp açtı ve: “Allah’a andolsun, bu amcam Zeyd’in yazısı ve ceddim Ali (Zeynelâbidin) b. Hüseyin aleyhimesselam’ın duasıdır.” dedi. Sonra oğluna dönüp: “Ey İsmail, git ve korumanı, saklamanı emrettiğim duayı bana getir.” dedi. İsmail, gidip bir sahîfe getirdi ki, Zeyd oğlu Yahya’nın bana verdiği Sahîfe’nin aynısıydı sanki. Ebu Abdullah (İmam Sadık), onu öpüp gözüne sürdü ve: “Bu, benim huzurumda dedem (İmam Zeynelâbidin’)in söyleyip babam (İmam Bâkır’)ın yazdığı bir sahîfedir.” dedi.

Ben: “Ey Resulullah’ın torunu, onu Zeyd ve Yahya’nın Sahîfesiyle karşılaştırmama izin verir misiniz?” dedim.

İmam, bu iş için bana izin verdi ve: “Sen bu işin ehlisin.” buyurdu. O ikisini birbiriyle karşılaştırınca bir olduğunu ve aralarında hiçbir fark bulunmadığını gördüm. Daha sonra Yahya’nın Sahîfe’sini, Hasan oğlu Abdullah’ın oğullarına vermek için Ebu Abdullah (İmam Sadık) aleyhisselam’dan izin istedim.

İmam: “‘Allah, emanetleri ehline vermenizi emreder.’ (Nisa/58) Evet, götür ver.” dedi. Abdullah’ın oğullarıyla görüşmek için kalktığımda İmam: “Sen otur; ben onları çağırttırırım.” buyurdu. Muhammed ve İbrahim geldiklerinde İmam: “Bu, amcanız oğlu Yahya’nın babasından olan mirasıdır. Onu kardeşlerine değil, size vermiştir. Bizim de onunla ilgili bir şartımız var size.” diye buyurdu.

Onlar: “Allah’ın rahmeti üzerinize olsun; şartınızı söyleyin, kabul ediyoruz.” dediler.

İmam: “Bu Sahîfe’yi Medine’den dışarı çıkarmayınız.” diye buyurdu.

Sebebini sordular.

İmam: “Amcanızın oğlu Yahya’nın Sahîfe için korktuğu şeyden, ben sizin için korkuyorum.” dedi.

Onlar: “O, öldürüleceğini öğrenince Sahîfe için korkmuştu.” dediler.

İmam: “Siz de güven içinde olduğunuzu zannetmeyin. Allah’a andolsun, ben biliyorum ki, o kıyam ettiği gibi siz de kıyam edecek ve o öldürüldüğü gibi siz de öldürüleceksiniz.” buyurdu.

Onlar, “Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâhi’l-Aliyyi’l-Azîm” dedikleri halde kalkıp gittiler.

Onlar gittikten sonra İmam: “Ey Mütevekkil, Yahya sana: “Amcam Muhammed (Bâkır) b. Ali ve oğlu Cafer (Sadık) insanları yaşama çağırdılar; biz ise onları ölüme çağırdık.” demişti, değil mi?” diye buyurdu.”

- Evet, Allah sizin işlerinizi düzeltsin, amcan oğlu Yahya bu sözleri bana söylemişti.” dedim.

İmam: “Allah Yahya’ya rahmet etsin, babam; babasından, dedesinden, (Hz.) Ali aleyhisselam’dan bana şöyle bir hadis anlattı: “Minberinin üzerindeyken Resulullah’ı salla’llahu aleyhi ve âlih hafif bir uyku tuttu. Rüyasında bazı kişilerin maymunlar gibi minberine sıçrayıp halkı cahiliyeye geri döndürdüklerini gördü. Birden uyanıp oturdu. Üzüntüsü yüzünden okunuyordu. Bunun üzerine, Cebrail aleyhisselam şu ayeti getirdi: “(Ey Habibim) Sana gösterdiğimiz rüyayı ve Kur’an’da lanetlenmiş olan ağacı (soyu) insanlar için fitneden (imtihan vesilesinden) başka bir şey kılmadık. Biz, onları (cehennem azabından) korkutuyoruz, ama bu, onlara büyük bir taşkınlıktan başka bir şey artırmıyor.” (İsra/60) Burada Ümeyye Oğulları kasdedilmektedir. Resulullah: “Ya Cebrail, bu kişiler benim asrım ve benim zamanımda mı olacaklar?” dedi. Cebrail: “Hayır, dedi, İslam değirmeni, hicretinden 10 yıl geçinceye kadar dönmesine devam edecektir. Daha sonra, hicretinin 35. yılının başında dönmeye başlayıp 5 yıl öylece devam edecektir. Ondan sonra sapıklık değirmeni dönmeye başlayacak; sonra firavunların hakimiyeti kurulacaktır.” dedi.

İmam daha sonra şöyle buyurdu: “Yüce Allah, bununla ilgili olarak şu ayetleri indirdi: “Hiç kuşkusuz, biz onu (Kur’an’ı) Kadir gecesinde indirdik. Kadir gecesinin ne olduğunu çok iyi bilirsin sen. Kadir gecesi bin aydan daha iyidir.” (Kadir/1-3) Ümeyye Oğulları’nın, saltanat ettiği ve içinde Kadir gecesi bulunmayan bin ay kastedilmiştir. Böylece Allah azze ve celle Peygamberine aleyhisselam Ümeyye Oğulları’nın bu süre boyunca ümmete musallat olup hükümranlık edeceklerini haber verdi. Bu süre içerisinde dağlar bile, onlara üst olmaya kalkışsa, onlar üst olur. Allah, saltanatlarına son verinceye kadar bu durum böyle devam eder. Bu süre içerisinde biz Ehl-i Beyt’e düşmanlık ve zulüm, onların sloganı olur. Allah onların saltanatı döneminde Muhammed’in Ehl-i Beytinin, sevenlerinin ve şiilerinin başlarına ne belalar geleceğini Resulüne haber vermiştir.”

İmam şöyle devam etti: “Yüce Allah, onlarla ilgili olarak şu ayeti indirmiştir: “Allah’ın nimetini küfre çevirip kavimlerini (de) helak yurduna, girecekleri cehenneme yerleştiren kimseleri görmedin mi? Ne de kötü yerdir orası?” (İbrahim/28-29) Allah’ın nimeti, Muhammed ve Ehl-i Beytidir. Onları sevmek, imandır; insanı cennete götürür. Onlara düşmanlık, küfür ve nifaktır; insanı cehenneme sokar. Resulullah salla’llahu aleyhi ve âlih bu sırları Ali ve Ehl-i Beytine bildirdi.”

Mütevekkil diyor ki: Ebu Abdullah (İmam Cafer Sadık) daha sonra şöyle buyurdu:

“Kaim’imiz (kıyam edecek olanımız, Hz. Mehdi -a.f-) kıyam edinceye kadar biz Ehl-i Beyt’ten biri, bir zulmü defetmek veya bir hakkı diriltmek için kıyam edecek olursa, bela ve musibetler onu mahveder; kıyamı, bizim ve şiilerimizin zahmetini, üzüntüsünü artırır.”

Harun oğlu Mütevekkil diyor ki: “Daha sonra Ebu Abdullah (İmam Sadık) aleyhisselam o duaları bana söyledi, ben de yazdım. Dualar yetmiş beş bab idi. On bir babını kaybettim, altmış küsur bab yanımda mevcuttur.”

(Sahîfe-i Seccadiye’nin ravisi olan Amidürrüesa, Sahîfe’yi bir başka tarik ile de naklederek şöyle diyor):

Ebu Mufazzal bize tahdis etti; dedi ki: Muhammed b. Hasan b. Ruzbeh Ebu Bekr el-Medainî el-Kâtib, (Kufe’nin) Rahbe mahallesindeki Evinde bana tahdis etti; dedi ki: Muhammed b. Ahmed b. Müslim el-Mutahharî bana tahdis etti; dedi ki: Babam, Umeyr b. Mütevekkil el-Belhî’den, o da babası Mütevekkil b. Harun’dan, şöyle dediğini bana tahdis etti: “Yahya b. Zeyd b. Ali (Zeynelâbidin) aleyhimesselam ile karşılaştım...”

Bu tarikde de hadisin tamamı, (İmam) Cafer b. Muhammed’in, babalarından -Allah’ın salatı onlara olsun- naklettiği Peygamber’in salla’llahu aleyhi ve âlih rüyasına kadar zikredilmiştir.

Bu tarikde ayrıca bablar şöyle sıralanmıştır:

1-  Yüce Allah’a Hamd ve Sena

2-  Muhammed ve Âline Salat

3-  Arşı Taşıyan Meleklere Salat

4-  Peygamberleri Tasdik Edenlere Salat

5-  Kendisi ve Özel Dostları Hakkındaki Duası

6-  Sabah ve Akşam Vakitleri Okuduğu Dua

7-  Önemli Durumlarda Okuduğu Dua

8-  Allah’a Sığınmakla İlgili Duası

9-  Bağışlanma İstemiyle İlgili Duası

10-Yüce Allah’a Sığınmakla İlgili Duası

11-Güzel Akıbet İstemiyle İlgili Duası

12-Günahları İtiraf Etme Hakkındaki Duası

13-Allah’tan Hacetleri İsteme Hakkındaki Duası

14-Zulme Uğradığı Zaman Okuduğu Dua

15-Hastalandığı Zaman Okuduğu Dua

16-Günahlarının Bağışlanmasını İstediği Zaman Okuduğu Dua

17-Şeytana Karşı Okuduğu Dua

18-Korkulan Durumlarla İlgili Duası

19-Yağmur Talebiyle İlgili Duası

20-Yüce Erdemler Hakkındaki Duası

21-Bir Şey İçin Üzüldüğünde Okuduğu Dua

22-Zorluklarda Okuduğu Dua

23-Afiyet İstemiyle İlgili Duası

24-Anne ve Babası Hakkındaki Duası

25-Çocukları Hakkındaki Duası

26-Komşuları ve Dostları Hakkındaki Duası

27-Sınır Bekçileri Hakkındaki Duası

28-Allah’a Yönelme Hakkındaki Duası

29-Geçim Sıkıntısı Çektiğinde Okuduğu Dua

30-Borcu Ödemekte Allah’tan Yardım İsteme Hakkındaki Duası

31-Tövbe İstemiyle İlgili Duası

32-Gece Namazında Okuduğu Dua

33-Allah’tan Hayır İsteme Hakkındaki Duası

34-Musibete Uğradığı Veya Günah Sebebiyle Kötü Duruma Düşen Birini Gördüğü Zaman Okuduğu Dua

35-Allah’ın Kazasına Rıza Hakkındaki Duası

36-Gökgürültüsünü Duyduğu Zaman Okuduğu Dua

37-Şükür Hakkındaki Duası

38-Özür Dileme Hakkındaki Duası

39-Af Dileme Hakkındaki Duası

40-Ölümü Hatırladığı Zaman Okuduğu Dua

41-Ayıpların Örtülmesi ve Günahlardan Korunma İstemiyle İlgili Duası

42-Kur’an’ı Hatmettiğinde Okuduğu Dua

43-Hilale Baktığı Zaman Okuduğu Dua

44-Ramazan Ayı Girdiğinde Okuduğu Dua

45-Ramazan Ayıyla Vedalaştığında Okuduğu Dua

46-Ramazan Bayramı ve Cuma Günü Okuduğu Dua

47-Arefe Günü Okuduğu Dua

48-Kurban Bayramı ve Cuma Günü Okuduğu Dua

49-Düşmanların Hilelerine Karşı Okuduğu Dua

50-Allah’tan Korkma Hakkındaki Duası

51-Allah’a Yalvarıp Yakarma ve Boyun Eğme Hakkındaki Duası

52-Allah’a Israr Etme Hakkındaki Duası

53-Allah’ın Karşısında Hakirliğini İtiraf Etme Hakkındaki Duası

54-Allah’tan Üzüntülerin Giderilmesini İsteme Hakkındaki Duası

Diğer bablar ise, Ebu Abdullah el-Hasanî’nin -Allah ona rahmet etsin- lafzıyladır. Ebu Abdullah Cafer b. Muhammed el-Hasanî bize tahdis etti; dedi ki: Abdullah b. Ömer b. Hattab ez-Zeyyat bize tahdis etti; dedi ki: Dayım Ali b. Nu’man el-A’lem bana tahdis etti; dedi ki: Umeyr b. Mutevekkil es-Sekafî el-Belhî, babası Mütevekkil b. Harun’dan, şöyle dediğini bana tahdis etti: (Bu duaları) Efendim Ebu Abdullah Cafer b. Muhammed es-Sadık söyledi, ben yazdım. O da dedi ki: (Bu duaları) Dedem Ali b. Hüseyin (İmam Zeynelâbidin) benim huzurumda babam Muhammed b. Ali’ye (İmam Muhammed Bâkır’a) -selam olsun onlara- söyledi, o da yazdı.


1

Allah’a Hamd ve Sena İle İlgili Duası

İmam (a.s), duaya Allah’a hamd ve sena ile başlar ve şöyle buyururdu:

Hamd Allah’a ki ilkdir, O’ndan önce bir ilk yoktur; sondur, O’ndan sonra bir son yoktur. Gözler O’nu görmekten, tahayyüller (vehimler) O’nu vasfetmekten âcizdir.

Kudretiyle dilediği gibi yepyeni bir yaratık meydana getirdi. Sonra onları irade ettiği yola koydu, sevgisi yolunda ilerleyebilmelerini sağladı. Öne geçirdiğini ertelemeye, ertelediğini önce geçirmeye güçleri yetmez. Onlardan her bir ruh için paylaştırılmış belli bir rızk tayin etti. O, birine çok rızk verdi mi kimse onu azaltamaz; birine de az verdi mi kimse onu çoğaltamaz.

Sonra onların her biri için vakitlendirilmiş bir ecel, sınırlandırılmış bir süre belirledi. Her geçen gün adım adım ona doğru ilerlemekte, her geçen yıl ona daha bir yakınlaşmaktadır. Süresi dolunca da vaad ettiği bol sevapla ödüllendirmek ya da sakındırdığı azapla cezalandırmak üzere ruhunu kabzeder. “Böylece kötüler en kötü işlerinin karşılığını görürler; iyiler de iyi amellerinin ödülünü en güzel şekliyle alırlar.” (Necm /31) Çünkü adaleti bunu gerektirmektedir. İsimleri kutsal, nimetleri açıktır. “O, yaptığından dolayı sorgulanmaz, bilakis onlar sorgulanırlar.” (Enbiya /23)

Hamd Allah’a ki, eğer kullarına, ardı arkası kesilmeyen minnetler ve açık seçik bol nimetler karşısında hamd etmeyi öğretmemiş olsaydı, nimetlerinde tasarruf ederler, ama O’na hamd etmezlerdi; rızkından bol bol yararlanırlar, ama şükretmezlerdi. Böyle olunca da insanlık sınırlarından çıkar, hayvanlık seviyesine düşerlerdi. O zaman da yüce Allah’ın Kur’an’da nitelendirdiği kimselerden olurlardı: “Onlar hayvanlar gibidirler; hatta yolca daha şaşkındırlar.” (Furkan/44)

Hamd Allah’a ki, kendisini bize tanıttı; şükrünü bize ilham etti; rablığı gereği ilim kapılarını yüzümüze açtı, kendisini ihlas ile birlememize kılavuzluk etti; ilhaddan (Allah’ı inkâr) ve emrinde kuşkuya kapılmaktan bizi uzak tuttu. Öyle bir hamd ki, onunla kendisine hamd eden kullarının arasında yer alalım ve rıza ve affını kazanma yarışında herkesten öne geçelim. Öyle bir hamd ki, Berzah karanlıklarını bize aydınlatsın; kabirden çıkarılmayı bize kolaylaştırsın; “her nefsin kazandığıyla cezalandırılacağı, kimsenin zulme uğramayacağı” (Casiye/23), “hiçbir dostun dostuna bir şey kazandıramayacağı ve hiçbir yerden yardım göremeyecekleri” gün (Duhan/41) tanıkların durduğu yerlerde mekânlarımızı şereflendirsin.

Öyle bir hamd ki, bizden en yüce İlliyyun’a, “Allah’a yakın olanların gördüğü ve amellerin sayılıp yazıldığı kitaba” (Mutaffifîn/20-21) yükselsin. Öyle bir hamd ki, gözler faltaşı gibi açıldığında onunla gözlerimiz aydın olsun; çehreler siyahlaşınca onunla yüzlerimiz ak olsun. Öyle bir hamd ki, onun sayesinde Allah’ın acıklı ateşinden salıverilip Allah’ın ikram dolu komşuluğunu kazanalım. Öyle bir hamd ki, onunla mukarreb meleklerle boy ölçüşelim ve zevali olmayan keramet yurdunda mürsel peygamberlerle birlikte olalım.

Hamd Allah’a ki, yaratılışın güzelliklerini bizim için seçti; temiz rızkları bizim için çıkardı, verdiği güçle bizi bütün yaratıklarından üstün kıldı. Böylece, kudretiyle bütün yaratıkları bize boyun eğmekte; izzetiyle bize itaat etmekteler. Ve hamd Allah’a ki, kendisinden başka kimseye bizi muhtaç kılmadı. O halde nasıl O’na hamd etmeye güç yetirebilir, ya da ne zaman şükrünü yerine getirebiliriz? Hayır, kesinlikle hiçbir zaman!

Ve hamd Allah’a ki, bizde açılma ve kasılma araçları bıraktı; bizi hayat esintileriyle faydalandırdı; bizde çalışma uzuvları meydana getirdi; temiz rızklarla beslenmemizi sağladı; fazlıyla bizi zengin etti; nimetiyle bizi sermaye sahibi kıldı. Sonra itaatimizi ölçmek için bize birtakım emirler yöneltti; şükrümüzü sınamak için bizi birtakım şeylerden sakındırdı. Ama biz O’nun emrettiği yoldan çıktık, sakındırdığı şeylerin içine daldık. Ancak O, bundan dolayı bizi hemencecik cezalandırmadı; acele bizden intikam almaya kalkmadı. Aksine, rahmetiyle bir lütuf olarak, bize mühlet verdi; şefkatiyle sabır ve hazımla (tövbe edip) dönmemizi bekledi.

Ve hamd Allah’a ki, bize tövbe yolunu gösterdi; O’nun lütuf ve fazlı olmasaydı kesinlikle ona hak kazanamazdık. Şimdi eğer O’nun fazlından bir tek bu tövbeyi sayacak olsak, hakkımızdaki sınavının fevkalade güzel, bize yönelik ihsanının çok büyük, üzerimizdeki lütfunun çok yoğun olduğunu görürüz. Oysa bizden öncekiler (örneğin İsrail oğulları) hakkında tövbe hususunda böyle bir sünneti (kuralı) yoktu. Bakınız, gücümüzü aşan yükümlülükleri omuzlarımızdan kaldırmış; yalnızca güç yetirebildiğimiz şeylerle bizi yükümlü kılmış; bizden, kolay olandan başka bir şey istememiş; böylece hiçbir kimseye herhangi bir bahane ve mazeret bırakmamıştır. Dolayısıyla içimizden helak olan, (bu kadar kolaylıklara rağmen) O’na muhalefet edendir; saadete eren ise, O’na rağbet edendir.

Meleklerinden O’na en yakın olanı, yaratıklarından katında en değerli olanı ve kendisine hamd edenlerin, indinde en beğenileni O’na neyle (nasıl) hamd ettiyse, onunla Allah’a hamd olsun. Öyle bir hamd (ve övgü) ki; Rabbimizin bütün yaratıklarına olan üstünlüğü gibi, diğer bütün hamdlerden üstün olsun. Sonra, bize ve geçmiş-gelecek bütün kullarına olan her bir nimetinin yerine, ilminin kuşattığı bütün şeylerin sayısıca ve o nimetlerin her birinin yerine kat kat fazlasıyla, kıyamet gününe kadar ardı arkası kesilmeksizin ebedi olarak O’na hamd olsun.

Öyle bir hamd ki, erişilecek sınırı, sayılacak adedi, ulaşılacak sonu ve bitecek süresi olmasın! Öyle bir hamd ki, bizi O’nun itaati ve affına kavuştursun; rızasını kazanmamıza vesile olsun; mağfiretini elde etmemize yarasın; bizi cennetine götürsün; azabından, gazabından korusun; O’na itaat etmemize destek, isyan etmemize engel olsun; hakkını eda edip belirlediği vazifeleri yerine getirmemize yardımcı olsun.

Öyle bir hamd ki, sayesinde saadetli dostlarının arasında saadete erelim ve düşmanlarının kılıçlarıyla şehit düşenlerin arasında yer alalım. Hiç şüphesiz, O, nimetlerin velisidir, hamdin (övgünün) yegane sahibidir.


2

Bu Hamd ve Senadan Sonra

Resulullah’a Salat ve Selam İle İlgili Duası

Ve hamd Allah’a ki, ne kadar büyük olursa olsun hiçbir şey karşısında âciz kalmayan ve ne kadar ince ve zarif olursa olsun hiçbir şeyi gözden kaçırmayan kudretiyle, peygamberi Muhammed -Allah’ın salatı ona ve soyuna olsun- ile eski ümmetlere ve geçmiş asırlara değil, bize minnet koydu; böylece bizi ümmetlerin sonuncusu kıldı; inkârcılara karşı bizi tanıklar yaptı ve nimetiyle, az olanlar karşısında sayımızı çoğalttı.

Allah’ım, o halde vahyinin emini, yaratıklarının seçkini, kullarının arasından seçip beğendiğin, rahmet imamı, hayır önderi ve bereket anahtarı olan Muhammed’e salat eyle (derecesini yücelt); nasıl ki o kendini senin işin için adadı; bedenini senin uğruna eziyetlere maruz bıraktı; (insanları) sana doğru çağırırken yakınlarıyla açıkça çelişti; senin rızan uğruna kabilesiyle savaştı; dinini ihya etmek için akrabalarıyla ilişkisini kesti; inkâr ettikleri için yakın olanları uzaklaştırdı; sana icabet ettikleri için uzak olanları yakınlaştırdı; senin yolunda en uzak kimseleri dost edindi; en yakın kimselere düşman kesildi; elçiliğini iletmek için kendini yordu; (insanları) dinine davet etmekle kendini nice zahmetlere soktu; uğraşı, davetine muhatap olanları öğütlemek oldu; dinini aziz kılmak, güçlendirmek ve sana karşı küfre sapanlara galebe çalmak amacıyla gurbet diyarlarına; doğup büyüdüğü, yakınlarının bulunduğu, taşını, toprağını tanıdığı vatanından uzak yerlere göç etti (Medine’ye hicret); ve nihayet, düşmanlara karşı elde etmek istediği başarıyı, dostların için öngördüğü sonucu tastamam elde etti. Senden medet umarak, güçsüz olduğu halde senin yardımınla güç kazanarak düşmanlarının üzerine yürüdü; evlerinin içinde onlarla savaştı; karargâhlarının tam ortasında onlara saldırdı. Derken, müşriklerin istememesine rağmen senin dinin aşikâr oldu, kelimen yüceldi.

Allah’ım, senin yolunda çekmiş olduğu zahmetler karşısında O’nu cennetinin en yüce derecesine yükselt. Öyle ki, derece bakımından kimse onunla eşit olmasın; makam bakımından kimse ona denk olmasın; katında hiçbir mukarreb melek ve hiçbir mürsel peygamber onunla boy ölçüşemesin. Ve onu, tertemiz Ehl-i Beyti ve mü’min ümmeti hakkında kendisine vaad ettiğin güzel (kabul edilen) şefaatin en yüce mertebesiyle tanıştır. Ey vaadi geçerli olan, sözüne vefa eden; ey kötülükleri kat kat fazlasıyla iyiliklere dönüştüren (yüce Allah)! Hiç kuşkusuz, sen büyük lütuf sahibisin.


3

Arşı Taşıyan ve Tüm Mukarreb

Meleklere Salat İle İlgili Duası

Allah’ım, seni tesbih etmekten bıkmayan, seni kutsamaktan usanmayan, sana ibadet etmekten yorulmayan, emrini imtisalde ciddiyetle çalışıp ihmalkârlık etmeyen, sana olan iştiyaklarından asla gaflete düşmeyen, Arşının taşıyıcılarına; kirpik kırpmadan izninin ve emrinin gelmesini bekleyen, (emrin gelince de) Sur’a üfleyerek kabir rehinleri olan baygınları ayıltacak Sur sahibi İsrafil’e; indinde şan-şeref sahibi olan, sana itaat ederek yüksek bir yere ulaşan Mikail’e; vahyinin emini, gökler ehlinin yanında kendisine itaat edilen, nezdinde saygın olan, katında mukarreb (yakınlaştırılmış) olan Cebrail’e; perdeler meleklerine müvekkel olan Ruh’a (bir melek) ve senin emrinden olan Ruh’a (bir başka melek) salat eyle.

Onlardan alttaki, göklerinin sakinleri, elçiliğin hususunda güvenilir olan, çalışmaktan bıkkınlık duymayan; zor işlerden yorulup yılmayan, nefsani istekleri kendilerini seni tesbih etmekten alıkoymayan, gafletler unutkanlığıyla seni ululamaktan geri kalmayan, yere bakan gözleriyle sana doğru bakmaya kasdetmeyen, çenelerini aşağı indirmiş, katındakine büyük rağbet duyan, nimetlerini anmaya aşırı derecede düşkün olan, azametinin, büyüklüğünün yüceliği karşısında alçalan; günah ehline karşı cehennemin uğultusunu görünce: “Her türlü eksiklikten münezzehsin sen, sana hakkıyla ibadet etmedik” söyleyen meleklerine de (salat eyle, Allah’ım).

Bütün bunlara salat ettiğin gibi; rahmet meleklerine; katında yakınlık sahibi olanlara; gaybı peygamberlerine taşıyanlara; vahyinin eminleri olanlara; kendin için ayırdığın, kutsamanla kendilerini yiyip içmekten müstağni kıldığın ve gök tabakalarına yerleştirdiğin melekler kabilelerine; göklerin uçlarında vaadinin sona ermesiyle emrinin (kıyametin) gerçekleşmesini bekleyenlere; yağmur hazinelerinin bekçilerine; bulutları sevkedenlere, sevketmesiyle yıldırım seslerinin duyulup şimşeklerin çakmasına vesile olanlara; kar ve doluyu uğurlayanlara; yağmur damlalarıyla birlikte inenlere; rüzgarların hazineleriyle ilgilenenlere; yerinden oynamasın diye dağları tutmakla görevli olanlara; suların ölçüleri, şiddetli ve sağanak yağmurların ölçeğiyle tanıştırdıklarına; istenmeyen belalarla veya sevilen bollukla yeryüzüne gönderdiğin meleklerine; çok kıymetli, iyilik sever elçilerine; çok değerli, (amelleri) yazan koruyuculara; ölüm meleği ve yardımcılarına; (kabir sorgulayıcıları) Münker ve Nekir’e; kabir ehlini sınava tabi tutan Ruman’a; Beyt-i Ma’mur etrafında tavaf edenlere; Malik’e ve (cehennem) bekçilerine; Rızvan’a ve cennetlerin hizmetçilerine; “kendilerine emir verildiği konuda Allah’a isyan etmeyen ve emredildikleri şeyi yapan” (Tahrim/6) meleklere; (cennet ehline:) “Selam size, sabrettiğiniz için; (dünya) yurdun(un) sonu ne güzel!” (Ra’d/24) diyenlere; kendilerine: “Tutun onu, derhal bağlayın onu; sonra cehenneme atın onu.” (Hâkka/30-31) dendiği zaman bekletmeden hemen emri yerine getiren zebanilere; anmadığımız, katındaki yerini, ne işle memur kıldığını bilmediğimiz diğerlerine; havadakilere, yerdekilere, sudakilere ve yaratıklar üzerindeki denetleyicilere, bütün bunlara her nefsin bir sürücü (melek) ve bir tanık (melek) eşliğinde geleceği gün salat eyle.

Şereflerine şeref katacak, temizliklerini artıracak bir salatla onlara salat eyle. Allah’ım, meleklerine ve elçilerine salat ettiğin, bizim salatımızı da onlara ilettiğin zaman, senden gelen başarıyla onları güzellikle anmamızdan dolayı bize de salat eyle. Hiç kuşkusuz, sen çok cömertsin, üstün kerem sahibisin.


4

Peygamberlere Tabi Olan ve Onları

Tasdik Edenlere Salatını İçeren Duası

Allah’ım, yeryüzü ehlinden peygamberlere tabi olanları; düşmanlar yalanlamalarıyla peygamberlere karşı çıktıkları zaman peygamberleri gıyaben (kalben) doğrulayanları; iman hakikatleriyle onlara gönül verenleri; Adem’den Muhammed’e -Allah’ın salat ve selamı ona ve soyuna olsun- kadar her asır ve zamanda o asrın insanları için delil olarak gönderdiğin hidayet imamlarına, takva ehlinin önderlerine -hepsine selam olsun- uyanları kendinden bir mağfiret ve rızvanla an.

Allah’ım, özellikle de Muhammed’in ashabının, sahabiliği bilip hakkını eda edenlerin, ona yardımda güzel bir imtihan verenlerin, onu destekleyip himaye edenlerin, koşarak elçiliğine inananların, davetini kabulde yarışıp öne geçenlerin, Rabbinin mesajlarını duyururken kendisine icabet edenlerin; dâvâsı uğruna eşleri ve çocuklarından ayrılanların, nübüvvetini sağlamlaştırmak için babaları ve oğullarıyla savaşıp onun bereketiyle zafere ulaşanların, gönüllerinde onun sevgisini besleyerek bu sevgiyle asla zarara uğramayacak bir ticaret umanların, onun kulpuna yapışınca kabilelerinden dışlananların, ona yakınlık gölgesinde yer alınca akrabalıklarından çıkarılanların, Allah’ım, bunların senin için ve senin yolunda kaybettiklerini unutma! İnsanları senin (dininin) etrafında topladıkları, Resulünle birlikte sana davet ettikleri için hoşnutluğunla onları hoşnut et. Senin yolunda kavimlerinin memleketini terkettikleri, geçim bolluğunu bırakıp geçim darlığına katlandıkları için onları ve dinini yüceltmek için sayılarını çoğalttığın mazlumları mükâfatlandır.

Allah’ım, onları (ashabı) güzellikle izleyip, “Rabbimiz bizi ve bizden önce iman etmiş kardeşlerimizi bağışla.” (Haşr/10) diyen; onların yolunda yürüyen, onların yöneldiği yöne yönelen; onların mizaç ve meşreplerine göre hareket eden, hiçbir şüphe kendilerini onların basiretlerinden (inançlarından) geri çeviremeyen; onların izinde yürümekte, hidayet meşalelerine uymakta kuşkuya düşmeyen; onlara yardım eden; dinlerini din edinen; hidayetleriyle hidayet bulan; onlarla ittifak içinde olan; onları (Peygamber’den) kendilerine ilettiklerinde itham etmeyen tabiîne de en iyi ödülünü ver.

Allah’ım, günümüzden kıyamet gününe kadar gelip geçecek olan tabiîne, onların eşlerine ve soylarına, içlerinden sana itaat edenlere salat eyle. Bir salat ki, onunla onları sana karşı gelmekten koruyasın; cennet bahçelerinde yerlerini genişletesin; şeytanın tuzağına düşmelerine engel olasın; senden medet umdukları iyi işlerde kendilerine yardımcı olasın; onları, ansızın hayırlı bir haberle kapıyı çalan hadiselerin dışında, gece gündüz demeyip beklenmedik bir zamanda baskın yapan felaketlerden koruyasın; onları rahmetine ümitli olmaya, katındakini arzu etmeye, kulların elindeki şeyler konusunda kötü yargılı olmamaya sürükleyesin. Böylece de onları sana rağbet etmeye ve senden korkmaya yöneltesin; dünya hayatına aldırışsız kılasın; onlara ahiret için çalışmayı, ölümden sonrası için hazırlanmayı sevdiresin; canların bedenlerden çıkacağı gün karşılaşacakları her zorluğu onlara kolaylaştırasın; onları korkunç fitnelerin meydana getireceği durumlardan, cehennemin kavurucu ateşinden, orada sürekli kalmaktan kurtarasın; onları takva ehlinin güvenli dinlenme yerlerine (cennete) yerleştiresin!


5

Kendisi ve Velayetine İnanan

Dostları Hakkındaki Duası

Ey azametinin şaşılacak harikaları bitmek bilmeyen (yüce Allah), Muhammed ve âline salat eyle ve bizi azametin hakkında eğriliğe sapmaktan koru.

Ey saltanatının süresi sona ermeyen (yüce Allah), Muhammed ve âline salat eyle ve boyunlarımızı ceza ve ukubetinden azad et.

Ey rahmetinin hazineleri tükenmeyen (yüce Allah), Muhammed ve âline salat eyle ve rahmetinden bizim için de bir pay ayır.

Ey gözlerin görmekten âciz olduğu (yüce Allah), Muhammed ve âline salat eyle ve bizi kurbuna (yakınlığına) yaklaştır.

Ey mertebesi yanında diğer bütün mertebeler küçük kalan (yüce Allah), Muhammed ve âline salat eyle ve bizi katında değerli kıl.

Ey haberlerin iç yüzü indinde aşikâr olan (yüce Allah), Muhammed ve âline salat eyle ve bizi yanında rüsvay etme.

Allah’ım, bağışınla, bizi bağışta bulunanların bağışlarından müstağni kıl; ilişkilerini keserek bizi yalnızlığa itenlere karşı ihsan ve ikramınla bizi koru ki, senin bağışınla başka hiçbir kimseye rağbet etmeyelim ve senin lütuf ve fazlınla hiçbir kimsenin uzaklaşmasıyla yalnızlığa itilmeyelim.

Allah’ım, Muhammed ve âline salat eyle ve bizim aleyhimize değil, lehimize plan düzenle; zararımıza değil, yararımıza tuzak kur; bizi muzaffer kıl, bize karşı (kimseyi) zafere ulaştırma.

Allah’ım, Muhammed ve âline salat eyle ve bizi kendin koru; bizi kendinle koru; bizi kendine doğru hidayet et; bizi kendinden uzaklaştırma. Çünkü senin koruduğun daima esenlik içinde olur; hidayet ettiğin bilir; kendine yakınlaştırdığın büyük bir kazanç elde eder.

Allah’ım, Muhammed ve âline salat eyle ve bizi zamanın acımasız felaketlerine, şeytanın kötü tuzaklarına, sultanın acı saldırısına karşı koru.

Allah’ım, yetinenler senin gücünün fazlıyla yetinirler; o halde Muhammed ve âline salat eyle ve bize yet. Bağışta bulunanlar, senin bağışının fazlasıyla bağışta bulunurlar; o halde Muhammed ve âline salat eyle ve bize bağışta bulun. Hidayet bulanlar, senin yüzünün nuruyla hidayet bulurlar; o halde Muhammed ve âline salat eyle ve bizi (doğru yoluna) hidayet et.

Allah’ım, sen kime yardım ettiysen, artık kimse onu zelil ve hor edemez; kime verdiysen, artık kimse ondan bir şey eksiltemez; kimi doğru yola hidayet ettiysen, artık kimse onu şaşırtamaz, saptıramaz. O halde Muhammed ve âline salat eyle ve izzetinle bizi kullarından (gelecek zararlardan) koru; yardımınla bizi senden başkasından müstağni kıl; yol göstermenle bizi hak yolda yürüt.

Allah’ım, Muhammed ve âline salat eyle ve kalplerimizin selametini azametini anmakta, bedenlerimizin rahatını nimetlerine şükretmekte karar kıl ve dillerimizi minnetlerini anlatmak için aç.

Allah’ım, Muhammed ve âline salat eyle ve bizi sana doğru çağıran davetçilerden; sana doğru kılavuzluk eden hidayetçilerden et; katında özel bir yeri olan kullarından kıl. Ey merhametlilerin en merhametlisi!


6

Sabah ve Akşam Vakitlerinde Okuduğu Dua

Hamd Allah’a ki, gücüyle gece ve gündüzü yarattı; kudretiyle aralarında ayrıcalık koydu; her biri için belli bir sınır, belli bir süre tayin etti; geceyi gündüzün, gündüzü de gecenin içine sokar. Kullarının beslenme ve gelişmesini sağlamak için O’nun bir planıdır bu. Yorucu hareketler ve meşakkatli işlerin ardından dinlenmeleri için geceyi yarattı; uyuyup dinlenerek güç ve enerji biriktirmeleri, ayrıca lezzet ve şehvetlerine ulaşmaları için onu bir örtü kıldı. Gündüzü de onlar için aydınlık kıldı ki, Allah’ın fazlından nasiplerini arasınlar; rızkını elde etmek için çalışıp çabalasınlar; dünya ihtiyaçlarına ulaşıp ahiret mutluluğunu kazanmak için arzında dolaşsınlar. Böylece Allah, onların durumlarını düzeltir; onları imtihan eder; itaat zamanlarında, farzlarının söz konusu olduğu yerlerde ve hükümlerinin uygulanması gerektiği durumlarda nasıl davrandıklarına bakarak, “kötü işler yapanları işledikleriyle cezalandırır; güzel işler yapanları da daha güzeliyle ödüllendirir.” (Necm/31)

Allah’ım, hamd sana mahsustur. Çünkü sabahı sen bizim için yarıp çıkardın; gündüzün ışığından sen bizi yararlandırdın; rızkların aranacağı yerleri sen bize öğrettin; bela ve afetlerden sen bizi korudun. Böylece biz ve tüm şeyler; gök, yer ve onlarda bulunan canlı cansız, hareketli hareketsiz, havada yükselen, yer altında gizli bulunan her şey senin olduk; senin yed-i kudretinde mülkünün ve saltanatının kapsamına girdik; iradenle bir araya geldik; emrin doğrultusunda bir şeyler yapabilmekte, tedbirin yönünde hareket etmekteyiz. Senin hükmettiğinden başka bir durum ve senin verdiğinden başka bir hayır bizim için söz konusu değildir, olamaz da.

(Allah’ım,) Bu (gün), yeni bir gündür; tanıklık etmeye hazır bir şahittir. Güzel işler yaparsak övgüyle bizimle vedalaşır; kötü işler yaparsak yergiyle bizden ayrılır.

Allah’ım, Muhammed ve âline salat eyle ve onunla (günle) iyi birlikteliği bize nasip et; bir suç işleyerek, küçük veya büyük bir günaha mürtekip olarak kötü bir şekilde ondan ayrılmaktan bizi koru. Bize bu günde bol bol iyilikler yaz; kötülüklerden arındır ve onun (günün) iki ucunun arasını hamd, şükür, mükâfat, birikim, lütuf ve ihsan ile doldur.

Allah’ım, pek değerli yazıcı meleklerine bizden yana çekecekleri zahmeti kolaylaştır; amel defterlerimizi iyiliklerimizle doldur; bizi onların yanında rüsvay etme.

Allah’ım, bize bu günün saatlerinin her bir saatinde kullarından bir pay, şükründen bir nasip ve meleklerinden bir doğruluk tanığı ayır.

Allah’ım, Muhammed ve âline salat eyle ve bizi önümüzden, arkamızdan, sağımızdan, solumuzdan ve bütün yönlerimizden koru. Bu koruman, bizi sana karşı günah işlemekten alıkoysun, sana itaat etmeye sevketsin, sevgini celbetsin.

Allah’ım, Muhammed ve âline salat eyle ve bizi bu günümüzde, bu gecemizde ve bütün günlerimizde hayrı işlemeye, şerri terketmeye, nimetlere şükretmeye, sünnetlere uymaya, bid’atlerden kaçınmaya, marufu (iyiliği) emretmeye, münkerden (kötülükten) sakındırmaya, İslam’ın bekçiliğini yapmaya, batılı kınayıp horlamaya, hakkı destekleyip yüceltmeye, yolunu şaşırmışa doğruyu göstermeye, güçsüze yardımcı olmaya, mağdurun imdadına koşmaya muvaffak et.

Allah’ım, Muhammed ve âline salat eyle ve bu günü yaşadığımız en kutlu gün, birlikte olduğumuz en üstün arkadaş ve geçirdiğimiz en hayırlı vakit kıl. Bizi bütün yaratıklarının arasında üzerlerinden gece ve gündüz geçen en hoşnut, verdiğin nimetlere en çok şükreden, koyduğun yasalara uymakta en sebatlı ve sakındırdığın yasaklardan en çok kaçınan kullarından kıl.

Allah’ım, ben bu günde, bu saatte, bu gecede ve bulunduğum bu yerde, seni tanık tutuyorum ve tanık olarak sen yetersin; göğü, yeri, onlarda yerleştirdiğin meleklerini ve diğer yaratıklarını da tanık tutuyorum ki, ben şuna şehadet etmekteyim: Sen Allah’sın, senden başka ilah yoktur; adaleti ayakta tutarsın; hükmünde adilsin; kullarına şefkatlisin; mülkün maliki ve sahibisin; yaratıklarına pek merhametlisin. (Yine şehadet etmekteyim ki:) Muhammed senin kulun, resulün ve yaratıkların içinde seçip beğendiğin kimsedir. Peygamberlik görevini ona yükledin, layıkıyla yerine getirdi; ümmetini öğütlemesini emrettin, öğütledi.

Allah’ım, yaratıklarından herhangi birine ettiğin en çok salatı Muhammed ve âline eyle; kullarından herhangi birine verdiğin en iyi şeyi bizden taraf ona ver ve peygamberlerinden herhangi birine ümmetinden taraf verdiğin en iyi ve en değerli ödülü bizden taraf ona ver. Hiç şüphesiz, sen, büyük nimetlerle ihsan edensin; büyük günahları bağışlayansın; sen her merhametliden daha merhametlisin. O halde, Muhammed ve onun tertemiz, seçkin ve asil soyuna salat eyle.


7

Önemli Bir İş Veya Üzücü Bir Durumla Karşılaştığında ve Üzüntülü Zamanlarda Okuduğu Dua

Ey (yüce Allah) ki, mihnet düğümleri seninle çözülür; ey ki, zorluklar sınırı seninle aşılır; ey ki, kurtuluş ferahlığına seninle kavuşulur! Kudretin karşısında güçlükler kolaylaşmış, lütfunla sebepler sebep oluvermiş, kudretinle kaza ve kaderin cari olmuş ve her şey iraden doğrultusunda gelip geçmiştir. Her şey, söylemene gerek kalmadan sırf meşiyetinle emir almakta, nehyine ihtiyaç duyulmadan sakınmakta. Önemli işler için çağrılan sensin; musibetlerde sığınılacak sensin; felaketleri defedecek olan sensin; sıkıntıları giderecek olan sensin.

Ey Rabbim, ağırlığı altında ezildiğim felaketler üzerime çökmüş; tahammülü çok güç olan musibetler gelip çatmış bana. Bunları kudretinle bana getirmiş, saltanatınla bana yöneltmişsin. Senin getirdiğini kimse götüremez; senin yönelttiğini kimse geri çeviremez; senin kapattığını kimse açamaz; açtığını kimse kapatamaz; zorlaştırdığını kimse kolaylaştıramaz; hor ve zelil kıldığına kimse yardım edemez.

O halde ey Rabbim, Muhammed ve âline salat eyle ve lütfunla kurtuluş kapısını yüzüme aç; gücünle üzüntü ve kederin üzerimdeki sultasını kır; şikâyetçi olduğum hususta bana bakışını güzelleştir; dilendiğim konuda ihsanının tatlılığını bana tattır; bana kendi katından bir rahmet ve afiyet dolu bir rahatlık ver; bana kendi indinden acil bir kurtuluş yolu belirle; beni gamlanıp kederlenmekle meşgul ederek farzlarını yerine getirmekten, sünnetini uygulamaktan alıkoyma.

Ey Rabbim, artık inen belalara dayanamaz oldum; gelip çatan musibetlere katlanmaktan üzüntüyle dolup taştım. Sen, duçar olduğum sıkıntıyı gidermeye, içine düştüğüm durumu ortadan kaldırmaya kadirsin. O halde, hakketmesem de bunu bana yap; ey büyük Arşın sahibi, ey bol nimetlerin sahibi! Senin (her şeye) gücün yeter; ey merhametlilerin en merhametlisi! Âmin, ya Rabbe’l-âlemin.

8

Sevilmeyen Şeyler, Kötü Ahlak ve Çirkin İşlerden Allah’a Sığınmakla İlgili Duası

Allah’ım; hırsın kabarmasından, öfkenin sersemliğinden, hasedin galebesinden, sabrın zayıflığından, kanaatin azlığından, huyun kötülüğünden, şehvetin azmasından, bağnazlığın sultasından, nefsin tutkusuna uymaktan, hidayete karşı çıkmaktan, gaflet uykusundan, zorluklara düşmekten, batılı hakka yeğlemekten, günahlara ısrarla devam etmekten, günahı küçümsemekten, itaati büyük görmekten, zenginlerin övünmesinden, fakirleri hor görmekten, elimizin altındakilere kötü davranmaktan, bize iyilik yapanlara teşekkürü terketmekten, zalime yardımcı olmaktan, mazlumu yalnız bırakmaktan, hakkımız olmayan bir şeyi istemekten ve bilgisiz konuşmaktan sana sığınırım.

Birini aldatma düşüncesini taşımaktan, amellerimizden dolayı kendimizi beğenmişlikten, uzun arzularla kendimizi avutmaktan sana sığınırız.

İçimizin kötülüğünden, küçük günahı önemsememekten, şeytanın bizi kuşatmasından, zamanın başımıza dert açmasından ve sultanın bizi ezmesinden sana sığınırız.

Saçıp savurmaktan ve yetecek kadar rızkı bulamamaktan sana sığınırız.

Düşmanları sevindirecek bir durumdan, denklerimize muhtaç olmaktan, sıkıntılı geçimden ve (ahirete götürecek bir) azık olmaksızın ölmekten sana sığınırız.

(Kıyametteki) En büyük teessüften, (din hususunda söz konusu olan) en büyük musibetten, en acı bedbahtlıktan, kötü dönüşten, sevaptan mahrum kalmaktan ve azaba duçar olmaktan sana sığınırız.

Allah’ım, Muhammed ve âline salat eyle ve rahmetinle beni ve kadın-erkek tüm mü’minleri bütün bunlardan koru, ey merhametlilerin en merhametlisi.


9

Yüce Allah’tan Bağışlanma

İstemiyle İlgili Duası

Allah’ım, Muhammed ve âline salat eyle ve bizi sevdiğin tövbeye muvaffak et; sevmediğin günah alışkanlığından kurtar.

Allah’ım, din veya dünya ile ilgili iki eksiklikle karşılaştığımız zaman eksikliği, fani oluşu çok hızlı olan (dünya) ile ilgili kıl; bekası çok uzun olan (din) hususunda da tövbeyi bize nasip et. (Allah’ım,) Biri seni bizden razı edecek, diğeri de seni bize karşı gazaba getirecek iki işe azmettiğimiz zaman bizi, seni bizden razı edecek işe yönelt ve seni bize karşı gazaba getirecek fiilde gücümüzü gevşet. Böyle durumlarda bizi kendi nefsimizin seçimiyle baş başa bırakma. Çünkü o, senin başarıya ulaştırdığının dışında, batılı seçer; senin esirgediğinin dışında, kötülüğü emreder.

Allah’ım, hiç kuşku yok, sen bizi güçsüz bir şeyden yarattın; güçsüzlük üzere bina ettin ve yaratılışımızı hakir bir sudan başlattın. O halde, bizim bir gücümüz varsa, ancak senin gücünden kaynaklanmakta, senin yardımına dayanmaktadır.

Öyleyse, kendi başarınla bize yardım et; kendi ıslahınla bizi ıslah et; kalp gözümüzü sevginle bağdaşmayan şeye kapa ve uzuvlarımızdan hiçbirini günahlara daldırma.

Allah’ım, Muhammed ve âline salat eyle ve kalplerimizin gizli niyetlerini, uzuvlarımızın hareketlerini, gözlerimizin işaretlerini ve dillerimizin konuştuğu sözleri sevabını gerektiren şeylerle ilgili kıl ki, mükâfatını hakkedecek bir iyiliği kaçırmayalım; cezalandırmanı gerektirecek bir kötülüğü de işlemeyelim.


10

Yüce Allah’a Sığınmakla İlgili Duası

Allah’ım, dilersen lütfunla bizi affedersin; dilersen adaletinle bize azap edersin. O halde, nimetinle affını bizim için kolaylaştır ve mağfiretinle bizi azabından kurtar. Çünkü gerçek şu ki, bizim adaletine dayanacak gücümüz yoktur; affın olmadan hiçbirimiz kurtulamayız.

Ey ganilerin ganisi (yüce Allah), işte kulların! Önünde durmuşlar (fazlını ve lütfunu ummaktalar) ve ben, sana muhtaç olanlar içerisinde en çok ihtiyacı olanım. O halde, geniş rahmetinle yoksulluğumuzu gider; rahmetini bizden esirgeyerek bizi ümitsizliğe düşürme. Aksi takdirde seninle mutlu olmak isteyeni bedbaht etmiş, fazlından yardım umanı mahrum bırakmış olursun. O zaman da senden başka kime yönelebilir, kapından başka hangi kapıya gidebiliriz ki?!

Sen (her türlü eksiklikten) pâk ve münezzehsin; biz ise dualarına icabet etmeyi söz verdiğin çaresizleriz; sıkıntılarını gidermeyi vaad ettiğin sıkılmışlarız. Ve sen, rahmetini dileyenden rahmetini esirgemez, senden medet umanı medetsiz bırakmazsın! Çünkü bu, iradenle uyuşmaz, büyüklüğüne yakışmaz. O halde, sana yalvarıp yakarmamıza (bakarak bize) acı ve kapına geldiğimiz için (lütfunla) bizi zengin kıl.

Allah’ım, sana isyan etmek üzere şeytana uyunca o, üstümüze güldü. Şu halde, Muhammed ve âline salat eyle ve senin için onu (şeytanı) terkettikten, ondan yüz çevirip sana yöneldikten sonra tekrar onu üstümüze güldürme.


11

Güzel Akıbet İstemiyle İlgili Duası

Ey, anılması ananlar için şeref olan; ey, şükrü şükredenler için zafer olan ve ey, itaati itaat edenler için kurtuluş olan (yüce Allah), Muhammed ve âline salat eyle ve kalplerimizi seni anmakla diğer anmalardan, dillerimizi sana şükretmekle diğer şükürlerden ve uzuvlarımızı sana itaat etmekle diğer itaatlerden alıkoy. Şayet bizim için işten artakalan boş bir zaman mukadder ettiysen, onu selamet boş zamanı kıl, ondan bir günah veya bir yorgunlukla ayrılmayalım. Böylece, kötülükleri yazan melekler, kötülüklerimizin anılmadığı tertemiz bir sayfayla ve iyilikleri yazan melekler de, yazdıkları iyiliklerimizle bizden hoşnut olarak geri dönsünler.

(Allah’ım,) Muhammed ve âline salat eyle ve Hayatımızın günleri bittiği, ömrümüzün süresi sona erdiği ve kabul etmekten başka çaremiz olmayan kaçınılmaz davetin (ölüm) gelip çattığı zaman, amellerimizi yazan meleklerin bizden kaydettikleri son ameli, kabul olmuş bir tövbe kıl ki, artık işlediğimiz bir günah veya isyandan dolayı bizi hesaba çekmeyesin.

(Rabbim,) Kullarını hesaba çektiğin gün tanıkların (melekler, peygamberler ve imamlar) gözleri önünde günahlarımızı örttüğün perdeyi açarak bizi rezil etme. Hiç kuşkusuz sen, sana yalvarana pek merhametlisin; seni çağıranı cevapsız bırakmazsın.


12

Günahları İtiraf Edip Yüce Allah’a

Dönüş (Tövbe) İstemi Hakkındaki Duası

Allah’ım, senden (bir şey) istememe üç haslet engel oluyor; bir haslet de senden (bir şey) istemeye itiyor beni.

(Rabbim,) Yerine getirmediğim, getirmekte ağır davrandığım emirlerine, tereddüt etmeden işlediğim yasaklarına ve şükrünü eda etmekte kusur ettiğim nimetlerine bakınca, senden (bir şey) istemeye utanıyorum. Sana yönelenlere, hüsnü zanla dergâhına gelenlere olan lütuf ve fazlını görünce de, senden istekte bulunmaya cüret ediyorum. Çünkü, senin bütün ihsanların bir lütuf, bütün nimetlerin karşılıksız bir bağıştır.

Ey mâbudum, şimdi ben, zilletle boyun eğmiş bir halde izzet kapının önünde durmuş, çoluk çocuğu çok, fakr-u zaruret içindeki biri gibi utanarak senden (lütuf ve merhametini) dileniyorum ve itiraf ediyorum ki, bana ihsanda bulunduğun zaman sana karşı gelmemeye gayret etmekten başka bir şey yapmış değilim ve hiçbir zaman da senin lütuf ve fazlından mahrum kalmamışım.

Şimdi ey Rabbim, katında kötü şeyler kazandığımı ikrar etmek, bana bir yarar sağlar mı? Çirkin işler yaptığımı itiraf etmek, beni senden (senin azabından) kurtarır mı? Yoksa, bulunduğum durum itibariyle gazabını mı hakkettim?! Yoksa seni çağırırken gazabınla mı cevap vereceksin?!

Seni tenzih ediyorum! Tövbe kapısını yüzüme açık bıraktıktan sonra senden ümit kesmem. Aksine, günahları büyük, bahtı dönmüş, amel zamanının bittiğini, ömrünün sona erdiğini görüp senden kurtulamayacağını, senden kaçamayacağını anlayınca, tertemiz bir kalple sana dönüp ihlasla tövbe eden, sonra da karşında eğilip bükülerek, başını aşağı salarak, korkudan dizleri titreyerek gözyaşları suratını ıslatmış bir halde kısık bir sesle seni çağıran, sana yalvaran, kendine zulmetmiş, Rabbinin saygınlığını küçümsemiş hakir bir kul gibi; “ey merhametlilerin en merhametlisi; ey merhamet arayanların yöneldiği en merhametli zat; ey mağfiret dileyenlerin etrafında dolaştığı en şefkatli Zât-ı Kibriya; ey affı cezalandırmasından çok olan; ey rızası gazabından bol olan; ey güzel affıyla yaratıklarına minnet koyan; ey kullarını tövbelerinin kabul olacağına alıştıran; ey kötülerin tövbeyle ıslah olmalarını sağlayan; ey kullarının az amellerine razı olan; ey onların az amellerine çok mükâfat veren; ey dualarına icabet etmeyi onlar için tazmin eden ve ey lütfuyla onlara en iyi ödülü vereceğini vaad eden (yüce Allah)!” diyerek seni çağırırım, sana yalvarırım. Çünkü ben, sana isyan edip de bağışladığın en isyankâr, mazeret gösterip de mazur gördüğün en kötü ve tövbe edip de tövbesini kabul ettiğin en zalim kişi değilim.

Buradan sana yönelerek, kaçırdığı fırsatlara pişman olan; devşirdiği günahlardan korkan; yaptıklarından utanç duyan; senin indinde büyük günahı affetmenin büyük bir şey olmadığını, bunun sana göre kolay bir iş olduğunu, hadsiz hesapsız suçlara göz yumabileceğini bilen ve sana en sevimli kulun; sana karşı büyüklük taslamayı terkeden, günahlardan sakınan ve sürekli bağışlanma talebinde bulunan kul olduğunun bilincinde olan biri olarak tövbe ediyorum.

(Ey Rabbim,) Büyüklük taslamaktan, günahlara devam etmekten sana sığınırım. Kusur ettiğim hususlarda senden bağışlanmamı dilerim. Âciz olduğum, güç yetiremediğim konularda senden yardım isterim.

Allah’ım, Muhammed ve âline salat eyle ve üzerime farz ettiklerini bana bağışla; hakkettiğim cezalandırmalarından beni kurtar; günah ehlinin korktuğu (cehennem azabı)ndan bana güvence ver. Çünkü sen, af ile dolusun; mağfiret için umulansın; bağışlama ile tanınmışsın; hacetimi senden başka kimseden dilemem; günahımı senden başka bağışlayacak olan yoktur. Her türlü eksiklik sıfatından münezzehsin sen. Senden başka kimse bana zarar veremez, senden başka kimseden korkmam. Hiç şüphesiz, sen takva ehlisin; mağfiret ehlisin. Muhammed ve âline salat eyle ve hacetimi gider, dileğimi kabul et; günahımı bağışla, korkumu güvene çevir. Hiç kuşku yok, sen her şeye kadirsin ve bunlar sana pek kolaydır. Âmin, ya Rabbe’l-âlemin.


13

Yüce Allah’tan Hacetleri

İsteme Hakkındaki Duası

Allah’ım, ey hacetlerin isteneceği son merci; ey isteklerin katında elde edilebileceği tek kimse; ey nimetlerini parayla satmayan; ey bağışlarını minnet ederek bulandırmayan; ey kendisiyle ihtiyaçlar giderilen, onsuz ihtiyaç giderilemeyen; ey kendisine rağbet edilen, kendisinden yüz çevrilmeyen; ey hazinelerini dilenmeler tüketmeyen; ey hikmetini vesileler değiştirmeyen; ey muhtaçların hacetleri kendisinden kesilmeyen ve ey dua edenlerin duası kendisini zahmete düşürmeyen (yüce Allah)! Yaratıklarına muhtaç olmamakla övünmüşsün ve de öylesin, onlara hiçbir ihtiyacın yoktur. Onları da muhtaçlıkla nitelemişsin ve de öyledirler, her yönleriyle sana muhtaçtırlar.

Kim ihtiyaç gediklerini senin katından kapamak ister ve seninle fakirliğini gidermeye azmederse, hiç kuşkusuz, hacetini, bulabileceği yerde aramış, dileğine kavuşabileceği yöne yönelmiştir.

Kim de, hacetini yaratıklarından herhangi birine götürür veya senden bağımsız olarak onu, hacetinin giderilmesi noktasında sebep kabul ederse, hiç şüphesiz, kendini yoksunluğa maruz bırakmış, senin lütuf ve ihsanını kaybetmeyi hakketmiştir.

Allah’ım, benim, kendi çabamla ulaşamayacağım, kendi planlarımla elde edemeyeceğim bir hacetim var ki, nefsimin aldatmasıyla onu, hacetlerini sana getiren, dileklerinde sana muhtaç olan (kendim gibi) birine götürdüm. Bu da hatakârların hatalarından bir hata, günahkârların sürçmelerinden bir sürçmedir. Sonra, senin hatırlatmanla gafletimden uyandım; verdiğin başarıyla hatamın farkına vardım; yardımınla sürçmemden geri döndüm ve: “Rabbim her türlü eksiklik sıfatından münezzehtir! Muhtaç biri, (kendisi gibi) muhtaç birinden nasıl bir şey dilenebilir?! Yoksul biri, (kendisi gibi) yoksul birine nasıl rağbet edebilir?!” dedim.

Onun için rağbetle sana geldim; güvenle ümidimi sana getirdim ve bildim ki, senden dilediğim şeyler ne kadar çok olsa da, zenginliğinin yanında az kalır; senden istediğim şey ne kadar büyük olsa da, geniş rahmetinin yanında küçük kalır; keremin, kimsenin dilenmesinden dolayı daralmaz; bağışlarla tanıdığımız elin her elin üstündedir.

Allah’ım, Muhammed ve âline salat et ve bana, hak kazanma esasına dayanan adaletinle değil, lütuf ve ihsana dayalı kereminle muamele et. Çünkü ben, eli boş geri çevrilmeyi hakkettiği halde, sana rağbet edip de kendisine bağışta bulunduğun ilk kişi değilim; mahrum bırakılması gerektiği halde, senden (rahmetini) dilenip de kendisine lütufta bulunduğun ilk kimse de değilim.

Allah’ım, Muhammed ve âline salat eyle ve duama icabet et; çağrıma yakın ol; sızlamama acı; sesimi işit; sana olan ümidimi kesme; beni sana bağlayan sebebi (dua bağını) koparma; bu ve diğer hacetlerimde beni kendinden başkasına yöneltme ve bana zoru kolaylaştırarak, bütün işlerde hakkımdaki takdirini güzelleştirerek, oturduğum yerden kalkmadan önce istediğimi başarıyla sonuçlandırarak hacetimi gider, dileğime kavuştur beni. Böylece beni, velayetin ve koruman altına al. Muhammed ve âline ardı arkası kesilmeyen, süresinin bitimi olmayan, günden güne artan, kalıcı bir salatla salat eyle ve bunu dileğimi elde etmem için bir yardımcı sebep kıl. Hacetlerimden biri de...

(Burada hacetini dile getirir, sonra secde eder ve secdede şöyle dersin:)

(Ey Rabbim,) Fazlın yalnızlığımı gidermiş, ihsanın bana kılavuzluk etmiştir. O halde, kutsal zatın ve Muhammed ile Ehl-i Beytinin -salatın onlara olsun- hürmetine, beni istediğini elde edememiş, ümitleri boşa çıkmış bir halde dergâhından geri çevirme.


14

Haksızlığa Uğradığı Veya Zalimlerden Hoşlanmadığı Bir Davranış Gördüğü

Zaman Okuduğu Dua

Ey zulümden şikâyetçi olanların halinden haberdar olan; ey onların başlarına gelenlerden haberdar olabilmek için tanıkların tanıklıklarına ihtiyacı olmayan; ey yardımı mazlumlara yakın olan ve ey desteği zalimlerden uzak olan (yüce Allah); verdiğin nimetlerin şımarıklığıyla ve yaptıklarından dolayı kendisini hemencecik cezalandırmamana aldanarak falan oğlu filanın bana yaptığı haksızlığı, hakareti gördün, bildin. Allah’ım, Muhammed ve âline salat eyle ve kuvvetinle bana zulmedeni ve düşmanımı bana zulmetmekten alıkoy; kudretinle onun bana karşı düşmanlığının keskinliğini kır; (benimle uğraşmaya zaman bulmayacak şekilde) onu meşgul et ve onu düşmanlarına karşı âciz, güçsüz kıl.

Allah’ım, Muhammed ve âline salat eyle ve bana zulmetmeyi düşmanıma kolaylaştırma; ona karşı bana güzel yardımını esirgeme; onun gibi davranmaktan beni koru ve beni onun düştüğü duruma düşürme.

Allah’ım, Muhammed ve âline salat eyle ve düşmanıma olan öfkemin şifası, ona duyduğum kinin yatıştırıcısı olarak ona karşı bana peşin bir imdatta bulun.

Allah’ım, Muhammed ve âline salat eyle ve düşmanım tarafından uğradığım zulme karşılık affını, gördüğüm kötü muameleye karşılık da rahmetini halime şamil kıl. Çünkü, gazabının dışında, hoşlanılmayacak her şey küçüktür; öfkenin yanında, başa gelecek her musibet aynıdır.

Allah’ım, zulme uğramamı bana sevdirmediğin gibi, zulmetmekten de koru beni. Allah’ım, senden başka kimseye şikâyette bulunmam. Senin dışında hiçbir hükümdardan yardım istemem. Pâk ve münezzehsin sen! O halde, Muhammed ve âline salat eyle ve duamı icabetle buluştur; şikâyetimi durumumda değişiklik yaparak ortadan kaldır.

Allah’ım, adaletinden ümidimi yitirmekle beni imtihan etme. Hasmımı da bana zulmetmeyi sürdürmeye ve hakkımı elimden almaya teşvik olacak şekilde cezalandırmandan emin kılmakla sınama. Onu en kısa zamanda zalimlere vaad ettiğin cezayla tanıştır. Beni, zorda kalanlara söz verdiğin imdadınla buluştur.

Allah’ım, Muhammed ve âline salat eyle ve beni yararıma ve zararıma olan hükmü kabul etmeye muvaffak et. Beni, bana verdiğine de, benden aldığına da razı kıl. Bana en doğru olanı göster ve (hiçbir tehlikesi olmayan) en salim işe ata.

Allah’ım, şayet bana zulmeden adamdan hakkımı ve intikamımı almayı, hasımların bir araya getirilip aralarında kesin hüküm verileceği güne (kıyamete) ertelemeyi benim için seçmiş isen, o zaman Muhammed ve âline salat eyle ve samimi bir azim ve sürekli bir sabırla bana yardım et; kötü arzulardan, tamah ehlinin ihtirasından beni uzak tut; (ahirette) benim için biriktirdiğin sevabı, düşmanım için hazırladığın azabı gönlümde canlandır; bunu hükmettiğinle yetinmeme, seçtiğine güvenmeme sebep kıl. Âmin, ya Rabbe’l-âlemin. Hiç kuşkusuz sen, büyük lütuf sahibisin ve sen her şeye kadirsin.


15

Hastalandığı Veya Bir Musibet ve Belayla Karşılaştığı Zaman Okuduğu Dua

Allah’ım, geçmişte hep yararlandığım beden sağlığından dolayı hamd sana mahsustur. Vücudumda meydana getirdiğin illetten dolayı da övgü yine sana özgüdür. Çünkü, ey Rabbim, şu iki durumdan hangisi için sana daha çok şükretmem gerektiğini ve şu iki vakitten hangisi için sana daha çok hamd etmem icap ettiğini bilemiyorum: Temiz rızklarından afiyetle istifade etmemi, rızanı ve fazlını elde etmek için neşeyle çalışmamı ve yerine getirmeye muvaffak kıldığın itaatlere güç yetirebilmemi sağlayan sıhhat zamanı için mi? Yoksa günahlardan temizlenmeme, üzerimdeki hatalar yükünün hafiflemesine, içine gömüldüğüm kötülüklerden kurtulmama, tövbe etme gerekliliğini anlamama ve günahların üzerimde bıraktığı izleri silmem gerektiğini hatırlamama yarayan illet zamanı için mi? Hele bunlara, bir de hiçbir zahmet çekmediğim, sırf senden bir lütuf ve ihsan olarak iki yazıcı meleğin benim için yazdıkları temiz ameller eklenirse (o zaman bu iki durumdan hangisinin daha hayırlı olduğunu anlamak daha bir güç olur).

Allah’ım, Muhammed ve âline salat eyle ve benim için razı olduğun şeyi bana sevdir; üzerime indirdiğin (musibet)i bana kolaylaştır; geçmişteki pisliklerimden beni temizle; eski kötülüklerimin üzerimdeki izlerini sil; sağlığın tatlılığını bana göster; selametin serinliğini bana tattır ve hastalığımdan çıkışımı affına, düşüşümden kalkışımı bağışlamana, üzüntümden kurtuluşumu sevincine, bu zorluğu aşmamı genişliğe yönelik kıl. Hiç kuşkusuz sen, karşılıksız iyilik yapan, hakketmeden nimet veren, çok bağışta bulunan, büyüklük ve yücelik sahibi kerimsin.


16

Günahlarının Bağışlanması ve

Kusurlarının Affedilmesi İçin

Yalvardığı Zaman Okuduğu Dua

Allah’ım, ey rahmetinden günahkârların medet umduğu; ey darda kalanların ihsanını anmaya sığındığı; ey korkusundan hatalıların şiddetle ağladığı; ey kimsesi olmayan garibin munisi; ey her gamlı tasalının ferahlığı; ey yardımsız bırakılmış yalnızların imdadı; ey dışlanmış muhtaçların destekçisi! Sen, rahmeti ve ilmiyle her şeyi kuşatansın. Sen, her yaratığa nimetlerinden bir pay ayıransın. Sen, affı cezalandırmasından üstün olansın. Sen, rahmeti gazabının önünde koşansın. Sen, ihsanı, eli boş geri çevirmesinden çok olansın. Sen, rahmetinin genişliğine bütün yaratıkların sığdığı Zât-ı Kibriya’sın. Sen, ihsanda bulunduğundan karşılık beklemeyensin. Sen, kendisine karşı geleni cezalandırmakta aşırı gitmeyensin.

Ben ise, ey Rabbim, “Çağrına icabet ettim, emrine boyun eğdim” diyen, dua etmekle görevlendirdiğin kulunum. (Zelilliğinin ifadesi olarak) Önünde yerlere kapanmış, hatalarından dolayı sırtında ağır bir yük taşıyan, ömrünü günahlarda tüketen, karşı gelinecek biri olmadığın halde cahilliğiyle sana karşı gelen bir zavallıyım. Şimdi sen, ey Rabbim, sana yalvarıp yakarana acıyacak mısın ki, ben de çokça yalvarıp yakarayım?! Veya sen, (korkundan) ağlayanı bağışlayacak mısın ki, ben de hemen ağlayayım?! Ya da sen, zelilce yüzünü toprağa sürenin hatalarını affedecek misin?! Yahut sen, sana güvenerek fakirliğinden sana yakınanı zenginleştirecek misin?!

İlahi, senden başka ihsanda bulunacak birini tanımayanın ümidini boşa çıkarma. Senden başka ihtiyacını giderecek birini bilmeyeni yardımsız bırakma. İlahi, Muhammed ve âline salat eyle ve sana gelmişken benden yüz çevirme. Senden dilemişken beni yoksun bırakma. Dikilip önünde durmuşken alnıma vurarak beni geri çevirme. Sen, kendini merhametle vasıflandırmışsın. O halde, Muhammed ve âline salat eyle ve bana merhamet et. Sen, kendini affedicilikle adlandırmışsın. O halde beni affet.

İlahi, korkundan akan gözyaşlarımı, haşyetinden çarpan kalbimi ve heybetinden titreyen bedenimi görüyorsun. Yaptıklarımdan dolayı senden utanç duymaktayım. Bu yüzden sana yalvarırken sesim kısık, seni çağırırken dilim tutuktur.

Ey Tanrım, hamd sana mahsustur. Nice ayıbımı örtüp beni rüsvay etmedin. Nice günahlarımı gizleyip beni teşhir etmedin. Nice çirkin işler işledim, ama sen onların üzerindeki perdeyi açmadın; onların çirkinlik ve rezillik gerdanlığını boynuma takmadın; ayıplarımı arayan komşularıma ve bana verdiğin nimetleri kıskananlara onları bildirmedin. Ancak bunca lütuf ve şefkatine rağmen yine de ben bildiğin kötü işlerime devam ettim! O halde ey Tanrım, rüşdü konusunda kim benden daha cahil olabilir ki?! Nasibi hususunda kim benden daha gafil olabilir ki?! Bana verdiğin rızkları, beni sakındırdığın günahlara harcadığım zaman kim nefsini ıslah etmeye benden daha uzak?! Senin davetinle şeytanın daveti arasında kalıp da şeytanı tanımakta kör olmadığım, ondan bildiğimi unutmadığım halde, senin davetinin sonunun cennet, onun davetinin sonunun cehennem olduğunu bilerek onun davetine uyduğum zaman benden daha çok batıla dalan, kötülüğe girişen kim olabilir?! Pâk ve münezzehsin sen. Kendi aleyhime tanıklık ettiğim hususlar, açığa vurduğum gizlilikler ne kadar ilginç! Ancak benim böyle olmama rağmen senin bana karşı böyle yumuşak olman, beni hemen cezalandırmaman daha da ilginç! Ne var ki bu, benim senin katındaki değerimden değil; gazabını gerektiren günahlardan vazgeçmem, aşağılayıcı kötü huylarımdan sıyrılmam için senin bana tanıdığın bir fırsat ve bana ihsan ettiğin bir lütuftur. Bir de beni affetmek, beni cezalandırmaktan daha sevimlidir sana.

Benim ise ey Rabbim, günahlarım o kadar çok, eserlerim o kadar çirkin, fiillerim o kadar kötü, batıla dalışım o kadar pervasızca, itaatin hususunda o kadar bilinçsiz, azap vaadinin karşısında o kadar umursamazım ki, ayıplarımı saymaktan, günahlarımı söylemekten bile âcizim.

Ancak günahkârların durumunu düzeltecek şefkatine göz dikerek, hatalıların boynunu masiyet köleliğinden kurtaracak rahmetini ümit ederek bu sözlerle kendimi kınamaktayım.

Allah’ım, işte boynum; günahların kölesi olmuş! O halde, Muhammed ve âline salat eyle ve (günahlarımı) affederek beni bu kölelikten kurtar! Ve işte sırtım; hataların ağırlığı altında ezilmiş! O halde, Muhammed ve âline salat eyle ve lütf-u kereminle yükümü hafiflet!

İlahi, eğer gözkapaklarım dökülene kadar sana yalvarıp ağlasam; sesim tıkanana kadar feryat etsem; ayaklarım şişene kadar sana ibadet etmeye dursam; belkemiğim yerinden ayrılana kadar sana rüku etsem; gözlerim çanaklarından çıkana kadar sana secde etsem; ömrüm boyu yerin toprağını yesem; hayatımın sonuna kadar kül suyu içsem; bu arada dilim tutulana kadar seni ansam ve utancımdan başımı göğe doğru kaldırmasam; bütün bunlarla, tek bir günahımın bile affını hakketmiş olmam. Eğer mağfiretini hakkettiğim zaman beni bağışlıyorsan, affına layık görüldüğüm zaman beni affediyorsan, bu kesinlikle hakkederek kazandığım, layık olarak hakkettiğim bir şey değildir. Çünkü ben, sana ilk karşı gelişimde zaten cehennemi hakketmiştim. Onun için eğer beni cezalandırsan, katiyen bana zulmetmiş olmazsın. Ama yine de sen, ey Tanrım, rahmetinle beni kuşatıp günahlarımı açığa vurarak beni rüsvay etmiyorsun; kereminle bana fırsat tanıyıp beni hemen cezalandırmıyorsun ve lütfunla bana yumuşak davranıp nimetlerini elimden almıyor, ihsanını bulandırmıyorsun. O halde (ey Rabbim), uzun bir süredir ağlayıp sızlamama, çaresizliğimin had safhaya ulaşmasına ve durumumun vahametine bakarak bana acı!

Allah’ım, Muhammed ve âline salat eyle ve beni günahlardan koru; itaatine muvaffak kıl; (sana doğru) güzel bir dönüşü bana nasip eyle; tövbeyle beni temizle; özel korumanla beni destekle; sağlıkla işlerimi düzene koy; mağfiretinin tadını bana tattır; beni affının özgürü, rahmetinin azatlısı kıl; benim için gazabından güvencede olduğumu yaz; ahiretten önce dünyada bunun müjdesini bana ver; bu müjdenin alametini, belirtisini bana tanıt, bildir. Hiç kuşku yok, bunlar, senin geniş rahmetini daraltamaz; sonsuz kudretini aşamaz; hilmine galip gelemez ve ayetlerinin kılavuzluk ettiği bol bağışlarını zorlayamaz. Çünkü sen, hiç kuşkusuz, dilediğini yapar; irade ettiğini hükmedersin. Sen her şeye kadirsin.


17

Şeytandan Söz Edildiğinde Ondan,

Onun Düşmanlığından ve Tuzaklarından Allah’a Sığınınca Okuduğu Dua

Allah’ım, kovulmuş şeytanın vesveselerinden, hile ve düzenlerinden, sözlerine aldanıp tuzaklarına düşmekten, bizi itaatinden çıkarıp saptırmaya yeltenmesinden, bizi sana isyan ederek alçaltmaya göz dikmesinden, bize güzel gösterdiğini güzel görmekten, bizim için hoşlanmadığı şeylerin bize ağır gelmesinden sana sığınırız.

Allah’ım, sana kulluk etmekle onu bizden kovup uzaklaştır. Senin sevgini elde etme gayretimizle onu hor ve zelil kıl. Bizimle onun arasında yırtıp parçalayamayacağı bir perde, delip geçemeyeceği bir engel oluştur.

Allah’ım, Muhammed ve âline salat eyle ve şeytanı bir kısım düşmanlarınla meşgul ederek bizden alıkoy. Güzel denetiminle bizi ondan koru. Haince davranışlarına karşı bize kifayet et. Sırtını bize çevirerek bizden uzaklaşmasını sağla; bir daha çevremizde ayak izlerine rastlamayalım.

Allah’ım, Muhammed ve âline salat eyle ve şeytanın saptırmasına karşın bizi hidayetten faydalandır. Onun azdırmasına karşın bizi takvayla donat. Bizi onun helak yolunu değil, (senin) rüşd yolunu kat etmeye muvaffak kıl.

Allah’ım, onun kalplerimize girişini engelle; sahip olduğumuz şeylerde onun için bir yer ayırma.

Allah’ım, onun güzel göstermeye çalıştığı batılı bize tanıt. Tanıttıktan sonra da bizi ondan koru. Onu nasıl aldatabileceğimizi bize öğret. Ona karşı nasıl hazırlıklı olabileceğimizi bize ilham et. Bizi ona güvenme gafleti uykusundan uyandır. Yardımını esirgemeyerek bizi ona karşı muvaffak eyle.

Allah’ım, kalplerimize onun amelini yadsımayı içir. Hilelerini bozabilmek için lütfunu bizden esirgeme.

Allah’ım, Muhammed ve âline salat eyle ve onun sultasını bizden geri çevir; bizden ümidini kessin; bizi günaha sürüklemeye tamah etmesin.

Allah’ım, Muhammed ve âline salat eyle ve babalarımızı, annelerimizi, çocuklarımızı, eşlerimizi, yakınlarımızı, akrabalarımızı, komşularımızı ve tüm mü’min erkek ve kadınları şeytana karşı sağlam bir yere, koruyucu bir kaleye ve ulaşılmayacak bir sığınağa al. Onlara, kendilerini ondan koruyacak zırhlar giydir. Onlara, ona karşı etkili olacak silahlar ver.

Allah’ım, rububiyetine tanıklık eden, vahdaniyetinde kuşkusu olmayan, ubudiyetin (kulluğun) hakikatiyle şeytana düşmanlık eden ve rabbanî (ilahî) ilimleri öğrenmekte ona karşı senden yardım isteyen herkesi bu duamın kapsamına al.

Allah’ım, onun düğümlediğini çöz; bitiştirip birleştirdiğini yar, ayır; tedbirini boz; azmettiği zaman ona engel ol; sağlamlaştırdığını yık.

Allah’ım, onun ordusunu hezimete uğrat; düzenini boz; kalesini yık ve burnunu yere sür.

Allah’ım, bize onun düşmanlarının saflarında yer ver; dostlarının arasından çıkar; tutkularımıza uymamızı istediği zaman ona itaat etmeyelim; çağırdığı zaman davetine icabet etmeyelim; emrimizi dinleyenlere ona düşmanlık etmeyi emredelim; nehyimize uyanları ona uymaktan sakındıralım.

Allah’ım, nebilerin sonuncusu, resullerin efendisi Muhammed’e ve onun tertemiz Ehl-i Beytine salat eyle; bizi, çoluk çocuğumuzu, kardeşlerimizi ve tüm mü’min erkek ve kadınları sığındığımız şeylerden koru. Korkusundan, senden güvence dilediğim şeylerden bana güvence ver; dualarımızı işit; gaflet ettiklerimizi bize ver; unuttuklarımızı bizim için koru ve böylece bizi salihlerin derecelerine, mü’minlerin mertebelerine ulaştır. Âmin ya Rabbe’l-âlemin.


18

Korktuğu Bir Durum Kendisinden Uzaklaştığı Veya İstediği Şeye Çabuk Ulaştığı Zaman Okuduğu Dua

Allah’ım, kaza ve kaderinin güzelliği ve benden uzaklaştırdığın bela karşısında hamd sana mahsustur. O halde rahmetinden payımı sadece sahip bulunduğum sıhhat ve afiyet kılma ki, sevdiğim durum (sıhhat ve afiyet) sebebiyle (ahirette) bedbaht olayım; sevmediğim durum (hastalık, bela ve musibet) sebebiyle de başkası (ahirette) mutlu olsun! Şayet gündüzü gece ettiğim, geceyi gündüz ettiğim bu sıhhat ve afiyetin ardından (ahirette) kesintisi olmayan bir bela, altından kalkılmayacak bir vebal gelecekse, benim için sona sakladığını (belayı) öne geçir, öne geçirdiğini (afiyeti) sona sakla. Çünkü sonu fena olan bir şey çok değil; sonu beka olan bir şey de az değildir. (Allah’ım,) Muhammed ve âline salat eyle.


19

Kuraklıktan Sonra

Yağmur Talebiyle İlgili Duası

Allah’ım, bizi yağmur suyuna doyur; yerde güzel bitkiler bitirmek için ufuklarda hareket halinde olan bulutlardan üzerimize bol yağmur indirerek bizi rahmetine boğ. Meyveleri yetiştirerek kullarına ihsanda bulun; gülleri ve çiçekleri açtırarak şehirlerini ihya et. Değerli yazıcı (veya elçi) meleklerini faydalı, bol, kapsamlı, şiddetli, hızlı ve acil bir yağışa tanık kıl. Onunla öleni dirilt; kaybedileni kazandır; rızkları bol et. Bize bolluk ve afiyet getirecek, yağışlı ve gürültülü, birikmiş bulutlar gönder; yağışı sürekli, çakışı ve gürlemesi aldatıcı olmasın.

Allah’ım, kuraklığı bertaraf edecek, bitkileri yeşertecek, yatanı kaldıracak, solanı canlandıracak, kapsamlı ve bol yağmur gönder bize.

Allah’ım tepelerden boşanacak, kuyuları dolduracak, nehirleri akıtacak, ağaçları yeşertecek, bütün şehirlerde fiyatları ucuzlatacak, insanları ve hayvanları sevindirecek, bizim için temiz rızkları tamamlayacak, ekinleri yeşertecek, sağmal hayvanların sütünü bol edecek ve gücümüze güç katacak bir su gönder bize.

Allah’ım, (bulutların) gölgesini öldürücü, soğuğunu uğursuz, yağışını taşlayıcı (azap), suyunu acı ve tuzlu kılma.

Allah’ım, Muhammed ve âline salat eyle ve göklerin ve yerin bereketlerinden bize rızk ver. Hiç şüphe yok, sen her şeye güç yetirensin.

20

Yüce Erdemler ve Beğenilen

Davranışlarla İlgili Duası

Allah’ım, Muhammed ve âline salat eyle ve benim imanımı en kâmil iman, yakinimi en üstün yakin kıl; niyetimi niyetlerin, amelimi amellerin en güzeline ulaştır.

Allah’ım, lütfunla niyetimi halis kıl; katındakine (rahmetine) yakinimi doğrult; kudretinle bozulan durumumu düzelt.

Allah’ım, Muhammed ve âline salat eyle ve beni meşgul edecek sorunların çözümünde bana yet; yarın hesabını soracağın şeylerle uğraştır beni; günlerimi yaratılışımın amacı olan ibadetle geçirmemi sağla; beni zenginleştir; rızkımı bol eyle; rızkı beklemekle beni imtihan etme; beni aziz kıl; kibre duçar eyleme; sana kul olmaya muvaffak eyle; kulluğumu, ibadetimi ucb (kendinden ve yaptığından hoşlanmak) ile fasit etme; benim elimle insanlara hayır ulaştır; minnet edip de onu batıl etmeme engel ol; yüce huyları bana ihsan et ve övünmekten beni koru.

Allah’ım, Muhammed ve âline salat eyle ve beni insanların gözünde bir derece yükselttiğinde kendi gözümde bir derece düşür; bana insanlar arasında açık bir izzet verdiğinde kendi yanımda aynı ölçüde gizli bir zillet ver.

Allah’ım, Muhammed ve âl-i Muhammed’e salat eyle ve beni (başka hiçbir şeyle) değiştirmeyeceğim güzel bir hidayet, asla vazgeçmeyeceğim hak bir yöntem ve şüphe etmeyeceğim doğru bir niyet ile faydalandır. Ömrüm sana itaatle geçtiği sürece beni yaşat. Ömrüm şeytanın otlağı olduğunda, öfkene yakalanmadan, gazabın kesinleşmeden ruhumu kabzet.

Allah’ım, ayıplandığım kötü hasletimi ıslah et; kınandığım çirkin huyumu güzelleştir ve eksik olan güzel sıfatımı tamamla.

Allah’ım, Muhammed ve âl-i Muhammed’e salat eyle ve düşmanların bana olan buğzunu muhabbete, zulüm ehlinin hasedini sevgiye, iyilerin kötü zanlarını güvene, yakınlarımın düşmanlığını dostluğa, akrabalarımın kötü davranışlarını iyiliğe, dostların ilgisizliğini yardıma, müdara edenlerin zahirî dostluklarını gerçek dostluğa, muaşeret edenlerin yüz ekşitmelerini güler yüzlülüğe ve zalimlerden korkmanın acılığını emniyet tatlılığına dönüştür.

Allah’ım, Muhammed ve âline salat eyle ve bana zulmedene karşı kendimi müdafaa edecek bir el; bana husumet edene karşı kendimi savunacak bir dil, bana inat edene karşı bir zafer, bana hile yapana karşı bir hile, beni ezene karşı bir güç, beni yerene karşı yalanlama cesareti, beni tehdit edene karşı bir esenlik ver bana; ve beni doğru yola davet edene itaat etmeye, gerçeği gösterene uymaya muvaffak eyle.

Allah’ım, Muhammed ve âline salat eyle ve beni; beni aldatana karşı dürüst ve samimi davranmaya; beni terkedene iyilikle karşılık vermeye; benden esirgeyeni bağışla ödüllendirmeye; benimle ilişkisini keseni, ilişkide bulunmakla mükâfatlandırmaya; gıybetimi edene, güzellikle anmakla muhalefet etmeye ve iyiliğe teşekkür edip kötülüğe göz yummaya muvaffak eyle.

Allah’ım, Muhammed ve âline salat eyle ve adaleti yaymada, öfkeyi yutmada, kin ve adaveti söndürmede, ayrılıkçıları birleştirmede, kırgınların arasını bulmada, iyilikleri ortaya çıkarmada, kötülükleri gizlemede, yumuşak huylulukta, alçakgönüllülükte, güzel muaşerette, ağırbaşlılıkta, insanlarla iyi geçinmede, erdemlere doğru koşmada, (her halükârda) iyilik etmeyi yeğlemede, insanların kabahatini yüzlerine vurmamakta, müstahak olmayana bağışta bulunmamakta, güç de olsa hakkı söylemede, çok da olsa iyi söz ve fiillerimi az bulmada, az da olsa kötü söz ve işlerimi çok bulmada salihler gibi olmaya, onların süsüyle süslenmeye, muttakilerin ziynetini kuşanmaya muvaffak eyle beni.

İtaatimin devamlılığı, cemaattan ayrılmayışım ve kendi uydurdukları görüşlerle amel eden bid’at ehlinden uzak duruşumla da bu sıfatları bende kâmil eyle.

Allah’ım, Muhammed ve âline salat eyle ve bana en bol rızkı yaşlandığım zaman ve en kuvvetli gücü bitkin düştüğüm zaman ver. Beni, sana kullukta tembelliğe, yolunu bulmakta körlüğe, sevginden başka bir şeyi talep etmeye, senden uzaklaşanla bir arada olmaya ve seninle birlikte olandan ayrılmaya müptela etme.

Allah’ım, beni zor durumda kaldığımda senin (gücün)le hamle eder, ihtiyacım olduğunda senden ister ve düşkünlüğümde sana yalvarır kıl. Beni, zor durumda kaldığım zaman senden başkasından yardım dilemekle, ihtiyacım olduğu zaman senden başkasından istemeye tenezzül etmekle ve korktuğum zaman senden başkasına yalvarmakla sınama. Yoksa, beni yardımsız bırakmanla, ihsanını benden esirgemenle ve benden yüz çevirmenle karşı karşıya kalırım; ey merhametlilerin en merhametlisi.

Allah’ım, şeytanın kalbime attığı arzu, zan ve hasedi; büyüklüğünü anmaya, kudretin hakkında düşünmeye, düşmanlarına karşı tedbir almaya dönüştür. Onun (şeytanın) dilime akıttığı çirkin ve saçma lafları, ırz sövüşünü, haksız tanıklığı, bir mü’minin arkasında ettiğim gıybeti, birinin yüzüne karşı ettiğim küfrü ve bunlara benzer şeyleri senin hamdini dile getirmeye, seni çokça övmeye, seni yüceltme çabasına, nimetlerine şükretme gayretine, ihsanını itiraf etmeye, nimetlerini saymaya çevir.

Allah’ım, Muhammed ve âline salat eyle. (Allah’ım,) Bana yönelik zulmü defetmeye kadir olduğundan asla zulme uğramayayım! Benden intikam almaya gücün yettiğinden asla zulmetmeyeyim! Beni kolayca hidayet edebileceğin için asla sapmayayım! Rızkımın bolluğu senin katında olduğundan hiçbir zaman fakir olmayayım! Gücüm senden olduğundan asla haddimi aşmayayım!

Allah’ım, mağfiretine yönelmiş, affını umarak yola koyulmuşum. Lütuf ve keremine güvenerek günahlarımı bağışlamanı istiyorum. Ancak mağfiretini gerektirecek bir şeyim, affını hakkedeceğim bir amelim yoktur. Dolayısıyla sadece senin fazl-u keremine güvenebilirim. O halde, Muhammed ve âline salat eyle ve fazl-u keremini benden esirgeme.

Allah’ım, dilime, kullarının hidayetine vesile olacak sözleri cari kıl; bana takvayı ilham et; beni en temiz şeye muvaffak et ve en beğenilen işe ata.

Allah’ım, beni örnek yola sevket; dinin üzere ölüp, dinin üzere dirilmeyi hakkımda kararlaştır.

Allah’ım, Muhammed ve âline salat eyle ve beni ifrat ve tefrite düşmekten koru, itidalli olmaya muvaffak et. Beni dürüstlük ehlinden, doğruluk kılavuzlarından ve salih kullarından kıl. Kıyamette felahı ve cehennemden kurtuluşu bana nasip et.

Allah’ım, kurtuluşuma sebep olacak şeyi kendin için benden al; ıslah olmama vesile olacak şeyi de bırak bana kalsın. Senin koruman olmazsa, hiç şüphesiz ben helak olurum.

Allah’ım, üzüldüğüm zaman hazırlığım sensin; mahrum edildiğim zaman ihsanını umacağım sensin; gamlanıp kederlendiğim zaman imdada çağıracağım sensin. Kaybedilenin yerini dolduracak; bozulanı düzeltecek ve hoşlanmadığını değiştirecek olan, senin yanındadır. O halde, beladan önce afiyet, istemeden önce zenginlik, sapıklıktan önce hidayet nimetiyle minnet et bana. Kulların eziyetlerine karşı bana yet; dönüş (kıyamet) gününün emniyetini bana ihsan et ve irşad (doğruya ve kemale iletme) görevini iyice yerine getirmeye muvaffak et beni.

Allah’ım, Muhammed ve âline salat eyle ve lütfunla tüm kötülükleri benden uzaklaştır; nimetinle beni besle; kereminle beni ıslah et; ihsanınla beni tedavi et; rahmetinin gölgesine al beni; rızanla kuşat beni; işler karıştığı zaman en doğrusunu, ameller benzeştiği zaman en temizini yapmaya, yollar çeliştiği zaman en beğenilmişini seçmeye muvaffak et beni.

Allah’ım, Muhammed ve âline salat eyle ve bana ihtiyaçsızlık tacını giydir; beni üstlendiğim görevleri layıkıyla yerine getirmeye muvaffak et; bana gerçek hidayeti merhamet et; zenginlikle azdırma beni; güzel bir yaşantı nasip et bana; yaşantımı zorluklarla dolu bir yaşantı kılma ve duamı geri çevirme. Çünkü ben senin karşında birini tanımıyor, seninle birlikte birini çağırmıyorum.

Allah’ım, Muhammed ve âline salat eyle ve israf etmeme engel ol; rızkımı zayi olmaktan koru; malımı bereketlendirerek çoğalt ve ondan infak ettiklerim hususunda iyilik etmenin yolunu göster bana.

Allah’ım, Muhammed ve âline salat eyle ve para kazanmanın zorluklarına karşı bana yet; hesaba katmadığım, sanmadığım yollardan rızkımı ver; rızk peşinde koşarak ibadetinden geri kalmayayım, geçimimi sağlamak için vebal altına girmeyeyim.

Allah’ım, kudretinle aradığımı bana ver ve izzetinle korktuğumu başıma getirme.

Allah’ım, Muhammed ve âline salat eyle ve rızkımı bol ederek haysiyetimi koru; rızkımı daraltarak rızklarını senden alan kimselerden rızk isteme, kötü insanlardan bağış talebinde bulunma bayağılığına düşürüp verenleri övme, esirgeyenleri yerme durumunda bırakma beni. Çünkü gerçekte veren de, esirgeyen de sensin, onlar değil.

Allah’ım, Muhammed ve âline salat eyle ve sana ibadette yararlanacağım sıhhat, dünyaya meyilsizlikte faydalanacağım boş vakit, amele dönüştüreceğim ilim ve itidalli olmamı sağlayacak takva ver bana.

Allah’ım, ömrümü affınla sona erdir; emelimi rahmetini ummaya yönelik kıl; rızana ulaşma yollarını benim için kolaylaştır ve bütün hallerimde amelimi güzelleştir.

Allah’ım, Muhammed ve âline salat eyle ve gaflet ettiğim zamanlarda seni anmak için beni uyar; mühlet verdiğin günlerde (dünya hayatında) beni, sana itaatte kullan; sevgine doğru düz bir yol göster bana; o yolda yürümekle dünya ve ahiret hayrını tastamam ver bana.

Allah’ım, Muhammed ve âline, ondan önce yaratıklarından herhangi birine ettiğin ve ondan sonra herhangi birine edeceğin en üstün salat ile salat eyle. Dünyada bize güzellik ver, ahirette de güzellik ver ve rahmetinle beni cehennem azabından koru.


21

Bir Şey İçin Üzüldüğü ve Günahlardan

Dolayı Tasalandığı Zaman Okuduğu Dua

Allah’ım, ey güçsüz kişiye yeten, korkunç şeyden koruyan! Günahlar beni yalnızlığa itmiş, artık benimle birlikte olacak biri yok; gazabına uğrayarak güçsüz düşmüşüm, artık bana güç ve destek verecek biri yok; seninle karşılaşma korkusu içindeyim, korkumu dindirecek biri yok! Sen beni korkuttuktan sonra kim bana güvence verebilir ki? Sen beni yalnızlığa ittikten sonra kim bana yardım edebilir ki? Sen beni güçsüz kıldıktan sonra kim beni güçlendirebilir ki? Ey mâbudum, kula rabbinden başkası; yenilgiye uğrayana galip olandan başkası güven verebilir mi? Aranana, arayandan başkası yardım edebilir mi?

Ey Tanrım, bütün bu sebepler senin elindedir ve kaçış sana doğrudur. O halde, Muhammed ve âline salat eyle ve kaçışıma güven ver, dileğimi kabul buyur.

Allah’ım, eğer kerim yüzünü benden çevirir, veya büyük fazlını benden esirger, veya beni rızkından mahrum eder, veya (rahmetinin) sebebini keser isen, hiç kuşkusuz, arzularımdan hiçbirine ulaşamam, katındakini elde edemem. İlla ki sen olacaksın, sen yardım edeceksin! Çünkü ben senin kulunum, senin yed-i kudretindeyim, perçemim senin elindedir.

Senin fermanının karşısında benim bir emrim olamaz; hükmün hakkımda geçerlidir; hakkımdaki kaza ve kaderin adalete dayalıdır; saltanatından çıkmaya gücüm yetmez; kudretinden dışarı çıkamam. Sevgini cezbetmek, rızanı kazanmak ve katındakine ulaşmak ancak sana itaatle ve bol rahmetinin sayesinde mümkündür.

İlahi! Zelil bir kulun olarak sabahlayıp akşamlamaktayım. Senin yardımın olmadan kendim için ne bir yarara, ne bir zarara malik değilim. Kendim hakkında buna tanığım; güçsüzlüğümü, çaresizliğimi itiraf etmekteyim. O halde, bana vaad ettiğini yerine getir; verdiğini tamamla. Çünkü ben, senin miskin, mütevazı, güçsüz, zarara uğramış, hakir, fakir, alçak, korkak, himayene muhtaç kulunum.

Allah’ım, Muhammed ve âline salat eyle ve beni, nimete boğduğun zaman seni anmayı unutanlardan, imtihan ettiğin zaman ihsanından gaflet edenlerden kılma. Refahta veya sıkıntıda, zorlukta veya kolaylıkta, afiyette veya belada, nimette veya mihnette, bollukta veya kıtlıkta, yoksullukta veya zenginlikte, hangi durumda olursam olayım, geciktiği için duasına icabet etmenden ümidini kesenlerden etme beni.

Allah’ım, Muhammed ve âline salat eyle ve bütün hallerimde senamı, övgümü ve hamdimi sana mahsus kıl ki, dünyadan bana verdiğinle sevinmeyeyim; dünyada benden esirgediğinden dolayı üzülmeyeyim. Kalbimi takva ile tanıştır; bedenimi benden kabul edeceğin işlerde çalıştır; nefsimi sana itaat etmekle meşgul ederek diğer şeylerden alıkoy. Öyle olayım ki, senin gazabına sebep olacak bir şeyi sevmeyeyim; hoşnutluğuna sebep olan bir şeyden de nefret etmeyeyim.

Allah’ım, Muhammed ve âline salat eyle ve kalbimi sevgin için boşalt; zikrinle meşgul et; korkun ve haşyetinle ona hayat ver; özleminle ona güç ver; onu sana itaat etmeye istekli kıl; yolların sana göre en sevimlisinde yürüt onu ve hayatım boyunca katındakini arzu etmekle ona boyun eğdir.

Takvayı, (ahiret yolculuğu için) dünyadan edinecek azığım kıl; yolculuğumu rahmetine doğru gerçekleştir; hoşnutluğuna girmeyi nasip et bana; yerimi cennetinde kıl; bana bir güç ver ki, hoşnutluğunun tümünü kaldırabileyim; kaçışımı sana doğru kıl; katındakini sevdir bana; kalbimi kötü insanlardan ürküt; seninle, dostlarınla ve sana itaat edenlerle ünsiyeti ihsan et bana. Facir ve kâfirin minneti altında bırakma beni; onların bana bir ihsanı olsun isteme; beni onlara muhtaç etme. Gönlümün rahatlığını, yalnızlığımın giderilmesini, zenginliğimi ve ihtiyaçlarımın karşılanmasını seninle ve iyi kullarının vasıtasıyla kıl.

Allah’ım, Muhammed ve âline salat eyle ve onlarla birlikteliği bana nasip et; beni onların yardımcısı kıl; sana müştak olma ve sevdiğin, beğendiğin işi senin için yapma nimetini bana ihsan eyle. Hiç şüphesiz, sen her şeye kadirsin ve bunlar sana pek kolaydır.


22

İşlerin Zorlaştığı Zaman Okuduğu Dua

Allah’ım, kendimle ilgili, daha çok senin elinde olan bir iş (nefsimi ıslah) ile beni yükümlü kılmışsın. Oysa ona da, bana da benden çok senin gücün yeter. O halde, kendimle ilgili, seni benden hoşnut edecek şeyi ver bana, ve hoşnutluğuna sebep olacak şeyi sıhhat ve selamet içinde kendin için al benden.

Allah’ım, zorluğa katlanacak takatım, belaya sabredecek gücüm, yoksulluğa dayanacak kudretim yok. O halde, rızkımı esirgeme benden; kullarına terketme beni; hacetimi sen gider; işlerimi sen üstlen. Rahmet gözüyle bana bak ve tüm işlerimde, acıyarak yardım et bana. Çünkü eğer beni kendi halime terketsen, tüm işlerde âciz kalırım; yararıma olan hiçbir işi yapamam. Kullarına terketsen, asık suratlarıyla karşılaşırım. Yakınlarıma bıraksan, bir şey vermezler bana. Verseler de, az ve faydasız şeyler verirler; uzun süre de başıma kakarlar, çokça kınarlar beni.

O halde, ey Allah’ım, fazlınla beni zengin et; büyüklüğünle beni yücelt; bol bağışınla elimi açık kıl ve katındakiyle yet bana.

Allah’ım, Muhammed ve âline salat eyle ve beni hasetten kurtar; günahlardan koru; haramlardan geri durdur; sana karşı gelmeye cüretlendirme; tutkum sen olasın; senden gelen her şeye rıza göstereyim. Rızk, ihsan ve nimet olarak bana verdiğin şeyleri bereketli ve kutlu kıl. Tüm hallerimde beni her türlü kötülükten koru; ayıplarımı kimseye açma; beni kendi korumana al, kimse bana zarar veremesin.

Allah’ım, Muhammed ve âline salat eyle ve bedenimin gücü yetmese de, kuvvetim yetersiz kalsa da, gücümü aşsa da, malım ve sermayem çıkışmasa da, hatırımda olan veya unuttuğum, itaatin yönünde kendin için veya yaratıklarından biri için bana gerekli ve farz kıldığın her şeyi benden taraf öde. Ey Rabbim, nefsime uyarak ihmal ettiğim, ancak senin, aleyhimde ihsa ettiğin farzları bol bağışınla ve geniş rahmetinle benden taraf öde (onlardan dolayı beni sorgulama). Çünkü sen, ihsanı ve rahmetiyle her şeyi kuşatan cömertsin. (Onları benden taraf öde ki,) Sana kavuşacağım gün iyiliklerimle takas edeceğin veya kötülüklerimi arttıracağın bir farz üzerimde kalmış olmasın, ey Rabbim.

Allah’ım, Muhammed ve âline salat eyle ve sana kulluk vazifesini yerine getirmekle ahiretim için çalışma isteği ver bana. Onun (kulluğumun) içtenliğine kalbim tanık olsun; bana galip olan durum dünyaya meyilsizlik olsun; iyi işleri şevkle yapayım; cezalarının korkusuyla kötü işlere yaklaşmayayım. Ve bana bir nur ver ki, insanlar arasında onunla yürüyeyim; karanlıklarda onunla yolumu bulayım; hak ile batıl birbirine karıştığında, şüpheye düştüğümde onunla aydınlanayım.

Allah’ım, Muhammed ve âline salat eyle ve kendisine ulaşmak için sana yalvardığım şeyin (cennetin) tadını ve kendisinden korunmak için sana sığındığım şeyin (cehennemin) tasasını duyuyormuşçasına, ödüllendirilme sevincinin özlemini ve cezalandırılma üzüntüsünün korkusunu ver bana.

Allah’ım, hiç kuşkusuz, sen, dünyam için de, ahiretim için de yararlı olanı biliyorsun. O halde, ihtiyaçlarım hususunda lütufkâr ol bana.

Allah’ım, Muhammed ve âline salat eyle ve kolaylık ve zorlukta, sağlık ve hastalıkta bana verdiğin nimetler karşısında sana şükürde kusur ettiğim zaman; korku, emniyet, hoşnutluk, gazap, zarar ve kâr hallerinde meydana gelen hadiselerle ilgili olarak senin için farz olan şeye razı olmanın sevinç ve huzurunu yaşayabilmek için gerçeği ver bana.

Allah’ım, Muhammed ve âline salat eyle ve göğsümü hasetten temizle ki, insanlardan hiçbirini kendisine verdiğin bir nimetten ötürü kıskanmayayım; onlardan herhangi birinde din, dünya, sağlık, takva, zenginlik ve refahla ilgili bir nimet gördüğüm zaman (onu kıskanacağıma) ondan daha iyisini yalnız seninle ve yalnız senden -ki ortağın yoktur- kendim için isteyeyim.

Allah’ım, Muhammed ve âline salat eyle ve bana dünya ve ahirette, hoşnutluk ve gazap halinde hatalardan korunmayı, sürçmelere duçar olmamayı nasip et. Her halükârda itaatinle amel etmeye, dostların ve düşmanların hakkında senin hoşnutluğunu diğer her şeye tercih etmeye muvaffak et beni. Düşmanım, zulüm ve cevrimden güvende olsun; dostum eğilim ve tutkumun alçalmasından ümidini kessin.

(Allah’ım,) Beni genişlikte de, zor durumda kalıp ihlas ile sana yalvaranların yalvardığı gibi yalvaranlardan kıl. Hiç kuşkusuz, sen pek yücesin, övgüye layıksın.


23

Allah’tan Afiyet ve Şükrünü

İstediği Zaman Okuduğu Dua

Allah’ım, Muhammed ve âline salat eyle ve katından olan afiyet elbisesini giydir bana; afiyetine bürü beni; afiyetinle koru beni; afiyetinle ikram et bana; afiyetinle zengin et beni; afiyetinle bağışta bulun bana ; afiyetini ver bana; afiyetini döşe benim için; afiyetini hakkımda salih kıl; dünya ve ahirette afiyetini ayırma benden.

Allah’ım, Muhammed ve âline salat eyle ve yeterli, şifa bahşedici, yükselip gelişen bir afiyet ver bana; bedenimde sıhhat üretecek bir afiyet, dünya ve ahiret afiyeti.

Dinim ve bedenimde sıhhat, emniyet ve selamet, kalbimde basiret, işlerimde ilerleme, senin için haşyet, senden korkma, bana emrettiğin itaatleri yerine getirme, nehyettiğin günahlardan sakınma nimetleriyle lütufta bulun bana.

Allah’ım, bu yıl ve ömrüm boyunca her yıl haccı, umreyi ve salavatın, rahmetin ve bereketlerin ona ve âline olsun, Resulünün ve Ehl-i Beytinin kabirlerinin ziyaretini bana nasip eyle. Bunları katında kabul buyurulmuş, karşılığı verilmiş, övgüyle anılmış ve indinde (ahiretim için) biriktirilmiş amellerimden kıl.

Dilimi hamdin, şükrün, zikrin ve güzel övgünle konuştur; kalbimi dininin doğruları için aç. Kendimi ve soyumu; kovulmuş şeytandan, öldürücü olan veya olmayan zehirli hayvanın ve tüm canlıların kötülüğünden, nazardan, her azgın şeytanın şerrinden, her zalim sultanın şerrinden, her isteği yerine getirilen nimet azgınlarının şerrinden, her güçsüz ve güçlünün şerrinden, her şansız şerefsiz ve şanlı şereflinin şerrinden, her küçük ve büyüğün şerrinden, her yakın ve uzağın şerrinden, cinler ve insanlardan Resulün ve Ehl-i Beytine karşı bayrak açanların şerrinden ve perçemi senin elinde olan her hayvanın şerrinden sana sığındırırım.

Allah’ım, Muhammed ve âline salat eyle ve bana kötü bir niyetle yaklaşanın kötülüğünü benden geri çevir; hilesini benden uzaklaştır; şerrini benden defet; tuzağına kendisini düşür; gözü beni görmesin; kulağı beni duymasın; kalbi beni anmasın; dili benden söz etmesin; başını ezesin; izzetini zillete dönüştüresin; kudretini kırasın; büyüklüğünü bozup kendisini alçaltasın; beni onun her türlü zararından, şerrinden, alayından, hasedinden, düşmanlığından, hilesinden, tuzağından, piyade veya süvari güçlerinden koruyasın. Hiç şüphesiz, sen, izzet ve kudret sahibisin.


24

Anne ve Babası Hakkındaki Duası

Allah’ım, kulun ve resulün olan Muhammed’e ve onun tertemiz Ehl-i Beytine salat eyle; salatlarının, rahmetinin, bereketlerinin ve selamının en üstünüyle onları özgünleştir.

Allah’ım, ey merhametlilerin en merhametlisi, anne ve babamı katındaki saygınlık ve özel salatın ile özgünleştir.

Allah’ım, Muhammed ve âline salat eyle ve anne ve babam için bana farz olan şeylerin bilgisini ilham yoluyla bana bildir. Bu bilginin tamamını bana ver ve beni bildiklerimi eksiksiz olarak pratiğe dökmeye, onları uygulamaya geçirmekte tembellik etmemeye muvaffak et.

Allah’ım, Muhammed ile bizi onurlandırdığın gibi ona ve âline salat eyle; Muhammed sebebiyle bizim için insanlar üzerinde bazı haklar farz ettiğin gibi ona ve âline salat eyle.

Allah’ım, öyle et ki, zalim sultandan korkar gibi onlardan (anne ve babadan) korkayım; şefkatli anne gibi onlara iyilik edeyim. Anne ve babama itaatimi ve onlara iyi davranmamı, uyku düşkünü kimsenin uykusundan daha göz aydınlatıcı ve çok susamış kimsenin içtiği sudan daha yürek serinletici kıl; onların isteğini kendi isteğime tercih edeyim; onların hoşnutluğunu kendi hoşnutluğumdan önde tutayım; az da olsa onların bana yaptığı iyiliği çok, çok da olsa benim onlara yaptığım iyiliği az göreyim.

Allah’ım, onlara karşı sesimi kıs; sözümü güzelleştir; huyumu yumuşak, kalbimi şefkatli kıl; onlara karşı rıfk ile davranmaya, onlara sevgiyle yaklaşmaya muvaffak et beni.

Allah’ım, beni eğitmelerinin karşılığını ver onlara; beni ağırladıklarından dolayı onları ödüllendir; küçüklüğümde benden korudukları şeyleri onlar için koru.

Allah’ım, benden taraf onlara dokunan eziyeti, benden onlara ulaşan kötülüğü veya onların benim yanımda zayi olan hakkını; günahlarının bağışlanmasına, derecelerinin yükselmesine, iyiliklerinin fazlalaşmasına vesile kıl; ey kötülükleri kat kat fazlasıyla iyiliklere çeviren (yüce Allah).

Allah’ım, onların bana karşı kötü sözlerini, haksız davranışlarını, zayi ettikleri haklarımı, hakkımda kusur ettikleri vazifelerini onlara bağışladım, ihsan ettim ve vebalinin onlardan kaldırılmasını istiyorum senden. Çünkü ben; onları bana karşı kötü niyetlilikle itham etmemekte, bana iyilik etmekte ihmalkârlıkla suçlamamakta ve hakkımda yaptıklarından şikâyetçi olmamaktayım, ey Rabbim.

Onların, üzerimdeki hakkı pek büyüktür; iyilikleri çok eski günlere dayanmaktadır. Onlara karşı minnettarlığım, adalet ölçüsüyle onları kısas etmemden veya yaptıklarının misliyle karşılık vermemden çok daha büyüktür. (Onları kısas etmeye veya misillemede bulunmaya kalkışırsam) O zaman, ey Tanrım, uzun süre beni yetiştirmekle uğraşmaları ne olur?! Beni korumak için çektikleri zahmetler nereye gider?! Benim rahatlığım için katlandıkları zorluklar nerede kalır?!

Hayır, kesinlikle onların hakkını ödeyemem; onlar için bana farz olanı yerine getiremem ve onlara hizmet etme vazifesini hakkıyla ifa edemem. O halde, (ey Rabbim,) Muhammed ve âline salat eyle ve (bu hususta) bana yardım et, ey kendisinden yardım istenilenlerin en iyisi; (onlara karşı vazifemi yerine getirmekte) bana başarı ver, ey kendisinden medet umulanların en doğrusu; ve beni, “herkesin zulme uğramadan kazandığıyla cezalandırılacağı gün” (Casiye/23) anne ve babalarına kötü davranıp onları incitenler zümresine katma.

Allah’ım, Muhammed’e, âline ve zürriyetine salat eyle ve özellikle mü’min kullarının babaları ve annelerine verdiğini benim anne ve babama ver, ey merhametlilerin en merhametlisi.

Allah’ım, namazlarımın ardında, gecelerimin bir bölümünde ve gündüzlerimin her saatinde onları anmayı bana unutturma.

Allah’ım, Muhammed ve âline salat eyle ve beni onlara dua etmem sebebiyle bağışla; onları da bana yaptıkları iyilikler sebebiyle kat’i bir mağfiretle bağışla; benim aracılığımla kesin bir hoşnutlukla onlardan razı ol ve onları ağırlayarak (cennetteki) selamet yerlerine ulaştır.

Allah’ım, eğer onları benden önce bağışlayacak olursan, onları bana şefaatçi kıl ve eğer beni onlardan önce bağışlayacak olursan, beni onlara şefaatçi kıl. Şefkatinle, mağfiret ve rahmetinin mahalli olan saygınlık evinde (cennette) bizleri bir araya getir. Hiç kuşkusuz, sen, büyük fazl ve ezelî nimet sahibisin ve sen rahmedenlerin en merhametlisisin.


25

Çocukları Hakkındaki Duası

Allah’ım, çocuklarımın kalmasıyla, onları benim için ıslah etmekle ve benim onlardan yararlanmamla bana minnette bulun. Allah’ım, benim için onların ömrünü uzat; (dünyadaki) sürelerini çoğalt; küçüklerini yetiştir; güçsüzlerini güçlendir; bedenlerini, dinlerini ve huylarını sahih ve salim kıl; canlarına, vücutlarına ve benim için önemli olan her şeylerinde onlara sağlık ver ve benim elimle rızklarını bol et.

Onları; iyiler, takvalılar, görenler, işitenler, sana itaat edenler, dostlarını sevenler, onların iyiliğini isteyenler, tüm düşmanlarına karşı çıkan ve onlara buğzedenler kıl. Âmin.

Allah’ım, onlarla pazımı güçlendir; eğriliğimi düzelt; sayımı çoğalt; meclisimi süsle; anımı dirilt; gıyabımda onlarla bana yet; hacetime ulaşmakta onlarla bana yardım et; onları beni sevenler, bana acıyanlar, bana yönelip benden yüz çevirmeyenler, bana karşı doğrular, sözüme bakanlar, sözümden çıkmayanlar, beni incitmeyenler, bana muhalefet etmeyenler ve bana karşı suç işlemeyenler kıl.

Onları eğitip yetiştirmekte ve onlara iyi davranmakta bana yardım et; kendi katından onlarla (mevcut olanlarla) birlikte bana erkek çocuklar da ver; bunu hakkımda hayırlı kıl ve senden istediklerime ulaşmakta onları bana yardımcı kıl. Beni ve soyumu kovulmuş şeytandan koru. Çünkü sen bizi yarattın; (iyilikleri) bize emrettin; (kötülüklerden) bizi sakındırdın; bizi emrettiklerinin sevabını kazanmaya özendirdin; emrine muhalefetin cezasından korkuttun; bize hile yapan bir düşman yarattın; bizi ona musallat etmediğin yönlerden onu bize musallat ettin ; onu göğüslerimize yerleştirdin; kanımızla birlikte damarlarımızda akıttın; biz gaflet etsek de o etmemekte; biz unutsak da o unutmamakta; senin cezalandırmandan bize güven vermekte; senden başkasından bizi korkutmakta; çirkin bir işe niyetlendiğimiz zaman bizi onu işlemeye cüretlendirmekte; iyi bir işe niyetlendiğimiz zaman bizi ondan alıkoymakta; nefsani tutkularla bize dokunmakta; şüpheleri gözlerimizin önüne dikmekte; vaadde bulunduğu zaman yalan söylemekte; bizi arzularla oyaladığı zaman sözünde durmamakta. Şu halde, eğer sen, onun hilesini bizden geri çevirmezsen, bizi saptırır ve eğer bozgunculuğundan bizi korumazsan, bizi (doğruluktan) kaydırır.

Allah’ım, bizi kendi sultana alarak şeytanın sultasından kurtar ve sana yalvarışımızın çokluğuyla onu bizden alıkoy; böylece onun hilesine karşı senin koruman altında olalım.

Allah’ım, tüm isteklerimi bana ver; hacetlerimi reva et; icabeti benim için garantilediğin halde onu benden esirgeme; dua etmemi emrettiğin halde duamı geri çevirme; dünya ve ahirette bana yarayacak, hatırımda olan veya unuttuğum, dile getirdiğim veya sakladığım, açıkladığım veya gizlediğim her şeyi bana ihsan et. Bütün bunlarda, senden yardım isteyerek kendini düzeltenlerden; senin katında arayarak başarıyı bulanlardan; sana güvenerek muradına erenlerden; sana sığınarak korunanlardan; seninle alış-veriş yaparak kazananlardan; izzetinle güven bulanlardan; fazlından kendilerine bol helal rızk verilenlerden; bağışın ve kereminle zengin olanlardan; seninle zilletten izzete kavuşanlardan; adaletinle zulme uğramayacaklarından emin olanlardan; rahmetinle belalara karşı bağışıklık kazananlardan; zenginliğinle fakirlikten zenginliğe erişenlerden; korumanla günahlardan, kaymalardan ve hatalardan korunmuş olanlardan; sana itaat ederek hayra, rüşde ve doğruya muvaffak olanlardan; kudretinle günahlarla aralarına perde çekilenlerden; sana karşı gelmenin her türlüsünü bırakanlardan ve senin komşuluğunda yer alanlardan kıl beni.

Allah’ım, tevfikin ve rahmetinle bütün bunları bize ver; cehennem azabından bizi koru, kendim ve çocuklarım için dünya ve ahirette istediğimin aynısını, erkeğiyle kadınıyla tüm müslümanlara ve mü’minlere de ver. Hiç kuşkusuz, sen yakınsın, icabet edensin, işitensin, bilensin, affedensin, bağışlayansın, şefkatlisin, acıyansın.

Ve, bize dünyada iyilik ver, ahirette de iyilik ver ve bizi ateş azabından koru.


26

Komşuları ve Dostlarını

Andığında Okuduğu Dua

Allah’ım, Muhammed ve âline salat eyle ve hakkımızı bilip düşmanlarımıza muhalefet eden komşularım ve dostlarım hakkında en üstün yardımınla bana yardım et. Güçsüzlerine rıfk ile davranmakta, ihtiyaçlarını karşılamakta, hastalarını ziyaret etmekte, doğruyu arayanlarına yol göstermekte, danışanlarına öğüt vermekte, (konuk olarak) gelenlerini ağırlamakta, sırlarını gizlemekte, ayıplarını örtmekte, mazlumlarına yardım etmekte, (genellikle komşuların birbirinden ödünç alma ihtiyacını duydukları kazan, kepçe, merdiven, balta vb. gibi) ev eşyalarını onlardan esirgememekte, bol ihsanla hal hatırlarını sormakta ve onlar istemeden önce gerekli olan şeyleri kendilerine vermekte onları (ve beni) senin sünnetini ayakta tutmaya ve güzel edebinle edeplenmeye muvaffak et.

Allah’ım, kötülük edenlerine iyilikle karşılık vermeye, zulmedenlerinden af ile vazgeçmeye, tümünün hakkında iyimser olmaya, hepsine iyilik etmeye, iffetin gereği olarak gözümü onlardan indirmeye, alçakgönüllülük olarak onlara yumuşak davranmaya, belaya duçar olanlarına acımaya, arkalarında da dostluğumu ve sevgimi açığa vurmaya, nimetlerinin kalıcı olmasını istemeye, kendi akrabalarım için gerekli bildiğimi onlar için de gerekli bilmeye ve yakınlarım için riayet ettiğim şeylere onlar için de riayet etmeye muvaffak et beni.

Allah’ım, Muhammed ve âline salat eyle ve onların da bana böyle olmasını sağla; onlardan en çok faydalananlardan kıl beni; hakkımda gözlerini aç, beni daha iyi tanısınlar, faziletimi bilsinler; onlar benimle mutlu olsunlar, ben de onlarla mutlu olayım. Âmin, ya Rabbe’l-âlemin.


27

Sınır Bekçileri Hakkındaki Duası

Allah’ım, Muhammed ve âline salat eyle ve izzetinle müslümanların sınırlarını sarp ve sağlam kıl;