<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>İmam Takî (a.s) &#8211; Caferilik.com | Türkiye Caferileri Sitesi</title>
	<atom:link href="https://www.caferilik.com/makaleler/ehl-i-beyta-s/imam-taki-a-s/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.caferilik.com</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Fri, 08 May 2020 10:18:27 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=5.8.10</generator>
	<item>
		<title>İmam Cevad (as)’dan Öğütler</title>
		<link>https://www.caferilik.com/imam-cevad-asdan-ogutler/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 08 May 2020 10:18:27 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İmam Takî (a.s)]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://islamex.com/?p=2883</guid>

					<description><![CDATA[<p>İmam Cevad (a.s) ş&#246;yle buyurmuştur: &#8220;En &#252;st&#252;n ibadet ihlastır.&#8221;&#8204;[1] İmam Cevad (a.s) ş&#246;yle buyurmuştur: &#8220;Hi&#231; kimseyle Allah&#8217;la ilişkisini bilmedik&#231;e d&#252;şmanlık etme. Eğer iyi bir insan olursa, Allah onu sana teslim etmez. Eğer k&#246;t&#252; bir insan olursa onun hakkındaki bu k&#246;t&#252; tanıyışın sana kifayet eder. O halde onunla d&#252;şmanlık etme.&#8221;&#8204;[2] İmam Cevad (a.s) ş&#246;yle buyurmuştur: &#8220;Herkim [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.caferilik.com/imam-cevad-asdan-ogutler/">İmam Cevad (as)’dan Öğütler</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.caferilik.com">Caferilik.com | Türkiye Caferileri Sitesi</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>
	İmam Cevad (a.s) ş&ouml;yle buyurmuştur: &ldquo;En &uuml;st&uuml;n ibadet ihlastır.&rdquo;&zwnj;[1]</p>
<p>
	İmam Cevad (a.s) ş&ouml;yle buyurmuştur: &ldquo;Hi&ccedil; kimseyle Allah&rsquo;la ilişkisini bilmedik&ccedil;e d&uuml;şmanlık etme. Eğer iyi bir insan olursa, Allah onu sana teslim etmez. Eğer k&ouml;t&uuml; bir insan olursa onun hakkındaki bu k&ouml;t&uuml; tanıyışın sana kifayet eder. O halde onunla d&uuml;şmanlık etme.&rdquo;&zwnj;[2]</p>
<p>
	İmam Cevad (a.s) ş&ouml;yle buyurmuştur:</p>
<p>
	&ldquo;Herkim isteğine uyarak doğru yolu senden gizlerse, ş&uuml;phesiz sana d&uuml;şmanlık etmiştir.&rdquo;&zwnj;[3]<br />
	İmam Cevad (a.s), Sa&rsquo;d&rsquo;ul-Hayr&rsquo;a yazdığı mektubunda ş&ouml;yle buyurmuştur: &ldquo;Rahman ve Rahim olan Allah&rsquo;ın adıyla. Sana Allah&rsquo;tan korkmayı tavsiye ediyorum. Zira takva insanı helak olmaktan esenliğe &ccedil;ıkarır ve ahirette kendisine fayda verir. Aziz ve celil olan Allah takva sebebiyle kulunu aklının ulaşmasından uzakta bulunan şeylerden korur ve takva vasıtasıyla onun k&ouml;rl&uuml;ğ&uuml;n&uuml; ve cehaletini ortadan kaldırır. Takvanın bereketiyle Nuh ve onunla gemide olanlar kurtuluşa erdiler, Salih ve onunla bulunanlar yıldırımdan kurtuldular ve takva sebebiyle sabredenler galibiyete eriştiler ve o grup (Nuh, Salih ve kendilerine iman edenler) kurtuluşa eriştiler. Bunların aynı yolu ve metodu (yani takvayı) kateden ve aynı fazileti arayan kardeşleri vardır. Bunlar &ouml;ncekilerin başına gelen ve Allah&rsquo;ın kitabında beyan edilen cezaları ve belaları işitmekle şehvetlerinin tuğyanını engellemektedirler. Rablerine kendilerine rızık olarak verdiklerine karşılık hamdeder ve ş&uuml;krederler. Ş&uuml;phesiz Allah hamd ve &ouml;vg&uuml;ye layıktır. Onlar kendilerini eksiklikleri sebebiyle kınarlar ve kendileri de kınanmaya layıktır. Allah Tebareke ve Teala&rsquo;nın, hilim ve ilim ehli olduğunu bildiler. Hakikatte Allah&rsquo;ın gazabı hoşnutluğunu elde etmeye &ccedil;alışmayanların &uuml;zerinedir ve Allah sadece bağışını kabullenmeyen kimseden esirger ve sadece hidayeti istemeyen kimseyi sapıklığa terkeder.</p>
<p>
	Allah g&uuml;nahkarlara t&ouml;vbe imkanı vermiştir ki k&ouml;t&uuml;l&uuml;klerini iyiliklere &ccedil;evirsinler ve Kur&rsquo;an&rsquo;da y&uuml;ksek ve kesilmez bir sesle kullarını t&ouml;vbe etmeye &ccedil;ağırmış, kullarının duasını engellememiştir. O halde Allah&rsquo;ın indirdiği şeyleri gizleyen kimselere Allah lanet etsin.</p>
<p>
	O rahmeti kendisine farz kılmış bu y&uuml;zden de rahmeti gazabını ge&ccedil;miştir ve de doğruluk ve adaletle sona ermiştir. O halde kulları kendisini gazaplandırmadığı m&uuml;ddet&ccedil;e o, kendiliğinden kullara gazaplanmaz ve bu yakinden kaynaklanan bir ilimden ve takvadan hasıl olan bir bilgidendir. Allah her &uuml;mmetten kitabın ilim ve marifetini, onların kitabı uzağa attığı bir zamanda almıştır ve onlar h&uuml;k&uuml;mdarlığa teslim olduğu zaman, d&uuml;şmanları ona h&uuml;k&uuml;mdar kılmıştır. Kitaplarını uzağa atmalarının &ouml;rneklerinin biri de harf ve kelimelerine riayet etmeleri, ama hudud ve h&uuml;k&uuml;mlerini tahrif etmeleridir. Bu y&uuml;zden sadece onun nakil ve rivayetiyle uğraşır, anlayış ve amelinden uzak olurlar. Cahiller rivayetleri ezberledikleri sebebiyle mutludurlar, ama alimler, anlamıyla amel etmedikleri hasebiyle &uuml;z&uuml;nt&uuml; i&ccedil;indedirler. Kitabı uzağa atmalarının bir diğer &ouml;rneği de y&ouml;neticilerinin bilmeyen kimselerden karar kılınmasıdır. Bu y&uuml;zden y&ouml;neticiler onları heva ve heves kaynağına g&ouml;t&uuml;rm&uuml;ş, helak olmaya s&uuml;r&uuml;klemiş, dinin kulplarını değiştirmiş ve onu (dini) bir avu&ccedil; sefih ve &ccedil;ocuğa miras bırakmışlardır.. Dolayısıyla da &uuml;mmet Allah Tebarek ve Teala&rsquo;dan emir almak yerine halktan emir almaktadır. İnsanların dostluğunu Allah&rsquo;ın dostluğu ve velayetine tercih eden zalimlerin bu yanlış tercihileri ne de k&ouml;t&uuml;d&uuml;r?! Bunlar insanların m&uuml;kafatını Allah&rsquo;ın m&uuml;kafatının yerine ve insanların rızayetini Allah&rsquo;ın rızayetinin yerine ge&ccedil;irmişlerdir.</p>
<p>
	&Uuml;mmet, b&ouml;yle bir duruma d&uuml;şm&uuml;şt&uuml;r. Onlardan ibadet edenler de bu sapıklık i&ccedil;inde yaşamaktadır. Gurura kapılmış ve aldanmışlardır. İbadetleri kendilerinin ve takip&ccedil;ilerinin fitne ve sapıklık sebebidir. Oysa ilahi el&ccedil;iler arasında ibadet ehli i&ccedil;in ibretler ve &ouml;ğ&uuml;tler vardır. Peygamberlerden biri (Allah&rsquo;a) itaat hususunda kemale eriştiğinde[4] Allah Tebarek ve Teala&rsquo;ya bir hususta itaatsizlik etmiş ve o itaatsizlik sebebiyle cennetten dışarı &ccedil;ıkarılmıştır.[5] Balinanın karnına atılmış ve onu hatalarını itiraf etmek ve t&ouml;vbeye y&ouml;nelmekten başka hi&ccedil; bir şey kurtaramamıştır. O halde Yahudi ve Hıristiyan din alimlerini tanı. Onlar kitabı gizlediler, tahrife uzandılar. Ama bu ticaretleri onlara bir fayda vermedi. Onlar hidayete ermiş kimseler değildir. Onların bu &uuml;mmet arasındaki misalini tanı. Ş&uuml;phesiz onlar Allah&rsquo;ın kitabının kelime ve harflerini alaşağı ettiler[6], hududlarını alt&uuml;st ettiler. Zira bunlar y&ouml;neticilerin[7] dostudur. Heva ve heve &ouml;nderleri dağılınca onlar da d&uuml;nyadan daha &ccedil;ok nasiplenen kimseye doğru giderler.[8]&nbsp; Kalplerine m&uuml;h&uuml;r vurulmuş, tamah onlara galip gelmiş, s&uuml;rekli dillerinden İblis&rsquo;in sesi işitilmekte ve bir &ccedil;ok batılları ifade etmektedirler. Alimler onların eziyetlerine ve kabalıklarına sabrederler. Bu y&uuml;zden de alimler, onları teklife ve hakkı g&ouml;z &ouml;n&uuml;nde bulundurmaya davet etmektedir. Alimleri onları teklife ve hakkı g&ouml;z &ouml;n&uuml;nde bulundurmaya &ccedil;ağırdıkları i&ccedil;in de onları kınarlar. Oysa alimleri, eğer irşad ve nasihat etselerdi, bir sapık g&ouml;rd&uuml;klerinde onlara hidayette bulunmasalardı, bir &ouml;l&uuml; g&ouml;rd&uuml;klerinde ona hayat vermeselerdi, ş&uuml;phesiz hain sayılırlardı ve (eğer b&ouml;yle yapsalardı) ne de k&ouml;t&uuml; yapmış olurlardı! Zira Allah Tebarek ve Teala Kur&rsquo;an&rsquo;da onlardan iyilikleri ve emredildikleri şeyleri s&ouml;yleyeceklerine ve nehyedildikleri şeylerden de sakındıracaklarına dair s&ouml;z almış, itaat ve sakınma yolunda birbiriyle yardımlaşmalarını s&ouml;ylemiş, g&uuml;nah ve tecav&uuml;z yolunda birbirine yardım etmemelerini istemiştir. Alimlerin cahil insanların elinden sıkıntıda oluşu da işte bu y&uuml;zdendir.</p>
<p>
	Eğer &ouml;ğ&uuml;t verirlerse, cahiller ş&ouml;yle derler: &ldquo;Onlar isyankar olmuşlardır.&rdquo;&zwnj;Eğer terk ettikleri hak ve hakikatle amele derlerse ş&ouml;yle derler: &ldquo;Onlar muhalefet etmeye koyulmuşlardır.&rdquo;&zwnj;Onlardan uzaklaşmak istediklerinde ise ş&ouml;yle derler: &ldquo;M&uuml;sl&uuml;manlar cemaatinden ayrıldılar&rdquo;&zwnj; Eğer &ldquo;s&ouml;zlerinize bir delil getirin&rdquo;&zwnj; diye s&ouml;yleyecek olurlarsa ş&ouml;yle derler: &ldquo;Bunlar m&uuml;nafık oldular.&rdquo;&zwnj;Eğer onlara uyarlarsa ş&ouml;yle derler: &ldquo;Aziz ve celil olan Allah&rsquo;a isyan etmektedirler&rdquo;&zwnj; Onlar, helak u&ccedil;urumuna yuvarlanmışlardır. Onlar ise bilmediklerini bilmemektedirler. Allah&rsquo;ın kitabında okudukları şeylere oranla da okumamış kimselerdirler. Halka &ouml;ğrettikleri Kur&rsquo;an&rsquo;ı Kerim&rsquo;i ve lafızlarını&nbsp; kabul etmekte, ama i&ccedil;eriğini tahrif ederek Kur&rsquo;an&rsquo;ın hakikatini yalanlamaktadırlar. Hi&ccedil; kimse de onlara itiraz etmemektedir. Bunlar ahbar ve ruhban g&ouml;r&uuml;n&uuml;ml&uuml; kimselerdir. Hevese uyarlar, helak ve yok oluş &ouml;nderidirler. Var olan diğer bir grubu ise, sapıklık ve hidayet ortasına oturmuş ve şaşkınlık i&ccedil;indedirler. Bu iki grubu (ahbar ve ruhban g&ouml;r&uuml;n&uuml;ml&uuml; kimseler ile ger&ccedil;ek alimleri) birbirinden ayıramaz ve derler ki: Peygamber (s.a.a) zamanındaki halk b&ouml;yle bir durumla karşı karşıya olmamış ve dolayısıyla da onu tanımamaktaydılar.&rdquo;&zwnj;Doğru da s&ouml;yl&uuml;yorlar. Zira Resulullah (s.a.a) onları terk edince, kendileri i&ccedil;in aydın ve aşikar bir din bıraktı ki gece ve g&uuml;nd&uuml;zleri (zahir ve batın veya hak ve batılı) belli idi.</p>
<p>
	Aralarında ne bir bidat g&ouml;r&uuml;l&uuml;yordu ne de&nbsp; s&uuml;nnette bir değişiklik. Ne de aralarında uyumsuzluk ve ihtilaf g&ouml;ze &ccedil;arpıyordu. Ama &uuml;mmetlerin hatalarının karanlığı onları kuşatınca, iki gruba ve iki &ouml;ndere ayrıldılar: Allah-u Teala&rsquo;nın yoluna davet eden kimse ile ateşe davet eden kimse. İşte b&ouml;ylece şeytan dile geldi, sesini dostlarının ve takip&ccedil;ilerinin dilinden y&uuml;kseltti. Ordu, s&uuml;vari ve piyade birlikleri &ccedil;oğaldı, mallarının ortakları ve kendisini ortak kılan kimselerin &ccedil;ocukları oldular. B&ouml;ylece bidatler ile amel edildiği gibi kitap ve s&uuml;nnet bırakıldı. Ama Allah&rsquo;ın veli kulları h&uuml;cceti dile getirdiler, Allah&rsquo;ın kitabına ve hikmete sarıldılar. Bu y&uuml;zden de hakkın takip&ccedil;ileri ile batıla uyanlar birbirinden ayrıldı. Hidayet ehli birbirini yalnız bıraktılar, birbirinin yardımına koşmadılar. Ama sapıklık ve delalet ehli kimseler birbiriyle yardımlaştılar. Sonunda cemaatleri falan kimseyi de kapsadı. Bu desiseyi iyi tanı. Soylu olan diğer grubu ise basiret g&ouml;z&uuml;yle tanı, onların takip&ccedil;isi ol, onlardan ayrılma ki kendi ehline katılasın. Zira ki hakikatte yenilenler, kendisini ve ehlini kıyamet g&uuml;n&uuml;nde h&uuml;srana uğratanlardır. Ş&uuml;phesiz ki bu da apa&ccedil;ık bir h&uuml;srandır.&rdquo;&zwnj;</p>
<p>
	Şeyh Kuleyni (r.a) ş&ouml;yle diyor: &ldquo;H&uuml;seyin&rsquo;in rivayeti de işte burada sona ermektedir. Ama Muhammed b. Yahya&rsquo;nın rivayetinde İmam&rsquo;ın mektubu ş&ouml;yle devam etmektedir: &ldquo;Bu hak ehli yolu tanımaktadır. O halde eğer onları sıkıntıda g&ouml;r&uuml;rsen ona bakma (onların mazlumiyeti hak olduklarının delilidir.) Zira her ne kadar zul&uuml;m ve zalimlerin saygısızlığına d&uuml;&ccedil;ar olmasalar da ve her ne kadar sıkıntılar ve belalar i&ccedil;inde yaşıyor olsalar da, er, ge&ccedil; b&uuml;t&uuml;n bunlar bitecek, huzur ve rahatlığa d&ouml;n&uuml;şecektir. Bil ki g&uuml;venilir kardeşler birbirileri i&ccedil;in stokturlar. Zira eğer ş&uuml;phelerin tahrifine d&uuml;şmekten ve seni kaybetmekten korkmasaydım ş&uuml;phesiz &ouml;rtt&uuml;ğ&uuml;m hakikatlerin aynasını senin i&ccedil;in aşikar kılardım ve gizlediğim marifetleri sana g&ouml;sterirdim. Ama ben senin hakkında korkuyorum (ve takiyye ediyorum). Seni korumayı istiyorum. Korkması gereken yerde korkmayan kimse, halim değildir. Halim olmak ise m&uuml;minin elbisesidir. O halde asla onu soyma. Ve&rsquo;s-Selam.&rdquo;&zwnj;[9]</p>
<p>
	İmam Cevad (a.s) ş&ouml;yle buyurmuştur:</p>
<p>
	&ldquo;M&uuml;&rsquo;min, Allah&rsquo;tan olan bir başarıya, nefsinden olan bir &ouml;ğ&uuml;t&ccedil;&uuml;ye ve nasihat&ccedil;ının da nasihatını kabul etmeye muhta&ccedil;tır.&rdquo;&zwnj;[10]İmam Cevad (a.s) ş&ouml;yle buyurmuştur: &ldquo;Allah&rsquo;ın kefil olduğu kimse nasıl zayi olabilir. Allah&rsquo;ın talip olduğu kimse nasıl ka&ccedil;abilir? Her kim Allah&rsquo;tan başkasına y&ouml;nelirse, Allah onu kendisine havale eder. Her kim de bilmeden bir işe kalkışırsa, bozgunculuğu d&uuml;zeltmesinden daha &ccedil;ok olur. Kalbiyle Allah&rsquo;a y&ouml;nelmek, insanı amel vesilesiyle sıkıntıya d&uuml;ş&uuml;rmekten daha &ccedil;abuk hedefe ulaştırır. Her kim heva ve hevesine itaat ederse, d&uuml;şmanını arzusuna ulaştırmış olur. Her kim g&uuml;zel ge&ccedil;inmekten uzaklaşırsa, tatsız olaylar kendisine yaklaşır. Her kim giriş yollarını bilmezse, &ccedil;ıkış yolları kendisini sıkıntıya d&uuml;ş&uuml;r&uuml;r. Her kim denemeden &ouml;nce g&uuml;venirse yokluğa, sıkıntı ve sona maruz kalır. Her kim sebebsiz yere birini kınarsa, ayıbı olmadığı halde kınanır. Her kim şehvet merkebine binerse, baş aşağı d&uuml;şt&uuml;ğ&uuml;nde Allah elinden tutmaz ve onu kaldırmaz. Allah&rsquo;a itimat etmek, her pahalı ve değerli şeyin kıymetidir ve her y&uuml;celiğe &ccedil;ıkmanın merdivenidir. K&ouml;t&uuml; ve şerli kimselerle oturup kalkmaktan sakın. Zira b&ouml;yle bir şahıs, kınından &ccedil;ekilmiş bir kılı&ccedil; gibi g&uuml;zel g&ouml;r&uuml;n&uuml;ml&uuml; ama k&ouml;t&uuml; yaralayıcıdır. İşlerinde d&uuml;ş&uuml;nerek hareket et ki hedefine ulaşasın veya ona yakın olasın. Allah&rsquo;ın kaza ve taktiri nazil olunca (insana) yer daralır, hıyanetkarların emini olmak, insana hıyanetkar olması i&ccedil;in yeterlidir. M&uuml;minin izzeti insanlardan ihtiya&ccedil;sız olmasındadır, ş&uuml;kr&uuml; edilmeyen her nimet, bağışlanmayan bir g&uuml;nah gibidir. Zulm&uuml;n hoşnut ettiği kimsenin gazabı, sana zarar vermez. Kardeşinin iyi niyetine razı olmayan kimse, onun bağış ve ihsanına da razı olmaz.&rdquo;&zwnj;[11]</p>
<p>
	İmam Cevad (a.s) ş&ouml;yle buyurmuştur: &ldquo;Allah-u Teala&rsquo;ya itimat etmek her değerli şeyin pahasıdır ve her y&uuml;ce şeye ulaşmanın merdivenidir.&rdquo;&zwnj;[12]</p>
<p>
	İmam Cevad (a.s) ş&ouml;yle buyurmuştur: &ldquo;Her kim Allah&rsquo;tan gayrisine y&ouml;nelirse Allah onu kendisine (o kimseye) havale eder.&rdquo;&zwnj;[13]</p>
<p>
	İmam Cevad (a.s) ş&ouml;yle buyurmuştur: &ldquo;İhtiya&ccedil;lar ricayla istenir ve ilahi kaza ile iner. Afiyet ise en iyi bağıştır.&rdquo;&zwnj;[14]</p>
<p>
	İmam Cevad (a.s) ş&ouml;yle buyurmuştur:</p>
<p>
	&ldquo;Faziletler d&ouml;rt &ccedil;eşittir: Birincisi, kıvamı d&uuml;ş&uuml;nce olan hikmettir, ikincisi, kıvamı şehvet olan iffettir. &Uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml;s&uuml; kıvamı gazap olan kudrettir. Ve d&ouml;rd&uuml;nc&uuml;s&uuml; kıvamı nefsani g&uuml;&ccedil;lerin itidali olan adalettir.&rdquo;&zwnj;[15]İmam Cevad (a.s) ş&ouml;yle buyurmuştur: &ldquo;Her &uuml;mmet semavi kitabını terk edip bir kenara itince Allah onlardan onun ilmini aldı. Her &uuml;mmet d&uuml;şmanlarını dost ve veli edindiğinde ise Allah o d&uuml;şmanlarına velayet ve h&uuml;k&uuml;met imkanını verdi. Kitabı bir kenara itmek, harf ve kelimelerini ikame ettikleri halde anlamlarını tahrif etmeleri, kitabı okuyup rivayet ettikleri halde, riayet etmemeleri ve amel etmemeleri anlamındadır. Cahiller onu iyi okudukları ve ezberledikleri i&ccedil;in sevinirler, alimler ise ona riayet etmedikleri ve kendisiyle amel etmedikleri sebebiyle &uuml;z&uuml;l&uuml;rler.&rdquo;&zwnj;[16]</p>
<p>
	&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;</p>
<p>
	[1] Tenbih&rsquo;ul Hevatir, 2/109</p>
<p>
	[2] A&rsquo;lam&rsquo;ud Din, 309</p>
<p>
	[3] A&rsquo;lam&rsquo;ud Din, 309</p>
<p>
	4] Burada Yunus&rsquo;a (a.s) işaret edilmektir. İtaatsizlikten maksadı ise , kavmine gazaplanması ve rabbinin izni olmaksızın onlardan ka&ccedil;masıdır. Rivayet edildiği &uuml;zere Yunus (a.s) kavmine azap vaad edince , Allah dışarı &ccedil;ıkmasını emretmeden &ouml;nce kavminden ayrıldı. S&ouml;ylemek gerekir ki buradaki isyan ve itaatsizlik de mutlak en &uuml;st&uuml;n ve en evla olan bir işi terk etmek anlamındadır. Zira burada hen&uuml;z Allah&rsquo;tan bir emir gelmemiştir ve sonu&ccedil; olarak da Yunus bunu yapmamak suretiyle , isyan etmiş sayılmazdı. Hakeza bir işten sakındırma da yoktu ki netice olarak onu istemekle rabbe muhalefet edilmiş olsun. Dolayısıyla isyan ve itaatsizlik kelimesinin itlakı mecazi ve evla ve en &uuml;st&uuml;n&uuml; terk etmek anlamındadır. Bu iş Peygamberlerin kemal derecelerine kıyasen isyan ve itaatsizlik sayılmaktadır. (Kafi&rsquo;nin dipnotundan naklen)</p>
<p>
	[5] D&uuml;nya hakkında cennet denilmesi Feyz&rsquo;in (r. a) buyurduğu gibi belki de balığın karnıyla mukayesedir. (Kaynağın haşiyesinden naklen)</p>
<p>
	[6] İmam (a.s) kulları ve d&uuml;nyanın debdebesine aldanan alimleri , ruhban ve ahbara (yahudi din adamlarına) teşbih etmesinin sebebi de ilim ve hakikati gizlemek , Allah&rsquo;ın s&ouml;zlerini tahrif etmek , haksız yere insanların malını yemek , onları Allah yolundan alıkoymak , ahireti d&uuml;nyaya satmak idi. Nitekim ahbar ve ruhbanlar da b&ouml;yleydiler. Kur&rsquo;an bir &ccedil;ok yerde onları b&ouml;yle anmıştır.</p>
<p>
	[7] Y&ouml;neticilerden maksat , padişahlar , halkı idare edenler ile onların zalim yardımcılarıdır.</p>
<p>
	[8] Necm suresi , 31. ayete işarettir.</p>
<p>
	[9] el-Kafi , 8/52-55</p>
<p>
	[10] Tuhef&#39;ul-Ukul , 457</p>
<p>
	[11] ed-Durret&rsquo;ul-Bahire , 39</p>
<p>
	[12] a. g. e. 78/364/5</p>
<p>
	[13] ed-Durret&rsquo;ul-Bahire , 39</p>
<p>
	[14] A&rsquo;lam&rsquo;ud-Din, 309</p>
<p>
	[15] Keşf&rsquo;ul Gumme, 3/138</p>
<p>
	[16] el-Kafi, 8/53/16</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.caferilik.com/imam-cevad-asdan-ogutler/">İmam Cevad (as)’dan Öğütler</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.caferilik.com">Caferilik.com | Türkiye Caferileri Sitesi</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İmam Cevad (as.)ın Hayatı</title>
		<link>https://www.caferilik.com/imam-cevad-as-in-hayati/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 08 May 2020 10:18:27 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İmam Takî (a.s)]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://islamex.com/?p=2884</guid>

					<description><![CDATA[<p>İmam Cevad (a.s.)&#34;ın yaşam tarihi hakkında geniş bir bilgiye sahip değiliz. &#199;&#252;nk&#252; halifeler, muhaliflerinin faaliyetlerinden emand&#226; olmak ve korunmak i&#231;in siyasi kısıtlamalar getirerek daima masum imamlar hakkındaki haberlerin yayılmasına engel oluyorlardı, buna ek olarak da İmam Cevad (a.s.)&#34;ın &#246;mr&#252; de fazla s&#252;rmediğinden onunla ilgili g&#246;z doldurucu haber ve bilgiler elde edilemez. Şunu biliyoruz ki İmam [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.caferilik.com/imam-cevad-as-in-hayati/">İmam Cevad (as.)ın Hayatı</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.caferilik.com">Caferilik.com | Türkiye Caferileri Sitesi</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>
	İmam Cevad (a.s.)&quot;ın yaşam tarihi hakkında geniş bir bilgiye sahip değiliz. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; halifeler, muhaliflerinin faaliyetlerinden emand&acirc; olmak ve korunmak i&ccedil;in siyasi kısıtlamalar getirerek daima masum imamlar hakkındaki haberlerin yayılmasına engel oluyorlardı, buna ek olarak da İmam Cevad (a.s.)&quot;ın &ouml;mr&uuml; de fazla s&uuml;rmediğinden onunla ilgili g&ouml;z doldurucu haber ve bilgiler elde edilemez.</p>
<p>
	Şunu biliyoruz ki İmam Rıza (a.s.) Tus&quot;a g&ouml;t&uuml;r&uuml;ld&uuml;ğ&uuml;nde ailesinden hi&ccedil;bir kimseyi beraberinde g&ouml;t&uuml;rmedi ve Tus&quot;da yalnız olarak yaşadı. Ancak İmam Rıza (a.s.) Tus&quot;da olduğu s&uuml;re zarfında İmam Cevad (a.s.)&quot;ın, babasıyla g&ouml;r&uuml;şmek amacıyla buraya gelip gelmediği hususunda, sadece İbn-i Funduk &quot;Beyhak Tarihi&quot;nde O hazretin 202 yılında Tus&quot;a geldiğini ve babasıyla m&uuml;lakat ettiğini yazmıştır. İbn-i Funduk&quot;un bu husustaki yazısının metni ş&ouml;yledir:</p>
<p>
	&quot;Lakabı Takiy olan Muhammed b. Ali b. Musa er&quot;Rıza (a.s.) 202 yılında -Damegan yolu o zaman y&uuml;r&uuml;necek bir yol olmadığından ve yenilikte y&uuml;r&uuml;n&uuml;r hale getirildiğinden- Tabes Mesina yolunu se&ccedil;erek denizden ge&ccedil;ti ve Beyhak b&ouml;lgesine geldi, Şeştmed k&ouml;y&uuml;nde indi ve oradan da babası Ali b. Musa er&quot;Rıza (a.s.)ın ziyaretine gitti.&quot;[1]</p>
<p>
	Bu haber diğer kaynaklarda mevcut değildir Ve İmam Rıza (a.s.)&quot;ın şehadetiyle ilgili rivayetlerden, İmam şehid olduğunda İmam Cevad (a.s.)&quot;ın Medine&quot;de bulunduğu ve sadece babasına gusul etmek ve namazını kılmak i&ccedil;in Tus&quot;a geldiği anlaşılmaktadır. Fakat bundan &ouml;nce bir defa Tus&quot;a gitmiş olması da muhtemeldir. Mezkur rivayete dikkat edildiğinde İbn-i Funduk&quot;un, bu rivayeti Hakim-i Nişaburi&quot;nin Nişabur tarihinden almış olduğu ihtimali akla gelmektedir.</p>
<p>
	İmam Rıza (a.s.)&quot;ın şahadetinden sonra 204 yılında Memun Bağdat&quot;a d&ouml;nd&uuml;ğ&uuml;nde İmam&quot;dan taraf rahata kavuşmuştu ancak, şunu da biliyordu ki, şialar İmam Rıza (a.s.)&quot;dan sonra İmam Cevad (a.s.)&quot;in imametini kabul edecekler, b&ouml;ylece de tehlike yine mevcut olacak ve olduğu gibi yerinde kalacaktı.</p>
<p>
	O İmam Kazım (a.s.)&quot;ı babası tarafından kontrol etme -ki O&quot;nu Bağdat&quot;a getirip zindana atmıştı- siyasetini unutmamış ve bu siyasetten ilham alarak, aynı şeyi İmam Rıza (a.s.) hakkında da uyguladı ancak, bu defa &ouml;yle bir aldatmaca plan yaptı ki zahirde zindan meselesi yoktu ve hatta İmam&quot;a ilgi duyduğunu ve O&quot;nu sevdiğini başkalarına g&ouml;stermeye &ccedil;alıştı. Ve şimdi de İmam Cevad (a.s.)&quot;ı kontrol etme sırası gelmişti.</p>
<p>
	Ş&ouml;yle ki; Memun kendi kızını İmam Cevad (a.s.) ile evlendirecek, O&quot;nu kendine damat edecek ve b&ouml;ylelikle İmam&quot;ı g&ouml;zaltında tutacak ve hedefine ulaşmış olacaktı.</p>
<p>
	Neticede Memun bir taraftan İmam&#39;ı kontrol etmiş olacak ve başka bir taraftan da şiaların geliş gidişlerini O, hazretle olan ilişkilerini kontrol edecekti. Bu y&uuml;zden de bazı rivayetlere g&ouml;re Memun Bağdat&#39;a geldikten -ihtimalen 204 yılında- hemen sonra İmam&#39;ı Medine&#39;den Bağdat&#39;a &ccedil;ağırdı.[2]Ayriyeten Memun, halk tarafından İmam Rıza (a.s.)&#39;ı şehid etmekle su&ccedil;lanıyordu ve şimdi bu ithamdan kurtulabil&shy;mek i&ccedil;in O&#39;nun oğlu İmam Cevad (a.s.)&#39;a b&ouml;yle davranmak zorundaydı. Şuna da dikkat etmeliyiz ki, bazı rivayetlere g&ouml;re Memun, veliahtlığı İmam Rıza (a.s.)&#39;a bıraktığında kızı &Uuml;mm&#39;&uuml;l Fazl&#39;ı da İmam Cevad (a.s.)&#39;la evlendirmiş veya s&ouml;z kesmişti.</p>
<p>
	Taberi ve İbn-i Kesir&#39;in yazdığına g&ouml;re Mamun&#39;un kızı &Uuml;mm&uuml; Habib 202 yılında İmam Rıza (a.s.) ile evlendiğinde Memun&#39;un diğer kızı &Uuml;mm&#39;&uuml;l Fazl&rsquo;da İmam Cevad (a.s.) ile evlendi&#39;.[3] Bu konunun kendisi &quot;Beyhak Tarihi&quot; yazarının, &quot;İmam Gevad (a.s.) babasını g&ouml;rmek i&ccedil;in 202 yılında Tus&#39;a gelmiştir&quot; s&ouml;z&uuml;n&uuml; doğrulayan bir şahid ve karinedir belki de.</p>
<p>
	Şeyh M&uuml;fid&#39;in, Rayyan b. Sabib&#39;den naklettiği rivayetten anlaşılan şudur:</p>
<p>
	Memun, kızı &Uuml;mm&#39;&uuml;l Fazl&#39;ı İmam Cevad (a.s.)&#39;la evlendirmeye karar verince Abbasiler bu karara tepki g&ouml;sterdiler. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; Memun&#39;dan sonra hilafetin artık Ali (a.s.) hanedanına d&ouml;neceğinden korkuyorlardı. Onlar İmam Rıza (a.s.) hakkında da aynı tepkiyi daha katı bir şekilde g&ouml;stermişlerdi&#39;.[4] Fakat &uuml;stteki iki rivayetten de anlaşıldığı gibi onlar bu muhalefetlerini başka bir şekilde dile getirip ş&ouml;yle dediler:</p>
<p>
	&quot;Allah&#39;ın dini hakkında herhangi bir bilgisi olmayan, helali haramı tanımayan ve farzı s&uuml;nnetten ayıramayan bir &ccedil;ocukla mı kızını evlendiriyorsun?&quot; Memun bu muhalefet karşısında onların hata eniklerini kendilerine anlatabilmek i&ccedil;in ilmi bir toplantı d&uuml;zenleyerek İmam Cevad (a.s.)&#39;ı, ehli s&uuml;nnetin o d&ouml;nemdeki en b&uuml;y&uuml;k alim ve fakihi dan Yahya b. Aksem&#39;le ilmi tar&shy;tışmaya davet etti.[5] &Uuml;mm&#39;&uuml;l Fazl İmam Cevad (a.s.)&#39;la evlendiğinde, o sıralarda İmam&#39;a &quot;sabiy&quot; deniliyordu. Ancak konumuzla ilgili b&ouml;yle bir tefsire istidlal etmek sağlam bir istidlal olamaz.</p>
<p>
	İbn-i Tayfur, İbn-i Kesir ve diğer bazı alimlerden nakledilen rivayete, zahiren itimad edilebilir. Memun 215 yılında Tikrit&#39;e geldiğinde İmam Cevad (a.s.) da Medine&#39;den Bağdat&#39;a gelmişti.</p>
<p>
	Neticede Memun bir taraftan İmam&#39;ı kontrol etmiş olacak ve başka bir taraftan da şiaların geliş gidişlerini O, hazretle olan ilişkilerini kontrol edecekti. Bu y&uuml;zden de bazı rivayetlere g&ouml;re Memun Bağdat&#39;a geldikten -ihtimalen 204 yılında- hemen sonra İmam&#39;ı Medine&#39;den Bağdat&#39;a &ccedil;ağırdı.[6]</p>
<p>
	Ayriyeten Memun, halk tarafından İmam Rıza (a.s.)&#39;ı şehid etmekle su&ccedil;lanıyordu ve şimdi bu ithamdan kurtulabil&shy;mek i&ccedil;in O&#39;nun oğlu İmam Cevad (a.s.)&#39;a b&ouml;yle davranmak zorundaydı. Şuna da dikkat etmeliyiz ki, bazı rivayetlere g&ouml;re Memun, veliahtlığı İmam Rıza (a.s.)&#39;a bıraktığında kızı &Uuml;mm&#39;&uuml;l Fazl&#39;ı da İmam Cevad (a.s.)&#39;la evlendirmiş veya s&ouml;z kesmişti.</p>
<p>
	Taberi ve İbn-i Kesir&#39;in yazdığına g&ouml;re Mamun&#39;un kızı &Uuml;mm&uuml; Habib 202 yılında İmam Rıza (a.s.) ile evlendiğinde Memun&#39;un diğer kızı &Uuml;mm&#39;&uuml;l Fazl&rsquo;da İmam Cevad (a.s.) ile evlendi&#39;.[7] Bu konunun kendisi &quot;Beyhak Tarihi&quot; yazarının, &quot;İmam Gevad (a.s.) babasını g&ouml;rmek i&ccedil;in 202 yılında Tus&#39;a gelmiştir&quot; s&ouml;z&uuml;n&uuml; doğrulayan bir şahid ve karinedir belki de.</p>
<p>
	Şeyh M&uuml;fid&#39;in, Rayyan b. Sabib&#39;den naklettiği rivayetten anlaşılan şudur:</p>
<p>
	Memun, kızı &Uuml;mm&#39;&uuml;l Fazl&#39;ı İmam Cevad (a.s.)&#39;la evlendirmeye karar verince Abbasiler bu karara tepki g&ouml;sterdiler. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; Memun&#39;dan sonra hilafetin artık Ali (a.s.) hanedanına d&ouml;neceğinden korkuyorlardı. Onlar İmam Rıza (a.s.) hakkında da aynı tepkiyi daha katı bir şekilde g&ouml;stermişlerdi&#39;.[8] Fakat &uuml;stteki iki rivayetten de anlaşıldığı gibi onlar bu muhalefetlerini başka bir şekilde dile getirip ş&ouml;yle dediler:</p>
<p>
	&quot;Allah&#39;ın dini hakkında herhangi bir bilgisi olmayan, helali haramı tanımayan ve farzı s&uuml;nnetten ayıramayan bir &ccedil;ocukla mı kızını evlendiriyorsun?&quot; Memun bu muhalefet karşısında onların hata eniklerini kendilerine anlatabilmek i&ccedil;in ilmi bir toplantı d&uuml;zenleyerek İmam Cevad (a.s.)&#39;ı, ehli s&uuml;nnetin o d&ouml;nemdeki en b&uuml;y&uuml;k alim ve fakihi dan Yahya b. Aksem&#39;le ilmi tar&shy;tışmaya davet etti.[9] &Uuml;mm&#39;&uuml;l Fazl İmam Cevad (a.s.)&#39;la evlendiğinde, o sıralarda İmam&#39;a &quot;sabiy&quot; deniliyordu. Ancak konumuzla ilgili b&ouml;yle bir tefsire istidlal etmek sağlam bir istidlal olamaz.</p>
<p>
	İmam Cevad (a.s.)&#39;ın 220 yılında Halife Mutasım tarafından Bağdat&#39;a &ccedil;ağrılması, hem de h&uuml;k&uuml;metinin ilk yılında b&ouml;yle bir işi yapması meselesinin siyasi boyutlarla ilgisiz olduğu s&ouml;ylenemez, &ouml;zellikle de İmam&#39;ın Bağdat&#39;a geldiği yıl 25 yaşında d&uuml;nyadan g&ouml;&ccedil;t&uuml;ğ&uuml;n&uuml; g&ouml;z &ouml;n&uuml;nde bulundurduğumuzda meselenin siyasi boyutunun olduğu ka&ccedil;ınılmaz olur.</p>
<p>
	Abbasilerin Ali (a.s.) evlatlarıyla, bilhassa &ccedil;ok sayıda bir topluluğun o zaman kendisine bağlandığı ve itaat ettiği şiaların imam&#39;ıyla olan d&uuml;şmanlığı, O hazretin Bağdat&#39;a &ccedil;ağrılması ve &ccedil;ağrıldığı yıl da Bağdat&#39;ta vefat etmesi, O hazretin Abbasi halifesi (Mutasım) tarafından şehid edildiğini g&ouml;steren şahitlerdir ve bunlar da inkar edilemez ger&ccedil;eklerdir.</p>
<p>
	Merhum Şeyh M&uuml;fid, İmam Cevad (a.s.)&#39;ın zehirletilmesi ve şehid edilmesiyle ilgili rivayetlere değinerek O hazretin kendi eceliyle &ouml;lm&uuml;ş olmasının ş&uuml;pheli olduğunu duyurmuştur.[10] Muhtelif kaynaklarda nakledilen mezkur rivayetlerin[11] yanı sıra İmam&#39;ın şehid edildiğine a&ccedil;ık&ccedil;a delalet eden bazı şahid ve karineler de mevcuttur.</p>
<p>
	M&uuml;stevfi&#39;nin rivayet et&shy;tiğine g&ouml;re şia, O hazretin Mutasım tarafından zehirletilerek şehid edildiğine inanmaktadır.[12] Bazı ehl-i s&uuml;nnet kaynakları, İmam Cevad (a.s.)&#39;ın kendi isteği ile Mutasım&#39;ı g&ouml;rmek i&ccedil;in Bağdat&#39;a gittiğine işaret etmektedir.[13] Halbuki diğer kaynaklar Mutasım&#39;ın İmam Cevad (a.s.)&#39;ı Bağdat&#39;a getirtmesi[14] i&ccedil;in İbn-i Ziyat&#39;ı g&ouml;revlendirdiğini yazmaktadır. İbn-i Sabbağ da Mutasım&#39;ın O&#39;nu Medine&#39;den getirtmesi&quot; ibaresiyle[15] bunu teyid etmiştir.</p>
<p>
	Mes&#39;udi&#39;nin naklettiği rivayete g&ouml;re, İmam Medine&#39;den Bağdat&#39;a, Mutasım&#39;ın yanına geldiği zaman &Uuml;mm&#39;&uuml;l Fazl&#39;ın eliyle şehid edilmiştir.[16] &Uuml;mm&#39;&uuml;l Fazl bu &ccedil;irkin amelinin m&uuml;kafatı olarak, İmam&#39;ın şahadetinden sonra halifenin haremine katıldı.[17] Şunu unutmamak gerekir ki &Uuml;mm&#39;&uuml;l Fazl İmam&#39;la beraber yaşadığı s&uuml;rece &ccedil;ocuk sahibi olmadı ve İmam da pek de onunla ilgilenmedi. İmam genelde cariyelerinden &ccedil;ocuk sahibi oldu.</p>
<p>
	&Uuml;mm&#39;&uuml;l Fazl bir defasında, İmam&#39;ın bir ka&ccedil; cariyesi olduğunu babası Memun&#39;a yazarak şikayette bulundu ve Memun da cevaben ş&ouml;yle yazdı:</p>
<p>
	Biz helali haram etmek i&ccedil;in seni Ebi Cafer&#39;le evlendirmedik. Bir daha b&ouml;yle şikayetler etme.[18]</p>
<p>
	Her hal&uuml;karda &Uuml;mm&#39;&uuml;l Fazl, babasının &ouml;l&uuml;m&uuml;nden sonra İmam&#39;ı Bağdat&#39;ta zehirledi. &Uuml;mm&#39;&uuml;l Fazl&#39;ın halifenin haremine alınması, onun Mutasım&#39;ın emriyle bu işi yaptığını g&ouml;stermektedir. Necaşi&#39;nin rivayetinde ise İmam&#39;ın, Mutasım&#39;ın emriyle onun katiplerinden biri tarafından zehirletildiği zikredilmiştir.[19]</p>
<p>
	&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;</p>
<p>
	[1] ) Beyhak Tarihi, s: 46.</p>
<p>
	[2]İmam Cevad&#39;ın Siyasi Hayatı, s: 65. Bazılarının naklettiği rivayet budur, ancak sonradan da değineceğimiz gibi imam Cevad (a.s.)&#39;ın 215 yılında Bağdat&#39;a geldiğine dair Taberi&#39;nin rivayeti daha &ccedil;ok nakledilmiştir.</p>
<p>
	[3] Tarih-i Taberi, c: 7, s: 149. el-Bidaye ven-Nihaye, c: 10, s: 260.</p>
<p>
	[4] İrşad (Şeyh M&uuml;fid), s: 319.</p>
<p>
	[5] Irşad, s: 319-32.</p>
<p>
	[6] Tarih-i Taberi, c: 7, s: 190 (215 yılında gelişen olaylar). Bağdat Tarihi, c: ?, s: 142-143. Musul Tarihi, s: 215. el-Kamil Fit-Tarih, c: 6, s: 417. M&uuml;sned&#39;&uuml;l imam&#39;il Cevad, s: 55. el-Hayat&#39;&uuml;s Siyasiyye lil-imam&#39;il Cevad, s79</p>
<p>
	[7] el-Hayat&#39;&uuml;s Siyasiyye lil-lmam&#39;il Cevad, s: 68-75.</p>
<p>
	[8] Usul-u Kafi, c: 1, s: 492-493.</p>
<p>
	[9] Irşad (Şeyh M&uuml;fid), s: 326.</p>
<p>
	[10] Fusul-ul M&uuml;himme (Maliki), s: 276</p>
<p>
	[11] Se&ccedil;kin Tarih &quot;Tarih-i Kuzide&quot;, s: 205-206.</p>
<p>
	[12]el-Eimmet&#39;&uuml;l isna Aşer (İbn-i Tul&uuml;n), s: 103. Şuz&uuml;rat&#39;&uuml;z Zaheb,c: 2, a: 48.</p>
<p>
	[13] Bihar&#39;&uuml;l Envar, c: 50, s: 8.</p>
<p>
	[14] Fusul-ul M&uuml;himme, s: 275.</p>
<p>
	[15] Muruc-uz Zaheb, c: 3, s: 464.</p>
<p>
	[16] el-Eimmet&#39;&uuml;l İsna Aşer, s: 104. Fusul&#39;ul M&uuml;himme. s: 276.</p>
<p>
	[17] İrşad (Şeyh M&uuml;fid), s: 323. Bihar&#39;&uuml;l Envar, c: 50, s: 79-80</p>
<p>
	[18] Usul&rsquo;&uuml; Kafi c1 s323</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.caferilik.com/imam-cevad-as-in-hayati/">İmam Cevad (as.)ın Hayatı</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.caferilik.com">Caferilik.com | Türkiye Caferileri Sitesi</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İmam Muhammed Taki (as)&#8217;ın Kısaca Hayatı</title>
		<link>https://www.caferilik.com/imam-muhammed-taki-asin-kisaca-hayati/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 08 May 2020 10:18:27 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İmam Takî (a.s)]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://islamex.com/?p=2885</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kimlik bilgisi Adı :Muhammed K&#252;nyesi:Ebu Cafer Lakabı:Taki Baba adı : Ali Anne adı: Hayzeran Doğum yeri: Medine Doğum tarihi: 10 Recep 195 hk. Peygamber&#39;e (s.a.a) olan yakınlığı: Torunu Şehadet yılı :Z.kede ayının sonu 220 hk. Şehadet yeri :Bağdat Irak Şehadet sebebi : Abbasi halifelerinden Mutesim&#39;in zehirlemesi &#160;&#199;ocukluk d&#246;nemi Hz. İmam Rıza aleyhisselam&#39;ın kırk k&#252;sur yaşında [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.caferilik.com/imam-muhammed-taki-asin-kisaca-hayati/">İmam Muhammed Taki (as)&#8217;ın Kısaca Hayatı</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.caferilik.com">Caferilik.com | Türkiye Caferileri Sitesi</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h2>
	Kimlik bilgisi</h2>
<p>
	Adı :Muhammed</p>
<p>
	K&uuml;nyesi:Ebu Cafer</p>
<p>
	Lakabı:Taki</p>
<p>
	Baba adı : Ali</p>
<p>
	Anne adı: Hayzeran</p>
<p>
	Doğum yeri: Medine</p>
<p>
	Doğum tarihi: 10 Recep 195 hk.</p>
<p>
	Peygamber&#39;e (s.a.a) olan yakınlığı: Torunu</p>
<p>
	Şehadet yılı :Z.kede ayının sonu 220 hk.</p>
<p>
	Şehadet yeri :Bağdat Irak</p>
<p>
	Şehadet sebebi : Abbasi halifelerinden Mutesim&#39;in zehirlemesi</p>
<h2>
	&nbsp;&Ccedil;ocukluk d&ouml;nemi</h2>
<p>
	Hz. İmam Rıza aleyhisselam&#39;ın kırk k&uuml;sur yaşında olmasına rağmen daha bir &ccedil;ocuğu olmaması Şiileri endişelendiriyor; &ccedil;&uuml;nk&uuml; Resul-i Ekrem (s.a.a) ve ge&ccedil;miş İmamlar&#39;dan ulaşan rivayetlere g&ouml;re dokuzuncu İmam&#39;ın&nbsp; İmam Rıza (as)&#39;nın&nbsp; oğlu olacağına inanıyorlardı. İşte bu nedenle Allah Teala&#39;nın İmam Rıza aleyhisselam&#39;a bir &ccedil;ocuk vermesini d&ouml;rt g&ouml;zle bekliyor, hatta bazen İmam&#39;ın huzuruna giderek Allah Teala&#39;nın kedisine bir oğul vermesi i&ccedil;in dua etmesini istiyorlardı. O hazret ise onlar teselli ederek ş&ouml;yle buyuruyordu:Allah Teala bana, benim miras&ccedil;ım ve benden sonra İmam olacak bir oğul verecektir.</p>
<p>
	Nihayet İmam Rıza (as)&#39;ın haber verdiği gibi hicri 195 de yani İmam&nbsp; ortalama 47 yaşında iken Allahu Teala bir erkek &ccedil;ocuğu verdi. İmam Taki (as) yedi yaşındayken babası vefat etti ve Allah&#39;ın m&uuml;minleri imtihan s&uuml;nneti bir daha ger&ccedil;ekleşti yani İsa (as) kundakta n&uuml;buvvet makamına erişmesi&nbsp; gibi İmam Taki de &ccedil;ocuklukta İmamet makamına erişmişti.</p>
<h2>
	İmamet d&ouml;nemi</h2>
<p>
	Değerli babasından sonra Allah&#39;ın emri ve &ouml;nceki İmamlar&#39;ın bildirmeleri &uuml;zerine imamet makamına ulaştı. Babası şehit olurken kendisi Medine&#39;de idi. Me&#39;mun&#39;un emriyle hilafet merkezi olan Bağdat&#39;a getirildi. Zahirde bir &ccedil;ok ilgi ve muhabbet g&ouml;sterdiler. Hatta Me&#39;mun, kızını İmam&#39;la evlendirip, İmam&#39;ı Bağdat&#39;ta kalmaya mecbur etti. Bu vesileyle İmam&#39;ı i&ccedil;ten ve dıştan g&ouml;zaltına aldı. Bir s&uuml;re sonra İmam (a.s) Me&#39;mun&#39;dan izin alarak Medine&#39;ye d&ouml;nd&uuml; ve Me&#39;mun &ouml;l&uuml;nceye kadar Medine&#39;de kaldı. Me&#39;mun&#39;dan sonra Mu&#39;tasım hilafeti ele ge&ccedil;irince, tekrar İmam&#39;ı (a.s) Bağdat&#39;a &ccedil;ağırttı ve orada g&ouml;z altında bulundurdu.</p>
<h2>
	Şehadet</h2>
<p>
	İmam (a.s) 25 yaşına kadar &ouml;nce Memun&#39;un sonrada Mutasım&#39;ın konturol&uuml; altında yaşadı ama&nbsp; Kum, Kufe gibi &ccedil;eşitli&nbsp; yerlerdeki şiaları ile gizli irtibatını kesmedi bunu farkeden Mutasım İmam&#39;a karşı olan korkusunundan dolayı Onu hanımı aracılığu ile zehirletti ve İmam bu zehirlenme sonucu şehadete ulaştı.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.caferilik.com/imam-muhammed-taki-asin-kisaca-hayati/">İmam Muhammed Taki (as)&#8217;ın Kısaca Hayatı</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.caferilik.com">Caferilik.com | Türkiye Caferileri Sitesi</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
