|
Musa Aydın
-1-
Nûr dağı bir gece, nûra büründü
Ufukta yüce bir melek göründü
Rûh-ul Emîn "Oku" emriyle indi
Artık ilim, artık hikmet vaktidir
Geldi maveradan mukaddes nida
Örtüye bürünmüş, Emîn-i Hüdâ!
Durma kalk ayağa, kalk ey Mustafâ
Artık halkı Hakk'a, davet vaktidir
İnsanlar susamış insanlığına
Adaletin hatta bir anlığına
Bir gece fazîlet mihmanlığına
Ey rahmet madeni, imdât vaktidir
Zayıflar, köleler, zulümden sızlar
Topraklar altında, inliyor kızlar
Yollara hâkim hep bütün yolsuzlar
Yeter artık, hakkın devlet vaktidir
Her yeri bürümüş, karanlık, vahşet
Üstünlük ölçüsü, servet, aşîret
Mazlûmlar zincirde, bekliyor himmet
Artık âlemlere rahmet vaktidir
Tevhit merkezinde, putlar ayakta
Değerler yok olmuş, insan batakta
Aydınlığa karşı, Şeytân atakta
Kalk ayağa, nura hicret vaktidir
Kalk ayağa, âlem nur ile dolsun
Karanlık son bulsun, diken gül olsun
Küfrün şirkin benzi sararıp solsun
Seninle âleme minnet vaktidir
Kalk seninle mazlum ümidvâr olsun
Zâlime, kâfire, âlem dar olsun
Bi'setinle canlar, hep bahar olsun
Cehennem son bulsun, cennet vaktidir
Gam yeme başında Hakk'ın eli var
Firavunlar boğan, nice nîli var
Yanında Şir-i Hak olan Ali var
Geçit yok zillete, izzet vaktidir
O günlerden geçmiş, bin dört yüz sene
Döndü câhilliğe, insanlar yine
Hak geride, bâtıl çıkmıştır öne
Yine hakikatın, uzlet vaktidir
Bak, ya Resûlallâh, dinin gurbette
Yoktur bir nişâne, senden ümmette
Muminler cephesi, bin bir mihnette
Bugün, yeniden bir bi'set vaktidir
Hani buyurmuştun bize: "Ey ümmet!
Kur'ân ve Ehl-iBeyt size emanet"
Kur'ân'dan uzağız, Sünnet'e hasret
Saâdet devrine, avdet vaktidir
-2-
Sallu Alâ Muhammed
Ve Alâ Âl-i Ahmed
Evvelunâ Muhammed
Evsetunâ Muhammed
Ahirunâ Muhammed
Sallu Alâ Muhammed
Ve Alâ Âl-i Ahmed
Hürmetine varlığı buldu cihân
Senle şeref buldu zaman ve mekân
Habibimiz, rehberimiz Muhammed
Şefîimiz, serverimiz Muhammed
Sen doğduğun zaman âlem nur oldu
Bi'setinle küfre cihân dar oldu
Habibimiz, rehberimiz Muhammed
Şefîimiz, serverimiz Muhammed
Âlem u Âdem eder hep iftihâr
Nâmına, ey cümle cihâna bahâr
Habibimiz, rehberimiz Muhammed
Şefiimiz, serverimiz Muhammed
Yerde yüce adın senin Muhammed
Gökte güzel adın söylenir Ahmed
Habibimiz, rehberimiz Muhammed
Şefîimiz, serverimiz Muhammed
Nurun ile oldu geceler sabah
Düşmanının kalbi geceden siyah
Habibimiz, rehberimiz Muhammed
Şefîimiz, serverimiz Muhammed
Hakkında Hak "Levlâkeyi" söyledi
Hürmetine âlemi halk eyledi
Habibimiz, rehberimiz Muhammed
Şefîimiz, serverimiz Muhammed
Eyle nazar bizlere ey Mustafâ
Bak bize bir gönlümüze ver sefâ
Habibimiz, rehberimiz Muhammed
Şefîimiz, serverimiz Muhammed
Bak da hazan gönlümüz olsun bahâr
Sensiz olan kimsede söyle ne var?
Habibimiz, rehberimiz Muhammed
Şefîimiz, serverimiz Muhammed
-3-
Hak nasib eyledi vardım bir gece
Bakî' kenarında durdum bir gece
Sürûrla karışık garip bir hüzün
Sarmıştı canımı o an büsbütün
Biliyor musunuz nereye gittim?
Birden on dört asır geriye gittim
Ya Rab, nakşolunmuş bu topraklara
İbretlerle dolu bin bir hâtıra
Ya Rab, buralarda Resûl gezerdi
Ali'yle Zehrâ-yı Betûl gezerdi
Burada oynardı Hasan, Hüseyin
Buraya inerdi Cibril-i Emin
Burada dururdu saf saf mu'minler
Tekbir sesleriyle inlerdi her yer
Burada açardı iman gülleri
Buradan coşardı cihad selleri
Nereye bakarsan Resûl kokuyor
Sanki Bilâl çıkmış ezân okuyor
Ama ey Allah'ın yüce Resulü
Gidişinle soldu, hakikat gülü
Korktukların bir bir hakikat oldu
Makam, dünya hırsı kalplere doldu
Tenha kaldı, hakkın mîzânı Ali
Büküldü yeniden İslâm'ın beli
Ya Rab, nerede o vefâlı dostlar?
Selmân u Ebûzer, Mikdâd u Ammâr?
Bir Ravza'ya, bir de Bakî'ye baktım
Bağrım parelendi, ağıtlar yaktım
Bakî'den göklere gurbetin sesi
Yükselip ağlatır âşık herkesi
Baba kucağında mazlum evlâtlar
Nice yükselmesin göğe feryatlar?
Dedim adın senin cennetti hani?
Sana kıyan vallah cânîdir cânî!
Âh ey Bakî' senin gül bağın nerde?
Neden karanlıksın, çerağın nerde?
Biliyorum sözün çoktur ey Bakî'
Ama söze hacet yoktur ey Bakî'
Bu lisân-ı hâlin yeterdir bize
Oktan, kılıçlardan beterdir bize
Bu hâlin ârife irfândır senin
Sessizliğin gizli tufândır senin
Neredesin Mevlâ Sâhib-ez Zamân
Gel gör dostlarının hâli perişan
İsâ nefesli Yâr, anan bekliyor
Acıları henüz dinmek bilmiyor
Yaradır henüz sır dolu sinesi
Dinmemiş göz yaşı, vaveyla sesi
Gel de dinsin artık Zehrâ figânı
Beyt-üs Sürûr olsun "Beyt-ül Ahzân"ı
Gel ey Mevlâ göster "Gizli Makber"i
Gel beyan eyle o "Sırr-ı Etheri"
-4-
Yüce Peygamberimiz
Ey ulu önderimiz
Biz yoluna askeriz
Seviyoruz biz seni
Ey Aliyy-el Murtezâ
Ey mazlûmlara baba
Yoluna canlar fedâ
Seviyoruz biz seni
Ey Fâtımet-üz Zehrâ
Ey mu'minlere ana
Muhtacız vallâh sana
Seviyoruz biz seni
Selâm ey İmâm Hasan
Ey bütün âleme can
Cânımız sana kurban
Seviyoruz biz seni
Ey Hazret-i Hüseyin
Kanınla dirildi dîn
Ey İmâm-ı âlemîn
Seviyoruz biz seni
Zeyn-ül Âbidin İmâm
Ruhuna binbir selâm
Övünür senle İslâm
Seviyoruz biz seni
İmâm-ı Bâkır Mevlâ
İlmin sonsuz bir deryâ
Muhtaçtır sana dünyâ
Seviyoruz biz seni
İmâm Cafer-i Sâdık
Sensin her şeye lâyık
Âlemler sana âşık
Seviyoruz biz seni
Mûsa-yı Kâzım ey nûr
Ey gönüllere sürûr
Zindân oldu sana Tûr
Seviyoruz biz seni
Rızâ şâh-ı Horâsân
Dünyalar sana hayrân
Gönlümüzdesin her ân
Seviyoruz biz seni
Muhammed Takî, Cevâd
Sensin âleme üstâd
Eyle bize şefâat
Seviyoruz biz seni
İmâm Aliyy-ün Nakî
Bir lakabın da Hâdî
Ey mu'minler ümidi
Seviyoruz biz seni
İmâm Hasan Askerî
Hak yolunun rehberi
Ey hilkatın cevheri
Seviyoruz biz seni
Mehdî-yi Sâhib Zamân
Sen Ey canlara cânân
Gel bitsin artık hicrân
Seviyoruz biz seni
Ey ondört masûm-i pâk
Her şeyiniz haktır hak
Düşmanlarınız nâpâk
Seviyoruz biz sizi
Ey nûr kaynaklarımız
Velâyet gülzârımız
Sonsuz iftihârımız
Seviyoruz biz sizi
|