| |||||||||
| |||||||||
|
|
|
1- Allah-u tealayı bana subut edermisiniz? |
Allah’ın varlığı ile ilgili
çeşitli delilleri zikretmek daha geniş bir fırsatı gerektirdiği için ziyaretçi
defterinde bu önemli konuyu hakkınca ele almak ve incelemek mümkün değildir.
Ama bununla beraber siz değerli arkadaşın isteğine saygımızı göstermek için
size bazı tavsiyelerde bulunmayı gerekli gördük. |
2- Caferilik mezhebi hakkında bilgi edinmek istiyordum..Acaba bu mezhebi benimseyenler niçin bu mezhebe geçiyorlar.. Neye dayanarak caferilik mezhebini benimsiyorlar?..Ve birisinden duyduğuma göre Zamanımızın imamı Hz.Mehdi (as) zuhur etmiş.. Budoğrumu? Hz.Mehdi(as)kimdir ? detaylı bir şekilde bilgi edinmek istiyorum. |
|
Ehl-i Beyt imamlarında olan İmam
Cafer Sadık’ı takip etmek anlamına gelen Caferi Mezhebi, Ehl-i Beyt mektebinin
fıkhi cephesine denir. Kur’an ve Peygamber’in gerçek sünnetini, -diğer
mezheplerdeki beşeri ve zanni yöntemlere başvurmadan- ilahi ilimle olduğu gibi
korumayı ifade etmesi hasebiyle Ehl-i Beyt imamlarının hepsinin fıkhı yöntemi
aynıdır ve aralarında hiçbir farklılık yoktur. Bu gerçeği göz önünde
bulundurduğumuzda Ehl-i Beyt mektebinin fıkhi müessesinin İmam Cafer Sadık
(a.s)’ın ismine atfedilmesin nedeni Fıkhi mezheplerinin kurulmasının bu İmam’ın
dönemine rastladığı içindir. İmam Cafer Sadık döneminden başlayarak fıkıhta yani
şeri hükümleri belirlemede çeşitli mezhepler ortaya çıktı; bunların en
önemlileri şunlardır: 1- Aslen İran kökenli olan Ebu Hanife diye meşhur Numan
b. Sabit’in mezhebi. Bu mezhep daha çok kıyas yani çeşitli konular arasındaki
benzerliği esas alarak hükümleri akla dayanarak çıkaran bir fıkhı akımdır. Ebu
Hanife’nin iki yıl imam Cafer Sadık’ın yanında ders aldığı meşhurdur. Ama
sonraları imam Cafer Sadık’ın açıkladığı fıkhi esasları çiğneyerek kıyasa
dayalı yeni bir mezhep kurmuştur. İmam Cafer Sadık onu kıyas etmekten kesin bir
dille defalarca sakındırmasına ve kıyasın dini temelden tahrip edeceğini
bildirerek Ebu Hanife’yi uyarmasına rağmen o bu yönteminden el çekmemiş ve din
hususunda kıyasa dayalı bir fıkıh oluşturmuştur. Ebu Hanife’den sonra, Maliki
mezhebinin kurucusu olan Malik b. Enes ve Şafii mezhebinin kurucusu olan
Muhammed b. İdris ve Hanbeli mezhebinin kurucusu Ahmet b. Hanbel fıkıhta ya Ebu
Hanife gibi kıyas yöntemine ağırlık vermiş veya içtihatta hadisi ve selefin
sünnetini esas aldılar ama bunlar da hem hadiste ve hem de selefin sünnetinde
Ehl-i Beyt imamlarına ağırlık vermeyip genelde ehlibeytin karşısında yer alan
sahabe ve tabiilerin naklettikleri hadisleri ve fıkhi görüşleri kabul
etmişlerdir. |
3- Ahirette cennet ehlinin allah ı görüp (rü'yetullah ) görmeme meselesine bakış tarzınız nasıl? |
|
Allah Teala’nın görülmesi (rü’yetullah) hakkında Ehl-i Beyt
Mektebindeki akide şöyledir: Allah Teala ne dünyada ve ne de ahirette
(cennette) görülemez. Çünkü Allah gözlerle görülemeyecek kadar yücedir.
Görülebilen varlıklarda olan yön, boyut vb. eksikliklerden münezzehtir. |
4- Niçin caferilik mezhebi Hz.Ali'ye çok önem veriyor..? Ve Hz.Ali'yi diğer halifelerden üstün tutuyorlar?..namaz kılarken topraktan imal edilen maddelere secde ediyorlar?..mesela taş'ın üstüne secde ediyorlar?..Bunu sahih kaynaklardan ispatlamanız mümkünmü?.. |
|
Ehl-i Beyt mektebi Hz. Ali’ın (Allah’ın selamı ona olsun)
diğer sahabeden üstün olduğunu inanmaktadır. Bunun delillerini açıklamak için
çeşitli metotlar vardır. Biz sadece bir yönteme işaretle yetineceğiz. |
5- Mut'a nikahı ile ilgili Burhaneddin adlı şahsın yazısı ve yazının cevabı. |
6- ben muta nikahı helaldir diyenlere aşağıda yazdıklarımın islamiyete göre bir açıklamasını istiyorum. |
|
Sorunuza
cevap olarak şu noktalara dikkat ediniz: |
7- Dun kerkuk lu bir bir sunni turk hanim soyle buyurdu:
Peygamberimiz SAAW, sozum ona "asure " gununde oruc tutulmasinin sevap oldugunu
ve gerektigini bildirmis. sebeb: yahudiler Musa (as) in firavundan kurtulma gunu
oldugu icin (asure gunu, muharrem in 10 cu gunu)oruc tutarlarmis mis !!!????
bizim de Peygamberimimz SAAW onlar gibi hasa huzurdan yapilmasini soylemis. |
|
Başkaları türlü türlü düşünceler sahip olabilirler ama bizim
için ölçü olan en temiz kaynak olan Ehl-i Beyt’in açıkladığı şekilde İslam’ı
öğrenmek ve ona amel etmeğe çalışmaktır. Sizin sorduğunuz soruların cevabındaki
teferruata inmeden Ehlibeyt İmamlarından gelen sahih hadisler ve Ehlibeyt
mektebinin temel kaynakları ışığında, aşura günü mü’min bir kimsenin ne yapması
gerektiği hususunu açıklamaya çalışacağız. Bizce bu, imanı doğru olan bir kimse
için delil ve hüccet olarak yeterlidir. |
8- İmam-ı ali (r.a) hilafete haklı oldugu halde (şii lere göre) ebu bekir (r.a),ömer (r.a) ve osman (r.a.) ın hilafetleri döneminde onlara isyan etmediği gibi onların şeyhül islamlığı vazifesini ,( yirmi üç sene )kemal-i liyakatla yerine getirdi.NEDEN ? |
|
Sorunun cevabı için şu noktaları nazara almak gerekir: |
9- Ben hanefi mezhebinden olan bir ehli sünnet müslümanıyım. ve benim öğrendiğim kadarıyla hak olan mezhep dört tanedir. peki caferilik gerçekten hak mezhepmidir.eğer öyle ise neye dayanarak bu savunuluyor. |
|
Kur'an-i Kerim buyuruyor ki: "Hakkında bilgin
olmayan şeyin ardına düşme. Çünkü kulak, göz ve kalp bunların hepsi ondan
sorumludur." (İsra : 36) Bu ayetten anlaşıldığı üzere insan
bilgisi olmadan bir yargıda bulunması ve bir şeye bağlı olması caiz değil ve
Allah karşısında böyle bir tutumundan dolayı insan mutlaka sorumlu
tutulacaktır. Şimdi "dört mezhep haktır" görüşünü inceleyerek bu
görüşün sağlam bir delilinin olup olmadığını araştıralım. 1. Dört mezhebin
kurucuları şunlardan ibarettir: |
10- Takiyye nedir? |
|
Takiyye ve takva aynı kökten olup Arapça itteka ve veka
kökünden alınmışlardır ve korunmak ve sakınmak anlamınadırlar. Şu farkla ki
takiyye genelde insanlardan korkmak, sakınmak anlamında kullanılır. |
11- Beş çeşit takiyyeden bahsedildi neden imam-ı hüseyin yirmi-otuz bin kişilik orduya karşı KERBELA da takiyye yapmadı ve ayrıca imam-ı hasan muaviyeye karşı (kuvvetler denk olmasına ragmen ) kılıçlarını kınlarına koydular. |
|
Takiyye, insanın canını ve malını zalimlere karşı koruması
için din çerçevesinde konulmuş bir hükümdür. Bu hüküm bir çok diğer ibadi vb.
hükümlere göre öncelik taşımasına rağmen bu hükümden daha önemli hükümler de
dinde vardır. Buna göre, canı ve malı korumaktan daha önemli bir mükellefiyet
söz konusu olduğunda artık takiyyeye yer kalmaz. |
12- Cuz'i irade ve kader konusunda bakış tarzınız nasıldır? |
|
Konunun daha iyi anlaşılması için, bu konuyla ilgili olarak
İslam alemindeki çeşitli akımlara işaret edeceğiz. |
13- Hz. Ali (k.v) neden kızı Ümm-ü Külsüm'ü Hz. Ömer'e verdi. Eğer Hz. Ömer, Hz. Fâtıma annemizi çeşitli şekillerde üzdü ise, Hz. Ali (k.v) kızını vererek Hz. Fâtıma annemizi üzmüş olmaz mı? |
|
İslâm âlimlerinden bir çoğu bu olayın doğru olmadığı ve bu konuda
nakledilen rivâyetlerin uydurma olduğu kanısındalar. Bunu reddeden büyük
âlimler ve araştırmacılar bu konuda geniş risaleler yazmış ve delillerini
ortaya koymuşlardır. Onlar söz konusu rivâyetleri teker teker ele alarak onları
senet ve muhteva açısından çürütmeğe ve bunun bir düzmece olduğunu ispat etmeğe
çalışmışlardır. Böylesine uzun araştırmaları böyle kısa yazışmalara sığdırmak
zor ve yorucu olabileceği için ben detaylara inmeden bu araştırmalardan kısa
bir rapor sunmakla yetineceğim:
|
14- Caferî mezhebi varsa İmâm Bâkır'ın mezhebi neydi; İmâm Musâ-i Kâzım'ın mezhebi neydi? Neden diğer İmâmların adıyla bir grup adlandırılmıyor da Caferilik ayrı bir gurup oluyor? |
|
Ehl-i Beyt İmâmlarının itikat ve mezhep açısından birbirleriyle hiçbir farkları yoktur ve hepsi aynı hakikatin temsilcileridirler. Ancak Ehl-i Beyt İmâmları tarih boyunca zalim sultanların baskıları ve bin bir türlü entrika ve engellemelerin neticesinde, bildikleri hakikatleri ve Resulullah'tan miras aldıkları ilim ve irfanı insanlara ulaştırmaya ve olduğu gibi aktarmaya müsait zemin bulamamışlardı. Ancak biraz İmâm Bâkır'ın ve daha çok İmâm Cafer-i Sadık'ın zamanında, Emevi-Abbâsî sürtüşmesinden meydana gelen boşluktan, rahat ve müsait ortamdan yararlanarak o Mübârek zatlar Ehl-i Beyt mektebinin hakikatlerini ve gerçek İslâm'ı büyük ölçüde anlatmaya, tebliğ etmeğe muvaffak olmuşlardı; öyle ki tarihlerin yazdığına göre İmâm Cafer-i Sâdık'ın ders halkalarında çeşitli İslâmî ilimleri öğrenmeğe çalışan dört binden fazla talebe oturuyordu. Ayrıca bu dönem, mezheplerin ortaya çıkış sürecine rastladığından ve o gün de Ehl-i Beyt mektebinin temsilcisi ve imamı İmam Cafer Sadık olduğundan dolayı bu mektebin taraftarlarına diğer bazı isimlerle birlikte "Caferilik" de denilmiştir. |
2- GADİR BAYRAMI İLE İLGİLİ HADİSLER YAZMANIZI İSTİYORUM. |
|
Hadislerde yer aldığına göre her peygamber zilhicce ayının
18. günü olan Gadir bayramını kutlamışlardır. Bu günün adı göklerde Ahd-i Mahud
ve yerde Misak-i Ma’huz’dur. Hz. Ali (a.s)’ın sevgisi imanı kamil edendir.
Allah Teala bu günün önemine Kur’an’ı Kerim’de değinmiş ve Gadir-i Humda şu
ayet-i kerime’yi Resulullah’a indirmiştir: “Bugün dininizi ikmal ettim, size
verdiğim nimetimi tamamladım ve İslam’ı size din olarak (verip buna) razı
oldum” |
3- İmam-ı ali (r.a) hilafete haklı oldugu halde (şii lere göre) ebu bekir (r.a),ömer (r.a) ve osman (r.a.) ın hilafetleri döneminde onlara isyan etmediği gibi onların şeyhül islamlığı vazifesini ,( yirmi üç sene )kemal-i liyakatla yerine getirdi.NEDEN ? |
|
Sorunun cevabı için şu noktaları nazara almak gerekir: |
4- Beş çeşit takiyyeden bahsedildi neden imam-ı hüseyin yirmi-otuz bin kişilik orduya karşı KERBELA da takiyye yapmadı ve ayrıca imam-ı hasan muaviyeye karşı (kuvvetler denk olmasına ragmen ) kılıçlarını kınlarına koydular. |
|
Takiyye, insanın canını ve malını zalimlere karşı koruması
için din çerçevesinde konulmuş bir hükümdür. Bu hüküm bir çok diğer ibadi vb.
hükümlere göre öncelik taşımasına rağmen bu hükümden daha önemli hükümler de
dinde vardır. Buna göre, canı ve malı korumaktan daha önemli bir mükellefiyet
söz konusu olduğunda artık takiyyeye yer kalmaz. |
5- Ehli Beyte murad :Hz. Muhammedin(asv)Sünneti seniyesine temesük etmektir. Eyer Hz Muhammedin sünneti seniyesine tabi degilse ehli Beyten olmıyacağı ehli ilimce belirlenmiştir.Ehli Beyte mensub olanlar : Başta Hz Ali Ks.Hz Hasan Hz Hüseyin Hz Fatma annemidir. Ayrıca Hz Muhammedin Hanımları da Ehli Beyt olarak kabul edilmiştir. |
|
Yazinizda “Ehl-i Beyt’ten murad Hz. Muhammedin(asv) sünneti seniyesine temesük etmektir. Eger Hz Muhammedin sünneti seniyesine tabi degilse Ehl-i Beyt’ten olmiyacagi ehli ilimce belirlenmistir” diye açiklamaniz sizin Ehl-i Beyt terimi farkli bir anlamda kullandiginizi gösterir. Bizce Kur’an-i Kerim’de ve hadislerde geçen Ehl-i Beyt kelimesi sadece belirli sahislari ifade etmektedir. Bunlar su kisilerdir: 1. Hz. Muhammed (Allah’in salat ve selami ona ve Ehl-i Beyt’ine olsun) 2. Hz. Ali (Allah’in selami ona olsun) 3. Hz. Fatima (Allah’in selami ona olsun) 4. Hz. Hasan (Allah’in selami ona olsun) 5. Hz. Hüseyin (Allah’in selami ona olsun) 6. Hz. Zeynelabidin (Allah’in selami ona olsun) 7. Hz. Muhammed Bakir (Allah’in selami ona olsun) 8. Hz Cafer Sadik (Allah’in selami ona olsun) 9. Hz. Musa Kazim (Allah’in selami ona olsun) 10. Hz. Ali Er-Riza (Allah’in selami ona olsun) 11. Hz. Muhammed Taki (Allah’in selami ona olsun) 12 Hz. Ali Naki. (Allah’in selami ona olsun) 13. Hz. Hasan Askeri (Allah’in selami ona olsun) 14. Hz. Mehdi (Allah’in selami ona olsun) Ehl-i Beyt terimi Peygamber’e atfedilerek Peygamber’in Ehl- i Beyt’i olarak kullanildigi gibi, bazen Peygamber (s.a.a)’i de içine alacak sekilde genis bir anlamda kullanilir. Nitekim Peygamber (s.a.a), bazen kendisinden ve diger Ehl-i Beyt’inden “Biz Ehl-i Beyt” olarak söz etmistir. Kisacasi Ehl-i Beyt terimi sadece yukarida mübarek isimlerini zikrettigimiz kisileri ifade etrmektedir; baska hiç bir kimseyi degil; Bu terimi Peygamber’in soyundan gelenleri ifade etmek için kullanilan seyyit ve serif kelimelriyle karistirmamak gerekir. Ehl-i Beyt kelimesinin yukarida zikredilen belli kisiler anlamina geldigini isbatlayan bazi deliller söyledir: 1. Tethir Ayeti ve Kisa Hadisi: Tirmizi Sünen’inde (Hadis: 3129 ve 3719) Hakim Müstedrek’inde (c. 3 s. 146) ve Beyhaki Sünen’inde (c.2 s. 169) ve diger bir çok muhaddis Ummu Seleme’nin söyle dedigini nakletmislerdir: “Allah yalniz siz Ehl-i Beyt’ten her türlü kusur ve kötülügü gidermeyi ve sizleri tertemiz kilamayi irade etmistir…” ayeti benim evimde nazil oldu. O zaman evde Fatima, Ali, Hasan ve Hüseyin vardi. Resulullah bu |