Hz. Peygamberin (s.a.a) bakışında selam vermenin önemi nedir?

2014/02/22
Soru
Neden Hz. Peygamber-i Ekrem (s.a.a) ilk önce selam verirdi?


 İnsan toplumsal bir varlık olup kendi türlerinin ilişkisine, dostluğuna ve sevgisine ihtiyaç duyar. Selam vermek iki insan arasındaki sağlıklı ilişkinin ilk merhalesini oluşturur ve dostluk, samimiyet, sevgi, tevazu, hayır duası ve karşı tarafa güven vermek gibi değişik mesajlar içerir. Selam sözcüğü çok güzel ve manalı bir kavram olup bu kelimeyle muhatabımız için hayır ister ve esenlik dileriz. Bununla birlikte muhataba bizim tarafımızdan kendisine hiçbir zarar gelmeyeceğine dair güven veririz. Hz Peygamberden (s.a.a) nakledilen hadislerde selam vermek dostluk ve sevgiyi artıran bir etken olarak değerlendirilmiştir.[1] Bu esas uyarınca İslam’da selam vermeye çok önem verilmiş ve selam vermek Allah tarafından büyük bir ödülle ödüllendirilen müstehap bir fiil olarak addedilmiştir. İmam Hüseyin (a.s) şöyle buyurmuştur: Selam vermenin yetmiş sevabı vardır, bunun altmış dokuz bölümü selam verene ve bir bölümü de selamı alana aittir. Zira selam vermek müstehaptır, lakin onun cevabını vermek farzdır.[2] Aynı şekilde şöyle buyurmuştur: “Cimri, selam vermekten kaçınan kimsedir.”[3] Bundan dolayı hadislerde Hz Peygamberin (s.a.a) her zaman başkalarından önce davranmasının ve hiçbir zaman selam vermede hiç kimsenin onun önüne geçemediğinin bildirilmesi acayip bir husus değildir; zira Hz Peygamber (s.a.a) İslam’ın ve bu ilahi dinin hükümlerinin hakkaniyetine tamamıyla ve olağanüstü bir şekilde iman etmişti ve Allah’ın buyrukları karşısında mutlak itaat sergilerdi. Öte taraftan kendisi Müslümanların örnek ve numunesiydi.[4] Hz Peygamber (s.a.a) söylediği her şeyle bizzat kendisi amel ederdi ve İslam toplumunun faydalanması için kendi ameliyle özenle İslam buyruklarına halkı riayet etmeye çağırırdı. İşte bu buyruklar sayesinde Müslümanlar arasında dostluk ve sevgi gelişti.

 -----------

[1] Müstederkü’l Vesail, c. 8, s. 454, "قَالَ ع طَلَاقَةُ الْوَجْهِ بِالْبِشْرِ وَ الْعَطِیَّةِ وَ فِعْلُ الْبِرِّ وَ بَذْلُ التَّحِیَّةِ دَاعٍ إِلَى مَحَبَّةِ الْبَرِیَّةِ".

[2] Tuhefu’l Ukul, Tercüme Caferi, s. 229.

[3] a.g.e, s. 229.

[4] Ahzap Suresi, 21. ayet: "لَقَدْ کانَ لَکُمْ فی‏ رَسُولِ اللَّهِ أُسْوَةٌ حَسَنَةٌ لِمَنْ کانَ یَرْجُوا اللَّهَ وَ الْیَوْمَ الْآخِرَ وَ ذَکَرَ اللَّهَ کَثیراً".

Yeni Makale ve Video öğeleri

Yeni Kitaplar

  • Doğruya Doğru

    Elinizdeki bu eser, mütevazi bir çalışmadan ibarettir. Bu eser bir seyahatname sayılabileceği gibi, şahsı ...
  • Mizan’ul Hikmet 6. Cilt

    Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Mizan’ul-Hikmet (hikmetin ölçüsü) benim ...