<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>İmam Kâzım (a.s) &#8211; Caferilik.com | Türkiye Caferileri Sitesi</title>
	<atom:link href="https://www.caferilik.com/makaleler/ehl-i-beyta-s/imam-kazim-a-s/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.caferilik.com</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Fri, 08 May 2020 10:18:26 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=5.8.10</generator>
	<item>
		<title>İmam Musa Kazım’dan (a.s) Altın Sözler</title>
		<link>https://www.caferilik.com/imam-musa-kazimdan-a-s-altin-sozler/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 08 May 2020 10:18:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İmam Kâzım (a.s)]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://islamex.com/?p=2877</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#160; İmam Kazım (a.s), &#246;lmek &#252;zere olan birisinin yanına vararak ş&#246;yle buyurmuştur: &#8220;&#214;l&#252;m, m&#252;minleri g&#252;nahından temizleyen bir arıtma aracıdır. V&#252;cutlarında olan en son g&#252;nahın kefareti olarak kendilerine ulaşan en son acıdır. &#214;l&#252;m kafirleri de temizliklerinden arındırır, sahip oldukları iyiliğin son sevabı olarak kendilerine ulaşan en son lezzet ve rahatlıktır.&#8221;&#8204;[1] İmam Kazım (a.s), &#246;l&#252;m&#252; arzulayan birisine [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.caferilik.com/imam-musa-kazimdan-a-s-altin-sozler/">İmam Musa Kazım’dan (a.s) Altın Sözler</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.caferilik.com">Caferilik.com | Türkiye Caferileri Sitesi</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>
	&nbsp;</p>
<p>
	İmam Kazım (a.s), &ouml;lmek &uuml;zere olan birisinin yanına vararak ş&ouml;yle buyurmuştur: &ldquo;&Ouml;l&uuml;m, m&uuml;minleri g&uuml;nahından temizleyen bir arıtma aracıdır. V&uuml;cutlarında olan en son g&uuml;nahın kefareti olarak kendilerine ulaşan en son acıdır. &Ouml;l&uuml;m kafirleri de temizliklerinden arındırır, sahip oldukları iyiliğin son sevabı olarak kendilerine ulaşan en son lezzet ve rahatlıktır.&rdquo;&zwnj;[1]</p>
<p>
	İmam Kazım (a.s), &ouml;l&uuml;m&uuml; arzulayan birisine ş&ouml;yle buyurmuştur: &ldquo;Seninle Allah arasında kendisi sebebiyle sana yardım ulaştırdığı bir akrabalık mı vardır?&rdquo;&zwnj; O, &ldquo;hayır&rdquo;&zwnj; diye arzedince İmam ş&ouml;yle buyurdu: &ldquo;Acaba k&ouml;t&uuml;l&uuml;klerine &uuml;st&uuml;n gelecek iyilikleri &ouml;nceden g&ouml;nderdin mi?&rdquo;&zwnj; O, &ldquo;Hayır&rdquo;&zwnj; diye arzedince İmam ş&ouml;yle buyurdu: &ldquo;O halde sen ebedi helak olmayı arzu etmişsin.&rdquo;&zwnj;[2]</p>
<p>
	İmam Kazım (a.s) ş&ouml;yle buyurmuştur: &ldquo;Aziz ve celil olan Allah, &ldquo;kil-u kal&rdquo;&zwnj;dan (boş konuşmaktan), malı savurganlıkla harcamaktan ve &ccedil;ok soru sormaktan nefret eder.&rdquo;&zwnj;[3]</p>
<p>
	İmam Kazım (a.s) ş&ouml;yle buyurmuştur: &ldquo;Ebu Zer&rsquo;e, &ldquo;Senin malın ve m&uuml;lk&uuml;n nedir?&rdquo;&zwnj; diye sorulunca, &ldquo;İlmimdir&rdquo;&zwnj; diye cevap verdi. Ona, &ldquo;Biz senin altın ve g&uuml;m&uuml;şlerini soruyoruz&rdquo;&zwnj; diye s&ouml;ylenildiğinde ise ş&ouml;yle buyurmuştur: &ldquo;Ben, g&uuml;ne başlayınca, geceyi d&uuml;ş&uuml;nm&uuml;yorum ve geceye başlayınca da sonraki g&uuml;n&uuml;m&uuml; d&uuml;ş&uuml;nm&uuml;yorum. (Dolayısıyla mal ve servet toplama fikrinde değilim.) Bizim bir kovanımız vardır. En iyi mallarımızı orada biriktiriyoruz. Allah Resul&uuml;&rsquo;n&uuml;n (s.a.a) ş&ouml;yle buyurduğunu işittim: &ldquo;M&uuml;minin kovanı kabridir.&rdquo;&zwnj;[4]</p>
<p>
	İmam Kazım (a.s) ş&ouml;yle buyurmuştur: &ldquo;Allah Peygamberlerini ve resullerini sadece Allah hakkında d&uuml;ş&uuml;ns&uuml;nler diye kullarına g&ouml;ndermiştir. O halde (hakkın davetine) en iyi şekilde icabet eden, Allah hakkındaki marifeti en g&uuml;zel olandır. Allah&rsquo;ın emri hakkında en bilgili olan kimse ise aklı daha g&uuml;zel olandır ve kullarından aklı en g&uuml;zel olan kimse de d&uuml;nya ve ahiret hakkında en y&uuml;ce olanlarıdır.&rdquo;&zwnj;[5]</p>
<p>
	İmam Kazım (a.s) ş&ouml;yle buyurmuştur:</p>
<p>
	&ldquo;Aziz ve celil olan Allah g&ouml;nderdiği her Peygamber ve vasiyi mutlaka c&ouml;mert olarak g&ouml;ndermiştir.&rdquo;&zwnj;[6]İmam Kazım (a.s), kendisine, &ldquo;Ress ashabı kimler idi, hangi halktan idiler ve nasıl bir kavim idiler?&rdquo;&zwnj; diye sorulunca ş&ouml;yle buyurmuştur: &ldquo;İki Ress ashabı vardır, bir Ress ashabı, Allah&rsquo;ın kitabında onları zikrettiği kimseler değillerdir. Bunlar Bedevi ve hayvancılıkla ge&ccedil;inen kimselerdi. Allah-u Teala Salih Peygamberi resul olarak onlara g&ouml;nderdi. Ama onlar Salih peygamberi katlettiler. Allah onlar i&ccedil;in başka bir Peygamber g&ouml;nderdi, onu da &ouml;ld&uuml;rd&uuml;ler. Bu defa bir Peygamberi veli ile birlikte g&ouml;nderdi. Onlar Resul&uuml; &ouml;ld&uuml;rd&uuml;ler, ama veli o kadar cihat etti ki sonunda o halkı yendi&#8230;</p>
<p>
	Ama Allah&rsquo;ın kendi kitabında zikrettiği Ress ashabı ise, Ress adında bir nehire sahip olan bir topluluktu. Bu nehrin &ccedil;ok suyu vardı.&rdquo;&zwnj; Bir şahıs İmam&rsquo;a (a.s) ş&ouml;yle sordu: &ldquo;Bu Ress nerededir?&rdquo;&zwnj; İmam ş&ouml;yle buyurdu: &ldquo;Azerbeycan&rsquo;ın sonunda, Ermenistan ve Azerbaycan arasında vaki olan bir nehirdir. Bu halk Ha&ccedil;&rsquo;a tapıyordu. Allah onlara bir arada otuz Peygamber g&ouml;nderdi, onların hepsini &ouml;ld&uuml;rd&uuml;ler. Daha sonra Allah bir veli ile birlikte kendilerine bir Peygamber g&ouml;nderdi, onlarla cihat etti. Tohum ve ekim d&ouml;neminin başlangıcında, Allah Mikail&rsquo;i memur kıldı, onların suyunu kuruttu, hi&ccedil;bir &ccedil;eşme ve nehirden su akmaz oldu, herşeyi kuruttu, &ouml;l&uuml;m meleğine de b&uuml;t&uuml;n koyunlarını yok etmesini emretti, yery&uuml;z&uuml;ne de altın, g&uuml;m&uuml;ş veya tabaklarını yerin dibine ge&ccedil;irmesini emretti. Bizim Kaim&rsquo;imiz (İmam Mehdi a.s) kıyam edince bunlardan faydalanacaktır. B&ouml;ylece onların hepsi, a&ccedil;lıktan, susuzluktan ve ağlamaktan &ouml;ld&uuml;ler. Onlardan hi&ccedil; kimse baki kalmadı. Onlar arasında sadece ihlas sahibi olanlar baki kaldılar. Onlar Allah&rsquo;tan bir miktar ekin, hayvan ve suyla kendilerini kurtarmasını ve de isyan ve tuğyana m&uuml;btela olmamak i&ccedil;in bunları kendilerine az kılmasını istediler. Allah onların doğru niyetinden haberdar olduğu i&ccedil;in de dualarına icabet buyurdu. Ondan sonra halk kendi evlerine geri d&ouml;nd&uuml;ler ve herşeyin alt&uuml;st olduğunu g&ouml;rd&uuml;ler. Allah onların nehirlerini yeniden akıttı. Onlar i&ccedil;in ondan istediklerinden daha fazla kıldı. Ondan sonra o kavim a&ccedil;ık ve gizlide itaate koyuldular. Sonunda bu halk ortadan kalktı. Bunlardan sonra yeni nesil v&uuml;cuda geldi. Onlar da zahirde Allah&rsquo;a itaat ettiler ama batında nifaka d&uuml;şt&uuml;ler, &ccedil;eşitli g&uuml;nahlara bulaştılar. Daha sonra Allah onlara birini g&ouml;nderdi. Hi&ccedil; &ccedil;ekinmeden onları &ouml;ld&uuml;rmeye başladı. Onlardan &ccedil;ok az bir grubu geride kaldı. Allah onlara da taun (veba) hastalığını musallat kıldı. Onlardan hi&ccedil; kimse geri kalmadı. Nehirleri ve evleri iki y&uuml;z yıl boyunca sahipsiz kaldı. Bir m&uuml;ddetten sonra Allah-u Teala bir kavim getirdi, onların yurtlarına yerleştirdi. Onlar doğru ve salih kimselerdi. Bir m&uuml;ddet sonra onların bir grubu yeniden fesada d&uuml;şt&uuml;. Erkekler erkeklere y&ouml;neldi, kadınlar da kadınlara. İşte bu y&uuml;zden Allah yıldırımı onlara musallat kıldı ve bu topluluktan hi&ccedil; kimseyi baki bırakmadı.&rdquo;&zwnj;[7]</p>
<p>
	İmam Kazım (a.s) ş&ouml;yle buyurmuştur: &ldquo;Yahya b. Zekeriyya&rsquo;nın (a.s) metodu şuydu: &ldquo;O ağlıyor, asla g&uuml;lm&uuml;yordu. İsa b. Meryem ise hem ağlıyor hem de g&uuml;l&uuml;yordu. İsa&rsquo;nın (a.s) yaptığı iş Yahya&rsquo;nın (a.s) yaptığı işten daha &uuml;st&uuml;nd&uuml;.&rdquo;&zwnj;[8]</p>
<p>
	İmam Kazım (a.s) ş&ouml;yle buyurmuştur:</p>
<p>
	&ldquo;Her kim Allah hakkında konuşursa helak olur. Herkim riyaset d&uuml;şk&uuml;n&uuml; olursa helak olur ve kendini beğenmeye d&uuml;&ccedil;ar olursa helak olur.&rdquo;&zwnj;[9]İmam Kazım (a.s) ş&ouml;yle buyurmuştur: &ldquo;&Uuml;&ccedil; şey helak edicidir: Ahdi bozmak, s&uuml;nneti terk etmek ve&nbsp; cemaatten ayrılmak.&rdquo;&zwnj;[10]</p>
<p>
	İmam Kazım (a.s) Abdurrahman b. Haccac&rsquo;a ş&ouml;yle buyurmuştur: &ldquo;&Ccedil;ıkışı kolay, inişi zor olan y&uuml;kseklikten sakın.&rdquo;&zwnj; Abdurrahman ş&ouml;yle diyor: &ldquo;İmam Sadık (a.s) ş&ouml;yle buyururdu: &ldquo;Nefsini heva ve hevesine bırakma. Zira nefsinin hevası, nefsinin helak olmasına sebep olur ve nefsini heves ettiği şeye terk etmen, nefis i&ccedil;in sıkıntı sebebi olur. Nefsini heves ettiği şeyden alı koyman ise, onun i&ccedil;in derman olur.&rdquo;&zwnj;[11]</p>
<p>
	İmam Kazım (a.s) ş&ouml;yle buyurmuştur: &ldquo;Senin i&ccedil;in iki iş ortaya &ccedil;ıkar ve hangisinin daha iyi ve doğru olduğunu bilmezsen onlardan hangisinin heva ve hevesine daha yakın olduğuna bir bak ve ona muhalefet et. Zira bir &ccedil;ok doğrular nefsin heva ve hevesine muhalefet etmekte gizlidir.&rdquo;&zwnj;[12]</p>
<p>
	İmam Kazım (a.s), Hişam b. Hakem&rsquo;e yaptığı &ouml;ğ&uuml;tlerinden birinde ş&ouml;yle buyurmuştur: &ldquo;Ey Hişam! Aziz ve celil olan Allah ş&ouml;yle buyurmuştur: &ldquo;İzzet ve celalime andolsun ki kul benim isteklerimi kendi isteklerine tercih edince ona nefis zenginliği bağışlarım, himmetini ahirete y&ouml;neltirim, işini d&uuml;zene sokarım, g&ouml;kleri ve yeri rızkına kefil kılarım ve her t&uuml;ccarın ticaretinin ardından onu d&uuml;ş&uuml;n&uuml;r&uuml;m.&rdquo;&zwnj;[13]</p>
<p>
	İmam Kazım (a.s) Cafer bin Muhammed bin Asimiyy&rsquo;e ş&ouml;yle buyurmuştur: &ldquo;Ey Asım! Birbirinizle ilişki kurma ve yardımlaşma hususunda nasıl davranıyorsunuz?&rdquo;&zwnj; ben ş&ouml;yle arz ettim. &ldquo;Bir kişinin olması m&uuml;mk&uuml;n olabilecek en &uuml;st&uuml;n şekliyle&rdquo;&zwnj; İmam ş&ouml;yle buyurdu: &ldquo;Sizden biri fakirlik anında kardeşinin d&uuml;kkanına veya evine gidip para kesesini &ccedil;ıkarıp ihtiyacı kadarını aldığı halde kardeşi kendisine itiraz etmez mi?&rdquo;&zwnj; Asım ş&ouml;yle arz etti: &ldquo;Hayır&rdquo;&zwnj; (yani itiraz eder) imam ş&ouml;yle buyurdu: &ldquo;O halde birbirinizle ilişki hususunda benim istediğim şey &uuml;zere değilsiniz.&rdquo;&zwnj;[14]</p>
<p>
	İmam Kazım (a.s), kendisinden &ouml;ğ&uuml;t dileyen, Ali b. S&uuml;veyd-i Sai&rsquo;ye ş&ouml;yle buyurmuştur: &ldquo;Sana Allah&rsquo;tan sakınmayı tavsiye ediyorum.&rdquo;&zwnj;İmam daha sonra sustu ve ben (Ali b. Suveyd-i Sai) fakirliğim hususunda kendisine şikayette bulunarak ş&ouml;yle dedim: &ldquo;Allah&rsquo;a yemin olsun ki &uuml;zerimde elbise bile yoktu. Falan kimse &uuml;zerindeki iki elbiseden birini &ccedil;ıkarıp bana giydirdi.&rdquo;&zwnj;İmam daha sonra ş&ouml;yle buyurdu: &ldquo;Oru&ccedil; tut ve sadaka ver&rdquo;&zwnj; Ben ş&ouml;yle arzettim: &ldquo;Kardeşlerimin bana yaptığı az yardımı da sadaka mı vereyim?&rdquo;&zwnj; İmam ş&ouml;yle buyurdu: &ldquo;Allah&rsquo;ın sana verdiği rızıktan her ne kadar kendin ona muhta&ccedil; olsan da sadaka ver.&rdquo;&zwnj;[15]</p>
<p>
	İmam Kazım (a.s) ş&ouml;yle buyurmuştur: &ldquo;Lokman oğluna ş&ouml;yle buyurmuştur: &ldquo;Hak karşısında m&uuml;tevazi ol ki insanların en akıllısı olasın.&rdquo;&zwnj;[16]</p>
<p>
	İmam Kazım (a.s) ş&ouml;yle buyurmuştur:</p>
<p>
	&ldquo;Ş&uuml;phesiz ekin toprakta biter, kaya par&ccedil;ası &uuml;zerinde bitmez. Hikmette işte b&ouml;yledir. M&uuml;tevazi kimsenin kalbinde bayındır olur. Kibirli ve zorba kimsenin kalbinde bayındır olmaz. Zira Allah tevazuu aklın aracı, tekebb&uuml;r&uuml; ise cehaletin aracı kılmıştır.&rdquo;&zwnj;[17]İmam Kazım (a.s) ş&ouml;yle buyurmuştur: &ldquo;Allah m&uuml;tevazi kimseleri tevazuları &ouml;l&ccedil;&uuml;s&uuml;nce y&uuml;celtir hatta kendi azameti ve y&uuml;celiği &ouml;l&ccedil;&uuml;s&uuml;nce onlara y&uuml;celik bağışlar.&rdquo;&zwnj;[18]</p>
<p>
	İmam Kazım (a.s) ş&ouml;yle buyurmuştur: &ldquo;&Ccedil;ocuklara bir şeyi s&ouml;z verdiğiniz zaman onunla amel ediniz. &Ccedil;ocuklar sizin kendilerine rızık verdiğinizi sanır ve Allah kadınlar ve &ccedil;ocuklar i&ccedil;in gazaplandığı gibi başka hi&ccedil;bir şey hakkında gazap etmemektedir.&rdquo;&zwnj;[19]</p>
<p>
	İmam Kazım (a.s) ş&ouml;yle buyurmuştur: &ldquo;&Ouml;ğ&uuml;d&uuml;n&uuml; zamandan ve zamanın ehlinden al. Zira ki zaman hem uzundur hem de kısa. O halde amelinin m&uuml;kafatını g&ouml;r&uuml;yormuşsun gibi amel et ki, bu m&uuml;kafat hususunda daha &ccedil;ok tamahlı olasın.&rdquo;&zwnj;[20]</p>
<p>
	İmam Kazım (a.s) ş&ouml;yle buyurmuştur: &ldquo;Ey Hişam! Yalnızlığa tahamm&uuml;l etmek aklın g&uuml;&ccedil;l&uuml; oluşunun nişanesidir. Allah&rsquo;ı d&uuml;ş&uuml;nen[21] kimse d&uuml;nyadan ve d&uuml;nya ehlinden kenara &ccedil;ekilir ve Allah nezdinde olan şeye y&ouml;nelir. Allah onun yalnızlığının dostu olur, halvetteki yari olur, fakirlik anında ihtiya&ccedil;sızlık sebebi olur[22] ve hi&ccedil; bir aşireti ve kabilesi olmaksızın ona izzet ve kudret bağışlayıcı olur.&rdquo;&zwnj;[23]</p>
<p>
	İmam Kazım (a.s) ş&ouml;yle buyurmuştur:</p>
<p>
	&ldquo;Ey Hişam! Hakkın bayrağı Allah&rsquo;a itaat i&ccedil;in dikilmiştir, kurtuluş itaat ile, itaat ise ilim ve marifet iledir. İlim ise &ouml;ğrenmekle elde edilir, &ouml;ğrenmek akılla g&uuml;&ccedil;lenir, ilim sadece rabbani alimlerden elde edilir ve ilmin marifeti akılla hasıl olur.&rdquo;&zwnj;[24]İmam Kazım (a.s) ş&ouml;yle buyurmuştur: &ldquo;Ey Hişam! Alimin az ameli bir ka&ccedil; kat (sayılır) ve kabul edilir. Heva ve hevesine d&uuml;şk&uuml;nlerin ve cahillerin &ccedil;ok ameli ise kabul edilmez.&rdquo;&zwnj;[25]</p>
<p>
	İmam Kazım (a.s) ş&ouml;yle buyurmuştur: &ldquo;Ey Hişam! Akıllı kimse hikmete sahip olmakla d&uuml;nyanın yokluğuna da razı olur, hikmetsiz olduğu taktirde ise t&uuml;m d&uuml;nyaya bile razı olmaz. Bu y&uuml;zden (akıl sahiplerinin) ticaretleri kazan&ccedil;lı olmuştur.&rdquo;&zwnj;[26]</p>
<p>
	İmam Kazım (a.s) ş&ouml;yle buyurmuştur: &ldquo;Ey Hişam! Akıllı kimseler, d&uuml;nyanın fazlalığını da terk etmişlerdir, nerede kaldı ki g&uuml;nahlarını (terk etmesinler), zira d&uuml;nyayı terk etmek fazilet, g&uuml;nahları terk etmek ise farizadır (vaciptir.)&rdquo;&zwnj; [27]</p>
<p>
	İmam Kazım (a.s) ş&ouml;yle buyurmuştur: &ldquo;Ey Hişam! Akıllı kimse d&uuml;nyaya ve d&uuml;nyaya tapanlara bakmış ve d&uuml;nyanın sadece sıkıntıyla elde edilebildiğini anlamış, sonra ahirete bakmış ve ahiretin de zahmet ve sıkıntıyla elde edildiğini anlamış, b&ouml;ylece sıkıntı ve meşakkatleriyle daha kalıcı olanı talep etmiştir.&rdquo;&zwnj;[28]</p>
<p>
	İmam Kazım (a.s) ş&ouml;yle buyurmuştur: &ldquo;Ali b. H&uuml;seyin (a.s)[29] ş&ouml;yle buyurmuştur: &ldquo;Salihler ile oturup kalkmak, salah ve temizliğe sebep olur. Alimlerin adabı (veya alimlerin yanından ayrılmamak) aklı artırır, adil h&uuml;k&uuml;mdarlara itaat etmek, izzet ve kudretin kemal sebebidir. Varlıktan istifade etmek, insanlığın ve mertliğin kemalidir. [30] İrşad ve meşveret dilemek de nimetin hakkını eda etmektir. Eziyet etmekten sakınmak, aklın kemal nişanesi ve d&uuml;nya ve ahirette bedenin rahatlığıdır.&rdquo;&zwnj;[31]</p>
<p>
	İmam Kazım (a.s) ş&ouml;yle buyurmuştur: &ldquo;Ey Hişam! Akıllı kimse, kendisini yalanlamasından korktuğu kimseye bir s&ouml;z s&ouml;ylemez, kendisinden esirgeyeceğinden korktuğu kimseden bir şey istemez, yapamadığı şeyi vaad etmez, &uuml;mit bağladığı taktirde utanacağı bir şeye &uuml;mit bağlamaz, kınanacağı bir şeye &uuml;mit bağlamaz, [32] i&ccedil;inde kalacağından korktuğu bir işe teşeb&uuml;sste bulunmaz.[33]&rdquo;&zwnj; [34]</p>
<p>
	&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;</p>
<p>
	[1] Mean&rsquo;il-Ahbar, 289/6</p>
<p>
	[2] Keşf&rsquo;ul-Gumme, 3/42</p>
<p>
	[3] el-Kafi, 5/301/5</p>
<p>
	[4] Emali&rsquo;et-Tusi, 702/1501</p>
<p>
	[5] Bihar, 1/136/30</p>
<p>
	[6] a.g.e. 4/39/4</p>
<p>
	[7] Kıses&rsquo;ul-Enbiya, 96/89</p>
<p>
	[8] el-Kafi, 2/665/20</p>
<p>
	[9] Tuhef&#39;ul-Ukul , 409</p>
<p>
	[10] Bihar , 2/266/25</p>
<p>
	[11] el-Kafi , 2/336/4</p>
<p>
	[12] Tuhef&#39;ul-Ukul , 398</p>
<p>
	[13] Bihar, 78/310/1</p>
<p>
	[14] Bihar , 74/231/28</p>
<p>
	[15] a. g. e. 4/18/2</p>
<p>
	[16] Tuhef&#39;ul-Ukul , 386</p>
<p>
	[17] Bihar , 78/312/1</p>
<p>
	[18] Tuhef&#39;ul-Ukul , 399</p>
<p>
	[19] Bihar , 104/73/23</p>
<p>
	[20] Bihar , 78/306/1</p>
<p>
	[21] Yani Allah&rsquo;ın zatının ve sıfatlarının , h&uuml;k&uuml;mlerinin ve şeraitlerinin marifeti kendisine hasıl olur veya şu anlamdadır ki Allah ona akıl ihsan eder veya işleri Allah&rsquo;a varacak birilimle tanır. Direkt veya endirekt o ilmi Peygamberlerden ve ilahi h&uuml;ccetlerden alır veya aklı &ouml;yle bir dereceye ulaşır ki Allah ilmini bir insan &ouml;ğretmeksizin ona ihsan eder. (Kafi&rsquo;nin dipnotundan naklen.)</p>
<p>
	[22] Yani Allah onu m&uuml;stağni kılar veya şu anlamdadır ki d&uuml;nya perestler mal ve servetle zengin olduğu gibi onun da zenginliği Allah , Allah&rsquo;a yakınlık ve hak ile m&uuml;nacaatla hasıl olur. (Kafi&rsquo;nin dipnotundan naklen</p>
<p>
	[23] a. g. e. 1/17/12</p>
<p>
	[24] a. g. e. 1/17/12</p>
<p>
	[25] a. g. e.</p>
<p>
	[26] a. g. e.</p>
<p>
	[27] a. g. e.</p>
<p>
	[28] a. g. e. 1/18/12</p>
<p>
	[29] İmam&rsquo;ın (a.s) bu s&ouml;z&uuml; insanlarla muaşerete, onlarla &uuml;nsiyet edinmeye, fazilet ehlinin faziletlerinden nasiplenmeye teşviktir ve aynı zamanda da uzlete &ccedil;ekilmekten ve insanlardan uzak durmaktan sakındırmaktır. Zira uzlet ve insanlardan uzak durmak , nifakın , vesvesenin , Muhammed&rsquo;i kamil yoldan mahrumiyetin ve makam-i mahmuttan mahrumiyetin , bir &ccedil;ok faziletlerin ve iyiliklerin terk edilişinin, şer&rsquo;i s&uuml;nnetlerin, toplu adapların, kapsamlı adapların ve cemaatin terk edilişinin ahlaki y&uuml;celikler kapısını kapamasının ve insani y&uuml;ce hasletlerin ortadan kalkışının sebepleridir. (Kafi&rsquo;nin dipnotundan naklen)</p>
<p>
	[30] Yani sermayeyi , ticaret , kazan&ccedil; ve iş yoluyla geliştirmek ve b&uuml;y&uuml;tmek , insanlığın kemalinin nişanesidir. Zira bu durumda insan , diğerlerine muhta&ccedil; olmaz. Ayrıca kendisine layık olan işleri yapma imkanına kavuşur. (Kafi&rsquo;nin dipnotundan naklen)</p>
<p>
	[31] a. g. e. 1/20/12</p>
<p>
	[32] Yani akıllı kimse , salahiyetini ve liyakatini aşan şeylere &uuml;mit bağlamaz. (Kafi&rsquo;nin dipnotundan naklen)</p>
<p>
	[33] Yani hi&ccedil; bir şeyi vakti gelmeden yerine getirmez. (Kafi&rsquo;nin dipnotundan naklen)</p>
<p>
	[34] a. g. e.</p>
<p>
	&nbsp;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.caferilik.com/imam-musa-kazimdan-a-s-altin-sozler/">İmam Musa Kazım’dan (a.s) Altın Sözler</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.caferilik.com">Caferilik.com | Türkiye Caferileri Sitesi</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İmam Musa Kâzım (as)&#8217;dan Rivayetler</title>
		<link>https://www.caferilik.com/imam-musa-kazim-asdan-rivayetler/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 08 May 2020 10:18:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İmam Kâzım (a.s)]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://islamex.com/?p=2873</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hikmetin alameti d&#252;ş&#252;ncedir. Hikmetin bineği tevazudur. Ailesine ve kardeşlerine iyi davranan kimsenin &#246;mr&#252; uzun olur. En değerli insan d&#252;nyaya hi&#231; değer vermeyen kimsedir. Akıllı insan eğilimli bile olsa yalan s&#246;ylemez. D&#252;nya sarayı&#160; deniz gibidir ve susuz insan ondan nekadar i&#231;erse i&#231;sin daha da susar. Dindar insanlarla meşveret d&#252;nya ve ahiretin asaletidir. D&#252;ş&#252;nce ve tedbir hayatın [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.caferilik.com/imam-musa-kazim-asdan-rivayetler/">İmam Musa Kâzım (as)&#8217;dan Rivayetler</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.caferilik.com">Caferilik.com | Türkiye Caferileri Sitesi</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>
	Hikmetin alameti d&uuml;ş&uuml;ncedir.</p>
<p>
	Hikmetin bineği tevazudur.</p>
<p>
	Ailesine ve kardeşlerine iyi davranan kimsenin &ouml;mr&uuml; uzun olur.</p>
<p>
	En değerli insan d&uuml;nyaya hi&ccedil; değer vermeyen kimsedir.</p>
<p>
	Akıllı insan eğilimli bile olsa yalan s&ouml;ylemez.</p>
<p>
	D&uuml;nya sarayı&nbsp; deniz gibidir ve susuz insan ondan nekadar i&ccedil;erse i&ccedil;sin daha da susar.</p>
<p>
	Dindar insanlarla meşveret d&uuml;nya ve ahiretin asaletidir.</p>
<p>
	D&uuml;ş&uuml;nce ve tedbir hayatın yarısının bir b&ouml;l&uuml;m&uuml;d&uuml;r.</p>
<p>
	Herkes herg&uuml;n kendi amellerinin hesabını yapmazsa bizden değildir.</p>
<p>
	&Ouml;fke k&ouml;t&uuml;l&uuml;ğ&uuml;n anahtarıdır.</p>
<p>
	En kamil m&uuml;min, m&uuml;minlerin en ahl&acirc;klısıdır.</p>
<p>
	İmam Musa K&acirc;zım (as) Hakkında Rivayetler</p>
<p>
	Vasiyet</p>
<p>
	Hişam bin Hukkam&rsquo;a İmam Musa K&acirc;zım (as)&#39;ın vasiyeti ş&ouml;yleydi: Bir kimse toplantıda oturduğu zaman şu &uuml;&ccedil; huya (karaktere)&nbsp; sahip olmazsa aptaldır:</p>
<p>
	&nbsp;1- Nezaman soru sorsalar cevap veren,</p>
<p>
	&nbsp;2-İnsanların s&ouml;yleyecek birşey bulamadığı zaman konuşan kimse,</p>
<p>
	&nbsp;3- Toplantının yararına olmayan g&ouml;r&uuml;ş bildirmesi.</p>
<h2>
	İnsanların İlmi</h2>
<p>
	İmam Musa K&acirc;zım (as) ş&ouml;yle buyuruyor: İnsanların ilmini d&ouml;rt şeyde buldum. Birincisi Allah&rsquo;ı tanıması. İkincisi senin i&ccedil;in ne yaptığı bilmen. &Uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml;s&uuml; senden ne istediğini bilmen. D&ouml;rd&uuml;nc&uuml;s&uuml; seni dinden neyin &ccedil;ıkaracağını bilmendir.</p>
<h2>
	G&uuml;nlerin Değeri</h2>
<p>
	T&uuml;m masumlar ve temiz imamlar g&uuml;nlerin ve zamanın değeri &uuml;zerinde durmuşlardır. İmam Musa K&acirc;zım (as) vaazlarında şunu hatırlatmaktadır: İki g&uuml;n&uuml; aynı olan kimse ziyandadır. İkinci g&uuml;n&uuml; ilk g&uuml;n&uuml;nden k&ouml;t&uuml; olan kimse melundur. Kendisinde fazlalık g&ouml;rmeyeneksiklik i&ccedil;erisindedir ve eksikliğie doğru giden i&ccedil;in &ouml;l&uuml;m yaşamdan daha iyidir.</p>
<h2>
	M&uuml;kemmel &Ouml;rnek</h2>
<p>
	Hakikatı arayan insanlar i&ccedil;in İmam Musa K&acirc;zım (as) m&uuml;kemmel bir &ouml;rnektir. Onur, cesaret, c&ouml;mertlik gibi sıfatlara sahip idi. Kendi zamanında en dindar en bilgili kişiydi. Bu vasıflarıyla her zaman Allah korkusundan ağır tehecc&uuml;d ve ibadetle meşg&uuml;ld&uuml;.</p>
<p>
	&nbsp;İmam&rsquo;ın İlmi</p>
<p>
	Aynı halde İmam Musa K&acirc;zım (as) b&uuml;y&uuml;kbabası ve temiz ecdadının faziletleri ve ilimiyle s&uuml;slenmişti. D&uuml;ş&uuml;n&uuml;rlerin ve ravilerin pek &ccedil;oğu ondan rivayetler getirmişlerdir. Bilimin &ccedil;eşitli kollarında- dini ve dini olmayan bilimler- ondan aydınlatıcı ve yol g&ouml;sterici rivayetler kalmıştır.</p>
<h2>
	İmam&rsquo;ın Duası</h2>
<p>
	İmam Musa Kazım (as)&rsquo;ın &ccedil;ok fazla okuduğu dualardan bir tanesi ş&ouml;yleydi:</p>
<p>
	&laquo;اللّهُم اِنّي اَسئَلُکَ الراحَه عِندَالمَوتِ وَالْعَفوِ عِندَالحِساب</p>
<p>
	İmam t&uuml;m bu dindarlığı, takvası ile Allah&rsquo;ın huzurunda t&ouml;vbe ederek bağışlanma diliyor nasıl oluyorda biz insanlar gaflet i&ccedil;inde olabiliyor işlerimizin ve &ccedil;alışmalarımızın sonu&ccedil;larından korkmuyoruz.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.caferilik.com/imam-musa-kazim-asdan-rivayetler/">İmam Musa Kâzım (as)&#8217;dan Rivayetler</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.caferilik.com">Caferilik.com | Türkiye Caferileri Sitesi</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İmam Kazım (as) ın Hayatı</title>
		<link>https://www.caferilik.com/imam-kazim-as-in-hayati/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 08 May 2020 10:18:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İmam Kâzım (a.s)]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://islamex.com/?p=2874</guid>

					<description><![CDATA[<p>İmam Kazım&#8217;ın İsim, Lakap ve Soyu Bu y&#252;ce şahsiyetin şerif ismi, Cafer oğlu Musa&#8217;dır. Cafer Muhammed Bakır&#8217;ın oğlu, Muhammed Bakır Ali&#8217;nin (Zeyn&#252;labidin) oğlu, Ali H&#252;seyin&#8217;in oğlu, H&#252;seyin Ali&#8217;nin oğlu ve Ali de Ebu Talib&#8217;in (a.s) oğludur.[2] İmam Kazım (a.s) Sefer ayının yedisinde hicri 128 yılında cumartesi g&#252;n&#252; Mekke ve Medine arasında yer alan &#8220;Ebva&#8221; k&#246;y&#252;nde [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.caferilik.com/imam-kazim-as-in-hayati/">İmam Kazım (as) ın Hayatı</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.caferilik.com">Caferilik.com | Türkiye Caferileri Sitesi</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h2>
	İmam Kazım&rsquo;ın İsim, Lakap ve Soyu</h2>
<p>
	Bu y&uuml;ce şahsiyetin şerif ismi, Cafer oğlu Musa&rsquo;dır. Cafer Muhammed Bakır&rsquo;ın oğlu, Muhammed Bakır Ali&rsquo;nin (Zeyn&uuml;labidin) oğlu, Ali H&uuml;seyin&rsquo;in oğlu, H&uuml;seyin Ali&rsquo;nin oğlu ve Ali de Ebu Talib&rsquo;in (a.s) oğludur.[2] İmam Kazım (a.s) Sefer ayının yedisinde hicri 128 yılında cumartesi g&uuml;n&uuml; Mekke ve Medine arasında yer alan &ldquo;Ebva&rdquo; k&ouml;y&uuml;nde d&uuml;nyaya geldi ve meşhur g&ouml;r&uuml;şe g&ouml;re 183 veya 181, 186, 188 yılında Harun Reşit&rsquo;in zindanında zehirlenip şahadete erdi. Bağdat&rsquo;ın batı yakasında Kureyş Mezarlığı diye meşhur olan bir mezarlıkta toprağa verildi. Elbette bug&uuml;n o b&ouml;lgenin adı Kazımeyn şehridir. Şeyh Mufid ş&ouml;yle demektedir: Bu mezarlık ge&ccedil;mişte Beni Haşim, kabile reisleri ve eşrafın defnedildiği yer idi. İmamın (a.s) annesi adı End&uuml;l&uuml;sl&uuml; Hamide&rsquo;dir. İlamu&rsquo;l-Veri kitabında nakledildiği &uuml;zere İmam Kazım&rsquo;ın annesinin adı, Hamide Berberiye veya Hamide Musaffa&rsquo;dır. Ama Menakib kitabında Said Berberi kızı Hamide Musaffa &ldquo;Lulu&rdquo; k&uuml;nyesiyle Musa b. Cafer&rsquo;in (a.s) annesi olarak zikredilmiştir.[3] Abd&uuml;ssalih, Kazım, Sabır ve Emin İmam Kazım&rsquo;ın lakaplarındandır. Şeyh Mufid ş&ouml;yle demektedir: Eba İbrahim, Eba&rsquo;l-Hasan ve Eba Ali İmam Musa Kazım&rsquo;ın k&uuml;nyelerindendir. Bazıları Ebu&rsquo;l-Hasan-i Evvel, Ebu&rsquo;l-Hasan-i Sani, Ebu İbrahim, Ebu Ali ve Ebu İsmail&rsquo;i de onun k&uuml;nyeleri olarak nakletmişlerdir.[4] Musa b. Cafer (a.s) d&ouml;neminin en meşhur şairi, İmama ilgi duyan ve kendisiyle irtibatlı olan Seyid Hamiri&rsquo;dir. [5]</p>
<h2>
	<br />
	Musa b. Cafer&rsquo;in (a.s) İmameti</h2>
<p>
	<br />
	On iki imam Şiiliği nezdinde meşhur ve kesin olduğu &uuml;zere her imamın imametini belirleme ve ispatlamanın yolu, &ouml;nceki imamın a&ccedil;ık s&ouml;z&uuml; ve normal insanların &uuml;stesinden gelemediği soru ve imtihanlardır. İmam Musa b. Cafer&rsquo;in (a.s) imameti hakkında da sevinerek s&ouml;ylemeli ki onun imametini ispat eden bir&ccedil;ok nass ve rivayet mevcuttur. İbn Sebbağ Maliki ş&ouml;yle s&ouml;ylemektedir: Abd&uuml;lala, Feyiz&rsquo;den ş&ouml;yle nakletmektedir: İmam Sadık&rsquo;a (a.s) elimi tut, beni ateşten kurtar ve senden sonra kimin imam olacağını buyur, diye s&ouml;yledim. Bu esnada hen&uuml;z gen&ccedil; olan İmam Musa b. Cafer (a.s) i&ccedil;eriye girdi. İmam bu (Musa b. Cafer&rsquo;e işaret ederek) sizin İmamınızdır, &ouml;yleyse ona y&ouml;nelin diye buyurdu.[6] Şeyh Mufid bu hususta ş&ouml;yle demektedir: Musa b. Cafer (a.s) değerli babasından sonra imam ve İmam Sadık&rsquo;ın t&uuml;m evlatlarının &ouml;n&uuml;ndedir. &Ccedil;&uuml;nk&uuml;:</p>
<p>
	1. T&uuml;m fazilet ve g&uuml;zellikler onda toplanmıştır.</p>
<p>
	2. Sahih ve muteber nasslar a&ccedil;ık&ccedil;a onun hakkında zikredilmiştir.</p>
<p>
	3. Değerli babası a&ccedil;ık&ccedil;a benim halifem ve benden sonraki imamdır diye buyurmuştur.[7]</p>
<h2>
	Musa b. Cafer (a.s) Zamanındaki Halifeler</h2>
<p>
	İmam Kazım&rsquo;ın (a.s) imamet ve velayetinin başlaması, Abbasilerin hilafetinin istikrar ve sebata kavuşma d&ouml;nemine denk d&uuml;şt&uuml;. Musa Kazım (a.s) en zalim ve zorba h&uuml;k&uuml;mdarların egemen olduğu bir d&ouml;nemde imam oldu. Onların devlet ve h&uuml;k&uuml;metleri i&ccedil;işleri a&ccedil;ısından sakin idi ve hi&ccedil;bir i&ccedil; muhalefet ve &ccedil;arpışma mevcut değildi. Bu sebat ve sakinlik h&uuml;k&uuml;mdarların rahat&ccedil;a kendi muhaliflerine egemen olmalarına ve onların davranış ve hareketlerini kontrol etmelerine imkan sağladı. İmam Kazım (a.s) d&ouml;nemindeki zalim ve zorba Abbasi h&uuml;k&uuml;mdarları şunlardan ibaret idi:</p>
<p>
	<br />
	1. Mansur Devaniki: Kardeşi Ebu Seffah&rsquo;tan sonra kendisi Abbasi devletinin ikinci h&uuml;k&uuml;mdarıydı. O cimrilik ve kıskan&ccedil;lık ile meşhurdu. Bu y&uuml;zden Devaniki lakabını kendisine vermişlerdir. İhanet, kalleşlik, s&ouml;z&uuml;n&uuml; yemek ve vefasızlık onun diğer belirgin &ouml;zelliklerinden idi.</p>
<p>
	2. Mehdi Abbasi: Boş iş, oyun ve kadına vb d&uuml;şk&uuml;nl&uuml;ğ&uuml; bu Abbasi halifesinin en meşhur &ouml;zelliklerindendi. Bu t&uuml;r meselelere aşırı d&uuml;şk&uuml;nl&uuml;ğ&uuml;, oğlu İbrahim&rsquo;in Bağdat&rsquo;taki şarkıcı ve okuyucuların reisi ve kızı İlliye&rsquo;nin de şarkıcı, &ccedil;algıcı ve dans&ccedil;ılar grubunun &uuml;yesi olmasına neden oldu. Kendisi ve ailesinin bu t&uuml;r ahlaki rezillikleri meşhur Arap şairi &ldquo;Dubel Hazayi&rdquo;&rsquo;nin şiirlerinin birinde Abbasiler ve Aleviler arasında yaptığı mukayesede ş&ouml;yle demesine yol a&ccedil;acak kadar ileriye gitmişti:</p>
<p>
	İlliye sizden miydi yoksa Beni Haşim&rsquo;den</p>
<p>
	Şarkıcıların reisi İbrahim sizden miydi yoksa onlardan[8]</p>
<p>
	3. Hadi Abbasi: O, yirmi beş yaşında h&uuml;k&uuml;mdar oldu. Ehli Beytin (a.s) sert bir muhalifi ve d&uuml;şmanı olup belalı bir h&uuml;k&uuml;mdardı. &Ouml;yle ki baş ve y&uuml;z&uuml;nden bela akardı. Hayatı baştan sona gurur, b&uuml;y&uuml;klenme ve gen&ccedil;liğe dayalı hamlık ve tecr&uuml;besizlik ile doluydu. Onun h&uuml;k&uuml;mdarlık d&ouml;nemi Ehli Beyt ve Şiilerin zorlu d&ouml;nemlerindendi. Meşhur tarih&ccedil;i Mesudi Murucu&rsquo;z-Zeheb kitabında Hadi Abbasi hakkında ş&ouml;yle yazmaktadır: &hellip;Katı kalpli, k&ouml;t&uuml; ahlaklı ve &ccedil;irkin huyluydu. Beni Haşim ve Aleviler &ouml;nderliğindeki başkaldırı ve hareketler Hadi Abbasi&rsquo;nin hilafet d&ouml;neminde başladı. H&uuml;seyin b. Ali &ouml;nderliğindeki &ldquo;Fah&rdquo; vakıası &ouml; d&ouml;nemdeki meşhur başkaldırılardandır. Bu hareket İmam Kazım&rsquo;ın (a.s) tarafından teyit edilmişti; &ouml;yle ki İmam Musa Kazım (a.s) bu kıyamın &ouml;nderini (H&uuml;seyin b. Ali) şahadet ile m&uuml;jdelemiş ve kendisine takva, direniş ve sabrı tavsiye etmiştir. İmam Musa Kazım (a.s) ona ş&ouml;yle demiştir: &ldquo;Sen &ouml;ld&uuml;r&uuml;leceksin. İyi savaş. Karşında olan kavim ve ordu g&uuml;nahk&acirc;rdır&hellip;&rdquo; &Ccedil;ok a&ccedil;ık olduğu &uuml;zere onların hareketi karşısında İmamın (a.s) bu duruşu kendilerinin meşru olduklarının g&ouml;stergesidir.</p>
<p>
	4. Harun Reşit: O servet biriktirme, israf, harem saray ve şarkıcı kadınlar ve dans&ccedil;ılar bulundurmada meşhur idi. İmamlar ve Beni Haşim&rsquo;in soyundan gelen seyitlere y&ouml;nelik husumet ve d&uuml;şmanlığı zirveye &ccedil;ıkardı ve onları ortadan kaldırmaya &ccedil;abaladı. Defalarca Musa b. Cafer&rsquo;in (a.s) zindana atılması ve onun zindanda Sindi b. Şahek&rsquo;in eliyle şahadete ermesi bu d&uuml;şmanlıkların bir numunesidir.[9]</p>
<h2>
	İmam Kazım&rsquo;ın (a.s) Harun Reşit Karşısında Takındığı Tutum</h2>
<p>
	Harun Reşit &ouml;zellikle Alevilere y&ouml;nelik zorbalık, tiranlık, katı kalplilik ve d&uuml;şmanlık yapmakla meşhur olmasına karşın, tarihte İmam Kazım&rsquo;ın (a.s) ona hi&ccedil;bir &ouml;nem vermediğine, ondan hi&ccedil;bir şekilde korkmadığına ve &ccedil;ekinmediğine, Harun karşısında tam bir izzet ve cesaret ile durduğuna ve taşıdığı sorumluluk doğrultusunda en k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir sıskalık ve zafiyet g&ouml;stermediğine tanıklık etmekteyiz. Tarih bu iddiaya tanıktır. Burada İmam Kazım&rsquo;ın (a.s) Harun Reşit karşısındaki davranışlardan bir takım numuneler aktarıyoruz:</p>
<p>
	1. Harun Reşit ve Peygamber (s.a.a) İle Akrabalık G&ouml;sterişi<br />
	Hatip Bağdadi tarih kitabında ş&ouml;yle nakletmektedir: Harun hac yolculuğunda Kureyş&rsquo;in de etrafta olduğu bir sırada ziyaret etmek i&ccedil;in Peygamberin (s.a.a) kabri başına gelir. İmam Kazım (a.s) da bu esnada orda yer alır. Harun, Peygamberin (s.a.a) kabri başına geldiği zaman ey Allah Resul&uuml; ve amcaoğlu sana selam olsun der. &ldquo;Amcaoğlu&rdquo; demesinin sebebi bu akrabalık bağıyla diğerlerine karşı g&ouml;sterişte bulunmaktır. Bu esnada Musa b. Cafer (a.s) Allah Resul&uuml;&rsquo;ne sana selam olsun ey baba diye buyurur. Harun Reşit bu s&ouml;z&uuml; duyar duymaz &ccedil;ehresinin rengi değişiverir ve ş&ouml;yle der: Ey Eba&rsquo;l-Hasan ger&ccedil;ek &uuml;st&uuml;nl&uuml;k ve &ouml;vg&uuml; budur.[10]</p>
<p>
	2. İmam Kazım (a.s) Tarafından &ldquo;Fedek&rdquo;&rsquo;in Sınır ve Hududunun Belirlenmesi</p>
<p>
	Zamahşeri ş&ouml;yle demektedir: Harun Reşit, İmam Musa b. Cafer&rsquo;e ş&ouml;yle der: Ey Eba&rsquo;l-Hasan size geri vermem i&ccedil;in Fedek&rsquo;in sınır ve hududunu belirle. İmam bu işi yapmaktan ka&ccedil;ınır. Harun Reşit ısrar edince İmam (a.s) ş&ouml;yle buyurur: Ben onun ger&ccedil;ek sınır ve hududunu belirleyeceğim. Eğer bu işi yaparsam onu geri vermezsin! Harun onun hududu ne kadardır ki ceddin hakkı i&ccedil;in belirle diye s&ouml;yler. Sonra İmam (a.s) ş&ouml;yle buyurur: İlk sınırı Aden&rsquo;e kadardır. Bu esnada Harun&rsquo;un &ccedil;ehresi değişir ve devam et diye s&ouml;yler. İmam ikinci sınırının Semerkant olduğunu buyurur. Bunu duyunca &ccedil;ehresi siyah kesilir. İmam &uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml; sınırının Afrika olduğunu s&ouml;yler. Harun&rsquo;un rengi k&ouml;m&uuml;r gibi olur ve devam et diye s&ouml;yler. İmam d&ouml;rd&uuml;nc&uuml; sınırının da Hazar ve Ermenistan&rsquo;a kadar olduğunu buyurur. İş buraya varınca Harun ş&ouml;yle der: Gel yerime otur! Buna g&ouml;re bize bir şey kalmıyor! İmam ş&ouml;yle buyurur: Sana Fedek&rsquo;in sınırını belirlediğimde onu bize geri vermeyeceğini s&ouml;ylemiştim.[11] İşte burada Harun, İmam Kazım&rsquo;ı &ouml;ld&uuml;rme kararını alır.</p>
<p>
	Naklettiklerine g&ouml;re bir g&uuml;n Harun Reşit, İmam Kazım&rsquo;dan (a.s) ş&ouml;yle sorar: Sizler Ali&rsquo;nin (a.s) evlatları olduğunuz halde nasıl Allah Resul&uuml;&rsquo;n&uuml;n (s.a.a) evlatları olduğunuzu s&ouml;yl&uuml;yorsunuz.? &Ccedil;&uuml;nk&uuml; erkek anne aracılığıyla değil, baba aracılığıyla ceddine mensup olur. İmam (a.s) bunun cevabında şu ayeti okur: &ldquo;Z&uuml;rriyetinden D&acirc;vud&rsquo;u, S&uuml;leyman&rsquo;ı, Eyyub&rsquo;u, Y&ucirc;suf&rsquo;u, M&ucirc;s&acirc;&rsquo;yı ve H&acirc;r&ucirc;n&rsquo;u da. İyilik yapanları işte b&ouml;yle m&uuml;k&acirc;fatlandırırız. Zekeriya&rsquo;yı, Yahya&rsquo;yı, İsa&rsquo;yı, İlyas&rsquo;ı doğru yola erdirmiştik. Bunların hepsi salih kimselerden idi.&rdquo;[12] Oysaki Hz. İsa&rsquo;nın babası yoktu ama annesi aracılığıyla o peygamberlere m&uuml;ntesip olmuştur. Bu şekilde biz annemiz Fatıma Zehra (a.s) aracılığıyla Peygambere ulaşmaktayız. Aynı şekilde Y&uuml;ce Allah ş&ouml;yle buyurmuştur: &ldquo;Sana (gerekli) bilgi geldikten sonra artık kim bu konuda seninle tartışacak olursa, de ki: Gelin, oğullarımızı ve oğullarınızı, kadınlarımızı ve kadınlarınızı &ccedil;ağıralım. Biz de siz de toplanalım. Sonra g&ouml;n&uuml;lden dua edelim de, Allah&rsquo;ın l&acirc;netini (aramızdan) yalan s&ouml;yleyenlerin &uuml;st&uuml;ne atalım.&rdquo;[13] Peygamber (s.a.a), Hıristiyanlar ile bu restleşme esnasında Ali, Fatıma, Hasan ve H&uuml;seyin (a.s) dışında hi&ccedil; kimseyi davet etmemiştir. O halde Hasan ve H&uuml;seyin Peygamberin (s.a.a) evlatlarıdır.[14]</p>
<h2>
	Musa b. Cafer&rsquo;in İlim ve Ahlakı</h2>
<p>
	Değişik ilimlerdeki İmamın (a.s) geniş ilmi ve onun ahlaki ve manevi erdemleri hakkında bir&ccedil;ok rivayet mevcuttur. İmam Musa Kazım değişik ilimleri kendisinde toplamaması, ahlaki ve manevi kemal ve erdemleri taşımaması m&uuml;mk&uuml;n m&uuml;d&uuml;r; zira o n&uuml;b&uuml;vvet evi, risalet kaynağı ve meleklerin indiği yerde yetişmiştir. Bu alandaki rivayetler &ccedil;oktur. Burada onlardan &uuml;&ccedil; numuneye işaret edeceğiz:</p>
<p>
	Ebu Hanife ş&ouml;yle demektedir: İmam Sadık (a.s) zamanında hacca gitmiş idim. Medine&rsquo;ye ulaştığım zaman kendisinin evine gittim. Kapı &ouml;n&uuml;nde kendisinin izin vermesi i&ccedil;in beklemeye başladım. Bu esnada bir erkek &ccedil;ocuğu evden dışarı &ccedil;ıktı. Ondan tuvalet nerede diye sordum. Bekle dedi ve sonra duvara yaslandı, oturdu ve ş&ouml;yle dedi: Akarsu kenarında, meyve ağa&ccedil;ları altında, mescit avlusunda ve yol &uuml;zerinde su d&ouml;kmekten ve hacet gidermekten sakın. Duvarın arkasına git ve kıbleye arkanı ve &ouml;n&uuml;n&uuml; d&ouml;nmekten ka&ccedil;ın&hellip;&rdquo; Ebu Hanife ş&ouml;yle devam eder: Bu &ccedil;ocuktan bu s&ouml;zleri duyunca şaşırdım ve ondan adını sordum. Ben Musa b. Cafer&rsquo;im diye s&ouml;yledi. Ey gen&ccedil; g&uuml;nah ve isyan nedir diye kendisinden sordum. Cevap olarak ş&ouml;yle dedi: G&uuml;nah ve isyan i&ccedil;in &uuml;&ccedil; hal tasavvur edilebilir:</p>
<p>
	1. G&uuml;nahın kul tarafından olmayıp Allah tarafından olması. Bu durumda Allah&rsquo;ın m&uuml;rtekip olmadığı bir şey y&uuml;z&uuml;nden kulu cezalandırması uygun değildir.</p>
<p>
	2. G&uuml;nahın Allah ve kul tarafından ortak yapılması. Bu durumda da g&uuml;&ccedil;l&uuml; ortağın zayıf ortağa zul&uuml;m yapması uygun değildir.</p>
<p>
	3. G&uuml;nahın kul tarafından yapılmasıdır ve doğrusu da budur. Bu durumda eğer Allah kulunu bağışlarsa, bu O&rsquo;nun c&ouml;mertlik ve l&uuml;tf&uuml;d&uuml;r. Eğer cezalandırırsa kulun g&uuml;nah ve itaatsizliği sebebiyledir.</p>
<p>
	Ebu Hanife ş&ouml;yle demektedir: Bu s&ouml;zleri bu erkek &ccedil;ocuktan (Musa b. Cafer) duymayla cevabımı aldım ve İmam Sadık&rsquo;ı (a.s) g&ouml;rmekten vazge&ccedil;tim. İbn. Şehr Aşub Menakib adlı kitabında hadisin sonunu ş&ouml;yle nakletmektedir: Bu s&ouml;zleri ondan (İmam Musa Kazım) duyduktan sonra o g&ouml;z&uuml;mde b&uuml;y&uuml;d&uuml;, g&ouml;nl&uuml;mde yer edindi ve i&ccedil;ten şu ayeti okudum: &ldquo;Onlar birbirlerinden (t&uuml;reme tek) bir z&uuml;rriyettir.&rdquo;[15] Bilginler, değişik ilim dallarında kendisinden bir&ccedil;ok rivayet nakletmiştir ve dini metinlerimiz bu ilimlerle doludur.[16]</p>
<p>
	&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;</p>
<p>
	[1] el-Maşcer&uuml;&rsquo;l-Vafi, Seyid H&uuml;seyin Ebu Saide el-Musevi, Daru&rsquo;l-Mehcebeti&rsquo;l-Beyza.</p>
<p>
	[2] Ve Fi Rehab-i Eimet-i Ehli&rsquo;l-Beyt (a.s), Seyid Muhsin Emin, s. 80.</p>
<p>
	[3] a.g.e.</p>
<p>
	[4] Bkn: İrşad, Şeyh Mufid; Menakib, İbn. Şehr Aşub; Metalibu&rsquo;s-Sual, İbn. Talha.</p>
<p>
	[5] a.g.e.</p>
<p>
	[6] el-Fusulu&rsquo;l-Muhimme, s. 231.</p>
<p>
	[7] Musa b. Cafer&rsquo;in (a.s) imameti hakkında gelen nasslar hakkında bilgi edinmek i&ccedil;in bkn: afi, c. 1, s. 307-311; İspatu&rsquo;l-Hudat, s. 3, s. 156-170.</p>
<p>
	[8] Divan-i Dubel Hazai.</p>
<p>
	[9] Daha fazla bilgi i&ccedil;in şu adrese m&uuml;racaat edin: Tarih-i H&uuml;lefa, Suyuti; Murucu&rsquo;z-Zeheb, Mesudi; İrşad, Şeyh Mufid.</p>
<p>
	[10] Vefayatu&rsquo;l-A&rsquo;yan, , c. 5, s. 9.</p>
<p>
	[11] Rebiu&rsquo;l-Ebrar, c. 1, s. 315.</p>
<p>
	[12] Enam, 84-85.</p>
<p>
	[13] Ali İmran, 61.</p>
<p>
	[14] el-Fusulu&rsquo;l-Muhimme, s. 338; Ayat-i Enam, 84; Ali İmran, 61.</p>
<p>
	[15] Tuhafu&rsquo;l-Ukul, s. 303;&nbsp; Menakib, İbn. Şehr Aşub, c. 4, s. 314.</p>
<p>
	[16] Mekatilu&rsquo;t-Talibin, s. 499-500; Tarih-i Bağdat, s. 28.</p>
<p>
	&nbsp;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.caferilik.com/imam-kazim-as-in-hayati/">İmam Kazım (as) ın Hayatı</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.caferilik.com">Caferilik.com | Türkiye Caferileri Sitesi</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İmam Musa Kazım (a.s)’ın Ahlakı</title>
		<link>https://www.caferilik.com/imam-musa-kazim-a-sin-ahlaki/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 08 May 2020 10:18:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İmam Kâzım (a.s)]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://islamex.com/?p=2875</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#160; &#8220;Abd-u Salih&#8221; Diye Adlanması İbn-i Cevz&#238; diyor ki: &#8220;Haşim&#238; hanedanından olan Ebu&#8217;l- Hasan Musa bin Cafer (İmam Kazım), &#231;ok ibadet ettiğinden, (Allah yolunda) gayretinden ve geceleri ibadetle ge&#231;irdiğinden dolayı &#8220;Abd-u Salih&#8221; diye &#231;ağrılıyordu. İmam Kazım (a.s), kerim (bağış ve ihsanda bulunan) ve halim (yumuşak huylu ve s&#226;kin tabiatlı) birisiydi. Bir adam ona eziyet edip [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.caferilik.com/imam-musa-kazim-a-sin-ahlaki/">İmam Musa Kazım (a.s)’ın Ahlakı</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.caferilik.com">Caferilik.com | Türkiye Caferileri Sitesi</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>
	&nbsp;</p>
<h2>
	&ldquo;Abd-u Salih&rdquo; Diye Adlanması</h2>
<p>
	İbn-i Cevz&icirc; diyor ki:</p>
<p>
	&ldquo;Haşim&icirc; hanedanından olan Ebu&rsquo;l- Hasan Musa bin Cafer (İmam Kazım), &ccedil;ok ibadet ettiğinden, (Allah yolunda) gayretinden ve geceleri ibadetle ge&ccedil;irdiğinden dolayı &ldquo;Abd-u Salih&rdquo; diye &ccedil;ağrılıyordu.</p>
<p>
	İmam Kazım (a.s), kerim (bağış ve ihsanda bulunan) ve halim (yumuşak huylu ve s&acirc;kin tabiatlı) birisiydi. Bir adam ona eziyet edip incittiğinde, ona bir takım mal&icirc; yardımlar g&ouml;nderiyordu.&rdquo; [1]</p>
<h2>
	&nbsp;&ldquo;Kazım&rdquo; Diye Adlanması</h2>
<p>
	Rabiy&rsquo; bin Abdurrahman diyor ki:</p>
<p>
	&ldquo;Allah&rsquo;a and olsun ki, İmam Musa bin Cafer (a.s), ferasetli ve ileri g&ouml;r&uuml;şl&uuml;lerdendi. Kendisinden sonra kimin onun imametinde kalacağını ve &ouml;l&uuml;m&uuml;nden sonra kimin ondan sonraki İmam&rsquo;ı inkar edeceğini biliyordu. Bununla birlikte onlara olan &ouml;fkesini belirtmeyip yutuyor ve onlardan bildiği şeyi y&uuml;zlerine vurmuyordu. İşte bundan dolayı &ldquo;Kazım&rdquo; (&ouml;fkesini yutan) olarak adlanmış oldu.&rdquo;[2]</p>
<p>
	Elini Yemekten &Ouml;nce Yıkadığında Kurulamaması&#8230;</p>
<p>
	Murazim diyor ki:</p>
<p>
	&ldquo;İmam Musa Kazım (a.s)&rsquo;ı, yemekten &ouml;nce abdest aldığında (veya ellerini yıkadığında) mendil ile ellerini kurulamadığını, yemekten sonra abdest aldığında (veya ellerini yıkadığında) ise mendil ile ellerini kuruladığını g&ouml;rd&uuml;m.&rdquo; [3]Muharrem Ayı Girdiğinde G&uuml;ld&uuml;ğ&uuml;n&uuml;n G&ouml;r&uuml;lmemesi</p>
<p>
	İmam Rıza (a.s) buyurmuştur ki:</p>
<p>
	&ldquo;&#8230; Babamın -Allah&rsquo;ın selamı ona olsun- Muharrem ayı girdiğinde g&uuml;ld&uuml;ğ&uuml; g&ouml;r&uuml;lmezdi. On g&uuml;ne kadar s&uuml;rekli gamlı ve mahzun idi. Onuncu g&uuml;n (yani Aşura g&uuml;n&uuml;) olduğunda, o g&uuml;n onun musibet, h&uuml;z&uuml;n ve ağlama g&uuml;n&uuml; olurdu ve buyuruyordu ki: &ldquo;Bug&uuml;n &ouml;yle bir g&uuml;nd&uuml;r ki, İmam H&uuml;seyin (a.s) bug&uuml;nde şahadete erişmiştir.&rdquo;[4]</p>
<h2>
	Namaz Odası</h2>
<p>
	İbrahim bin Abdulhamid diyor ki:</p>
<p>
	&ldquo;İmam Musa Kazım (a.s)&rsquo;ın namaz kıldığı odaya gittim. Odada hurma yaprağından yapılan bir sepet, asılmış bir kılı&ccedil; ve Kur&rsquo;an&rsquo;dan başka bir şey yoktu.&rdquo;[5]<br />
	&nbsp;</p>
<h2>
	&Ccedil;alışması<br />
	&nbsp;</h2>
<p>
	Hasan bin Ali bin Eb&icirc; Hamza babasından naklen diyor ki:</p>
<p>
	&ldquo;İmam Musa Kazım (a.s)&rsquo;ın kendi arazisinde &ccedil;alıştığını ve ayaklarının (şiddetli &ccedil;alışmasından dolayı) ter i&ccedil;erisinde kalıp yaş olduğunu g&ouml;rd&uuml;m. Bunun &uuml;zerine: &ldquo;Fedan olayım, iş&ccedil;iler neredeler?&rdquo; diye sorduğumda buyurdular ki:</p>
<p>
	&ldquo;Ey Ali, ben ve babamdan daha &uuml;st&uuml;n olanlar arazilerinde elleriyle &ccedil;alışmışlardır.&rdquo;</p>
<p>
	&ldquo;Onlar kimlerdir?&rdquo; diye sorduğumda da buyurdular ki:</p>
<p>
	&ldquo;Resulullah (s.a.a), Emir&rsquo;ul- Muminin Ali (a.s) ve babalarım; onların hepsi elleriyle &ccedil;alışmışlardır. &Ccedil;alışmak peygamberlerin, vasilerin ve salih insanların işidir.&rdquo;[6]</p>
<h2>
	Ş&ouml;hretli Elbiseden Ka&ccedil;ınması</h2>
<p>
	Ravi diyor ki:</p>
<p>
	&ldquo;İmam Musa Kazım (a.s) a&ccedil;ısından, ş&ouml;hretli (dikkat &ccedil;ekici ve parmakla g&ouml;sterilen) elbise giymekten daha k&ouml;t&uuml; bir şey yoktu. İmam (a.s), kendisine yeni bir elbise getirdiklerinde (ilk &ouml;nce) onun yıkanmasını emrediyor, sonra onu giyiyorlardı.&rdquo;[7]</p>
<h2>
	Sofrada Yeşillik Olmasına &Ouml;zen G&ouml;stermesi</h2>
<p>
	Muvaffak el-Med&icirc;n&icirc; babasından, o da dedesinden ş&ouml;yle dediğini naklediyor:</p>
<p>
	&ldquo;İmam Musa Kazım (a.s) bir kimseyi benim peşimce g&ouml;nderdi; (yanına vardığımda) beni yemek sofrasının başına oturttu. Sofrayı getirdiklerinde i&ccedil;erisinde yeşillik yoktu. İmam (a.s) yemekten el &ccedil;ekti. Sonra hizmet&ccedil;iye: &ldquo;Yeşilliği olmayan bir sofradan yemek yemediğimi bilmiyor musun? O halde yeşillik getir&rdquo; diye buyurdular.</p>
<p>
	Hizmet&ccedil;i yeşillik getirip onu sofranın &uuml;zerine bıraktığında, İmam (a.s) elini uzatarak yemek yemeğe başladı.&rdquo;[8]</p>
<h2>
	Akşam Yemeği</h2>
<p>
	S&uuml;leyman bin Cafer&icirc; diyor ki:</p>
<p>
	&ldquo;İmam Musa bin Cafer (a.s), akşam yemeğini bir kekle olsa dahi terk etmiyordu ve buyuruyordu ki: &ldquo;Akşam yemeği beden i&ccedil;in bir g&uuml;&ccedil;t&uuml;r.&rdquo;[9]</p>
<h2>
	Helvayı Sevmesi</h2>
<p>
	Ahmed bin Harun bin Muvaffak el-Medin&icirc; babasından, o da babasından ş&ouml;yle dediğini naklediyor:</p>
<p>
	&ldquo;İmam Musa Kazım (a.s) bir g&uuml;n, bir adamı benim peşim sıra g&ouml;nderdi. Ben de onun yanına vararak onunla birlikte yemek yedim. &Ccedil;ok helva yiyince: &ldquo;Ne kadar da bu helvayı seviyorsunuz!&rdquo; dediğimde buyurdular ki:</p>
<p>
	&ldquo;Biz ve Şialarımız helavetten (tatlılıktan) yaratılmışız; işte (bundan dolayı) helvayı seviyoruz.&rdquo;[10]</p>
<h2>
	K&ouml;t&uuml;l&uuml;k Edenlere Karşı Davranışı</h2>
<p>
	İbn-i Esir ş&ouml;yle diyor:</p>
<p>
	&ldquo;İmam Musa bin Cafer (a.s)&rsquo;ın &ldquo;Kazım&rdquo; diye lakap almasının sebebi, O&rsquo;na k&ouml;t&uuml;l&uuml;k edenlere iyilik ettiğinden dolayıdır. B&ouml;yle davranış, O&rsquo;nun her zamanki adeti idi.&rdquo;[11]</p>
<h2>
	Yoksullara Yardımı</h2>
<p>
	İrbil&icirc; diyor ki:</p>
<p>
	&ldquo;İmam Musa bin Cafer (a.s), ailesi ve akrabalarıyla en &ccedil;ok irtibatı olan ve onlara ihsanda bulunan insanlardandı. Geceleri (tanınmayacak bir şekilde) Medine fakirlerini arayarak onlara para, un ve hurma veriyordu; onlar ise bu yardımların kimin tarafından yapıldığını bilmiyorlardı.&rdquo;</p>
<h2>
	Bağışı</h2>
<p>
	Yahya bin Hasan diyor ki:</p>
<p>
	&ldquo;İmam Musa bin Cafer (a.s), bir adamdan sevmediği bir şey kendisine ulaşınca (incindiğinde) bir kese dinar ona g&ouml;nderiyordu. Onun para kesesi, iki y&uuml;zle &uuml;&ccedil; y&uuml;z arası idi. İmam Musa Kazım (a.s)&rsquo;ın para kesesi mesel olmuştu.&rdquo;[12]</p>
<h2>
	Hizmet&ccedil;ileriyle İstişare Etmesi</h2>
<p>
	Hasan bin Cehm diyor ki:</p>
<p>
	Biz İmam Rıza (a.s)&rsquo;ın babasını andığımızda buyurdular ki:</p>
<p>
	&ldquo;Hi&ccedil; kimsenin aklı, O&rsquo;nunla eşit değildi. Bununla birlikte bazen kendisine: &ldquo;Zenci hizmet&ccedil;ilerinden biriyle mi istişare ediyorsun?&rdquo; dediklerinde: &ldquo;Allah Teala, bazı sorunları bazen onun diliyle kolaylaştırıp halletmiştir&rdquo; buyuruyordu.</p>
<p>
	Bazen İmam Kazım (a.s)&rsquo;a, arazi ve bostan işleri konusunda bir şey &ouml;nerdiklerinde İmam (a.s) onların dedikleri şekilde yapıyordu.&rdquo;[13]</p>
<h2>
	Oğlunu Methetmesi</h2>
<p>
	İsmail bin Hattab diyor ki:</p>
<p>
	&ldquo;İmam Musa bin Cafer (a.s)ın huzuruna vardığımızda oğlu Ali&rsquo;yi (İmam Rıza&rsquo;yı) methetmeye başlıyordu. Onu &ouml;v&uuml;yor ve diğerleri hakkında s&ouml;ylemediği şeyi onun fazilet ve iyiliği hakkında s&ouml;yl&uuml;yordu. G&uuml;ya bizi onun imametliğine hidayet etmek istiyordu.&rdquo;[14]</p>
<h2>
	Oğluna Karşı Davranışı</h2>
<p>
	S&uuml;leyman bin Hafs ş&ouml;yle diyor:</p>
<p>
	&ldquo;İmam Musa bin Cafer (a.s), oğlu Ali&rsquo;yi &ldquo;Rıza&rdquo; diye adlandırıyordu. &Ouml;rneğin ş&ouml;yle diyordu: &ldquo;Oğlum Rıza bana dedi ki&#8230;&rdquo; Ona hitap ettiğinde de: &ldquo;Ya Ebe&rsquo;l-Hasan!&rdquo; diye hitap ederdi.&rdquo;[15]</p>
<h2>
	Oğlu Ali (İmam Rıza) Hakkında Tavsiyesi</h2>
<p>
	Muhammed bin İshak babasından naklen diyor ki:</p>
<p>
	&ldquo;İmam Musa bin Cafer (a.s), oğullarına ş&ouml;yle buyuruyordu:</p>
<p>
	&ldquo;Sizin bu kardeşiniz Ali bin Musa, &Acirc;l-i Muhammed&rsquo;in (Peygamber ailesinin) alimidir. &Ouml;yleyse dininiz hakkında ondan soru sorun ve size s&ouml;ylediğini ezberleyin (onunla amel edin).&rdquo;[16] Musibet Sahiplerine Teselli Vermesi</p>
<p>
	Hişam bin Hakem diyor ki:</p>
<p>
	&ldquo;İmam Musa bin Cafer (a.s), &ouml;l&uuml;y&uuml; defnetmeden &ouml;nce ve onu defnettikten sonra musibet g&ouml;renlere teselli veriyordu.&rdquo;[17]</p>
<h2>
	Allah&rsquo;tan Korkması, Halka &Uuml;mit Vermesi ve Kur&rsquo;&acirc;n&rsquo;ı Hazinle Okuması</h2>
<p>
	Hafs diyor ki:</p>
<p>
	&ldquo;İmam Musa bin Cafer (a.s)&rsquo;dan (Allah&rsquo;ın azamet karşısında) daha şiddetli korkan ve halka ondan daha &ccedil;ok &uuml;mit veren bir kimse g&ouml;rmedim. O, Kur&rsquo;&acirc;n&rsquo;ı hazin bir sesle okuyor ve adeta insanı kendisine muhatap kılıyordu.&rdquo;[18]</p>
<h2>
	&nbsp;İmam (a.s)&rsquo;ın İbadet ve Zikri</h2>
<p>
	Ammar bin Eban diyor ki:</p>
<p>
	Bacım, İmam Musa bin Cafer (a.s)&rsquo;ın hizmet&ccedil;isi idi. Ondan ş&ouml;yle dediği bize naklolunmuştur:</p>
<p>
	&ldquo;İmam Musa Kazım (a.s) yatsı namazını kıldığında, Allah&rsquo;a hamd ediyor, O&rsquo;nu ululuyor ve O&rsquo;nu &ccedil;ağırıyordu; Gecenin yarısı ge&ccedil;inceye dek s&uuml;rekli bu haldeydi. Sonra kalkıp namaz kılıyordu. Daha sonra sabah namazını kılıyordu. Daha sonra g&uuml;neş doğuncaya kadar biraz zikir ediyordu&#8230;&rdquo;[19]</p>
<h2>
	Kur&rsquo;&acirc;n Okuması</h2>
<p>
	Yunan&icirc; diyor ki.</p>
<p>
	&ldquo;İmam Musa bin Cafer (a.s), Kur&rsquo;&acirc;n&rsquo;ı herkesten daha g&uuml;zel bir sesle okuyordu. Kur&rsquo;&acirc;n okuduğunda mahzun oluyordu. O&rsquo;nun Kur&rsquo;an tilavetini dinleyenler ağlıyorlardı. (O&rsquo;nun kendisi de) Allah korkusundan ağlıyordu; &ouml;yle ki m&uuml;barek sakalı g&ouml;z yaşlarıyla ıslanıyordu.&rdquo;[20]</p>
<h2>
	Geceyi İbadetle Ge&ccedil;irmesi</h2>
<p>
	İrbil&icirc; diyor ki:</p>
<p>
	&ldquo;İmam Musa bin Cafer (a.s), gece nafilelerini kılıyor ve onları sabah namazına vaslediyordu (sabah namazına kadar ibadet ediyordu). Daha sonra g&uuml;neş doğuncaya dek takibatla (dua ve zikirle) meşgul oluyordu&#8230;&rdquo;[21]<br />
	Secdeye Kapanması</p>
<p>
	Ahmed bin Abdullah, babasından ş&ouml;yle dediğini naklediyor:</p>
<p>
	&ldquo;(Zindana bakmak i&ccedil;in) Damın &uuml;zerinde oturmuş olan Fazl bin Rebiy&rsquo;nin yanına gittim. Bana: &ldquo;Bu odaya bak, ne g&ouml;r&uuml;yorsun?&rdquo; dedi. (Ben de bakınca:) &ldquo;Atılmış bir elbise g&ouml;r&uuml;yorum&rdquo; dedim. O: &ldquo;İyi bak, biraz dikkat et&rdquo; dedi. Dikkatle baktığımda: &ldquo;O, secde halinde olan bir kişidir&rdquo; dedim. Bunun &uuml;zerine: &ldquo;Onu tanıyor musun? O Musa bin Cafer&rsquo;dir. Ben onu s&uuml;rekli bu halde g&ouml;r&uuml;yorum. O sabah namazını kılıyor, g&uuml;neş doğuncaya dek takibat (dua ve zikir) okuyor. Daha sonra secdeye kapanıyor ve &ouml;ğleye kadar b&ouml;ylece secde halinde kalıyor. Namaz vakitlerini kendisine bildirmesi i&ccedil;in birisini g&ouml;revlendirmiştir. Ona namaz vaktinin girdiğini haber verdiklerinde, kalkıp abdest almaksızın namaza başlıyor; bu onun her zamanki adetidir.&rdquo;[22]</p>
<h2>
	Her G&uuml;n İ&ccedil;in Uzun Secdeleri</h2>
<p>
	Sevban&icirc; diyor ki:</p>
<p>
	&ldquo;Ebu&rsquo;l-Hasan Musa bin Cafer (a.s), on k&uuml;sur yıl boyunca her g&uuml;n i&ccedil;in g&uuml;neşin doğuşundan &ouml;ğleye kadar secdeye kapanıyordu.&rdquo;</p>
<h2>
	&nbsp; İftarı</h2>
<p>
	Halid bin Necih diyor ki:</p>
<p>
	&ldquo;Ben Ramazan ayında İmam Sadık (a.s) ve İmam Musa Kazım (a.s)&rsquo;la birlikte iftar ediyordum. İftar sofrasına getirilen ilk şey, sirke ve zeytin yağıyla ıslanmış bir kase tirit idi. İmam (a.s) ilk &ouml;nce ondan &uuml;&ccedil; lokma alıp yiyor ve daha sonra bir sahan yemek getiriliyordu.&rdquo;[23]<br />
	&nbsp;</p>
<p>
	Ramazan Ayının Son On G&uuml;n&uuml;ndeki İbadet</p>
<p>
	İmam Rıza (a.s) buyurmuştur ki:</p>
<p>
	&ldquo;Babam, Ramazan ayının son on g&uuml;n&uuml;nde her gece, &ouml;nceki gecelerin m&uuml;stahap namazlarına yirmi rekat daha artırıyordu.&rdquo;[24]</p>
<h2>
	Cuma Namazı İ&ccedil;in Hazırlanması</h2>
<p>
	Saduk (r.a) diyor ki:</p>
<p>
	&ldquo;İmam Musa bin Cafer (a.s) kendisini, Perşembe g&uuml;n&uuml;nden, Cuma g&uuml;n&uuml;n&uuml;n (ibadeti) i&ccedil;in hazırlıyordu.&rdquo;[25]</p>
<h2>
	&nbsp;Yaya Olarak Hacca Gitmesi</h2>
<p>
	Ali bin Cafer diyor ki:</p>
<p>
	&ldquo;Kardeşim Musa bin Cafer (a.s) ile d&ouml;rt umre yolculuğunda beraberdik. O, &acirc;ilesiyle birlikte yaya olarak Mekke&rsquo;ye doğru hareket ediyordu.&rdquo;[26]</p>
<h2>
	&nbsp;İlk Mazlumu Ziyaret Etmesi</h2>
<p>
	Ravi diyor ki:</p>
<p>
	&ldquo;İmam Musa bin Cafer (a.s), Emir&rsquo;ulMuminin Ali (a.s)&rsquo;ın kabrinin kenarında ş&ouml;yle diyordu:</p>
<p>
	&ldquo;Selam olsun sana ey Allah&rsquo;ın velisi (dostu); şehadet ediyorum ki, ş&uuml;phesiz sen ilk mazlum ve hakkı gasp edilen ilk şahıssın.&rdquo;[27]</p>
<h2>
	Secdelerindeki Duası</h2>
<p>
	İbn-i Şehraşub diyor ki:</p>
<p>
	İmam Musa bin Cafer (a.s) secdelerinde ş&ouml;yle diyordu:</p>
<p>
	&ldquo;İlah&icirc;, (ger&ccedil;i) g&uuml;nah ve isyan kulundan taraf &ccedil;irkindir ama af ve su&ccedil;lardan ge&ccedil;mek senden taraf g&uuml;zeldir.&rdquo;[28]</p>
<h2>
	Diğerlerine Dua Etmeği Tavsiye Etmesi</h2>
<p>
	Safvan bin Yahya diyor ki:</p>
<p>
	İmam Musa bin Cafer (a.s) buyuruyorlardı ki:</p>
<p>
	&ldquo;Kim, m&uuml;min ve m&uuml;sl&uuml;man kadın ve erkeklerden birine dua ederse, Allah-u Teala, dua ettiği her m&uuml;mine karşılık ona dua eden bir melek g&ouml;revlendirir.&rdquo;[29]<br />
	&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;</p>
<h2>
	&nbsp;Zindandaki Duası</h2>
<p>
	İmam Musa bin Cafer (a.s)&rsquo;ı g&ouml;zetim altında bulunduran casuslardan biri diyor ki:</p>
<p>
	Musa bin Cafer&rsquo;in, dualarında ş&ouml;yle dediğini &ccedil;ok duyuyordum:</p>
<p>
	&ldquo;Allah&rsquo;ım, sen biliyorsun ki, ben s&uuml;rekli senden, ibadetin i&ccedil;in meşguliyetten bir boşluk istiyordum. Allah&rsquo;ım, sen de b&ouml;yle yaptın; o halde sana hamd olsun.&rdquo;[30]</p>
<h2>
	&nbsp;Gece Namazı Mihrabındaki Duası</h2>
<p>
	Ahmed bin Halid-i Berk&icirc; diyor ki:</p>
<p>
	İmam Musa bin Cafer (a.s), gece namazı i&ccedil;in mihrapta durduğu zaman ş&ouml;yle diyordu:</p>
<p>
	&ldquo;Allah&rsquo;ım, sen beni d&uuml;zg&uuml;n ve kusursuz yarattın; &ccedil;ocukken beni besleyerek eğittin ve beni diğerlerinden ihtiya&ccedil;sız kıldın&#8230;</p>
<p>
	Allah&rsquo;ım, ge&ccedil;mişte benden vuku bulan k&ouml;t&uuml;l&uuml;kleri biliyorsun; hem de onları benden daha iyi biliyorsun. Amel defterimde sıralanan su&ccedil;lardan dolayı yazıklar olsun bana! Eğer her şeyi kapsayan affının, halime şamil olacağını umduğum yerler olmasaydı, (&uuml;mitsizlikten) helak olup giderdim. Eğer kulun g&uuml;nahından ka&ccedil;ması m&uuml;mk&uuml;n olsaydı, ondan ka&ccedil;maya en layık ben olurdum&#8230;</p>
<p>
	Allah&rsquo;ım, ka&ccedil;arsam beni bulursun; firar edersem, beni yakalarsın. O halde senin huzurunda zelil, boynu b&uuml;k&uuml;k ve hakir olarak durmuş bulunuyorum. Eğer cezalandırırsan, bunu hakketmişim ve ey Rabbim, bu senden taraf bir adalettir. Eğer affedersen, ş&uuml;phesiz sen k&ouml;t&uuml;l&uuml;kleri affedensin; affın ve rahmetin beni kuşatmış olur ve afiyetin (bağışlaman) beni sarmış olur.</p>
<p>
	Allah&rsquo;ım, o halde g&uuml;zel isimlerin ve perdelerin &ouml;rtt&uuml;ğ&uuml; g&uuml;zelliğin h&uuml;rmetine senden, bu tahamm&uuml;ls&uuml;z cana ve bu g&uuml;&ccedil;s&uuml;z bedene acımanı istiyorum. G&uuml;neşin sıcağına dayanamayan bu zayıf beden, cehennem ateşine nasıl dayanabilir! Yıldırım sesini duymaya tahamm&uuml;l&uuml; olmayan, gazabının sesine nasıl dayanabilir!</p>
<p>
	Allah&rsquo;ım, o halde bana acı; &ccedil;&uuml;nk&uuml; ben hakir bir fakirim ve değersiz bir insanım. Beni azaba &ccedil;arptırmış olursan, azaba &ccedil;arptırılmam zerre kadar olsun saltanatını artıracak değil; bana azap edilmekle saltanatın artacak olsaydı, azaba karşı sabretmeyi senden isterdim ve bunun senin olmasını isterdim. Fakat saltanat ve m&uuml;lk&uuml;n, itaat edenlerin itaatiyle artmasından ve g&uuml;nahk&acirc;rların da g&uuml;nahıyla azalmasından daha b&uuml;y&uuml;k ve daha kalıcıdır. O halde ey merhametlilerin en merhametlisi, beni bağışla; Muhammed ve Ehl-i Beyti&rsquo;ne salat eyle ve bizden taraf m&uuml;sl&uuml;manları m&uuml;kafatlandırdığın en g&uuml;zel bir m&uuml;kafatla O&rsquo;nu m&uuml;kafatlandır; ey alemlerin Rabbi olan Allah!&rdquo;[31]</p>
<h2>
	&nbsp;Her G&uuml;n Mağfiret Dilemesi</h2>
<p>
	İbrahim bin Eb&icirc;&rsquo;l- Bilad diyor ki:</p>
<p>
	&ldquo;İmam Musa bin Cafer (a.s) bana buyurdu ki:</p>
<p>
	&ldquo;Ben, her g&uuml;n Allah Teala&rsquo;dan beş bin kez mağfiret diliyorum.&rdquo; (İmam -a.s- benim şaşırdığımı g&ouml;r&uuml;nce:) &ldquo;Beş bin kez istiğfar etmek &ccedil;ok mudur?&rdquo; diye buyurdular.&rdquo;[32]<br />
	&nbsp;</p>
<h2>
	Gece Mağfiret Dilemesi</h2>
<p>
	Seyyid bin Tavus (r.a) diyor ki:</p>
<p>
	&ldquo;&#8230;İmam Musa bin Cafer (a.s) geceyi sehere kadar s&uuml;rekli mağfiret dilemekle ge&ccedil;iriyordu.&rdquo;[33]</p>
<h2>
	&Ccedil;oğu Zamanlar Okuduğu Dua</h2>
<p>
	İbn-i Şehraşub diyor ki:</p>
<p>
	İmam Musa bin Kazım (a.s) &ccedil;oğu zaman şu duayı okuyordu:</p>
<p>
	&ldquo;Allah&rsquo;ım, &ouml;l&uuml;m vakti rahatlık ve hesap vakti ise &acirc;f diliyorum senden.&rdquo;[34]</p>
<p>
	İmam (a.s) bu duayı (durmadan) tekrarlıyordu.&rdquo;[35]</p>
<h2>
	&nbsp;Zemzem Suyunu İ&ccedil;erken Okuduğu Dua</h2>
<p>
	Ahmed bin Halid diyor ki:</p>
<p>
	İmam Musa Kazım (a.s) zemzem suyunu i&ccedil;tiğinde ş&ouml;yle diyordu:</p>
<p>
	&ldquo;Bismillah, el-hamdu lillah, eş-ş&uuml;kr&uuml; lillah.&rdquo;</p>
<p>
	(Allah&rsquo;ın adıyla, b&uuml;t&uuml;n hamt ve ş&uuml;k&uuml;rler Allah&rsquo;a mahsustur.)[36]</p>
<h2>
	&nbsp;Y&uuml;z Defa S&ouml;ylediği Zikir</h2>
<p>
	İmam Sadık (a.s) buyurmuştur ki:</p>
<p>
	&ldquo;Kim, sabah ve akşam namazından sonra yedi defa: &ldquo;Bismillah ve vel&acirc; havle vel&acirc; kuvvete illa billah&rdquo; derse, Allah-u Teala yetmiş &ccedil;eşit belayı ondan uzaklaştırır&#8230;&rdquo;<br />
	İmam Musa bin Cafer (a.s) buyurdular ki: &ldquo;Ben, o zikri y&uuml;z defa s&ouml;yl&uuml;yorum.&rdquo;[37]</p>
<h2>
	Evinden &Ccedil;ıkarken Okuduğu Dua</h2>
<p>
	İmam Rıza (a.s) buyurmuştur ki:</p>
<p>
	&ldquo;Babam (Musa bin Cafer -a.s-) evinden &ccedil;ıkarken ş&ouml;yle diyordu:</p>
<p>
	&ldquo;Rahman ve Rahim Allah&rsquo;ın adıyla. Allah&rsquo;ın g&uuml;&ccedil; ve kudretiyle, benim g&uuml;&ccedil; ve kudretimle değil; hayır, ey Rabbim, rızkına y&ouml;nelerek senin g&uuml;&ccedil; ve kudretinle evden &ccedil;ıkıyorum. O halde beni afiyet ve esenlikle evime d&ouml;nd&uuml;r.&rdquo;[38]</p>
<p>
	&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;</p>
<p>
	[1] &#8211; Keşf&rsquo;ul- Ğumme, C. 2, S. 250.</p>
<p>
	[2] &#8211; Uyun, C. 1, S. 103, H. 1.</p>
<p>
	[3] &#8211; k&acirc;f&icirc;, C. 6, S. 291, H. 2.</p>
<p>
	[4] &#8211; İkbal&rsquo;ul- A&rsquo;mal, S. 544.</p>
<p>
	[5] &#8211; Kurb&rsquo;ul- Esnad, S. 310, H. 1208. Bu hadisten, namaz i&ccedil;in &ouml;zel bir yerin olması ve dikkat &ccedil;ekici eşya ve fotoğrafların bulunmaması anlaşılmaktadır.</p>
<p>
	[6] &#8211; Bihar, C. 48, S. 115, H. 27.</p>
<p>
	[7] &#8211; Bihar, C. 79, S. 314.</p>
<p>
	[8] &#8211; Avalim, C. 21, S. 206, H. 3.</p>
<p>
	[9] &#8211; Mehasin-i Berk&icirc;, C. 2, S. 198, H. 1580.</p>
<p>
	[10] &#8211; K&acirc;f&icirc;,C. 6, S. 321, H. 1.</p>
<p>
	[11] &#8211; Kamil-i İbn-i Esir, C. 6, S. 164.</p>
<p>
	[12] &#8211; K&acirc;f&icirc;, C. 5, S. 166.</p>
<p>
	[13] &#8211; Mekarim&rsquo;ul- Ahlak, S. 335.</p>
<p>
	[14] &#8211; Bihar, C. 49, S. 18, H. 19.</p>
<p>
	[15] &#8211; Uyun, C. 1, S. 22, H. 2.</p>
<p>
	[16] &#8211; Keşf&rsquo;ul-Ğumme, C. 2, S. 317.</p>
<p>
	[17] &#8211; Tehzib, C. 1, S. 463, H. 1563.</p>
<p>
	[18] &#8211; K&acirc;f&icirc;, C. 2, S. 606.</p>
<p>
	[19] &#8211; Tarih-i Bağdat, C. 13, S. 31.</p>
<p>
	[20] &#8211; Menakıb-i İbn-i Şehraşub, C. 4, S. 318.</p>
<p>
	[21] &#8211; Keşf&rsquo;ul- Ğumme, C. 2, S. 228.</p>
<p>
	[22] &#8211; Bihar, C. 48, S. 107.</p>
<p>
	[23] &#8211; Mehasin-i Berk&icirc;, C. 2, S. 278, H. 1895.</p>
<p>
	[24] &#8211; Kurb&rsquo;ul- Esnad, S. 207.</p>
<p>
	[25] &#8211; Men L&acirc; Yahzuruh&rsquo;ul- Fakih, c.1, S. 416, H. 1228.</p>
<p>
	[26] &#8211; Bihar, C. 48, S. 100, H. 2.</p>
<p>
	[27] &#8211; Bihar, C. 100, S. 265, H. 3.</p>
<p>
	[28] &#8211; Menakıb-i İbn-i Şehraşub, C. 4, S. 318.</p>
<p>
	[29] &#8211; A&rsquo;lam&rsquo;ud- Din, S. 393.</p>
<p>
	[30] &#8211; Bihar, C. 48, S. 107, H. 9.</p>
<p>
	[31] &#8211; Bihar, C. 87, S. 229, H. 42.</p>
<p>
	[32] &#8211; Bihar, C. 93, S. 282, H. 26.</p>
<p>
	[33] &#8211; Bihar, C. 102, S. 16, H. 10.</p>
<p>
	[34]- Duanın Arap&ccedil;ısı ş&ouml;yledir: &ldquo;Allahumme inn&icirc; es&rsquo;eluk&rsquo;er- rahete ind&rsquo;el- mevt, ve&rsquo;l- affe ind&rsquo;el- hesap.&rdquo;</p>
<p>
	[35] &#8211; Menakıb-i İbn-i Şehraşub, C. 4, S. 318.</p>
<p>
	[36] &#8211; Mehasin-i Berk&icirc;, C. 2, S. 400, H. 2400.</p>
<p>
	[37] &#8211; Bihar, C. 86, S. 112, H. 12.</p>
<p>
	[38] &#8211; Mehasin-i Berk&icirc;, C. 2, S. 91, H. 1241.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.caferilik.com/imam-musa-kazim-a-sin-ahlaki/">İmam Musa Kazım (a.s)’ın Ahlakı</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.caferilik.com">Caferilik.com | Türkiye Caferileri Sitesi</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İmam Kazım (as) ın Hayatı</title>
		<link>https://www.caferilik.com/imam-kazim-as-in-hayati-2/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 08 May 2020 10:18:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İmam Kâzım (a.s)]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://islamex.com/?p=2876</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#160; İmam Kazım&#8217;ın İsim, Lakap ve Soyu Bu y&#252;ce şahsiyetin şerif ismi, Cafer oğlu Musa&#8217;dır. Cafer Muhammed Bakır&#8217;ın oğlu, Muhammed Bakır Ali&#8217;nin (Zeyn&#252;labidin) oğlu, Ali H&#252;seyin&#8217;in oğlu, H&#252;seyin Ali&#8217;nin oğlu ve Ali de Ebu Talib&#8217;in (a.s) oğludur.[2] İmam Kazım (a.s) Sefer ayının yedisinde hicri 128 yılında cumartesi g&#252;n&#252; Mekke ve Medine arasında yer alan &#8220;Ebva&#8221; [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.caferilik.com/imam-kazim-as-in-hayati-2/">İmam Kazım (as) ın Hayatı</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.caferilik.com">Caferilik.com | Türkiye Caferileri Sitesi</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>
	&nbsp;</p>
<h2>
	İmam Kazım&rsquo;ın İsim, Lakap ve Soyu</h2>
<p>
	Bu y&uuml;ce şahsiyetin şerif ismi, Cafer oğlu Musa&rsquo;dır. Cafer Muhammed Bakır&rsquo;ın oğlu, Muhammed Bakır Ali&rsquo;nin (Zeyn&uuml;labidin) oğlu, Ali H&uuml;seyin&rsquo;in oğlu, H&uuml;seyin Ali&rsquo;nin oğlu ve Ali de Ebu Talib&rsquo;in (a.s) oğludur.[2] İmam Kazım (a.s) Sefer ayının yedisinde hicri 128 yılında cumartesi g&uuml;n&uuml; Mekke ve Medine arasında yer alan &ldquo;Ebva&rdquo; k&ouml;y&uuml;nde d&uuml;nyaya geldi ve meşhur g&ouml;r&uuml;şe g&ouml;re 183 veya 181, 186, 188 yılında Harun Reşit&rsquo;in zindanında zehirlenip şahadete erdi. Bağdat&rsquo;ın batı yakasında Kureyş Mezarlığı diye meşhur olan bir mezarlıkta toprağa verildi. Elbette bug&uuml;n o b&ouml;lgenin adı Kazımeyn şehridir. Şeyh Mufid ş&ouml;yle demektedir: Bu mezarlık ge&ccedil;mişte Beni Haşim, kabile reisleri ve eşrafın defnedildiği yer idi. İmamın (a.s) annesi adı End&uuml;l&uuml;sl&uuml; Hamide&rsquo;dir. İlamu&rsquo;l-Veri kitabında nakledildiği &uuml;zere İmam Kazım&rsquo;ın annesinin adı, Hamide Berberiye veya Hamide Musaffa&rsquo;dır. Ama Menakib kitabında Said Berberi kızı Hamide Musaffa &ldquo;Lulu&rdquo; k&uuml;nyesiyle Musa b. Cafer&rsquo;in (a.s) annesi olarak zikredilmiştir.[3] Abd&uuml;ssalih, Kazım, Sabır ve Emin İmam Kazım&rsquo;ın lakaplarındandır. Şeyh Mufid ş&ouml;yle demektedir: Eba İbrahim, Eba&rsquo;l-Hasan ve Eba Ali İmam Musa Kazım&rsquo;ın k&uuml;nyelerindendir. Bazıları Ebu&rsquo;l-Hasan-i Evvel, Ebu&rsquo;l-Hasan-i Sani, Ebu İbrahim, Ebu Ali ve Ebu İsmail&rsquo;i de onun k&uuml;nyeleri olarak nakletmişlerdir.[4] Musa b. Cafer (a.s) d&ouml;neminin en meşhur şairi, İmama ilgi duyan ve kendisiyle irtibatlı olan Seyid Hamiri&rsquo;dir. [5]</p>
<h2>
	Musa b. Cafer&rsquo;in (a.s) İmameti</h2>
<p>
	On iki imam Şiiliği nezdinde meşhur ve kesin olduğu &uuml;zere her imamın imametini belirleme ve ispatlamanın yolu, &ouml;nceki imamın a&ccedil;ık s&ouml;z&uuml; ve normal insanların &uuml;stesinden gelemediği soru ve imtihanlardır. İmam Musa b. Cafer&rsquo;in (a.s) imameti hakkında da sevinerek s&ouml;ylemeli ki onun imametini ispat eden bir&ccedil;ok nass ve rivayet mevcuttur. İbn Sebbağ Maliki ş&ouml;yle s&ouml;ylemektedir: Abd&uuml;lala, Feyiz&rsquo;den ş&ouml;yle nakletmektedir: İmam Sadık&rsquo;a (a.s) elimi tut, beni ateşten kurtar ve senden sonra kimin imam olacağını buyur, diye s&ouml;yledim. Bu esnada hen&uuml;z gen&ccedil; olan İmam Musa b. Cafer (a.s) i&ccedil;eriye girdi. İmam bu (Musa b. Cafer&rsquo;e işaret ederek) sizin İmamınızdır, &ouml;yleyse ona y&ouml;nelin diye buyurdu.[6] Şeyh Mufid bu hususta ş&ouml;yle demektedir: Musa b. Cafer (a.s) değerli babasından sonra imam ve İmam Sadık&rsquo;ın t&uuml;m evlatlarının &ouml;n&uuml;ndedir. &Ccedil;&uuml;nk&uuml;:</p>
<p>
	1. T&uuml;m fazilet ve g&uuml;zellikler onda toplanmıştır.</p>
<p>
	2. Sahih ve muteber nasslar a&ccedil;ık&ccedil;a onun hakkında zikredilmiştir.</p>
<p>
	3. Değerli babası a&ccedil;ık&ccedil;a benim halifem ve benden sonraki imamdır diye buyurmuştur.[7]</p>
<h2>
	Musa b. Cafer (a.s) Zamanındaki Halifeler</h2>
<p>
	İmam Kazım&rsquo;ın (a.s) imamet ve velayetinin başlaması, Abbasilerin hilafetinin istikrar ve sebata kavuşma d&ouml;nemine denk d&uuml;şt&uuml;. Musa Kazım (a.s) en zalim ve zorba h&uuml;k&uuml;mdarların egemen olduğu bir d&ouml;nemde imam oldu. Onların devlet ve h&uuml;k&uuml;metleri i&ccedil;işleri a&ccedil;ısından sakin idi ve hi&ccedil;bir i&ccedil; muhalefet ve &ccedil;arpışma mevcut değildi. Bu sebat ve sakinlik h&uuml;k&uuml;mdarların rahat&ccedil;a kendi muhaliflerine egemen olmalarına ve onların davranış ve hareketlerini kontrol etmelerine imkan sağladı. İmam Kazım (a.s) d&ouml;nemindeki zalim ve zorba Abbasi h&uuml;k&uuml;mdarları şunlardan ibaret idi:</p>
<p>
	1. Mansur Devaniki: Kardeşi Ebu Seffah&rsquo;tan sonra kendisi Abbasi devletinin ikinci h&uuml;k&uuml;mdarıydı. O cimrilik ve kıskan&ccedil;lık ile meşhurdu. Bu y&uuml;zden Devaniki lakabını kendisine vermişlerdir. İhanet, kalleşlik, s&ouml;z&uuml;n&uuml; yemek ve vefasızlık onun diğer belirgin &ouml;zelliklerinden idi.</p>
<p>
	2. Mehdi Abbasi: Boş iş, oyun ve kadına vb d&uuml;şk&uuml;nl&uuml;ğ&uuml; bu Abbasi halifesinin en meşhur &ouml;zelliklerindendi. Bu t&uuml;r meselelere aşırı d&uuml;şk&uuml;nl&uuml;ğ&uuml;, oğlu İbrahim&rsquo;in Bağdat&rsquo;taki şarkıcı ve okuyucuların reisi ve kızı İlliye&rsquo;nin de şarkıcı, &ccedil;algıcı ve dans&ccedil;ılar grubunun &uuml;yesi olmasına neden oldu. Kendisi ve ailesinin bu t&uuml;r ahlaki rezillikleri meşhur Arap şairi &ldquo;Dubel Hazayi&rdquo;&rsquo;nin şiirlerinin birinde Abbasiler ve Aleviler arasında yaptığı mukayesede ş&ouml;yle demesine yol a&ccedil;acak kadar ileriye gitmişti:</p>
<h2>
	İlliye sizden miydi yoksa Beni Haşim&rsquo;den</h2>
<p>
	Şarkıcıların reisi İbrahim sizden miydi yoksa onlardan[8]</p>
<p>
	3. Hadi Abbasi: O, yirmi beş yaşında h&uuml;k&uuml;mdar oldu. Ehli Beytin (a.s) sert bir muhalifi ve d&uuml;şmanı olup belalı bir h&uuml;k&uuml;mdardı. &Ouml;yle ki baş ve y&uuml;z&uuml;nden bela akardı. Hayatı baştan sona gurur, b&uuml;y&uuml;klenme ve gen&ccedil;liğe dayalı hamlık ve tecr&uuml;besizlik ile doluydu. Onun h&uuml;k&uuml;mdarlık d&ouml;nemi Ehli Beyt ve Şiilerin zorlu d&ouml;nemlerindendi. Meşhur tarih&ccedil;i Mesudi Murucu&rsquo;z-Zeheb kitabında Hadi Abbasi hakkında ş&ouml;yle yazmaktadır: &hellip;Katı kalpli, k&ouml;t&uuml; ahlaklı ve &ccedil;irkin huyluydu. Beni Haşim ve Aleviler &ouml;nderliğindeki başkaldırı ve hareketler Hadi Abbasi&rsquo;nin hilafet d&ouml;neminde başladı. H&uuml;seyin b. Ali &ouml;nderliğindeki &ldquo;Fah&rdquo; vakıası &ouml; d&ouml;nemdeki meşhur başkaldırılardandır. Bu hareket İmam Kazım&rsquo;ın (a.s) tarafından teyit edilmişti; &ouml;yle ki İmam Musa Kazım (a.s) bu kıyamın &ouml;nderini (H&uuml;seyin b. Ali) şahadet ile m&uuml;jdelemiş ve kendisine takva, direniş ve sabrı tavsiye etmiştir. İmam Musa Kazım (a.s) ona ş&ouml;yle demiştir: &ldquo;Sen &ouml;ld&uuml;r&uuml;leceksin. İyi savaş. Karşında olan kavim ve ordu g&uuml;nahk&acirc;rdır&hellip;&rdquo; &Ccedil;ok a&ccedil;ık olduğu &uuml;zere onların hareketi karşısında İmamın (a.s) bu duruşu kendilerinin meşru olduklarının g&ouml;stergesidir.</p>
<p>
	4. Harun Reşit: O servet biriktirme, israf, harem saray ve şarkıcı kadınlar ve dans&ccedil;ılar bulundurmada meşhur idi. İmamlar ve Beni Haşim&rsquo;in soyundan gelen seyitlere y&ouml;nelik husumet ve d&uuml;şmanlığı zirveye &ccedil;ıkardı ve onları ortadan kaldırmaya &ccedil;abaladı. Defalarca Musa b. Cafer&rsquo;in (a.s) zindana atılması ve onun zindanda Sindi b. Şahek&rsquo;in eliyle şahadete ermesi bu d&uuml;şmanlıkların bir numunesidir.[9]</p>
<h2>
	İmam Kazım&rsquo;ın (a.s) Harun Reşit Karşısında Takındığı Tutum</h2>
<p>
	Harun Reşit &ouml;zellikle Alevilere y&ouml;nelik zorbalık, tiranlık, katı kalplilik ve d&uuml;şmanlık yapmakla meşhur olmasına karşın, tarihte İmam Kazım&rsquo;ın (a.s) ona hi&ccedil;bir &ouml;nem vermediğine, ondan hi&ccedil;bir şekilde korkmadığına ve &ccedil;ekinmediğine, Harun karşısında tam bir izzet ve cesaret ile durduğuna ve taşıdığı sorumluluk doğrultusunda en k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir sıskalık ve zafiyet g&ouml;stermediğine tanıklık etmekteyiz. Tarih bu iddiaya tanıktır. Burada İmam Kazım&rsquo;ın (a.s) Harun Reşit karşısındaki davranışlardan bir takım numuneler aktarıyoruz:</p>
<h3>
	1. Harun Reşit ve Peygamber (s.a.a) İle Akrabalık G&ouml;sterişi</h3>
<p>
	Hatip Bağdadi tarih kitabında ş&ouml;yle nakletmektedir: Harun hac yolculuğunda Kureyş&rsquo;in de etrafta olduğu bir sırada ziyaret etmek i&ccedil;in Peygamberin (s.a.a) kabri başına gelir. İmam Kazım (a.s) da bu esnada orda yer alır. Harun, Peygamberin (s.a.a) kabri başına geldiği zaman ey Allah Resul&uuml; ve amcaoğlu sana selam olsun der. &ldquo;Amcaoğlu&rdquo; demesinin sebebi bu akrabalık bağıyla diğerlerine karşı g&ouml;sterişte bulunmaktır. Bu esnada Musa b. Cafer (a.s) Allah Resul&uuml;&rsquo;ne sana selam olsun ey baba diye buyurur. Harun Reşit bu s&ouml;z&uuml; duyar duymaz &ccedil;ehresinin rengi değişiverir ve ş&ouml;yle der: Ey Eba&rsquo;l-Hasan ger&ccedil;ek &uuml;st&uuml;nl&uuml;k ve &ouml;vg&uuml; budur.[10]</p>
<h3>
	2. İmam Kazım (a.s) Tarafından &ldquo;Fedek&rdquo;&rsquo;in Sınır ve Hududunun Belirlenmesi</h3>
<p>
	Zamahşeri ş&ouml;yle demektedir: Harun Reşit, İmam Musa b. Cafer&rsquo;e ş&ouml;yle der: Ey Eba&rsquo;l-Hasan size geri vermem i&ccedil;in Fedek&rsquo;in sınır ve hududunu belirle. İmam bu işi yapmaktan ka&ccedil;ınır. Harun Reşit ısrar edince İmam (a.s) ş&ouml;yle buyurur: Ben onun ger&ccedil;ek sınır ve hududunu belirleyeceğim. Eğer bu işi yaparsam onu geri vermezsin! Harun onun hududu ne kadardır ki ceddin hakkı i&ccedil;in belirle diye s&ouml;yler. Sonra İmam (a.s) ş&ouml;yle buyurur: İlk sınırı Aden&rsquo;e kadardır. Bu esnada Harun&rsquo;un &ccedil;ehresi değişir ve devam et diye s&ouml;yler. İmam ikinci sınırının Semerkant olduğunu buyurur. Bunu duyunca &ccedil;ehresi siyah kesilir. İmam &uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml; sınırının Afrika olduğunu s&ouml;yler. Harun&rsquo;un rengi k&ouml;m&uuml;r gibi olur ve devam et diye s&ouml;yler. İmam d&ouml;rd&uuml;nc&uuml; sınırının da Hazar ve Ermenistan&rsquo;a kadar olduğunu buyurur. İş buraya varınca Harun ş&ouml;yle der: Gel yerime otur! Buna g&ouml;re bize bir şey kalmıyor! İmam ş&ouml;yle buyurur: Sana Fedek&rsquo;in sınırını belirlediğimde onu bize geri vermeyeceğini s&ouml;ylemiştim.[11] İşte burada Harun, İmam Kazım&rsquo;ı &ouml;ld&uuml;rme kararını alır.</p>
<p>
	Naklettiklerine g&ouml;re bir g&uuml;n Harun Reşit, İmam Kazım&rsquo;dan (a.s) ş&ouml;yle sorar: Sizler Ali&rsquo;nin (a.s) evlatları olduğunuz halde nasıl Allah Resul&uuml;&rsquo;n&uuml;n (s.a.a) evlatları olduğunuzu s&ouml;yl&uuml;yorsunuz.? &Ccedil;&uuml;nk&uuml; erkek anne aracılığıyla değil, baba aracılığıyla ceddine mensup olur. İmam (a.s) bunun cevabında şu ayeti okur: &ldquo;Z&uuml;rriyetinden D&acirc;vud&rsquo;u, S&uuml;leyman&rsquo;ı, Eyyub&rsquo;u, Y&ucirc;suf&rsquo;u, M&ucirc;s&acirc;&rsquo;yı ve H&acirc;r&ucirc;n&rsquo;u da. İyilik yapanları işte b&ouml;yle m&uuml;k&acirc;fatlandırırız. Zekeriya&rsquo;yı, Yahya&rsquo;yı, İsa&rsquo;yı, İlyas&rsquo;ı doğru yola erdirmiştik. Bunların hepsi salih kimselerden idi.&rdquo;[12] Oysaki Hz. İsa&rsquo;nın babası yoktu ama annesi aracılığıyla o peygamberlere m&uuml;ntesip olmuştur. Bu şekilde biz annemiz Fatıma Zehra (a.s) aracılığıyla Peygambere ulaşmaktayız. Aynı şekilde Y&uuml;ce Allah ş&ouml;yle buyurmuştur: &ldquo;Sana (gerekli) bilgi geldikten sonra artık kim bu konuda seninle tartışacak olursa, de ki: Gelin, oğullarımızı ve oğullarınızı, kadınlarımızı ve kadınlarınızı &ccedil;ağıralım. Biz de siz de toplanalım. Sonra g&ouml;n&uuml;lden dua edelim de, Allah&rsquo;ın l&acirc;netini (aramızdan) yalan s&ouml;yleyenlerin &uuml;st&uuml;ne atalım.&rdquo;[13] Peygamber (s.a.a), Hıristiyanlar ile bu restleşme esnasında Ali, Fatıma, Hasan ve H&uuml;seyin (a.s) dışında hi&ccedil; kimseyi davet etmemiştir. O halde Hasan ve H&uuml;seyin Peygamberin (s.a.a) evlatlarıdır.[14]</p>
<h2>
	Musa b. Cafer&rsquo;in İlim ve Ahlakı</h2>
<p>
	Değişik ilimlerdeki İmamın (a.s) geniş ilmi ve onun ahlaki ve manevi erdemleri hakkında bir&ccedil;ok rivayet mevcuttur. İmam Musa Kazım değişik ilimleri kendisinde toplamaması, ahlaki ve manevi kemal ve erdemleri taşımaması m&uuml;mk&uuml;n m&uuml;d&uuml;r; zira o n&uuml;b&uuml;vvet evi, risalet kaynağı ve meleklerin indiği yerde yetişmiştir. Bu alandaki rivayetler &ccedil;oktur. Burada onlardan &uuml;&ccedil; numuneye işaret edeceğiz:</p>
<p>
	Ebu Hanife ş&ouml;yle demektedir: İmam Sadık (a.s) zamanında hacca gitmiş idim. Medine&rsquo;ye ulaştığım zaman kendisinin evine gittim. Kapı &ouml;n&uuml;nde kendisinin izin vermesi i&ccedil;in beklemeye başladım. Bu esnada bir erkek &ccedil;ocuğu evden dışarı &ccedil;ıktı. Ondan tuvalet nerede diye sordum. Bekle dedi ve sonra duvara yaslandı, oturdu ve ş&ouml;yle dedi: Akarsu kenarında, meyve ağa&ccedil;ları altında, mescit avlusunda ve yol &uuml;zerinde su d&ouml;kmekten ve hacet gidermekten sakın. Duvarın arkasına git ve kıbleye arkanı ve &ouml;n&uuml;n&uuml; d&ouml;nmekten ka&ccedil;ın&hellip;&rdquo; Ebu Hanife ş&ouml;yle devam eder: Bu &ccedil;ocuktan bu s&ouml;zleri duyunca şaşırdım ve ondan adını sordum. Ben Musa b. Cafer&rsquo;im diye s&ouml;yledi. Ey gen&ccedil; g&uuml;nah ve isyan nedir diye kendisinden sordum. Cevap olarak ş&ouml;yle dedi: G&uuml;nah ve isyan i&ccedil;in &uuml;&ccedil; hal tasavvur edilebilir:</p>
<p>
	1. G&uuml;nahın kul tarafından olmayıp Allah tarafından olması. Bu durumda Allah&rsquo;ın m&uuml;rtekip olmadığı bir şey y&uuml;z&uuml;nden kulu cezalandırması uygun değildir.</p>
<p>
	2. G&uuml;nahın Allah ve kul tarafından ortak yapılması. Bu durumda da g&uuml;&ccedil;l&uuml; ortağın zayıf ortağa zul&uuml;m yapması uygun değildir.</p>
<p>
	3. G&uuml;nahın kul tarafından yapılmasıdır ve doğrusu da budur. Bu durumda eğer Allah kulunu bağışlarsa, bu O&rsquo;nun c&ouml;mertlik ve l&uuml;tf&uuml;d&uuml;r. Eğer cezalandırırsa kulun g&uuml;nah ve itaatsizliği sebebiyledir.</p>
<p>
	Ebu Hanife ş&ouml;yle demektedir: Bu s&ouml;zleri bu erkek &ccedil;ocuktan (Musa b. Cafer) duymayla cevabımı aldım ve İmam Sadık&rsquo;ı (a.s) g&ouml;rmekten vazge&ccedil;tim. İbn. Şehr Aşub Menakib adlı kitabında hadisin sonunu ş&ouml;yle nakletmektedir: Bu s&ouml;zleri ondan (İmam Musa Kazım) duyduktan sonra o g&ouml;z&uuml;mde b&uuml;y&uuml;d&uuml;, g&ouml;nl&uuml;mde yer edindi ve i&ccedil;ten şu ayeti okudum: &ldquo;Onlar birbirlerinden (t&uuml;reme tek) bir z&uuml;rriyettir.&rdquo;[15] Bilginler, değişik ilim dallarında kendisinden bir&ccedil;ok rivayet nakletmiştir ve dini metinlerimiz bu ilimlerle doludur.[16]</p>
<p>
	2. Ebu&rsquo;l-Ferec-i İsfahani ş&ouml;yle demektedir: Yahya b. Hasan bana ş&ouml;yle nakletti: Musa b. Cafer&rsquo;e (a.s) bir şahsın kendisine iyi bakmadığı ve arkasından konuştuğu haberi gelseydi, bu şahsa dinarla dolu bir kiyse yollardı ve kiyse i&ccedil;inde iki y&uuml;z ila &uuml;&ccedil; y&uuml;z dinar bulunurdu. İmamın bu işi dillere destan olmuştu. Musa b. Cafer (a.s) b&ouml;yle biriydi. Hemu ş&ouml;yle demektedir: İkinci halifenin torunlarından biri Musa b. Cafer&rsquo;i (a.s) g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;nde Hz. Ali&rsquo;ye (a.s) hakaret etmeye ve İmama k&ouml;t&uuml; davranmaya başlardı. İmamın bazı taraftarları onu &ouml;ld&uuml;rmemiz i&ccedil;in bize izin ver dediler. İmam ise hayır dedi. Bir g&uuml;n İmam merkep &uuml;zerindeyken bu şahsın tarlasına girdi. O şahıs ekin ve mahsullerimizi yok ettin diye bağırdı. İmam ona itina etmeyip aynı şekilde ilerledi ve b&ouml;ylece onun yakınına vardı ve indi. Onun kenarına oturup kendisiyle konuşmaya ve şaka yapmaya başladı. Mahsul&uuml;n&uuml;n tazminatı ne kadardır diye sordu. O şahıs y&uuml;z dirhem diye cevap verdi. İmam onun karı ne kadardır diye sordu. O da bilmiyorum diye cevap verdi. İmam ne kadar tahmin ediyorsun diye sordu. O da y&uuml;z dirhem daha dedi. İmam kendisine &uuml;&ccedil; y&uuml;z dirhem verdi. Bunun &uuml;zerine o şahıs yerinden kalktı ve İmamın başını &ouml;pt&uuml;. Bundan sonra ne zaman İmam mescide gelse o şahıs yerinden ayağa kalkar, kendisine selam verir ve Allah risaletini kimde karar kılacağını daha iyi bilir diye s&ouml;ylerdi. İmam onu &ouml;ld&uuml;rmek isteyen taraftarlarına ş&ouml;yle buyurdu: Bu iki işten hangisi daha iyiydi, sizin istediğiniz mi yoksa benim yaptığım iş mi?![17]</p>
<p>
	3. İmam Musa b. Cafer (a.s) m&uuml;stehap ve gece ibadetlerini yapmada gece ibadetlerini sabah namazıyla birleştirecek şekilde hareket ederdi. Sabah namazından sonra takibatı sabah olana dek s&uuml;rerdi. G&uuml;neşin doğuşuna yaklaşıncaya dek secde ve dua halinde olurdu. Kendisi şu duayı &ccedil;ok okurdu: &ldquo;Ey Allahım senden &ouml;l&uuml;m anında rahatlık ve hesap anında af diliyorum.&rdquo; Dualarından biri de şuydu: &ldquo;Kulunun g&uuml;nahı &ccedil;oğaldı &ouml;yleyse sana şayan affındır.&rdquo; Allah korkusundan &ouml;ylesinde ağlardı ki m&uuml;barek sakalı g&ouml;zyaşlarıyla ıslanırdı. İmam yakınlarını ziyaret etmekte meşhurdu. Geceleri Medine yoksullarına başvurur ve onlara para, ekmek ve hurma g&ouml;t&uuml;r&uuml;rd&uuml;. Bununla birlikte halk onu tanımaz ve bu para ve yiyeceklerin Musa b. Cafer (a.s) tarafından olduğunu bilmezdi.[18]</p>
<h2>
	İmam Kazım&rsquo;ın (a.s) Evlat ve Torunları</h2>
<p>
	Bu yazının başında da beyan edildiği gibi İmamın (a.s) hayatı ve &ccedil;ocukları konusu ciltlerce kitap yazmaya gerek duymaktadır. Ama burada sadece kendisinin oğulları ve kızlarının isimlerini beyan ediyoruz. Bundan &ouml;tesini ise nesep kitaplarına havale ediyoruz. Meşceru&rsquo;l-Vafi kitabının yazarı bu husustaki t&uuml;m g&ouml;r&uuml;şleri naklettikten ve onları inceleyip tahlil ettikten sonra ş&ouml;yle demektedir:</p>
<h3>
	A. Musa b. Cafer&rsquo;in (a.s) Erkek Evlatlarının İsimleri</h3>
<p>
	İmam Kazım&rsquo;ın (a.s) yirmi &uuml;&ccedil; erkek &ccedil;ocuğu vardı.[19] İlk&ouml;nce onların isimlerini beyan edecek ve sonra da hangilerinin nesil sahibi olduğuna değineceğiz. İsimleri şunlardır: &ldquo;Mecab&rdquo; diye de meşhur olan İbrahim Asğar M&uuml;rteza, Muhammed Abid, Abdullah, Abbas, İsmail, Cafer Hari (İbn. Sadkam Tuhfe adlı eserinde ş&ouml;yle demektedir: İmam&rsquo;ın (a.s) Cafer Ekber adında bir erkek &ccedil;ocuğu), İshak, Hamza, Abdurrahman, Akil, Kasım, Yahya, Davud, S&uuml;leyman, Ahmed, Fazl, Hasan, H&uuml;seyin, Zeydnar, &Uuml;beydullah, İbrahim Ekber, Harun ve &Ouml;mer (İbn. Sadkam&rsquo;ın Tuhfe kitabından nakledilmiştir).</p>
<h2>
	İmamın (a.s) Kızları</h2>
<p>
	Fatıma K&uuml;bra, Fatıma S&uuml;ğra, R&uuml;kiyye, Hekime, &Uuml;mm&uuml; Ebiha, R&uuml;kiyye S&uuml;ğra, G&uuml;ls&uuml;m, &Uuml;mm&uuml; Cafer, Lebabe, Zeynep, Hatice, İlliye, Amine, Hasane, Berihe, &Uuml;mm&uuml; Seleme, Meymune, &Uuml;mm&uuml; G&uuml;ls&uuml;m. Bu isimlere bazı başka isimler de eklemişlerdir[20] ama uzamaması i&ccedil;in onları zikretmekten vazge&ccedil;iyoruz.&nbsp;&nbsp;</p>
<p>
	&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;</p>
<p>
	[1] el-Maşcer&uuml;&rsquo;l-Vafi, Seyid H&uuml;seyin Ebu Saide el-Musevi, Daru&rsquo;l-Mehcebeti&rsquo;l-Beyza.</p>
<p>
	[2] Ve Fi Rehab-i Eimet-i Ehli&rsquo;l-Beyt (a.s), Seyid Muhsin Emin, s. 80.</p>
<p>
	[3] a.g.e.</p>
<p>
	[4] Bkn: İrşad, Şeyh Mufid; Menakib, İbn. Şehr Aşub; Metalibu&rsquo;s-Sual, İbn. Talha.</p>
<p>
	[5] a.g.e.</p>
<p>
	[6] el-Fusulu&rsquo;l-Muhimme, s. 231.</p>
<p>
	[7] Musa b. Cafer&rsquo;in (a.s) imameti hakkında gelen nasslar hakkında bilgi edinmek i&ccedil;in bkn: afi, c. 1, s. 307-311; İspatu&rsquo;l-Hudat, s. 3, s. 156-170.</p>
<p>
	[8] Divan-i Dubel Hazai.</p>
<p>
	[9] Daha fazla bilgi i&ccedil;in şu adrese m&uuml;racaat edin: Tarih-i H&uuml;lefa, Suyuti; Murucu&rsquo;z-Zeheb, Mesudi; İrşad, Şeyh Mufid.</p>
<p>
	[10] Vefayatu&rsquo;l-A&rsquo;yan, , c. 5, s. 9.</p>
<p>
	[11] Rebiu&rsquo;l-Ebrar, c. 1, s. 315.</p>
<p>
	[12] Enam, 84-85.</p>
<p>
	[13] Ali İmran, 61.</p>
<p>
	[14] el-Fusulu&rsquo;l-Muhimme, s. 338; Ayat-i Enam, 84; Ali İmran, 61.</p>
<p>
	[15] Tuhafu&rsquo;l-Ukul, s. 303;&nbsp; Menakib, İbn. Şehr Aşub, c. 4, s. 314.</p>
<p>
	[16] Mekatilu&rsquo;t-Talibin, s. 499-500; Tarih-i Bağdat, s. 28.</p>
<p>
	[17] Mufid, İrşad, 296.</p>
<p>
	[18] Bkn: İrşad, 298; Kafi, c. 1, s. 13-20; Tuhafu&rsquo;l-Ukul, s. 283.</p>
<p>
	[19] Ali b. Musa İmam Rıza (a.s) dışında olanlar.</p>
<p>
	[20] Bkn: el-Maşcer&uuml;&rsquo;l-Vafi, c. 1, s. 65-66.</p>
<p>
	&nbsp;&nbsp;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.caferilik.com/imam-kazim-as-in-hayati-2/">İmam Kazım (as) ın Hayatı</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.caferilik.com">Caferilik.com | Türkiye Caferileri Sitesi</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
