<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Büyük Şahsiyetler &#8211; Caferilik.com | Türkiye Caferileri Sitesi</title>
	<atom:link href="https://www.caferilik.com/makaleler/buyuk-sahsiyetler/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.caferilik.com</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Fri, 08 May 2020 10:18:34 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=5.8.10</generator>
	<item>
		<title>Merhum Ayetullah Muhammed Ali Eraki</title>
		<link>https://www.caferilik.com/merhum-ayetullah-muhammed-ali-eraki/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 08 May 2020 10:18:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Büyük Şahsiyetler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://islamex.com/?p=2928</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#160; &#160; DOĞUMU VE TAHSİLİ Hicri Kameri 1312 yılında İran&#39;ın &#34;Erak&#34; kentinde ibadet, z&#252;hd, ilim, takva ve iman nuruyla dolu bir evde d&#252;nyaya geldi. Babası Erak&#39;ın&#160; tanınmış alimlerinden H&#252;ccet-&#252;l İslam vel m&#252;slimin &#34;Şeyh Hacı Mirza Ferahani&#34;dir. Daha k&#252;&#231;&#252;k yaşlarda ilim tahsil etmeye başladı. B&#252;y&#252;k din alimleri olan Ayetullah Şeyh Muhammed &#34;Sultan-ul Ulema&#34; ve &#34;Hacı Şeyh [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.caferilik.com/merhum-ayetullah-muhammed-ali-eraki/">Merhum Ayetullah Muhammed Ali Eraki</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.caferilik.com">Caferilik.com | Türkiye Caferileri Sitesi</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p align="center" style="margin-left:28.4pt;">
	&nbsp;</p>
<p>
	&nbsp;</p>
<p>
	<strong><em>DOĞUMU VE TAHSİLİ</em></strong></p>
<p>
	Hicri Kameri 1312 yılında İran&#39;ın &quot;Erak&quot; kentinde ibadet, z&uuml;hd, ilim, takva ve iman nuruyla dolu bir evde d&uuml;nyaya geldi. Babası Erak&#39;ın&nbsp; tanınmış alimlerinden H&uuml;ccet-&uuml;l İslam vel m&uuml;slimin &quot;Şeyh Hacı Mirza Ferahani&quot;dir. Daha k&uuml;&ccedil;&uuml;k yaşlarda ilim tahsil etmeye başladı. B&uuml;y&uuml;k din alimleri olan Ayetullah Şeyh Muhammed &quot;Sultan-ul Ulema&quot; ve &quot;Hacı Şeyh Cafer&quot;in derslerinden istifade etti. 1903&#39;de Şeyh Abdul Kerim Hairi&#39;nin Erak&#39;ta havza kurmasıyla sekiz yılda bu havzada Şeyh&#39;in Usul-u Fıkıh ve Fıkıh derslerine katıldı.</p>
<p>
	1910&#39;da Kum&#39;a hicret etti. Yirmi &uuml;&ccedil; yıl, Ayetullah Hairi&#39;nin derslerinden istifade edip i&ccedil;tihad makamına ulaştı.</p>
<p>
	Kendisi m&uuml;&ccedil;tehid ve ayetullah olmasına rağmen Peygamber evlatlarına duyduğu saygıdan dolayı ders arkadaşı ve daha sonraları damadı olan Hz. Ayetullah Seyyid Muhammed Taki Honsari&#39;nin verdiği derslere katılırdı. Merhum Ayetullah Honsari hayatta olduğu s&uuml;rece haric dersi vermedi.</p>
<p>
	Evet o zat mutavazi, b&uuml;y&uuml;k m&uuml;&ccedil;tehid ve benzerine &ccedil;ok az rastlanan zahid Ayetullah Uzma Şeyh-ul Fukeha vel mu&ccedil;tehidin Hacı Şeyh &quot;Muhammed Ali ERAKİ&quot;den başkası değildi.</p>
<p>
	<strong><em>&nbsp;DERS VERME Y&Ouml;NTEMİ</em></strong></p>
<p>
	Ayetullah el-Uzma ERAKİ 1949 yılında Usul-u Fıkıh ve Fıkıh&#39;da haric dersleri vermeye başlayıp fazıl talebeleri derslerinde bir araya topladı. Dersinde sorulan soruları &ouml;nceden araştırıp iyice teşrih ettikten sonra k&uuml;rsiye &ccedil;ıkardı. Dersleri &ccedil;ok ilmi ve ağır olduğundan hari&ccedil; dersi yeni başlıyanlar i&ccedil;in anlaşılmaz derecedeydi. Fıkıhda &quot;Nikah, İcare, Taharet, Ticaret vb&#8230; derslerin haricini defalarca vermiş ve bu derslerin &ouml;ğrencileri tarafından yazmışmıştır.</p>
<p>
	Usul-u Fıkıh derslerini tamamen bir ka&ccedil; devre baştan sonra kadar vermiştir.</p>
<p>
	Hz. Ayetullah Uzma ERAKİ cuma namazları ikame ediyor ve Cuma hutbelerinde Hz. Ali&#39;nin (a.s) Nehc-ul Belağa&#39;sından hutbeler tefsir ederek halkı aydınlatıyordu.</p>
<p>
	Yine t&uuml;m dini m&uuml;nasebetlerde Ramazan, Muharrem ve Sefer aylarında evinde kurulan meclislerde katılan kalabalık halka karşı konuşmalar yapıyor ve geniş ufku ve derin ilmiyle halka dini h&uuml;k&uuml;mleri, Tevhid, Risalet, İmamet, İrfan vb&#8230; konuları a&ccedil;ıklardı.</p>
<p>
	Hz. Ayetullah Uzma ERAKİ &ouml;ğlenleri Feyziye medresesinde, akşamları ise Hz. Fatimat-ul Masume&#39;nin (a.s) t&uuml;rbesinde olan İmam Humeyni (r.a) mescidinde cemaat namazı kıldırırdı.</p>
<p>
	&nbsp;</p>
<p>
	<strong><em>TE&#39;LİFLERİ</em></strong></p>
<p>
	1- Merhum Şeyh Sultan&#39;ın derslerinin takriri</p>
<p>
	2- Ustadı Merhum Şeyh Abdul Kerim Hairi&#39;nin <em>&quot;Durer-ul Feraid&quot; </em>adlı kitabına yazdığı haşiye. Bu kitap Kum İlim Havzası m&uuml;derrisler topluluğu tarafından basılmıştır</p>
<p>
	3- İ&ccedil;tihad ve Taklid, Şeyh Abdul Kerim Hairi&#39;nin derslerinin metnidir.</p>
<p>
	4- Yine ustadının &quot;VELAYET&quot; deslerinin metni.</p>
<p>
	5- Mekasibin Şerhi.</p>
<p>
	6- Usul-u Fıkıh derslerinin metni.</p>
<p>
	7- Miras konusunda Risale.</p>
<p>
	8- &Uuml;stadının Taharet deslerinin metni.</p>
<p>
	9- &Uuml;stadının Nikah derslerinin metni.</p>
<p>
	10- Tevzih-ul Mesail Risalesi.</p>
<p>
	11- Hac Rehberi.</p>
<p>
	12- İstiftaat Macmuası.</p>
<p>
	<strong><em>TALEBELERİ</em></strong></p>
<p>
	Ayetullah Uzma Eraki&#39;nin (r.a) y&uuml;zlerce belki de binlerce &ouml;ğrencisi vardır. Bunlardan bir ka&ccedil;ının adını zikretmekle yetiniyoruz.</p>
<p>
	1- Şeyh Muhammed Taki Salavati</p>
<p>
	2- Şeyh Abdul Cevad İsfahani Cebel Amuli.</p>
<p>
	3- Şeyh Ali Rıza İlahi (Damadı).</p>
<p>
	4- Şehit Mehdi Şah Abadi.</p>
<p>
	5- Şeyh Ali Penah İştihardi.</p>
<p>
	6- Şeyh Ebul Hasan Muslihi (oğlu).</p>
<p>
	7- Seyyit H&uuml;seyin Musevi Kirmani.</p>
<p>
	8- Seyyit Ali Musavi Yezdi.</p>
<p>
	<strong><em>RUHİ YAPISI VE AHLAKİ &Ouml;ZELLİKLERİ</em></strong></p>
<p>
	Hz. Ayetullah Uzma ERAKİ &ccedil;ok m&uuml;tevazi, al&ccedil;ak g&ouml;n&uuml;ll&uuml; yumuşak buylu birisiydi. Y&uuml;ce ilmi makamda olmasına rağmen daha arap edebiyatına yeni başlayan birisini bile dinler onun sorularını cevaplandırırdı.</p>
<p>
	Bir g&uuml;n &ouml;ğrencilerden birisi &uuml;stada ettiği işkalde &ccedil;ok direniyor ve israrla d&uuml;ş&uuml;ncesini savunurdu. Talebelerden bazıları onu bahs ve munazaradan vazge&ccedil;irmeye &ccedil;alışıyordu.</p>
<p>
	&Uuml;stad buna mani oldu ve ş&ouml;yle dedi: Sabaha kadar benimle tartışsa bile ben onun zihnindeki ş&uuml;pheyi gidermeye &ccedil;alışacağım. Bir talebenin zihnindeki bir ş&uuml;pheyi gidermek sabaha kadar ibadet etmekten daha faziletli ve sevabı daha &ccedil;oktur.</p>
<p>
	Ulemanın hakkını en g&uuml;zel bir şekilde eda ediyor. Onları saygıyla anıyordu. &Ouml;zellikle Seyyitlere saygı g&ouml;sterir &quot;Ben Peygamber soyundan olan seyyitlerin k&ouml;lesiyim&quot; derdi. &Ccedil;ok masraflı olan t&ouml;ren ve ziyaretlere katılmaz ve kendisi de b&ouml;yle bir ziyafet d&uuml;zenlemezdi. Şia aleminin taklit mercii olmasına rağmen Kum&#39;un eski mahallelerinden birinde yer alan evinde &ccedil;ok sade bir yaşantıya sahipti.</p>
<p>
	O Merhum Kur&#39;an&#39;la olan &uuml;ns&uuml;nden (&ccedil;ok okumasından) dolayı fevkalede bir hafızası vardı. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; kendisi &quot;Mirzai Şirazi&quot;den naklediyor ki &quot;Rahmetli Mirza Şirazi sabahları bir ka&ccedil; hizib veya bir ka&ccedil; sahife d&uuml;ş&uuml;n&uuml;p, tefekk&uuml;r ederek Kur&#39;an okurdu.&quot;</p>
<p>
	Yaşlılık d&ouml;neminin son yıllarında bedeninin &ccedil;ok zayıf&nbsp; ve g&uuml;&ccedil;s&uuml;z olmasına rağmen Kur&#39;an&#39;ın ilk bir ka&ccedil; c&uuml;z&uuml;n&uuml; ve ayda bir, Ramazan&#39;da ise bir ka&ccedil; defa Kur&#39;an-ı hatım ediyordu.</p>
<p>
	Kur&#39;an tefsirlerinden ise Emin-ul İslam Tabersi&#39;nin &quot;Cevami-ul Cami&quot; tefsirini &ccedil;ok seviyordu; bu tefsiri defalarca &ouml;ğrencilerine ders vermişti.&nbsp;</p>
<p>
	&nbsp;</p>
<p>
	<strong><em>TEHECC&Uuml;D ve GECE İBADETLERİ</em></strong></p>
<p>
	O geceleri aşık olduğu Rabbinin karşısında namaza durup raz-u niyaz eder, onun korkusundan ağlar, yalvarır ve sadece ona kul olduğunu, geceleri sabahlara kadar yaptıkları ibadetle dile getirirdi.</p>
<p>
	Hz. Ayetullah Uzma ERAKİ akşam namazlarını olduk&ccedil;a uzatırdı. Bazen kunutta &quot;Kumeyl&quot; duasını okurdu, bazen Hamd suresinden sonra &quot;Yasin, Rahman vb&#8230;&quot; sureleri okurdu. Bazıları o hazrete itiraz olarak ş&ouml;yle derlerdi. &quot;Namazda zayıfları ve yaşlıları da g&ouml;zetseniz nasıl olur&quot; dediklerinde, &quot;Kendimden daha zayıf ve yaşlı birisini g&ouml;remiyorum&quot; dedi.</p>
<p>
	Ayetullah Sanii O&#39;nun ahlaki &ouml;zelliklerini ş&ouml;yle anlatıyor; &quot;Z&uuml;hd, Maneviyat ve takva y&ouml;n&uuml;nden ilahi ahlakla ahlaklanmıştı. Hz. İmam Humeyni&#39;den (r.a) yaşca daha b&uuml;y&uuml;k, ilimde aynı devre hatta daha &ouml;nce olmasına rağmen &uuml;&ccedil; defa &quot;Camaran&#39;a&quot; giderek Hz. İmam&#39;ı yakından ziyaret etti. İmam&#39;ı ziyaret ettiğinde O&#39;na ş&ouml;yle selam verirdi: &quot;Esselamu Aleyke ya veliyyellah, Esselamu Aleyke yebne Resulillah&quot; yani selam olsun sana ey Allah&#39;ın velisi ve selam olsun sana ey Resulullah&#39;ın oğlu. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; o İslam&#39;da olan azamet ve b&uuml;y&uuml;kl&uuml;ğ&uuml; biliyordu.&quot;</p>
<p>
	Ger&ccedil;ekte bizim gibilerinin onun ahlakı hakkında konuşmamız veya yazmamız ona hakarettir. Zira onun imanı, takvası ve tevazu ve kişiliği bizim anlayamayacağımız kadar b&uuml;y&uuml;kt&uuml;r. Ayetullah el-Uzma Seyyit Muhammed Taki Honsari&#39;nin O&#39;nun hakkındaki; &quot;O&#39;nun yanında toprakla altının hi&ccedil; bir farkı yoktur. Altı hissinin altısı da ilim tahsil etmekle meşguldur&quot; diyorlar.</p>
<p>
	Ayetullah Seyyit Cafer Kerimi ve Ayetullah Abbas Hatem Yezdi: &quot;Şeyh-ul Fukeha Hz. Ayetullah Uzma Hacı Şeyh Muhammed Ali Eraki (r.a) asrın en b&uuml;y&uuml;k, en takvalı, en m&uuml;tevazi m&uuml;&ccedil;tehidlerinden idi.</p>
<p>
	Elbette bir &ccedil;ok alim onun ilmi, takvası, z&uuml;hd&uuml; ve tahareti hakkında yazmışlar ve konuşmuşlardır. Ancak bu makalede&nbsp; hepsini nakledemiyeceğiz, şimdilik bununla yetiniyoruz.</p>
<p>
	&nbsp;</p>
<p>
	<strong><em>&Ccedil;OCUKLARI</em></strong></p>
<p>
	Hz. Ayetullah Uzma Hacı Şeyh Muhammed Ali ERAKİ&#39;nin &ccedil;ocuklarından sadece saygı değer H&uuml;ccet-&uuml;l İslam vel M&uuml;slimin Hacı Şeyh &quot;Eb-ul Hasan Muslihi&quot; dini dallarda ders okumuştur. O havzanın ustadlarındandır. &Ccedil;eşitli konularda te&#39;lifleri vardır.</p>
<p>
	&nbsp;</p>
<p>
	<strong><em>VEFATI</em></strong></p>
<p>
	Merhum Ayetullah ERAKİ 1994 Kasım&#39;ında 103 yaşında ebedi aleme irtihal etti ve miliyonlarca g&ouml;z&uuml; yaşlı insanın omuzunda teşyi edilerek Hz. Masume&#39;nin t&uuml;rbesinin yanıbaşında defnedildi.</p>
<p>
	Allah&#39;tan o merhumu Muhammed ve Al-i Muhammed ile mahşur etmesini, cennette Ehl-i Beyt&#39;e yakın ve ruhunu bizlere şefaat&ccedil;ı kılmasını, onun takva, nur ve ilminden bizi de yararlandırmasını niyaz ediyoruz.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.caferilik.com/merhum-ayetullah-muhammed-ali-eraki/">Merhum Ayetullah Muhammed Ali Eraki</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.caferilik.com">Caferilik.com | Türkiye Caferileri Sitesi</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Şeyh Muhammed Kuleynî</title>
		<link>https://www.caferilik.com/seyh-muhammed-kuleyni/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 08 May 2020 10:18:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Büyük Şahsiyetler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://islamex.com/?p=2929</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#160; Şeyh Muhammed Ebu Cafer Kuleyn&#238;, İslam d&#252;nyasının tanınmış simalarından birisidir. &#214;zellikle Ehl-i Beyt (a.s)ın hadisleri &#252;zerine araştırma yapanlar onu &#231;ok iyi tanırlar Eserleri, asırlarca t&#252;kenmeyen bir kaynak olmuş, etki ve bereketi g&#252;nden g&#252;ne artmıştır. Onun yaşamının, fıkıh, hadis ve rical boyutlarını tanımak i&#231;in -ki bunlar eşsiz eseri &#8220;el-K&#226;fi&#8221;de daha &#231;ok belirginleşiyor- geniş bir şekilde [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.caferilik.com/seyh-muhammed-kuleyni/">Şeyh Muhammed Kuleynî</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.caferilik.com">Caferilik.com | Türkiye Caferileri Sitesi</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h1>
	&nbsp;</h1>
<p>
	Şeyh Muhammed Ebu Cafer Kuleyn&icirc;, İslam d&uuml;nyasının tanınmış simalarından birisidir. &Ouml;zellikle Ehl-i Beyt (a.s)ın hadisleri &uuml;zerine araştırma yapanlar onu &ccedil;ok iyi tanırlar Eserleri, asırlarca t&uuml;kenmeyen bir kaynak olmuş, etki ve bereketi g&uuml;nden g&uuml;ne artmıştır. Onun yaşamının, fıkıh, hadis ve rical boyutlarını tanımak i&ccedil;in -ki bunlar eşsiz eseri &ldquo;el-K&acirc;fi&rdquo;de daha &ccedil;ok belirginleşiyor- geniş bir şekilde araştırmak gerekir. Bu kısa yazıda sadece bu eşsiz şahsiyetin biyografisini kısa bir şekilde a&ccedil;ıklamaya &ccedil;alışacağız.</p>
<h3>
	Yaşadığı D&ouml;nem</h3>
<p>
	Şeyh Muhammed Kuleyn&icirc; (r.a), Abbasi hilafetinin kargaşa d&ouml;neminde yaşamıştır. H.k. 2.yy.&rsquo;ın yarısından başlayıp 4.yy.&rsquo;ın ilk &ccedil;eyreğine kadar s&uuml;ren bu d&ouml;nemde halifeler birbiri ardınca ya &ouml;ld&uuml;r&uuml;l&uuml;yor ya da azlediliyorlardı. B&ouml;ylesi hızla değişen siyasi bir ortamda o g&uuml;n&uuml;n toplumunun, ilmi ve k&uuml;lt&uuml;rel y&ouml;nden b&uuml;y&uuml;k ilerlemeler kaydederek yeni yeni &ouml;nemli ilmi merkezlerin oluşmasına şahid oluşu ger&ccedil;ekten ilgin&ccedil;tir. Rey, Kum, Bağdat, Kufe gibi şehirler zamanının fıkıh, hadis, tefsir, lugat, edebiyat, tarih, kelam vs. ilimlerin genelde odaklandığı yerlerdi. Merhum Kuleyni (r.a) bu ortamdan faydalanarak &ouml;mr&uuml;n&uuml; Bağdat ve Rey şehirlerinde Ehl-i Beyt (a.s) hadislerini toplamakla ge&ccedil;irmiştir.</p>
<h3>
	Adı, K&uuml;nyesi ve Lakapları:</h3>
<p>
	Muhaddislerin hal terc&uuml;mesi alanında yazılmış olan kitapların hepsinde onun adı Muhammed b. Yakub b. İshak olarak kaydedilmiştir. Yalnızca İbn-i Esir &ldquo;Kamil&rdquo; adlı eserinde onun babasının adını hatalı olarak &ldquo;Ali&rdquo; diye yazmıştır.<a href="#_edn1" name="_ednref1" title="">[1]</a></p>
<p>
	Muhammed b. Yakub Kuleyn&icirc;&rsquo;nin Şia&rsquo;nın hadiste &ouml;nde gelen iki b&uuml;y&uuml;k muhaddisi, yani &ldquo;Men Layehzuruhul Fakih&rdquo; adlı eserin m&uuml;ellifi Muhammed b. H&uuml;seyn Saduk ve &ldquo;Tahzib&rdquo; ile &ldquo;İstibsar&rdquo;ın m&uuml;ellifi olan Muhammed b. Hasan Tusi ile ismi aynıdır. Her &uuml;&ccedil;&uuml;n&uuml;n de ismi &ldquo;Muhammed&rdquo; ve k&uuml;nyesi &ldquo;Ebu Cafer&rdquo;dir. Ama Merhum Kuleyni&rsquo;nin babasının adı Yakub, Merhum Saduk&rsquo;un babasının adı H&uuml;seyin ve Merhum Tusi&rsquo;nin babasının adı Hasan&rsquo;dır.</p>
<p>
	Şeyh Kuleyni&rsquo;nin (r.a) lakaplarına gelince; onun bir &ccedil;ok lakabı vardır. Bunlardan bazıları ikamet ettiği yerleri bildirir. &Ouml;rneğin, Rey şehrine bağlı Kuleyn k&ouml;y&uuml;nden olduğu i&ccedil;in Kuleyn&icirc; olarak tanınmıştır. Bu k&ouml;y şimdiki Rey şehri&rsquo;nin 38 km. g&uuml;ney batısında olup Kum yolunun 5 km. uzaklığında yer almıştır.<a href="#_edn2" name="_ednref2" title="">[2]</a> Yine Rey ve Bağdat şehirlerinde kaldığı i&ccedil;in &ldquo;Raz&icirc;&rdquo; ve &ldquo;Bağdad&icirc;&rdquo; lakaplarını almıştır. Şeyh Kuleyni&rsquo;nin (r.a) diğer lakapları ise onun ilm&icirc; makamını ifade etmektedir. Onların en meşhuru &ldquo;Sikat-ul İslam&rdquo; lakabıdır. Bu lakap onun hadis naklindeki sadakat ve g&uuml;venirliğini bildirir.</p>
<h3>
	Doğum Tarihi:</h3>
<p>
	Onun doğum tarihi tam belirlenmiş değildir. Ama, İmam Muhammed Cevad (a.s)&rsquo;ın, İmam Ali Hadi (a.s)&rsquo;ın ve İmam Hasan Askeri (a.s)&rsquo;ın ashabından hadis naklettiğinden 3. yy&rsquo;ın ikinci yarısında d&uuml;nyaya geldiği s&ouml;ylenmektedir.</p>
<p>
	Her haluk&acirc;rda Gaybet-i Suğra&rsquo;nın hepsini ve ihtimalen İmam Hasan Askeri (a.s)&rsquo;ın hayatının da bir b&ouml;l&uuml;m&uuml;n&uuml; g&ouml;rm&uuml;şt&uuml;r.</p>
<h3>
	İlmi Seferleri:</h3>
<p>
	Şeyh Kuleyni, gen&ccedil;liğini Kuleyn alimlerinin yanında ge&ccedil;irmiştir. Sonra kendisini daha &ccedil;ok ilerletmek i&ccedil;in zamanında ilim merkezlerinden sayılan Rey şehrine g&ouml;&ccedil; etmiştir. Orada Rey alimlerinden hadis &ouml;ğrenmiştir. Sikat-ul İslam Kuleyn&icirc; (r.a) Ehl-i Beyt (a.s)ın hadislerini toplamak i&ccedil;in defalarca İran&rsquo;ın &ccedil;eşitli şehirlerine yolculuk yapmıştır. Bu yolculuklarında bir &ccedil;ok hadis alimiyle mulakat etmiştir.</p>
<p>
	Bir m&uuml;ddet Kum kentinde ikamet etmiştir; o d&ouml;nemde Kum alimleri, sahih hadisleri uydurma hadislerden ayırtetmek hususundaki titizlikleriyle tanınmaktaydı. Kum&rsquo;da hadis hazineleri ve ilmi birikimleri &ccedil;oğaltıp daha bir derinleşti. Sonunda İmam-ı Zaman (a.s)ın sefirlerinin ikamet ettiği zamanının ilim merkezi olan Bağdat şehrine yerleşti.</p>
<h3>
	&Uuml;stadları:</h3>
<p>
	Sikat-ul İslam Kuleyni (r.a) Ehl-i Beyt (a.s)ın hadislerini bir&ccedil;ok muhaddis ve alimden ders almıştır. Onların isimlerini bu kısa yazıda zikretmeyi gerekli bulmamakla birlikte bazılarını zikretmekte fayda var: Ali b. İbrahim-i Kummi (Tefsir-i Kummi&rsquo;nin yazarı), Şeyh Muhammed b. Ali b. İbrahim b. Muhammed-i Hemdani, Şeyh Ebi-l H&uuml;seyin Muhammed b. Ali Cafer&icirc; Semerkand&icirc;, Muhammed b. Ahmed-i Hifaf-i Nişaburi, Hasan b. Fazl b. Yezid&icirc;-i Yemeni, H&uuml;seyin b. Hasan-ul Haşimi Alev&icirc;-i Raz&icirc;, Ali b. Muhammed b. İbrahim b. Aban-ı Kuleyni ve Ahmed b. Muhammed b. Ahmed b. Talha Ebu Abdullah Asimi. Bunların i&ccedil;erisinde Ali b. İbrahim b. Kummi, Şeyh Kuleyni (r.a)in en &ouml;nemli &uuml;stadlarındandır.</p>
<h3>
	&Ouml;ğrencileri:</h3>
<p>
	Sikat-ul İslam Kuleyni (r.a)in &ouml;ğrencileri sayılmayacak kadar &ccedil;oktur. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; o &ccedil;eşitli şehir ve ilmi merkezlerde hadis nakletmiştir. Bir &ccedil;ok alim de ondan hadis nakletmiştir.</p>
<p>
	Ebu Abdullah Ahmed b. İbrahim-i Samiri, Ebi-l Hasan b. Davud, Ebi-l Hasan el-Akran&icirc;, Ahmed b. H&uuml;seyn-i Attar, Ali b. Muhammed-i Razi, Muhammed b. İbrahim Numani, Ali b. Abdullah-il Verrak ve diğer bir &ccedil;ok kimse onun &ouml;ğrencilerindendir.</p>
<p>
	Şii alimlerinin yanısıra şafii fakihlerinden olan Muhammed b. İbrahim b. Yusuf&nbsp; b. el-Katip gibi bazı Ehl-i S&uuml;nnet alimleri de Merhum Kuleyni&rsquo;den ders almışlardır. O, Bağdat&rsquo;tayken &ldquo;K&acirc;fi&rdquo; kitabını şeyh Kuleyni&rsquo;den (r.a) nakletmiştir.<a href="#_edn3" name="_ednref3" title="">[3]</a></p>
<p>
	Yine Ebu-l Kasım Ali b. Muhammed b. Abdu-l Kufi, ve Abdullah b. Muhammed b. Zekvan<a href="#_edn4" name="_ednref4" title="">[4]</a> da ondan ders alan s&uuml;nni alimlerdendir.</p>
<h3>
	Eserleri:</h3>
<p>
	Sikat-ul İslam Kuleyni (r.a) &ldquo;K&acirc;fi&rdquo; adlı &ouml;nemli eserinden başka diğer kitapları da vardır. Ne yazık ki, onun eserlerinden bazıları 11. yy.a kadar kalmasına rağmen elimize ulaşmamıştır. Onlardan bazıları ş&ouml;yledir:</p>
<p>
	1- R&uuml;ya tabiri</p>
<p>
	2- Kitab-ur Re&rsquo;d &acirc;l&acirc;-l Geramite.</p>
<p>
	3- Resail (veya Resail-ul Eimme -a.s-)</p>
<p>
	4- Kitab-ur Rical.</p>
<p>
	5- Hasais-ul Gadir (veya Hasais-ul Yevm-ul Gadir).<a href="#_edn5" name="_ednref5" title="">[5]</a></p>
<p>
	Elbette Şeyh Mufid, Şeyh Tusi, Şeyh Saduk gibi bazı alimlere g&ouml;re, Merhum Kuleyni&rsquo;nin eserleri bundan azdır. Bunun nedeni ise onun &ouml;mr&uuml;n&uuml;n b&uuml;y&uuml;k bir kısmını (yaklaşık 20 yılını)<a href="#_edn6" name="_ednref6" title="">[6]</a> Ehl-i Beyt (a.s)ın hadislerini eşsiz eseri &ldquo;K&acirc;fi&rdquo;de toplamakta ge&ccedil;irmesi olabilir.</p>
<p>
	Sikat-ul İslam Kuleyni (r.a)&rsquo;in en &ouml;nemli eseri &ldquo;el-K&acirc;fi&rdquo;dir. Dolayısıyla Merhum Kuleyni&rsquo;nin bu eserini burada kısaca tanıtmaya &ccedil;alışacağız:</p>
<p>
	Sikat-ul İslam Kuleyni (r.a) bu kitabını &uuml;&ccedil; b&ouml;l&uuml;me ayırmıştır:</p>
<p>
	<strong>1- Usul-ul K&acirc;fi:</strong> K&acirc;fi&rsquo;nin bu b&ouml;l&uuml;m&uuml; taşıdığı &ouml;nem dolayısıyla alimlerin olduk&ccedil;a ilgisini &ccedil;ekmiştir. Merhum Kuleyni akaid ve ahlakla ilgili hadisleri hi&ccedil; bir Ehl-i S&uuml;nnet ve Şia&rsquo;nın temel hadis kitaplarında eşine raslanmayacak şekilde b&ouml;l&uuml;mlere ayırarak sınıflandırmıştır. Sekiz b&ouml;l&uuml;mde topladığı akaid ve ahlakla ilgili hadisler şunlardan ibarettir: 1- Akıl ve Cehalet, 2- İlmin Fazileti, 3- Kitab-ı Tevhid, 4- Kitab-ı H&uuml;ccet, 5- İman ve K&uuml;f&uuml;r, 6- Kitab-ı Dua, 7- Kur&rsquo;an-ı Kerim&rsquo;in Fazileti, 8- Kitab-ı İşret.</p>
<p>
	<strong>2- Furu-u K&acirc;fi: </strong>Bu b&ouml;l&uuml;mde 24 başlık altında Kitab-ı Taharet, Kitab-ı Salat, Kitab-ı Siyam, vb. konuları toplamıştır. Bu b&ouml;l&uuml;m fakihlerin fıkh&icirc; h&uuml;k&uuml;mleri &ccedil;ıkarmak i&ccedil;in başvurdukları &ouml;nemli hadis kaynaklarından birisidir.</p>
<p>
	<strong>3- Revzat-ul K&acirc;fi: </strong>Merhum Kuleyni (r.a) bu b&ouml;l&uuml;mde değişik konularla ilgili hadislere yer vermiştir. Bu b&ouml;l&uuml;mde, Peygamber-i Ekrem&rsquo;in (s.a.a) sireti, kısas-ı enbiya, m&uuml;sl&uuml;manların hakları gibi &ccedil;eşitli konular yer almıştır.</p>
<h3>
	K&acirc;fi&rsquo;nin &Ouml;zellikleri:</h3>
<p>
	K&acirc;fi&rsquo;nin &ouml;zelliklerinden birisi, az bir b&ouml;l&uuml;m&uuml; dışında b&uuml;t&uuml;n hadislerin senetlerini zikretmesidir.<a href="#_edn7" name="_ednref7" title="">[7]</a> Şeyh Kuleyni hadislerden bazısının senedinde &ldquo;bu hadisi ashabımızdan bir gruptan naklediyorum&rdquo; diye tabir etmiştir.<a href="#_edn8" name="_ednref8" title="">[8]</a> Bu tabiri ilk olarak kullanan Şeyh Kuleyni&rsquo;dir. Merhum Kuleyni eğer bir hadisi bir ustadından nakletmişse onun ismini zikretmiştir; ama bir hadisi bir ka&ccedil; ustadından nakletmişse o zaman onu bir şahsa isnat etmekten &ccedil;ekinmiş ve kısaca &ldquo;bunu ashabımızdan bir gruptan naklediyorum&rdquo; demiştir. Ama Merhum Kuleyni&rsquo;nin &ldquo;ashabımızdan bir grup&rdquo; tabiriyle kimleri kastettiği bellidir. Bu tabirle kimleri kastettiği senedin bir sonraki halkasında yeralan ravilerin isminden anlaşılır.</p>
<p>
	Şeyh Tusi (r.a) &ldquo;Fihrist&rdquo;te ve Necaşi de &ldquo;Rical&rdquo;de hadis naklederken aynı y&ouml;ntemi kullanmışlardır.</p>
<p>
	K&acirc;fi&rsquo;nin diğer bir &ouml;zelliği İmam Zaman (a.f)in &ouml;zel naiblerinin zamanında yazılmasıdır. Kuleyni (r.a) de onların ikamet ettiği yer olan Bağdat&rsquo;ta ikamet ediyordu. Tabi ki, o da diğer şiiler gibi İmam Zaman (a.f)in naipleriyle irtibat i&ccedil;erisindeydi. Bu y&uuml;zden K&acirc;fi&rsquo;yi yazdığı m&uuml;ddet i&ccedil;erisinde hadisleri onlara sunup, sahih olup olmadıkları hakkında onların g&ouml;r&uuml;şlerini alma ihtimali g&uuml;&ccedil;l&uuml;d&uuml;r. Ama, K&acirc;fi&rsquo;nin hadislerinin naiblere sunduğuna veya naiplerin İmam Zaman (a.s)&rsquo;a sunduklarına dair elimizde kesin bir delil yoktur.</p>
<p>
	Başka bir &ouml;zellik de K&acirc;fi&rsquo;nin hadislerinin &ccedil;ok olmasıdır. Kuleyni (r.a) bu kitapta 16199 hadis toplamıştır. Bu sayı sahih-i Buhari&rsquo;nin hadislerinin yaklaşık iki katıdır. Sahih-i Buhari&rsquo;nin hadisleri tekrarlananlarla birlikte 7275 tanedir.</p>
<p>
	<strong>Bir Eleştiri ve Cevap:</strong></p>
<p>
	Bazıları K&acirc;fi&rsquo;de zayıf hadislerin bulunduğunu ileri s&uuml;rerek bu kitaba g&uuml;venilmeyeceğini s&ouml;yl&uuml;yorlar. &Ouml;rneğin, K&acirc;fi&rsquo;de Kur&rsquo;an&rsquo;ın tahrif olunduğuna dair hadisler olduğu i&ccedil;in bu kitap ve m&uuml;ellifi Kuleyni&rsquo;nin hadislerine g&uuml;venilemeyeceğini s&ouml;ylemektedirler. Bu s&ouml;z tamamen yanlıştır ve bunu ileri s&uuml;renin hadis ilminden habersiz olduğu g&ouml;sterir. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; herhangi bir inanca sahip olan kimse, kendi inancına g&ouml;re hadis uygurduğu isbatlanmadık&ccedil;a bu onun hadislerinin itibarına zarar vermez. Merhum Kuleyni&rsquo;nin Kur&rsquo;an&rsquo;ın s&ucirc;relerini okumanın fazileti hakkında naklettiği hadisler onun m&uuml;sl&uuml;manların elinde bulunan mushafa sarılmaya amelen teşvik ettiği a&ccedil;ık&ccedil;a g&ouml;stermektedir. &Uuml;stelik o, Kur&rsquo;an&rsquo;ın tahrif edildiğine dair naklettiği hadislerin yanısıra tahrifi reddeden hadisleri de nakletmiştir.Oysa, Kur&rsquo;an-i Kerim&rsquo;in tahrif olduğunu vurgulayan hadisler meşhur ehl-i s&uuml;nnet kaynaklarında daha fazladır;&Ouml;rneğin Buhari c.2 s. 307;&nbsp; c.3 s.215; c.2 s.140;c.2 s.179&rsquo;a muraccat ediniz.Ohalde bir hadisin zayıf olması o hadisin bulunduğu kitabın zayıf olduğunu g&ouml;stermez.</p>
<p>
	<strong>Alimlerin Nazarında K&acirc;fi ve Şeyh Kuleyni (r.a):</strong></p>
<p>
	11 asırdan bu yana b&uuml;y&uuml;k şii alimleri ve ilm&icirc; &ccedil;evreler daima hadis ve hadise ait &ccedil;eşitli konularda &ccedil;ok sayıda kitaplar yazmışlardır. Buna rağmen K&acirc;fi ehemmiyet ve itibar a&ccedil;ısından azamet ve değerini koruyarak g&uuml;n&uuml;m&uuml;zde bile Kur&rsquo;an-ı Kerim&rsquo;den sonra en muteber kitaplar arasında yer almaktadır.</p>
<p>
	K&acirc;fi&rsquo;nin bu şekilde muteber olması, onun 11 asır boyunca hadis konusunda titiz ve eleştirmen muhaddisler tarafından araştırma ve incelemeye tabi tutulmasından dolayıdır. K&acirc;fi&rsquo;nin hadislerinin herbiri tek tek binlerce fakih, hekim, m&uuml;tekellim, muhaddis ve hatibin incelemesinden ge&ccedil;miştir ve bu kitabın senedinde yeralan raviler tek tek araştırılmış, onların muteber insanlar olup olmadıkları hakkında g&ouml;r&uuml;şlerini belirtmişlerdir ki, neticede onların takdir ve onayını kazanmıştır.</p>
<p>
	Başka bir ifadeyle masum imamla Kuleyni arasındaki vasıtaların incelenmesi esasına dayalı olan rical ilmi a&ccedil;ısından K&acirc;fi&rsquo;nin hadislerinin itibar d&uuml;zeyi; &ouml;rneğin Ehl-i S&uuml;nnet&rsquo;in meşhur hadis kaynağı olan Buhari ve M&uuml;slim gibi eserlerle mukayese edildiğinde hem muhteva ve hadisleri sınıflandırma y&ouml;n&uuml;nden ve hem de ravilerin tanınmış ve g&uuml;venilir olmaları a&ccedil;ısından K&acirc;fi&rsquo;nin daha &uuml;st&uuml;n olduğu ortaya &ccedil;ıkar. Ne yazık ki, Ehl-i S&uuml;nnet&rsquo;te fıkıhta hadis ilmiyle ilgili ictihadi araştırmalar yasaklandığı i&ccedil;in bu kitaplar &uuml;zerinde senet y&ouml;n&uuml;nden araştırma yapılmıyor. Ama, Şia&rsquo;da b&ouml;yle bir yasak ne fıkıhta ve ne de hadiste s&ouml;z konusu olmamıştır ve onun i&ccedil;in de s&uuml;rekli olarak alimler hadislerin senetlerini incelemeye tabi tutabiliyor ve &ouml;l&ccedil;&uuml;ler dahilinde kendi g&ouml;r&uuml;şlerini s&ouml;yleyebiliyorlar. &Ouml;rneğin, K&acirc;fi&rsquo;de falan hadisin senet y&ouml;n&uuml;nden zayıf olduğunu ileriye s&uuml;rebiliyorlar. Ama Sahih-i Buhari i&ccedil;in b&ouml;yle bir iş Ehl-i S&uuml;nnet camiasının alimleri tarafından yapılamıyor ve taklidi olarak Buhari&rsquo;deki b&uuml;t&uuml;n hadisler sahih olarak nitelendiriliyor.</p>
<p>
	Burada K&acirc;fi ve Kuleyni hakkında alimlerin &ouml;vg&uuml;lerinin bir kısmına kısaca nakledelim:</p>
<p>
	1- Şeyh Mufid: K&acirc;fi, Şia&rsquo;nın (hadis) kitaplarının en b&uuml;y&uuml;ğ&uuml; ve en faydalısıdır.</p>
<p>
	2- Şeyh Tusi &ldquo;Rical&rdquo;de ş&ouml;yle diyor: Kuleyni (r.a) b&uuml;y&uuml;k bir alim ve hadis bilginidir. Onun bir&ccedil;ok eseri vardır ki, K&acirc;fi onların en meşhurudur.<a href="#_edn9" name="_ednref9" title="">[9]</a></p>
<p>
	&nbsp;3- Necaşi ş&ouml;yle diyor: Muhammed b. Yakup b. İshak Ebu-l Cafer-i Kuleyni hadis konusunda titiz ve &ccedil;ok g&uuml;venilir birisidir. Değerli kitabı K&acirc;fi&rsquo;yi 20 yılda yazmıştır.<a href="#_edn10" name="_ednref10" title="">[10]</a></p>
<p>
	Seyyid b. Tavus-i Hilli: Muhammed b. Yakup Kuleyni&rsquo;nin emanetdarlığı ve g&uuml;venirliğini herkes kabul etmektedir.<a href="#_edn11" name="_ednref11" title="">[11]</a></p>
<p>
	5- İbn-i Esir: Kuleyni İmamiyye&rsquo;nin ileri gelenlerinden ve alimlerindendir.<a href="#_edn12" name="_ednref12" title="">[12]</a></p>
<p>
	6- Allame Seyyid Abdulaziz Tabatabai: Zehebi &ldquo;M&uuml;ştebeh&rdquo;in 2. cildinin 553. sayfasında onu ş&ouml;yle medhediyor: Muhammed b. Yakub-i Kuleyni Şia&rsquo;nın ileri gelenlerinden olup, Abbasi halifelerinden Muktedir&rsquo;in zamanında yaşamıştır.<a href="#_edn13" name="_ednref13" title="">[13]</a></p>
<p>
	7- İbn-i Hacer Askalani: O, Şia&rsquo;nin fakihlerinden ve Şia mezhebine g&ouml;re kitap yazanlardandır.<a href="#_edn14" name="_ednref14" title="">[14]</a></p>
<p>
	Kuleyni ve K&acirc;fi&rsquo;yi başka bir &ccedil;ok alim ve tarih&ccedil;i de &ouml;vm&uuml;şt&uuml;r ki, s&ouml;z&uuml; uzatmamak i&ccedil;in onları getirmiyoruz.</p>
<p>
	B&uuml;t&uuml;n bu &ouml;vg&uuml;lerden alınan sonu&ccedil;u bir c&uuml;mleyle ş&ouml;yle &ouml;zetleyebiliriz.</p>
<p>
	&ldquo;K&acirc;fi, İslam&icirc; kitapların en muteber olanları arasında yer almaktadır.&rdquo;</p>
<p>
	Şunu da belirtmek gerekir ki şii alimlerinin g&ouml;r&uuml;şlerini nakletmekten gayemiz, Şia&rsquo;nın &ouml;teki hadis kitaplarıyla mukayese edildiğinde K&acirc;fi&rsquo;nin değer ve itibar y&ouml;n&uuml;nden birinci makamda olduğunu beyan etmektir. Yani, hadis ilmi araştırmaları, K&acirc;fi&rsquo;nin senet ve metninin sıhhat ve yakine ulaştırma y&ouml;n&uuml;nden y&uuml;ksek bir dereceye sahip olduğunu ortaya koymaktadır. Onların bu &ouml;vg&uuml;leri K&acirc;fi&rsquo;nin hadislerinin hepsinin mutlaka Masumlar&rsquo;dan (a.s) nakledildiği anlamında değildir. Bu y&uuml;zden genelde Şia uleması K&acirc;fi&rsquo;deki hadislerin hepsine g&uuml;venip, onlarla amel etmeyi farz bilmemişlerdir. Aksine, K&acirc;fi&rsquo;nin hadislerini &ouml;teki hadis kitapları gibi hadis ilmi &ouml;l&ccedil;&uuml;lerine g&ouml;re inceledikten sonra hadislerin sahih olup-olmadığında karar verilmesi gerektiğine inanmaktadırlar.</p>
<h3>
	K&acirc;fi&rsquo;nin Bazı Şerhleri:</h3>
<p>
	K&acirc;fi&rsquo;ye şerh olarak bir &ccedil;ok kitaplar vardır ki bazıları onların sayısının 81&rsquo;e ulaştığını s&ouml;ylemekteler.<a href="#_edn15" name="_ednref15" title="">[15]</a> Ancak, onlardan 4 tanesi a&ccedil;ıklama ve sorunları halletme a&ccedil;ısından diğerlerinden daha iyi olup şunlardan ibarettirler:</p>
<p>
	1- Sadruddin-i Şirazi (Molla Sedra)nin şerhi. O kendi anlayışına g&ouml;re K&acirc;fi&rsquo;deki hadisleri felsefi ve irfani y&ouml;nden a&ccedil;ıklamıştır.</p>
<p>
	2- Molla Sedra&rsquo;nın &ouml;ğrencilerinden olan Molla Muhsin Feyz-i Kaşani &ldquo;Vafi&rdquo; adlı eserinde &uuml;stadının g&ouml;r&uuml;şlerine yakın g&ouml;r&uuml;şler beyan etmiş.</p>
<p>
	3- Molla Salih Mazenderani&rsquo;nin şerhi.</p>
<p>
	4- Allame Meclisi&rsquo;nin yazdığı &ldquo;Mir&rsquo;at-ul Ukul&rdquo; adlı şerhi. Bu şerhde Allame Meclisi hadisleri daha &ccedil;ok fakih ve muhaddislerin nazarıyla değerlendirmiştir.</p>
<h3>
	&Ouml;l&uuml;m Yeri ve Tarihi:</h3>
<p>
	Hadis bilginleri Merhum Kuleyni (r.a)in 329<a href="#_edn16" name="_ednref16" title="">[16]</a> ya da 328<a href="#_edn17" name="_ednref17" title="">[17]</a> H.K.&rsquo;nin Şaban ayında vefat ettiğini ileri s&uuml;rmektedirler.</p>
<p>
	Şi&icirc; ve s&uuml;nn&icirc; tarih&ccedil;ileri onun Bağdat&rsquo;taki &ldquo;Bab-ul Kufe&rdquo; denen mekanda vefat ettiğinde ittifak etmişlerdir. &ldquo;Bab-ul Kufe&rdquo; eski Bağdad&rsquo;ın g&uuml;neybatısında Kufe&rsquo;ye bakan b&uuml;y&uuml;k kapılardan birisidir.</p>
<p>
	Mısırlı Ahmed Emin, &ldquo;Duh-al İslam ve M&uuml;steşrik Danaldisinde Şia Akidesi&rdquo; adlı kitablarında hataya d&uuml;ş&uuml;rerek onun Kufe şehrinde vefat ettiğini zannetmişlerdir.</p>
<p>
	Şeyh Kuleyni (r.a) vefat edince Bağdat&rsquo;ın b&uuml;t&uuml;n ileri gelenleri onun cenaze merasimine katıldılar. Cenaze namazını ise Şia&rsquo;nın b&uuml;y&uuml;k alimlerinden Seyyid Muhammed b. Cafer-ul Hasan (ki Ebu Kirad diye tanınmıştır) kıldırmıştır. Mezarı şu anda Bağdat&rsquo;ın &ldquo;Cueyfir&rdquo; b&ouml;lgesindedir.</p>
<div>
	&nbsp;</p>
<hr align="left" size="1" width="33%" />
<div id="edn1">
<p>
			<a href="#_ednref1" name="_edn1" title="">[1]</a>&#8211; el- Kamil fit-Tarih, İbn-i Esir, c.8, s.364 (328 h.k. olayları b&ouml;l&uuml;m&uuml;).</p>
</p></div>
<div id="edn2">
<p>
			<a href="#_ednref2" name="_edn2" title="">[2]</a> &#8211; Şerh-i Usul-ul K&acirc;fi, Şeyh Abdulh&uuml;seyin Abdullah Muzafferi, c.1, s.12-13.</p>
</p></div>
<div id="edn3">
<p>
			<a href="#_ednref3" name="_edn3" title="">[3]</a>&#8211; Meşayih-us Sikat, s.90; Şerh-i Usul-u K&acirc;fi (Muzaffer) c.1, s.24.</p>
</p></div>
<div id="edn4">
<p>
			<a href="#_ednref4" name="_edn4" title="">[4]</a>&#8211; Tarih-i İbn-i Asakir, c.16, s.137 (Seyid Tabatabai&rsquo;nin &ldquo;Gadir&rdquo; adlı kitabından nakletmiştir, s.39).</p>
</p></div>
<div id="edn5">
<p>
			<a href="#_ednref5" name="_edn5" title="">[5]</a>&#8211; Bu kitabın adını yalnızca Seyid Tabatabai &ldquo;Gadir&rdquo; adlı kitabının 38. sayfasında nakletmiştir.</p>
</p></div>
<div id="edn6">
<p>
			<a href="#_ednref6" name="_edn6" title="">[6]</a>&#8211; Rical-i Necaşi, s.377/1026.</p>
</p></div>
<div id="edn7">
<p>
			<a href="#_ednref7" name="_edn7" title="">[7]</a>&#8211; el-V&acirc;fi, c.1, s.31 mukaddime.</p>
</p></div>
<div id="edn8">
<p>
			<a href="#_ednref8" name="_edn8" title="">[8]</a> &#8211; Rical-i Necaşi, 377, 1026, Rical-i Allame: 271-272 minel Faidetis Salise.</p>
</p></div>
<div id="edn9">
<p>
			<a href="#_ednref9" name="_edn9" title="">[9]</a>&#8211; Rical-i Şeyh, 495/27.</p>
</p></div>
<div id="edn10">
<p>
			<a href="#_ednref10" name="_edn10" title="">[10]</a>&#8211; Rical-i Necaşi, 377/1026.</p>
</p></div>
<div id="edn11">
<p>
			<a href="#_ednref11" name="_edn11" title="">[11]</a>&#8211; Keşf-ul Muhecce, 185.</p>
</p></div>
<div id="edn12">
<p>
			<a href="#_ednref12" name="_edn12" title="">[12]</a>&#8211; el-Kamil-u fit Tarih, 4/36.</p>
</p></div>
<div id="edn13">
<p>
			<a href="#_ednref13" name="_edn13" title="">[13]</a>&#8211; el-Gadir fit Tras-il İslami: 40.</p>
</p></div>
<div id="edn14">
<p>
			<a href="#_ednref14" name="_edn14" title="">[14]</a>&#8211; Lisan-ul Mizan, 5:433.</p>
</p></div>
<div id="edn15">
<p>
			<a href="#_ednref15" name="_edn15" title="">[15]</a>&#8211; eş- Şeyh-ul Kuleyn-il Bağdadi, s.158-177.</p>
</p></div>
<div id="edn16">
<p>
			<a href="#_ednref16" name="_edn16" title="">[16]</a>&#8211; Rical-i Necaşi, s.377/1026, Rical-i Şeyh, s.495/27.</p>
</p></div>
<div id="edn17">
<p>
			<a href="#_ednref17" name="_edn17" title="">[17]</a>&#8211; Fihrist-i Şeyh, s.135/591, İbn-i Esir&rsquo;de &ldquo;Kamil&rdquo; adı kitabında yazmıştır.</p>
</p></div>
</div>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.caferilik.com/seyh-muhammed-kuleyni/">Şeyh Muhammed Kuleynî</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.caferilik.com">Caferilik.com | Türkiye Caferileri Sitesi</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Allame Askeri’nin Anısına</title>
		<link>https://www.caferilik.com/allame-askerinin-anisina/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 08 May 2020 10:18:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Büyük Şahsiyetler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://islamex.com/?p=2930</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kadir Akaras Son zamanlarda İsl&#226;m coğrafyasında gelişen olayların, d&#252;nyanın g&#252;ndemini oluşturmakta olduğunu ve bu sayede etnik ayrışmalarla kavgaların k&#246;r&#252;klendiğini &#252;z&#252;lerek g&#246;rmekteyiz. ABD emperyalizminin &#246;nc&#252;l&#252;ğ&#252;nde başlatılan demokratikleşme seferleri (!) (Ha&#231;lı Seferleri) Afganistan&#39;da başlayıp Irak&#39;ta doruğa &#231;ıkmıştır. Bu gelişmeler sonucu ne yazık ki, bir yandan kan ve g&#246;zyaşı akıtılmakta, diğer yandan insan haklarından s&#246;z edilerek yeni savaşlar [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.caferilik.com/allame-askerinin-anisina/">Allame Askeri’nin Anısına</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.caferilik.com">Caferilik.com | Türkiye Caferileri Sitesi</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h5 style="text-align: right;">
	Kadir Akaras</h5>
<p>
	Son zamanlarda İsl&acirc;m coğrafyasında gelişen olayların, d&uuml;nyanın g&uuml;ndemini oluşturmakta olduğunu ve bu sayede etnik ayrışmalarla kavgaların k&ouml;r&uuml;klendiğini &uuml;z&uuml;lerek g&ouml;rmekteyiz.</p>
<p>
	ABD emperyalizminin &ouml;nc&uuml;l&uuml;ğ&uuml;nde başlatılan demokratikleşme seferleri (!) (Ha&ccedil;lı Seferleri) Afganistan&#39;da başlayıp Irak&#39;ta doruğa &ccedil;ıkmıştır. Bu gelişmeler sonucu ne yazık ki, bir yandan kan ve g&ouml;zyaşı akıtılmakta, diğer yandan insan haklarından s&ouml;z edilerek yeni savaşlar ve saldırıların sinyalleri verilmektedir.</p>
<p>
	Emperyalizmin Ortadoğu&#39;daki başlıca hedefinin, gasıp İsrail rejiminin g&uuml;venliğini sağlamak olduğundan aklıselim sahibi hi&ccedil; kimsenin kuşkusu yoktur. Dolayısıyla bu gayrimeşru ve işgalci rejimi potansiyel olarak tehdit eden her toplum, emperyalizmin hışmına uğramakta ve bir dizi baskılar ve yaptırımlara maruz kalmaktadır.</p>
<p>
	Arap-S&uuml;nn&icirc; &uuml;lkeler, Şi&icirc; hilalinden korkutularak şefkatli dadı rol&uuml;ndeki ABD&#39;nin kucağına &ccedil;ekilmekte, Pakistan &quot;eski tas, eski hamam&quot; ihtilaller koleksiyonunu zenginleştirmekte, insan hakları ve demokrasi evliliğinden sakat doğan Irak bebeği etnik &ccedil;atışmalarla meşgul edilmekte ve i&ccedil;inde yaşadığımız &uuml;lkemiz ise, bir anda PKK ter&ouml;r &ouml;rg&uuml;t&uuml; tarafından eylemlerin sıklaştırılmasıyla baskı altına alınması istenmektedir. B&uuml;t&uuml;n bunlar, b&uuml;y&uuml;k bir oyunun sergilendiğini g&ouml;stermek a&ccedil;ısından &ccedil;ok &ouml;nemli g&ouml;stergelerdir. Her toplumu bir şekilde meşgul ettikten sonra atılması gerekli adım atıldı ve Filistin halkının se&ccedil;ilmiş Hamas h&uuml;k&uuml;meti baypas edilerek se&ccedil;imlerde yenilgiye uğrayan Abbas h&uuml;k&uuml;meti Arap şeyhlerinin desteğiyle Filistin halkının meşru (!) temsilcisi olarak Annapolis Konferansı&#39;na &ccedil;ağırılarak, &quot;s&ouml;zde barış, &ouml;zde diplomatik lin&ccedil;&quot; masasına oturtuldu.</p>
<p>
	&quot;B&uuml;t&uuml;n bu &ccedil;abalar, pl&acirc;nlanan amaca ulaşacak mı?&quot; diye sorarsanız, elbette ki &quot;Hayır!&quot; diyeceğiz. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; halkın olaylara refleksi, fildişi kulelerde oturanların pl&acirc;nladığı gibi olmamıştır, bundan sonra da olmayacaktır. Bunu ispatlamak i&ccedil;in uzun uzadıya toplumsal refleksler haritası sunmayacağım. L&uuml;bnan ve Filistin&#39;de yaşanan 60 yıllık uzun bir tarih, yeteri kadar ipu&ccedil;ları veriyor g&ouml;zlemcilere.</p>
<p>
	Kaldı ki, d&uuml;nyada hızla gelişen İsl&acirc;m&icirc; uyanış ve adalete olan &ouml;zlem, adil olmayan t&uuml;m &ccedil;&ouml;z&uuml;mleri ş&uuml;phesiz etkisiz kılacaktır.</p>
<p>
	Zira &ccedil;&ouml;z&uuml;mler; artık devletlerin masasında değil, toplumların vicdanında şekilleniyor. Şunu unutmamalıyız ki, genel manada doğu, &ouml;zel manada Ortadoğu toplumlarının kendilerine has yapılarının yanı sıra, refleks ve tepkilerini oluşturan en &ouml;nemli unsur din&icirc; hassasiyetleri ve bilin&ccedil;leridir.</p>
<p>
	Ge&ccedil;tiğimiz yıllarda bilincin azlığı bu toplumları bilin&ccedil;siz refleks vermeye itmiş ve kısmen de ter&ouml;rize etmişti. Ancak bilin&ccedil; seviyesinin son yıllarda artmasıyla sosyal refleksler, yerini bilin&ccedil;li tepkilere bırakmış ve daha başarılı sonu&ccedil;lar elde etmeyi sağlamıştır. Bu da emperyalizmi ve b&ouml;lgesel işbirlik&ccedil;ilerini derinden sarsmıştır. Artık ne olursa olsun etnik kışkırtmalar istedikleri sonu&ccedil;ları vermiyor, farklı mezhep ve dinlere mensup insanları kolayca kardeş kavgasına d&uuml;ş&uuml;remiyorlar. Ortadoğu toplumunun mensup olduğu barış ve kardeşliği esas alan İsl&acirc;m dini insanlar tarafından daha iyi anlaşıldık&ccedil;a, huzur ve refah da o toplumlarda artmakta, emperyalizmin umutlarını s&ouml;nd&uuml;rmektedir.</p>
<p>
	M&uuml;sl&uuml;manlığın S&uuml;nn&icirc; ve Şi&icirc; ekollerine mensup insanlar artık kardeş&ccedil;e yaşamasını biliyor, birbirlerinin kaynaklarını okuyor, aynı &ccedil;atı altında ibadet ediyor ve &acirc;limlerini dinleyebiliyorlar. Bir olmak, iri olmak ve diri yaşayabilmek i&ccedil;in karşı tarafın tezlerini ve &ouml;nerdikleri &ccedil;&ouml;z&uuml;m yollarını dinleyebiliyorlar.</p>
<p>
	&Ouml;teden beri İsl&acirc;m toplumunun birlik ve dirliğini sağlamanın tek yolunun imamet ve velayet sistemi olduğunu savunan Ehlibeyt Ekolu bug&uuml;n de bu sistemi savunmakta ve daha fazla ihtiya&ccedil; duyulduğunu vurgulamaktadır. Şia Ekol&uuml;&#39;ne mensup &acirc;limler, d&uuml;nyamızın barış ve huzura erişmesi i&ccedil;in yapılan &ccedil;eşitli toplantılarda bu tezi g&uuml;ndeme getirmekte ve ilm&icirc; m&uuml;nazaralarda bu sistemin İsl&acirc;m&icirc; kaynaklarını anlatmaktadırlar. <strong>İmamet</strong> ve <strong>Velayet</strong> sisteminin g&uuml;ndeme taşınması, S&uuml;nn&icirc;leri Şi&icirc;liğe davet etmek değil, M&uuml;sl&uuml;man toplumların birliğini sağlamak i&ccedil;indir. Bunu kendimizden değil, sevgili Peygamberimizin reyhanesi Fatıma&#39;nın (s.a) s&ouml;z&uuml;nden anlıyoruz.</p>
<p>
	&quot;Ehlibeyt&#39;e itaati, din i&ccedil;in bir d&uuml;zen (halkın d&uuml;zene girmesi i&ccedil;in) farz kıldı; imametimizi tefrikadan korunmak i&ccedil;in gerekli kıldı.&quot; (Bk. Hidayet &Ouml;nderleri, c.3, s.183)</p>
<p>
	İslam d&uuml;nyasında vahdet ve kardeşlik &ccedil;alışmaları ve Irak&rsquo;ın yakın ge&ccedil;mişine damgasını vurmuş &uuml;nl&uuml; tarih&ccedil;i ve yazar Allame Askeri, İmamet ve Velayet tezinin sadece bir mezhebe has olamayacağını, İslam&rsquo;ın &ouml;z&uuml; ve M&uuml;sl&uuml;manların geleceğini kurtarabilecek bir yol olduğunu vurgulayan alimlerden biridir.</p>
<p>
	Nisan 2007 tarihinde Uluslararası Tahran Kitap Fuarı&#39;na katılmıştık. Tahran&#39;ın kuzeyinde &ccedil;ok geniş bir alanda yapımı devam eden Musalla (Cuma namazının kılındığı mek&acirc;n) alanı aynı zamanda fuarın yapıldığı yer idi.</p>
<p>
	On g&uuml;n s&uuml;ren bu fuar &ccedil;er&ccedil;evesinde bir&ccedil;ok yazar ve şahsiyetle g&ouml;r&uuml;şme fırsatı yakaladık. O şahsiyetlerin biri de, Merhum All&acirc;me Asker&icirc; idi. İsl&acirc;m d&uuml;nyasının yakından tanıdığı bu eşsiz şahsiyet, ilm&icirc; araştırmaları ve eserleri yanında, b&ouml;lgenin yakın siyas&icirc; tarihinde rol alması ve hassas gelişmelere şahit olmasıyla da tanınmaktadır. All&acirc;me, Necef ilim havzasının &ouml;nemli şahsiyeti olarak Bağdat&#39;ta bir&ccedil;ok okullar, &uuml;niversiteler ve sağlık merkezleri kurarak &ouml;nemli hizmetlerde bulunmuştur.</p>
<p>
	Şehit Muhammed B&acirc;kır es-Sadr, Ayetullah Asıf&icirc; gibi b&uuml;y&uuml;k şahsiyetler ile birlikte oluşturulan ekibin aktif &uuml;yesi olmuş, Baas partisinin kurulduğu 1960&rsquo;lı yıllarında, Davet (bug&uuml;nk&uuml; yaygın deyimle Dava) partisini kurarak Irak&#39;ın siyas&icirc; hayatına şekil vermişlerdir.</p>
<p>
	Suriye, L&uuml;bnan, K&ouml;rfez &uuml;lkeleri ve son olarak İran&#39;da yaşayan bu şahsiyetin en &ouml;nemli &ccedil;alışması, bu &uuml;lkelerde kurduğu eğitim merkezleridir. &Ouml;yle ki, bug&uuml;n Irak&#39;ta başbakanlık yapan İbrahim Cafer&icirc; ve Nuri el-Malik&icirc;, bu merkezlerde yetişen şahsiyetlerden sadece birka&ccedil;ıdır.</p>
<p>
	Fuar i&ccedil;in Tahran&#39;da ge&ccedil;irdiğimiz g&uuml;nleri ganimet bilip Usul-u Din Fak&uuml;ltesi&#39;nin dekanı olan oğlundan randevu alarak Merhum All&acirc;me&#39;nin ziyaretine gittik. B&ouml;brek yetmezliğinden dolayı haftanın 3 g&uuml;n&uuml; diyalize girdiği i&ccedil;in ziyaretin kısa tutulması istendi. Bu sebeple biz de g&ouml;r&uuml;şmemizin on beş dakikada bitmesini pl&acirc;nlamıştık. Ancak &uuml;stadın kendi inisiyatifiyle bir saatten fazla s&uuml;rd&uuml; m&uuml;lakatımız. All&acirc;me Asker&icirc;&#39;ye son ilm&icirc; &ccedil;alışmaları hakkında sorular sorduk. Kendi &ccedil;alışmalarını anlatırken aynı zamanda araştırma y&ouml;ntemlerinden bahsediyor, M&uuml;sl&uuml;man yazarların ve araştırmacıların b&uuml;y&uuml;k sorumluluklarına vurgu yapıyordu. All&acirc;me Tabataba&icirc;, Mutahhar&icirc; gibi yazarların eserlerinin mutlaka okunması ve okutturulması gerektiğini s&ouml;yl&uuml;yordu. All&acirc;me Tabataba&icirc;&#39;nin yazmış olduğu değerli el-Mizan tefsirinin T&uuml;rk&ccedil;eye terc&uuml;me edildiğini ve 8. cildinin yayınlandığını s&ouml;ylediğimizde, &ccedil;ok sevinmişti. Tabi onu bu kadar sevindiren bir iş yapabildiğimiz ve onun duasını aldığımız i&ccedil;in biz de &ccedil;ok sevin&ccedil;liydik.</p>
<p>
	3. ciltten oluşan ve kendisine ait Ehlibeyt ve Ehlis&uuml;nnet Ekolleri kitabının T&uuml;rk&ccedil;e olarak yayınlandığını s&ouml;yleyip &ouml;rneğini kendisine takdim ettiğimizde ise, b&uuml;y&uuml;k şahsiyetlere &ouml;zg&uuml; tevazu h&acirc;liyle teşekk&uuml;r etti, hi&ccedil;bir karşılık beklemeden kalemi eline alıp, kendisine &ouml;rnek olarak takdim ettiğimiz kitabın ilk sayfasına hayır duasıyla birlikte t&uuml;m eserlerinin T&uuml;rk&ccedil;e yayın hakkını yayınevimize verdiğini yazarak bizlere b&uuml;y&uuml;k bir m&uuml;k&acirc;fat vermiş oldu.</p>
<p>
	Aynı zamanda b&uuml;y&uuml;k bir tarih&ccedil;i olan &uuml;stada, tarih okuma ve yazma metoduyla ilgili soru sorduğumuzda, tarihin &ccedil;ok zor ve &ccedil;elişkilerle dolu bir dal olduğuna vurgu yaparak, birtakım &ouml;l&ccedil;&uuml;ler olmaksızın tarih&icirc; kaynakların yanıltıcı olabileceğini s&ouml;yledi ve s&ouml;zlerini bazı &ouml;rneklerle pekiştirdi.</p>
<p>
	Zaten kendisi de, tarih&icirc; araştırmalarda konuyla alakalı t&uuml;m kaynakların hi&ccedil;bir mezheb&icirc; kaygı taşımaksızın g&ouml;zden ge&ccedil;irdiğini bir metot olarak izlemiş ve bu metodu bize de tavsiye ediyordu.</p>
<p>
	Bu y&ouml;ntemi sağlıklı bilimsel bir y&ouml;ntem g&ouml;rmekle birlikte, bunun, farklı mezhep ve fırkalara mensup insanların birbirlerini daha sağlıklı tanımaya yardımcı olacağını ve b&ouml;ylece vahdet olgusuna daha kolay ulaşabileceğini anlatıyordu.</p>
<p>
	94 yıllık bir &ouml;mr&uuml; araştırma ve vahdeti sağlama yolunda ge&ccedil;iren bu takva ve tevazu abidesi şahsiyeti daha fazla yormamak i&ccedil;in kendisinden m&uuml;saade isteyip huzurlarından ayrılıyoruz&#8230;</p>
<p>
	Buruk bir sevin&ccedil; h&acirc;kimdi hepimize&#8230;</p>
<p>
	&Uuml;stadı ziyaret etmenin sevincini yaşamanın yanı sıra, fiziksel g&ouml;r&uuml;nt&uuml;s&uuml;yle beka diyarına irtihalinin yakınlığını hissettiğimizden dolayı da derin bir h&uuml;z&uuml;n i&ccedil;erisindeydik. Nitekim &ccedil;ok uzun bir zaman ge&ccedil;meden, Eyl&uuml;l ayı itibariyle bu ilim &ccedil;ınarını da kaybettik. Allah kendisini Evliyaullah ile haşretsin. Sevenlerine sabırlar ihsan etsin. Her ne kadar hi&ccedil;bir ilim şahsiyetinin vefatıyla boşalan gedik doldurulamaz; ancak bu bayrak asla d&uuml;şmeden devam edecek ve nice ilim erbabı, a&ccedil;ılan bu &ccedil;ığır sayesinde İsl&acirc;m d&uuml;nyasına faydalı işler ve eserler sunacaktır.</p>
<p>
	Allame askeri&rsquo;yi daha yakından tanımak i&ccedil;in kısaca biyografisini ve hayatını kendi diliyle anlatan bir r&ouml;portajını sizlerle paylaşarak bu &ccedil;ınar şahsiyeti g&ouml;n&uuml;llerimizde yaşatmayı vefa olarak değerlendiriyorum.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.caferilik.com/allame-askerinin-anisina/">Allame Askeri’nin Anısına</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.caferilik.com">Caferilik.com | Türkiye Caferileri Sitesi</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Allâme Askeri Kimdir?</title>
		<link>https://www.caferilik.com/allame-askeri-kimdir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 08 May 2020 10:18:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Büyük Şahsiyetler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://islamex.com/?p=2931</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#160; İsl&#226;m&#238; bilimler sahasında otorite isimlerin başında gelen İsl&#226;m ulemasının tanınmış siması All&#226;me Ayetullah Seyyid Murtaza el-Asker&#238;, h.k. 1332 Cemaziy&#252;l&#226;hırın 8&#39;inde mukaddes Samerra kentinde doğdu. İsl&#226;m&#238; bilimlerle ilgili tahsiline &#231;ocuk yaştan başlayarak mukaddematını bu şehirde tamamladı. Usul bilimlerinde, Merhum Şeyh Abbas Ali İsl&#226;m&#238; gibi değerli &#226;limlerin ilm&#238; m&#252;bahase ve m&#252;zakere arkadaşı oldu. All&#226;me Asker&#238;, h.k. [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.caferilik.com/allame-askeri-kimdir/">Allâme Askeri Kimdir?</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.caferilik.com">Caferilik.com | Türkiye Caferileri Sitesi</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p align="center">
	&nbsp;</p>
<p>
	İsl&acirc;m&icirc; bilimler sahasında otorite isimlerin başında gelen İsl&acirc;m ulemasının tanınmış siması All&acirc;me Ayetullah Seyyid Murtaza el-Asker&icirc;, h.k. 1332 Cemaziy&uuml;l&acirc;hırın 8&#39;inde mukaddes Samerra kentinde doğdu. İsl&acirc;m&icirc; bilimlerle ilgili tahsiline &ccedil;ocuk yaştan başlayarak mukaddematını bu şehirde tamamladı. Usul bilimlerinde, Merhum Şeyh Abbas Ali İsl&acirc;m&icirc; gibi değerli &acirc;limlerin ilm&icirc; m&uuml;bahase ve m&uuml;zakere arkadaşı oldu.</p>
<p>
	All&acirc;me Asker&icirc;, h.k. 1349&#39;da Kum&#39;a hicret etmek &uuml;zere Samerra&#39;dan ayrıldı; b&ouml;ylece 1350 yılının muharrem ayında Kum&#39;a ayak basarak bu ilim şehrinde &uuml;&ccedil; yıl ikamet etti.</p>
<p>
	İsl&acirc;m&icirc; ilimler merkezi olan Kum kentinde y&uuml;ksek usul ve fıkıh derslerini Şeyh Murtaza Hayr&icirc; ve Seyyid Ahmed Seccad&icirc; gibi yakın ders ve m&uuml;bahase arkadaşlarıyla birlikte d&ouml;nemin en se&ccedil;kin &acirc;limlerinden Seyyid Şahabeddin Maraş&icirc; Necef&icirc; ve Şeyh Muhammed H&uuml;seyin Şeriatmedar&icirc; nezdinde tamamladı. Bu arada İmam Humeyni&#39;den (r.a) bazı akaid dersleri aldı; Şeyh Mirza Halil Kore&icirc;&#39;nin tefsir dersleriyle, Razeviyye Medresesi&#39;nin başkan ve m&uuml;tevellisi Ayetullah Şeyh Mehdi Şehid&#39;in İsl&acirc;m ahl&acirc;k ve eğitim derslerine katıldı. Bu medresede iki yıl boyunca mezk&ucirc;r &uuml;statlar nezdinde eğitim g&ouml;r&uuml;p irşat olduktan sonra Feyziyye Medresesi&#39;ne ge&ccedil;ti.</p>
<p>
	Baas Partisi, k&uuml;f&uuml;r ideolojisiyle Irak&#39;ta y&ouml;netimi ele ge&ccedil;irince All&acirc;me Asker&icirc;, Merhum Ayetullah Hekim &ouml;nderliğinde bu rejime karşı m&uuml;cadeleye girişti. &Ccedil;ok ge&ccedil;meden hakkında tutuklama emri &ccedil;ıkarıldı ve h.k. 1389&#39;da L&uuml;bnan&#39;a ka&ccedil;mak zorunda kaldı. L&uuml;bnan&#39;da İmam Sadr, Muhammed H&uuml;seyin Fazlullah ve Şeyh M. Mehdi Şemsuddin gibi dava arkadaşlarıyla birlikte Baas&ccedil;ı Irak rejimine karşı m&uuml;cadelesini s&uuml;rd&uuml;rd&uuml;.</p>
<p>
	&Ccedil;ok ge&ccedil;meden, Baas&ccedil;ı Irak rejiminin kendisini L&uuml;bnan&#39;dan Irak&#39;a ka&ccedil;ırmaya kalkışması &uuml;zerine İran&#39;a gitti. Bir hayli ilerlemiş yaşına rağmen İsl&acirc;m&icirc; araştırmalarını s&uuml;rd&uuml;rd&uuml;, yoğun inceleme ve hacimli teliflerde bulundu. İran&#39;da vaktini daha &ccedil;ok, eser yazmak veya yarım kalan eserlerini tamamlamakla ge&ccedil;irdi. Aynı zamanda, Irak rejimine karşı m&uuml;cadele veren M&uuml;sl&uuml;man grupları var g&uuml;c&uuml;yle desteklemekten geri durmadı. Ayrıca h.k. 1398&#39;de Tahran&#39;da <strong>İsl&acirc;m&icirc; Bilim Derneği</strong> ve Kum&#39;da <strong>Usul-i Din Fak&uuml;ltesi</strong>&#39;ni kurdu.</p>
<p align="center">
	&nbsp;</p>
<p align="center">
	<strong>All&acirc;me&#39;nin Telif Eserleri</strong></p>
<p>
	1- Y&uuml;ze Elli Uyduruk Sahabe</p>
<p>
	2- Abdullah b. Seba Masalı (3 cilt)</p>
<p>
	3- &Uuml;mm-&uuml;l M&uuml;minin Aişe&#39;nin İsl&acirc;m Tarihindeki Rol&uuml; (2 cilt)</p>
<p>
	4- Mualim-ul Medreseteyn (3 cilt)</p>
<p>
	5- Kitap ve S&uuml;nnet Işığında Meseleler (14 cilt)</p>
<p>
	6- İslam Dinin İhyasında Ehl-i Beyt İmamları&#39;nın Rol&uuml; (3 cilt)</p>
<p>
	Ve daha bir&ccedil;ok inceleme eserleri</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.caferilik.com/allame-askeri-kimdir/">Allâme Askeri Kimdir?</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.caferilik.com">Caferilik.com | Türkiye Caferileri Sitesi</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Allâme Tabatabaî</title>
		<link>https://www.caferilik.com/allame-tabatabai/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 08 May 2020 10:18:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Büyük Şahsiyetler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://islamex.com/?p=2925</guid>

					<description><![CDATA[<p>All&#226;me Seyyid Muhammed H&#252;seyin Tabataba&#238;, milad&#238; 1902 yılının sonlarına doğru Tebriz&#39;de ilim ve irfan ocağı olan bir s&#252;l&#226;leden d&#252;nyaya geldi. On d&#246;rd&#252;nc&#252; b&#252;y&#252;k babasından kendi babasına kadar b&#252;t&#252;n babaları Tebriz&#39;in meşhur &#226;lim ve bilginlerindendi. All&#226;me, ilk tahsilini kendi doğum yeri olan Tebriz&#39;de yaptı. Tahsilinin ilk aşamasını geride bıraktıktan sonra, o d&#246;nemin İsl&#226;m&#238; ilimler merkezi olan [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.caferilik.com/allame-tabatabai/">Allâme Tabatabaî</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.caferilik.com">Caferilik.com | Türkiye Caferileri Sitesi</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>
	All&acirc;me Seyyid Muhammed H&uuml;seyin Tabataba&icirc;, milad&icirc; 1902 yılının sonlarına doğru Tebriz&#39;de ilim ve irfan ocağı olan bir s&uuml;l&acirc;leden d&uuml;nyaya geldi. On d&ouml;rd&uuml;nc&uuml; b&uuml;y&uuml;k babasından kendi babasına kadar b&uuml;t&uuml;n babaları Tebriz&#39;in meşhur &acirc;lim ve bilginlerindendi. All&acirc;me, ilk tahsilini kendi doğum yeri olan Tebriz&#39;de yaptı. Tahsilinin ilk aşamasını geride bıraktıktan sonra, o d&ouml;nemin İsl&acirc;m&icirc; ilimler merkezi olan Necef-i Eşref&#39;e gidip, orada İsl&acirc;m&icirc; ilimlerin &ccedil;eşitli dallarında on yıl eğitim g&ouml;rd&uuml;.</p>
<p>
	&nbsp; Fıkıh ve usul-&uuml; fıkıh ilimlerini merhum Nain&icirc; ve İsfahan&icirc; (Kompan&icirc;) gibi meşhur &uuml;statlardan ders aldı. Felsefeyi Ağa Ali M&uuml;derris&#39;in &ouml;ğrencilerinden olan Seyyid H&uuml;seyin Badkub&icirc;&#39;den, riyaziyatı (matematiği) Seyyid Ebu&#39;l-Kasım Hansar&icirc;&#39;den, ahl&acirc;kı ise hikmet ve irfanda b&uuml;y&uuml;k bir makama sahip olan Hacı Mirza Ali Kaz&icirc;&#39;den ders aldı. Daha sonra 1925 yılında madd&icirc; sıkıntılardan dolayı doğum yeri olan Tebriz&#39;e geri d&ouml;nme mecburiyetinde kaldı.</p>
<p>
	All&acirc;me sadece fıkıh dalında değil, hatta sarf, nahiv, Arap edebiyatı, fıkıh ve usul-&uuml; fıkıh, matematik, felsefe, kel&acirc;m, irfan ve tefsir dallarında da ihtisas sahibi olacak derecede derin bir tahsil g&ouml;rd&uuml;.</p>
<p>
	&nbsp; All&acirc;me bazı siyas&icirc; olaylar sonucu ortaya &ccedil;ıkan ve k&ouml;t&uuml; izler bırakan İkinci D&uuml;nya Savaşından sonra, doğum yerini terk edip, İsl&acirc;m&icirc; ilimler merkezi Kum şehrine giderek, tefsir ve felsefe dallarında ders toplantıları d&uuml;zenledi. Tahran&#39;a da sık sık yaptığı yolculuklar neticesinde felsefe ve İsl&acirc;m&icirc; ilimlere ilgi duyan kesimlerle ilişkilerde bulundu. Din ve felsefe karşıtlarıyla &ccedil;ekinmeden tartışarak, doğru yoldan sapan nicelerini akıl ve mantık yoluyla ikna ederek aydınlanmalarına vesile oldu. Son yirmi k&uuml;s&ucirc;r yıl zarfında ise, hem &acirc;limler arasında, hem de Batıda tahsil g&ouml;rm&uuml;ş aydınlar arasında &uuml;st&uuml;n bir ilm&icirc; konuma oturdu.</p>
<p>
	&nbsp; All&acirc;me ,yıllarca her sonbahar mevsiminde, Prof. Henri Corbin ve bir grup &acirc;lim ve bilginlerle toplantılar d&uuml;zenledi. Bu toplantılarda din ve felsefe hakkında &ccedil;ok &ouml;nemli konular işledi, g&uuml;n&uuml;m&uuml;z d&uuml;nyasının manev&icirc; boyutlu ger&ccedil;eklerinin arayışında olan şahısların karşısına dikilen sorunlar ve bu sorunların &ccedil;&ouml;z&uuml;mleri g&uuml;ndem edildi. Bu toplantılardan, &ccedil;ok &ouml;nemli ve olumlu sonu&ccedil;lar &ccedil;ıkmıştır. Bu gibi y&uuml;ksek d&uuml;zeyde ve geniş ufuklu toplantılar, maalesef g&uuml;n&uuml;m&uuml;zde İsl&acirc;m-Hıristiyanlık ilişkilerinde rastlanmayan bir olaydır.</p>
<p>
	&nbsp; All&acirc;me&#39;nin b&uuml;y&uuml;k hizmet ve himmetiyle Kum şehri ilim havzalarında akl&icirc; ilimler, ayrıca Kur&#39;&acirc;n-ı Kerim tefsiri ihya oldu. All&acirc;me, felsefenin temeli sayılan Şifa ve Esfar gibi kitapları tedris etmekle tedricen bu ilim dalını medreselerde yaygınlaştırdı.</p>
<p>
	&nbsp; All&acirc;me&#39;nin y&uuml;ce şahsiyeti, g&uuml;zel sıfatlara sahip olması ve talebelerine karşı olgun ve &ouml;l&ccedil;&uuml;l&uuml; davranışı, g&uuml;n ge&ccedil;tik&ccedil;e felsefeye ilgi duyan kabiliyetli &ouml;ğrencilerin &uuml;stadın dersine akın etmesine neden oldu. &Ouml;yle ki son yıllarda felsefe dersine y&uuml;zlerce &ouml;ğrencinin katıldığı g&ouml;zlemlendi. Yirmi k&uuml;s&ucirc;r yıl zarfında nice bilginler, All&acirc;me&#39;nin kılavuzluğu ve tedrisatı sayesinde felsefe dalında uzmanlaştılar. Bunların bir&ccedil;oğu fiilen felsefe &uuml;statlarındandır.</p>
<p>
	&nbsp; All&acirc;me&#39;nin bir&ccedil;ok talebe eğitmekle ve felsef&icirc; kitapları neşretmekle felsefeye yapmış olduğu hizmetten daha da &ouml;nemlisi &ouml;ğrencilerinin ahl&acirc;k&icirc; talim ve terbiyesine ve nefis tezkiyesine dair g&ouml;stermiş olduğu titizliktir. All&acirc;me, hakikatte ilim ve ahl&acirc;kı beraberce &ouml;ğrenip yaymak isteyen şahısları terbiye etmek i&ccedil;in yepyeni bir mektep tesis ederek, &ccedil;ok değerli insanlar topluma kazandırmış ve s&uuml;rekli olarak da &ouml;ğrenim ve tezkiyenin bir arada s&uuml;rd&uuml;r&uuml;lmesinin gerekli olduğunu vurgulamıştır.</p>
<p>
	sadece felsefe, tefsir, usul ve f&uuml;rudaki hadisleri anlamak gibi konularda değil, tevhid&icirc; tanrıbilim ve kalb&icirc; ilhamlar y&ouml;n&uuml;nden de Allah&#39;ın b&uuml;y&uuml;k bir ayet ve nişanesiydi.</p>
<p>
	Onu sessiz, sakin g&ouml;ren herkes hi&ccedil;bir şey bilmediğini zannederdi; ama &ouml;ylesine il&acirc;h&icirc; nur ve gayb&icirc; m&uuml;şahedelerin i&ccedil;ine girmişti ki, aşağılara inmesine imk&acirc;n yoktu. Ancak bununla birlikte, kesret &acirc;leminde zahiri korumayı, her &acirc;lemin hakkını l&acirc;yıkıyla ed&acirc; etmeyi, talebelerin eğitim ve &ouml;ğretimiyle ilgilenmeyi, din ve il&acirc;h&icirc; s&uuml;nnetler ve İsl&acirc;m kanunlarının savunuculuğunu yapmayı ihmal etmiyordu.<br />
	&Ccedil;eşitli ilimleri kendisinde toplamasıyla birlikte ilim ve amele birlikte sahipti. Yani v&uuml;cudunun t&uuml;m uzuvları hakka teslim olmuş bir insandı. Şikeste ve nest&acirc;lik hattını &ccedil;ok g&uuml;zel yazardı. Yaşlandıktan sonra bu yeteneği, yaşlılıktan olsa gerek, zayıflamıştı ve kendi kendine ş&ouml;yle dediği s&ouml;yleniyordu: &quot;Gen&ccedil;lik zamanımdan kalma bazı yazılarıma bakıyorum da, &#39;Acaba bunlar benim yazım mı?&#39; diye soruyorum kendi kendime.&quot;</p>
<p>
	&nbsp; Gizli ilimlerden reml ve cefri &ccedil;ok iyi bilirdi. Ama onlara amel ettiği g&ouml;r&uuml;lmemiştir. Sayı ilmi ve ebced hesabını da olduk&ccedil;a iyi bilirdi. Cebir, mukabele ve geometride &uuml;stattı ve takvim hazırlayabilecek derecede astronomi bilirdi.</p>
<p>
	Kur&#39;&acirc;n-ı Kerim&#39;e karşı bir huş&ucirc; ve saygısı vardı. Ayetleri genelde ezberden okur, ayetlerin yer ve numaralarını &ccedil;eşitli surelerde g&ouml;sterir ve de birbirlerine uygun ayetleri &ccedil;ıkarırdı. Merhumun Kur&#39;&acirc;n &uuml;zerine inceleme ve toplantıları hayli i&ccedil;erikli ve ilgi &ccedil;ekiciydi. Hz. Peygambere (s.a.a) ve kızı Fatıma&#39;ya (s.a.) ve On İki Ehlibeyt İmamlarına (a.s) karşı &ouml;zel bir hayranlık ve muhabbeti vardı. Onlardan birinin adı anıldığı zaman y&uuml;z ifadesi, edep ve tevazu h&acirc;li alırdı. O y&uuml;ce şahsiyetler hakkında sorulan sorulara karşı &ouml;yle bir beyan ve a&ccedil;ıklamada bulunurdu ki insan zannederdi ki, onların siyerini aynı g&uuml;n okumuş da gelmiş.</p>
<p>
	&nbsp; Yaz aylarında İmam Rıza&#39;yı (a.s) ziyaret etmeyi kendi i&ccedil;in g&ouml;rev h&acirc;line getirmişti. Meşhed&#39;de bulunduğu zaman her gece İmam Rıza&#39;nın (a.s) t&uuml;rbesini ziyaret eder, m&uuml;nacatta bulunurdu.</p>
<p>
	&nbsp; All&acirc;me 15 Kasım 1981 yılında vefat etti. Allah onu kendi velileriyle haşretsin, ona Rızvanında yer versin!</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.caferilik.com/allame-tabatabai/">Allâme Tabatabaî</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.caferilik.com">Caferilik.com | Türkiye Caferileri Sitesi</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Seyyid Razi’nin Şahsiyetine Kısa Bir Bakış</title>
		<link>https://www.caferilik.com/seyyid-razinin-sahsiyetine-kisa-bir-bakis/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 08 May 2020 10:18:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Büyük Şahsiyetler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://islamex.com/?p=2926</guid>

					<description><![CDATA[<p>Muhammed b. H&#252;seyin Musevi Bağdadi, Seyyid Razi diye tanınmakta olup H&#252;seyin b. Musa Alevi&#8217;nin ikinci oğludur. Seyyid Razi hem anne ve hem de baba ta&#173;rafından Peygamber(s. a. a)&#8217;in soyundan gelmektedir. Babası H&#252;seyin b. Musa, zamanının &#252;nl&#252; şahsiyetlerin&#173;den olup Ebu Talip soyundan ve Abbasi halifelerinin &#246;zel ilgisini kazanan bir kimseydi. &#220;lkenin bir &#231;ok problemle&#173;rini kendi tedbir [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.caferilik.com/seyyid-razinin-sahsiyetine-kisa-bir-bakis/">Seyyid Razi’nin Şahsiyetine Kısa Bir Bakış</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.caferilik.com">Caferilik.com | Türkiye Caferileri Sitesi</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>
	Muhammed b. H&uuml;seyin Musevi Bağdadi, Seyyid Razi diye tanınmakta olup H&uuml;seyin b. Musa Alevi&rsquo;nin ikinci oğludur. Seyyid Razi hem anne ve hem de baba ta&shy;rafından Peygamber(s. a. a)&rsquo;in soyundan gelmektedir. Babası H&uuml;seyin b. Musa, zamanının &uuml;nl&uuml; şahsiyetlerin&shy;den olup Ebu Talip soyundan ve Abbasi halifelerinin &ouml;zel ilgisini kazanan bir kimseydi. &Uuml;lkenin bir &ccedil;ok problemle&shy;rini kendi tedbir ve idareciliğiyle hallediyordu. H. 403 yılında Bağdat&rsquo;da vefat etmiş ve orada defn edilmiştir.</p>
<p>
	Seyyid Razi&rsquo;nin Annesi ise Fatıma; Bağdat alevilerinin başkanı olan H&uuml;seyin b. Ahmed alevinin kızı ve Nasır-i Kebir diye bilinen Hasan b. Ali Alevi&rsquo;nin torunudur. Nasır-i Kebir ilim ve cihat ehliydi. Allah yo&shy;lunda yaptığı cihad sebebiyle Gilan ve Mazenderan hal&shy;kının bir &ccedil;oğu M&uuml;sl&uuml;man oldu. Orada bir &ccedil;ok cami yaptı ve İslam&rsquo;ı yaymaya &ccedil;alıştı. Nasir-i Kebir H. 301 yılında Mazenderan&rsquo;a girdi Bağdat halifelerinin uşağı olan Sa&shy;man Emirleriyle savaştı. Onları Mazenderen&rsquo;dan &ccedil;ıkara&shy;rak burada Şia mezhebini yaydı. H. 303 veya 304 yılında İran&rsquo;ın Amul şehrinde vefat etti ve orada defnedildi. Na&shy;sır-i Kebir ayrıca fıkıh, kelam ve hadis ilimlerinde de bir &ccedil;ok kitap yazmıştır. &Ouml;rneğin; fıkıh dalında yazdığı &ldquo;Sed Mesele&rdquo; (y&uuml;z mesele) kitabını zikredebiliriz. Torunu ve aynı zamanda Seyyid Razi&rsquo;nin b&uuml;y&uuml;k kardeşi olan Seyyid Murteza&rsquo;da bu kitabı şerhetmiş ve son zamanlarda basıl&shy;dığı şekliyle &ldquo;Mesail-i Nasiriyat&rdquo; diye adlandırmıştır. Seyyid Razi&rsquo;nin annesi Fatıma asrındaki b&uuml;y&uuml;k faziletli kadınlardan biri sayılmaktaydı. B&uuml;y&uuml;k Şia alimlerinden Şeyh M&uuml;fid de &ldquo;Ahkam&rsquo;un-Nisa&rdquo; kitabını onun isteği &uuml;zere yazmıştır. Burada kadınlara &ouml;zg&uuml; bilinmesi gereken konular yer almıştır.</p>
<p>
	İbn-i Ebi&rsquo;l-Hadid-i Mutezili &ldquo;Şerh-u Nehc&rsquo;ul-Belağa&rdquo; kitabının en sonunda ş&ouml;yle yazmaktadır: &ldquo;Tarih&ccedil;ilerin yazdığına g&ouml;re Şeyh M&uuml;fid bir g&uuml;n r&uuml;yasında Hz. Fatıma&rsquo;yı g&ouml;rd&uuml;. Hz. Fatıma oğulları Hasan ve H&uuml;seyin (a. s)&rsquo;ın elinden tutarak yanına getirdi. Selam verdikten sonra ş&ouml;yle dedi: &ldquo;Ey Şeyh bunlar benim &ccedil;ocuklarımdır, onlara fıkıh ilmini ve dini h&uuml;k&uuml;mleri &ouml;ğret.&rdquo; Şeyh M&uuml;fid uykudan uyandı ve bu ilgin&ccedil; r&uuml;yanın ne anlama geldiğini d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;. Ertesi g&uuml;n her zamanki gibi Bağdat&rsquo;da Şiilerin oturduğu &ldquo;Kerh&rdquo; mahallesindeki camide ders verirken aniden vakarlı bir kadının iki &ccedil;ocuğunun elinden tutarak camiye girdiğini g&ouml;rd&uuml;. Kadın selam vererek ş&ouml;yle dedi: &ldquo;Ey Şeyh bu ikisi benim &ccedil;ocuklarımdır, onlara fıkıh il&shy;mini ve dini h&uuml;k&uuml;mleri &ouml;ğret.&rdquo; Yani o r&uuml;ya aleminde g&ouml;r&shy;d&uuml;kleri s&ouml;zlerin aynısını ifade etmişti. O kadın Hasan b. Musa Alevi&rsquo;nin eşi Fatıma idi. &Ccedil;ocukları Seyyid Murteza ve Seyyid Razi&rsquo;yi Şeyh M&uuml;fid&rsquo;in yanına getirmiş ve ken&shy;dilerine fıkıh ilmini ve dini h&uuml;k&uuml;mleri &ouml;ğretmesini iste&shy;mişti.</p>
<p>
	Şeyh M&uuml;fid o r&uuml;ya ve bu tabir karşısında şaşkınlığa d&uuml;şm&uuml;ş, ağlamıştı. O kadına ve iki &ccedil;ocuğa saygı g&ouml;stere&shy;rek yerinden kalktı onları selamladı ve kendilerine g&ouml;r&shy;d&uuml;ğ&uuml; r&uuml;yasını anlattı. Ardından b&uuml;y&uuml;k bir arzu ve ihlas ile o iki &ccedil;ocuğu terbiye g&ouml;revini &uuml;stlendi. Onların y&uuml;ksek ilmi ve ameli makamlara ulaşması hususunda b&uuml;y&uuml;k bir &ccedil;aba harcadı. B&ouml;ylece o iki kardeş zamanının b&uuml;y&uuml;k alimlerinden ve dahilerinden sayıldılar. Annesi Fatıma H. 385 yılında vefat ettiğinde Seyyid Razi 26 yaşındaydı. Seyyid Razi gam ve h&uuml;z&uuml;n dolu bir şiirinde onun hak&shy;kında ş&ouml;yle demiştir: &ldquo;B&uuml;t&uuml;n anneler senin gibi iyi ol&shy;saydı &ccedil;ocukların babaya ihtiyacı kalmazdı.&rdquo;</p>
<p>
	B&uuml;y&uuml;k kardeşi Alem&rsquo;ul-H&uuml;da Seyyid Murteza Ali b. H&uuml;seyin b. Musevi H. 355 yılında Bağdat&rsquo;ta d&uuml;nyaya geldi. Şeyh M&uuml;fit ve diğer b&uuml;y&uuml;k alimlerden ders aldı. B&ouml;ylece Şia ve hatta kendi asrındaki alimlerin en b&uuml;y&uuml;ğ&uuml;,&nbsp; m&uuml;tekellimi ve fakihi oldu.</p>
<p>
	Seyyid Murteza akli ve nakli ilimlerde; fıkıh, usul, kelam, tefsir, hadis, şiir ve edebiyat dalında &ccedil;ok &ccedil;eşitli kitaplar kaleme almıştır. Şeyh Tusi gibi bir &ccedil;ok b&uuml;y&uuml;k in&shy;san yetiştirmiştir. Aynı zamanda da b&uuml;y&uuml;k bir şairdi ve şiir divanı iki cilt halinde basılıp yayınlanmıştır. Seyyid Murteza H. 436 yılında Bağdat&rsquo;ta vefat etti. &Ouml;zetle Seyyid Razi&rsquo;nin ailesi İmamiye Şiasının dini ve ilmi b&uuml;&shy;y&uuml;k aile&shy;lerinden biri olmuştur. Soyu baba tarafından beş g&ouml;bekten İmam Musa Kazım (a. s)&rsquo;a ve anne tarafından ise d&ouml;rt g&ouml;&shy;bekten İmam Zeynul Abidin (a. s)&rsquo;a ulaşmak&shy;tadır.</p>
<h2>
	Seyyid Razi</h2>
<p>
	Seyyid Razi diye meşhur olan Muhammed H&uuml;seyin Musevi Bağdadi, Seyyid Murtaza&rsquo;nın doğumundan d&ouml;rt yıl sonra H. 359 yılında g&ouml;zlerini d&uuml;nyaya a&ccedil;tı.</p>
<p>
	Seyyid Razi kendi asrının şairlerinden sayılıyordu. G&ouml;&shy;r&uuml;ş sahipleri onu Ebu Talib soyunun en b&uuml;y&uuml;k şairi kabul etmişlerdir. Seyyid Razi dini ilimlerde bir &ccedil;ok kitaplar ve nefis eserler kaleme almıştır. En meşhur eserlerinden biri olan Nehc&rsquo;ul Belağa tarihe ge&ccedil;miş, ebedileşmiştir.</p>
<p>
	Seyyid Razi Şii Ali Buye ve Abbasi halifeleri tarafın&shy;dan zamanında b&uuml;y&uuml;k bir makam sayılan Seyyid ve Ale&shy;vilerin başkanlığına tayin edilmişti. Aynı zamanda adliye başkanlığına getirilmiş ve b&uuml;t&uuml;n İslam d&uuml;nyasından gelen hacıların başkanlığını y&uuml;r&uuml;tm&uuml;şt&uuml;r. B&uuml;t&uuml;n bu makamlar akıl ve tedbirinin yanı sıra İslami ilimlerde de b&uuml;y&uuml;k bir &uuml;ne sahip olan bu alimin uhdesine verilmişti bu makamlar Seyyid Razi&rsquo;nin vefatından sonra da b&uuml;y&uuml;k kardeşi Seyyid Murtaza&rsquo;ya verildi.</p>
<p>
	Seyyid Razi Dar&rsquo;ul İlm diye bilinen bir&nbsp; okul tesis etti. &Ouml;ğrencilerin b&uuml;t&uuml;n ihtiya&ccedil;larını karşılıyor, onlara aylık veriyordu. B&uuml;y&uuml;k bir k&uuml;t&uuml;phane kurmuş ve tam dona&shy;nımlı bir anbar tesis edip talebelerin her birine birer anahtar vermişti. İsteyen herkes anbara gidiyor ve istediği her şeyi oradan alıyordu. Dar&rsquo;ul İlm medresesinin anbar sorumluluğunu ise coğrafya ilminde b&uuml;y&uuml;k bir &uuml;ne sahip olan Ebu Ahmet Abdusselam b. H&uuml;seyin Basri&rsquo;ye ver&shy;mişti ama, herkese anbardan istediğini alma hakkını da tanımıştı. Dar&rsquo;ul İlm medresesi Seyyid Razi&rsquo;den sonra da kardeşi Seyyid Murteza tarafından idare edildi. Hatırlat&shy;mak gerekir ki Seyyid Razi&rsquo;nin tesis ettiği Dar&rsquo;ul İlm medresesi, Hace Nizam&rsquo;ul M&uuml;lk Tusi tarafından tesis edilen Nizamiye medreselerinden y&uuml;z yıl &ouml;nce tesis edil&shy;miştir. Sonunda Seyyid Razi b&uuml;t&uuml;n bu kıvan&ccedil; dolu hayat ve &uuml;st&uuml;nl&uuml;klerden sonra &ccedil;ok &ccedil;abuk gelen &ouml;l&uuml;me yenik d&uuml;şt&uuml; ve 47 yaşında H. 408 yılında Bağdat&rsquo;ta vefat etti.</p>
<p>
	Salebi Yetimet&rsquo;ud- Dehr kitabında ş&ouml;yle dyaor: &ldquo;Şerif Razi on yaşında şiir s&ouml;ylemeye başladı. Bug&uuml;n de asrının en b&uuml;y&uuml;k şairi Irak&rsquo;ın ileri gelenlerinin en soylusu, hasep ve nesebi bulunan şerafet sahibi birisi, &uuml;st&uuml;n bir edep apa&ccedil;ık bir fazilet ve b&uuml;t&uuml;n g&uuml;zellikleri haiz biridir.&rdquo;</p>
<p>
	&nbsp;Seyyid Razi&rsquo;yi gen&ccedil;lik yıllarında g&ouml;ren Hatibi Bağ&shy;dadi Tarih-i Bağdat adlı kitabında &ccedil;eşitli yerlerde onun adını zikretmektedir. &Ouml;rneğin vefat yılında (408) ş&ouml;yle demiştir. &ldquo;Seyyid Razi b&uuml;y&uuml;k bir fazilet, edep ve ilim sa&shy;hibiydi. Ahmet b. Amr b. Ruh ş&ouml;yle nakletmiştir: &ldquo;Seyyid Razi &ccedil;ocukluk yıllarında Kur&rsquo;an&rsquo;ı &ouml;ğrendi &ccedil;ok kısa bir s&uuml;rede Kur&rsquo;an&rsquo;ı hıfzetti.&rdquo; Hakeza ş&ouml;yle diyordu: &ldquo;Seyyid Razi Kur&rsquo;an&rsquo;ın anlamı hususunda &ccedil;ok az bulunur eşşiz kitaplar yazmıştır.&rdquo;</p>
<p>
	H. 598 yılında vefat eden İbn-i Cevzi&rsquo;de Tarih&rsquo;ul-Muntezem adlı kitabında detaylı bir şekilde Seyyid Razi&rsquo;yi anmakta ve b&uuml;y&uuml;k şahsiyetini &ouml;verek ş&ouml;yle de&shy;mektedir: &ldquo;Seyyid Razi fıkıh ilmi ve dini farizeler husu&shy;sunda b&uuml;y&uuml;k bir makama sahipti. Seyyid Razi Fazilet sa&shy;hibi bir bilgin, yazar, şair, temiz bir ruh sahibi, y&uuml;ce bir himmet ehli ve dinine &ccedil;ok sıkı bağlı bir insandı.&rdquo;</p>
<p>
	İbn-i Ebil-Hadid ise Şerh-u Nehc&rsquo;il-Belağa adlı kitabı&shy;nın &ouml;ns&ouml;z&uuml;nde ş&ouml;yle demektedir: Seyyid Razi edip bir bilgin ve s&ouml;z ehli bir şairdi. Şiirleri olduk&ccedil;a bu g&uuml;zel uyumlu ve hoştu. Hi&ccedil; kimseden &ouml;d&uuml;l kabul etmezdi. Hatta babasının &ouml;d&uuml;l&uuml;n&uuml; bile almamıştı. Bu da onun ruh şerafetini g&ouml;stermeye yeterlidir. Al-i Buye sultanları ken&shy;disine her ne kadar hediye vermek istediyse de o asla ka&shy;bul etmedi.</p>
<h2>
	Seyyid Razi ve Ebu İshak Sabi</h2>
<p>
	Ebu İshak Sabi Seyyid Razi&rsquo;nin &ccedil;ağdaşı olan g&uuml;&ccedil;l&uuml; bir yazardı. Saltanatın b&uuml;t&uuml;n &ouml;nemli mektupları onun kale&shy;miyle yazılıyordu. Aynı zamanda da b&uuml;y&uuml;k bir şairdi. Seyyid Razi ile dost olmuş ve aralarında karşılıklı olarak &ccedil;eşitli mektup ve kasideler yazmışlardır. Sa&rsquo;lebi ise Seyyid Razi ve Sabi arasında karşılıklı yazılan ilmi ve edebi mektupları tam &uuml;&ccedil; cilt halinde bir araya gelmiştir.</p>
<p>
	Ebu İshak H. 384 yılında 91 yılında vefat ederken Seyyid Razi onun mateminde bir kaside yazdı ki birg&uuml;n artık bir darb-ı mesel haline gelmiştir.</p>
<p>
	&ldquo;Şu tabutlarda kimi g&ouml;t&uuml;rd&uuml;klerini bildin mi?</p>
<p>
	G&ouml;rd&uuml;n m&uuml; nasıl da meclis ışıkları s&ouml;n&uuml;verdi?&rdquo;</p>
<p>
	Bağdat Şiileri Seyyid Razi&rsquo;yi kınayarak neden onun gibi kafir biri hakkında b&ouml;ylesine kaside yazdığını s&ouml;yle&shy;diler. Seyyid Razi onlara ş&ouml;yle dedi: &ldquo;Ben onun fazilet ve kemalini &ouml;vd&uuml;m bedenini değil.&rdquo;</p>
<p>
	Seyyid Razi o zamanlar hen&uuml;z 25 yaşındaydı. Bu da onun &uuml;st&uuml;n zekasını ve nitelendirilmesi zor duygularını g&ouml;stermektedir. O gen&ccedil; yaşında Ebu İshak gibi yaşlı bi&shy;riyle yazışıyor, M&uuml;sl&uuml;manların başkanı&nbsp; olduğu halde M&uuml;sl&uuml;man olmayan birini ilim ve fazileti sebebiyle &ouml;v&uuml;&shy;yor, vefatından dolayı b&uuml;y&uuml;k bir &uuml;z&uuml;nt&uuml; duyuyordu.</p>
<p>
	Ebu İshak Kur&rsquo;an-ı ezberlemiş ve yazışmalarında Kur&rsquo;an ayetlerine yeren veren biriydi. Seyyid Razi 7 yıl sonra H. 393 yılında bir grup ile bir&shy;likte Bağdat Şunize mezarlığından ge&ccedil;erken g&ouml;z&uuml; Ebu İshak&rsquo;ın mezarına ilişti ve ona hitaben şu kasideyi okudu:</p>
<p>
	&ldquo;Eğer yanımdakiler senin yanımda durmamı kınama&shy;salardı</p>
<p>
	Y&uuml;ksek bir sesle mezarını selamlardım ey Ebu İshak&rdquo;</p>
<h2>
	Seyyid Razi ve Abbasi Halifeleri</h2>
<p>
	Abbasi Halifeleri de Emevi Halifeleri gibi İslami hila&shy;feti gasb etmiş kimselerdi. Onların &ccedil;oğu hilafeti ele ge&shy;&ccedil;irdikten sonra Ehl-i Beyt ve Seyyidlere oranla d&uuml;şmanlık hususunda Emevilerden de k&ouml;t&uuml; idi. Elbette onlardan bir ka&ccedil;ını istisna etmek gerekir. Seyyid Razi zamanında ya&shy;şayan Ettayilillah ve Elkaimbillah adlı iki halife bu istisna halifelerden idi.</p>
<p>
	Seyyid Murtaza ve Seyyid Razi&rsquo;nin bu halife ile ara&shy;ları olduk&ccedil;a iyiydi. Ayrıca bu halifeler Haşimi soyundan idiler ve Alevi Seyyidler ile kendilerini aynı boydan ka&shy;bul ediyorlardı. Hilafet sarayını eline ge&ccedil;iren Şii Al-i Buye sultanlarının sultası sebebiyle de bu ilişkiler daha da bir g&uuml;&ccedil;lenmiş idi.</p>
<p>
	S&ouml;z&uuml; edilen halifeler de Al-i Buye sultanları gibi Seyyid Murtaza ve Seyyid Razi&rsquo;ye b&uuml;y&uuml;k bir ilgi duyu&shy;yorlardı. Onlara saygı g&ouml;sterme hususunda ellerinden geleni yapıyorlardı. Bu y&uuml;zden her iki kardeş de iki halife hakkında kasideler s&ouml;ylemişlerdir ki bu kasideler kendi divanlarında da yer almıştır. Onlar halife ile kurdukları bu ilişki sayesinde Şia camiasını korumayı ama&ccedil;lıyorlardı. Halifeler ile şahsi bir alış verişleri yoktu.</p>
<h2>
	Seyyid Razi&rsquo;nin Değerli Eseri Nehc&rsquo;&uuml;l-Belağa</h2>
<p>
	Daha &ouml;nce de dediğimiz gibi Nehc&rsquo;&uuml;l-Belağa Seyyid Razi&rsquo;nin ebedi eserlerinden biridir. Seyyid Razi b&uuml;y&uuml;k bir edebiyat&ccedil;ı ve y&uuml;ce bir şair olup daha kırk yaşlarında iken H. 400 yılında bu değerli eseri kaleme almıştır.</p>
<p>
	Seyyid Razi o zamana kadar kitaplarda yer alan, şii ve s&uuml;nni alimlerin topladığı m&uuml;minlerin emiri Ali (a. s)&rsquo;ın s&ouml;zlerinden se&ccedil;erek &uuml;&ccedil; b&ouml;l&uuml;m halinde bir araya topladı. Birinci b&ouml;l&uuml;mde hutbe ve emirleri, ikinci b&ouml;l&uuml;mde kısa ve uzun mektupları, &uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml; bir b&ouml;l&uuml;mde ise hikmet ve &ouml;ğ&uuml;tleri yer almıştır.</p>
<p>
	Seyyid Razi olduk&ccedil;a g&uuml;zel bir tabirle Nehc&rsquo;&uuml;l-Belağa&rsquo;nın &ouml;ns&ouml;z&uuml;nde ş&ouml;yle demektedir: &ldquo;Dostlar benden Emir&rsquo;el-M&uuml;&rsquo;minin Ali (a. s)&rsquo;ın hutbelerini, mektuplarını, &ouml;ğ&uuml;tlerini, hayat tarzını belirten ifadelerini bir araya ge&shy;tirmemi istediler. Onlar bu esas &uuml;zere yazılacak bir kita&shy;bın fesahat ve belagat a&ccedil;ısından şaheser bir eser olacağını dini ve d&uuml;nyevi sayısız s&ouml;zleri barındıracağını biliyor&shy;lardı.</p>
<p>
	Bu s&ouml;zler başka hi&ccedil;bir yerde bulunmayacak, hi&ccedil;bir ki&shy;tapta g&ouml;r&uuml;lmeyecekti. M&uuml;minlerin emiri Ali (a. s) fesahat ve belagat a&ccedil;ısından kaynak durumdadır. Belagat ondan v&uuml;cuda gelmiş, ondan t&uuml;remiş ve kanunları ondan alın&shy;mıştır.</p>
<p>
	Her konuşmacı konuşmalarında ondan istifade etmiş, her g&uuml;&ccedil;l&uuml; hatip onun s&ouml;zlerinden g&uuml;&ccedil; almıştır. Buna rağ&shy;men hi&ccedil; kimse belagat ve fesahat a&ccedil;ısından ona ulaşa&shy;mamıştır. Hz. Ali (a. s)&rsquo;ın s&ouml;zleri ilahi ilmin bir &ouml;rneğidir ve ondan Peygamber-i Ekrem (s. a. v)&rsquo;in s&ouml;zlerinin ko&shy;kusu gelmektedir.</p>
<p>
	Seyyid Razi bu kitabını Nehc&rsquo;&uuml;l-Belağa olarak adlan&shy;dırmıştır ki ger&ccedil;ekten de adıyla m&uuml;semma bir kitaptır. Bundan daha iyi, daha &ccedil;ekici ve daha uygun bir isim hi&ccedil;kimsenin aklına gelmemiştir.</p>
<p>
	H. 573 yılında vefat eden b&uuml;y&uuml;k Fakih ve m&uuml;tekellim Kutbuddin Ravendi Şerh-i Nehc&rsquo;&uuml;l-Belaga&rsquo;nın sonlarında ş&ouml;yle diyor: &ldquo;Seyyid Murtaza&rsquo;nın kızı Nehc&rsquo;&uuml;l-Belağa&rsquo;yı amcası Seyyid Razi&rsquo;den rivayet etmiştir.&rdquo; Yani Seyyid Razi Nehc&rsquo;&uuml;l-Belağa&rsquo;yı kardeşinin kızı i&ccedil;in ders vermiş&shy;tir. Onun Arap&ccedil;ayı &ccedil;ok iyi bildiğini ve Nehc&rsquo;&uuml;l-Belağa&rsquo;daki derin anlamları kolayca anladığını g&ouml;r&uuml;nce ona başkalarına da ders verebilmesi i&ccedil;in izin vermiştir. Oysa bu ders ve izin o zamanlar ne erkekler ve ne de ka&shy;dınlar arasında g&ouml;r&uuml;lmemiş bir şeydi.</p>
<p>
	Bu da İslam toplumu i&ccedil;in &ccedil;ok değerli bir anlam ifade etmektedir. Bundan bin yıl &ouml;nce Avrupa&rsquo;da orta&ccedil;ağ ka&shy;ranlığında yaşarken İslam&rsquo;da ilmin ulaştığı y&uuml;ce zirveye bakın. Bir kadın Nehc&rsquo;&uuml;l-Belağa&rsquo;nın ilk ravisi olarak ta&shy;rihe ge&ccedil;mektedir. Bundan da ilginci Biyografi alimlerinin yazdığına g&ouml;re H. 548 yılında vefat eden kardeşinin oğlu Bağdadi de Şiraz&rsquo;da Seyyid Murtaza&rsquo;nın bu kızından ica&shy;zet alan biriydi. Bu icazet de ş&uuml;phesiz Nehc&rsquo;&uuml;l-Belağa&rsquo;yı rivayet etme hususundaydı.</p>
<h2>
	Nehc&rsquo;&uuml;l-Belağa&rsquo;nın Meşhur Şerhleri</h2>
<p>
	Şii ve S&uuml;nni bir &ccedil;ok alimler H. 6. Asırdan g&uuml;n&uuml;m&uuml;ze Arap&ccedil;a veya Fars&ccedil;a olarak Nehc&rsquo;&uuml;l-Belağa&rsquo;ya bir &ccedil;ok şerh yazmışlardır. Bunlar yaklaşık 350 şerh olup g&uuml;n&uuml;&shy;m&uuml;zde de hala devam etmektedir.</p>
<p>
	Zamanımızda en meşhur olanı ise Ehl-i S&uuml;nnet alimle&shy;rinden olan İbn-i Ebil Hadid&rsquo;in Şerh-u Nehc&rsquo;il-Belağa kitabıdır. İbn-i Ebil Hadid H. 655 veya 656 yılında Bağ&shy;dat&rsquo;ta vefat etmiştir. Bu değerli eserini son Abbasi hali&shy;fesi Mu&rsquo;tasım&rsquo;ın şii veziri olan İmad&rsquo;ud-Din İbn-i Alkame i&ccedil;in 20 cilt halinde şerh etmiştir. Bu şerhin Nehc&rsquo;&uuml;l-Belağa&rsquo;nın en iyi şerhi kabul etmişlerdir. İkinci olarak da İbn-i Ebil Hadid&rsquo;in &ccedil;ağdaşı olan b&uuml;y&uuml;k şii alimi İbn-i Meysem Behrani&rsquo;nin yazdığı şerhtir. Ayrıca da Mı&shy;sır el Ezher &uuml;niversitesinin reisi olan Muhammed Abduh&rsquo;un yazdığı şerhtir. Muhammed Abduh daha &ccedil;ok Nehc&rsquo;&uuml;l-Belağa&rsquo;nın zor kelimelerini a&ccedil;ıklamaya &ccedil;alışmış ve &ccedil;ok da g&uuml;zel bir &ouml;ns&ouml;z yazmıştır. Ayrıca Mirza Habibullah Hui de 14 cilt halinde Nehc&rsquo;&uuml;l-Belağa&rsquo;yı şerh etmiştir.</p>
<p>
	G&uuml;n&uuml;m&uuml;z alimlerinden Hacı Şeyh Muhammed Taki Şuşteri de Behc&rsquo;us-Sebağe adında 14 cilt halinde Arap&ccedil;a olarak Nehc&rsquo;&uuml;l-Belağa&rsquo;yı şerh etmiştir. Bu şerh araştırma, yenilik ve buluşlar a&ccedil;ısından Nehc&rsquo;&uuml;l-Belağa&rsquo;nın diğer şerhlerinden daha &uuml;st&uuml;nd&uuml;r.</p>
<p>
	Ge&ccedil;en &ccedil;eyrek asırda İran&rsquo;da Nehc&rsquo;&uuml;l-Belağa&rsquo;nın yay&shy;gın bir ş&ouml;hret elde etmesine neden olan şey Merhum Cevat Fazıl&rsquo;ın yazdığı, Sohenan-i Ali adlı serbest bir uslub ile yapılmış terc&uuml;medir. Nehc&rsquo;&uuml;l-Belağa&rsquo;nın bu ter&shy;c&uuml;mesi defalarca basılmıştır. Ayrıca Merhum Seyyid Ali Naki Feyz&rsquo;ul-İslam&rsquo;da Nehc&rsquo;&uuml;l-Belağa&rsquo;yı terc&uuml;me ve &ouml;zel bir şekilde şerh etmiştir. Feyz&rsquo;ul-İslam&rsquo;ın bu ter&shy;c&uuml;me ve şerhi diğer Fars&ccedil;a terc&uuml;me ve şerhlerden daha meşhurdur. Bu g&uuml;ne kadar Milyonlarca cilt basılmış ve satılmıştır. Bu kitaptaki Merhum Hacı Tahir Hoşnivis-i Tebrizi&rsquo;nin hattı da kitaba ayrı bir g&uuml;zellik katmıştır.</p>
<p>
	Mısır&rsquo;ın &Ccedil;ağdaş alimlerinden, el-Ezher &uuml;niversitesi mezunu, L&uuml;bnan&rsquo;da oturan ve orada &Uuml;niversite &uuml;stadlığı yapan doktor Suphi Salih&rsquo;in Nehc&rsquo;&uuml;l-Belağası da bu sa&shy;hada yapılmış son işlerden biridir. Nehc&rsquo;&uuml;l-Belağa&rsquo;yı bu vesileyle evrenselleştirmiş ve &ouml;zellikle Arap&ccedil;a bilenler arasında yaygın hale getirmiştir. S&uuml;phi Salih&rsquo;in Nehc&rsquo;&uuml;l-Belağa&rsquo;sı &ouml;zel bir &ouml;neme sa&shy;hiptir. Yıllarca s&uuml;ren bu &ccedil;alışması neticesinde Nehc&rsquo;&uuml;l-Belağa i&ccedil;in &ccedil;ok kapsamlı bir fihrist hazırlamıştır. Hi&ccedil; kimse onun kadar g&uuml;zel ve derin bir &ccedil;alışma ortaya ko&shy;yamamıştır.</p>
<h2>
	Nehc&rsquo;&uuml;l-Belağa&rsquo;nın ve Şerhlerinin Vakfedilmesi</h2>
<p>
	Bir &ccedil;ok tarihi kaynaklarda ve dini kitapların fihristinde de g&ouml;r&uuml;ld&uuml;ğ&uuml; gibi s&uuml;rekli bir takım hayır sahipleri Nehc&rsquo;&uuml;l-Belağa ve şerhlerinin nefis hat n&uuml;shalarını bir medreseye veya oradaki talebelere vakfetmiştir. Kur&rsquo;an&rsquo;dan sonra bu t&uuml;r vakfedilen kitapların başında Nehc&rsquo;&uuml;l-Belağa gelmektedir. Bu ger&ccedil;ekten de &ouml;v&uuml;lecek ve takdir edilecek bir şeydir.</p>
<p>
	Zira o zamanda hatta bu g&uuml;n bile bir &ccedil;ok Medrese mescid ve k&uuml;t&uuml;phaneleri kitap alımı hususunda yeterli bir b&uuml;t&ccedil;eye sahip değildir. Hayır sahiplerinin katkı ve yar&shy;dımlarını beklemektedir. Dolayısıyla ilim Ehlinin Kur&rsquo;an, Nehc&rsquo;&uuml;l-Belağa, Sahife-i Seccadiye ve şerhlerine olan ih&shy;tiyacını bilen hayır sahipleri genele faydalı olsun diye onu gerekli yerlere vakf ediyorlardı. B&ouml;ylece hem kitap&shy;ları korunuyor ve hem de vakf edenler sevaba ulaşıyor&shy;lardı.</p>
<p>
	&Ouml;zel bir ge&ccedil;mişe sahip olan Nehc&rsquo;&uuml;l-Belağa&rsquo;nın bir &ccedil;ok n&uuml;shaları bu vakf edilen n&uuml;shalardır. Bu da hayır sa&shy;hiplerinin ne kadar dini eserleri koruma d&uuml;ş&uuml;ncesinde ol&shy;duklarını, İslam&rsquo;ın k&uuml;lt&uuml;r ve ilmin yayılması i&ccedil;in &ccedil;alıştık&shy;larını g&ouml;stermektedir. Bu &ouml;v&uuml;lmesi gereken d&uuml;ş&uuml;nce tar&shy;zının toplumumuzda da yaygın hale gelmesini &uuml;mid edi&shy;yoruz.</p>
<p>
	&nbsp;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.caferilik.com/seyyid-razinin-sahsiyetine-kisa-bir-bakis/">Seyyid Razi’nin Şahsiyetine Kısa Bir Bakış</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.caferilik.com">Caferilik.com | Türkiye Caferileri Sitesi</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sude, Kahraman Bir Kadın</title>
		<link>https://www.caferilik.com/sude-kahraman-bir-kadin/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 08 May 2020 10:18:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Büyük Şahsiyetler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://islamex.com/?p=2927</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sadık Dağ/Ehli Beyt &#214;ğretisi 4 Tarihte benzeri az bulunan taş y&#252;rekli acımasız bir adam olan Muaviye&#8217;nin ordu komutan Busr İbn-i Ebi Artat İmam Ali (a.s)&#39;a olan katı d&#252;şmanlığıyla &#252;n yapmıştı. Hz.(a.s.) Ali ve Muviye&#39;nin orduları arasında ger&#231;ekleşen Sıffın savaşı sona ermişti. Bu savaşta Muviye ordusunun kesin bir yenilgiyle karşılaşması &#252;zerine Muaviye, askerlerinin Kur&#39;an&#8217;ı mızraklara vurarak [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.caferilik.com/sude-kahraman-bir-kadin/">Sude, Kahraman Bir Kadın</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.caferilik.com">Caferilik.com | Türkiye Caferileri Sitesi</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h5>
	Sadık Dağ/Ehli Beyt &Ouml;ğretisi 4</h5>
<p>
	Tarihte benzeri az bulunan taş y&uuml;rekli acımasız bir adam olan Muaviye&rsquo;nin ordu komutan Busr İbn-i Ebi Artat İmam Ali (a.s)&#39;a olan katı d&uuml;şmanlığıyla &uuml;n yapmıştı.</p>
<p>
	Hz.(a.s.) Ali ve Muviye&#39;nin orduları arasında ger&ccedil;ekleşen Sıffın savaşı sona ermişti. Bu savaşta Muviye ordusunun kesin bir yenilgiyle karşılaşması &uuml;zerine Muaviye, askerlerinin Kur&#39;an&rsquo;ı mızraklara vurarak barış istemelerini emretmiş ve sonra da Hz Ali (a.s)&rsquo;ın ordusundaki bazı n&uuml;fuzlu kişilerin cahilliğinden yararlanarak bir dizi komplo ve hilelerle bu savaşın sonu&ccedil;suz kalmasını sağlamıştır. Bunun &uuml;zerine her iki ordu kendi yerlerine geri &ccedil;ekilmişlerdi.</p>
<p>
	İşte bu savaştan sonra Muviye, Busr&rsquo;a 30 bin kişilik bir ordunun komutanlığını vererek onu Hz. Ali&#39;nin hakimiyeti altında bulunan Hicaz ve Yemen saldırmakla g&ouml;revlendirdi. Muaviye Busr&rsquo;dan bu b&ouml;lgelerde karşılaştığı Hz. Ali dostlarını &ouml;ld&uuml;rmesini, onların malarını yağmalamasını ve bu hususta onların k&uuml;&ccedil;&uuml;ğ&uuml;ne de b&uuml;y&uuml;ğ&uuml;ne de acımamasını istemiştir.</p>
<p>
	Busr ilk &ouml;nce, Medine&rsquo;ye sonra Mekke&#39;ye ve daha sonra Yemen&#39;e saldırdı. Gittiği her yerde Hz. Ali&#39;nin tanınmış Şialarını acımasızca &ouml;ld&uuml;r&uuml;yor ve elinden gelen her t&uuml;rl&uuml; zul&uuml;m ve eziyeti yapmaktan geri kalmıyordu. Busr, sadece beş g&uuml;n i&ccedil;inde, yolu &uuml;zerinde bulunanyerleri yakarak Muaviye&#39;nin zulme dayalı hakimiyetine boyun eğmedikleri ve Hz. Ali&rsquo; (a.s.)&rsquo;ın dostu oldukları i&ccedil;in 30 bin kişiyi katletmiştir..</p>
<p>
	Hz. Ali&rsquo;(a.s.)&rsquo;ın şahadetinden sonra, İslam d&uuml;nyasının rakipsiz h&uuml;k&uuml;mranı durumuna gelen Muaviye artık kimseden &ccedil;ekinmeden istediği cinayeti rahat&ccedil;a işliyordu. Muaviye&#39;nın bu d&ouml;nemindeki hunharca kararlarından biri, vahşet sembol&uuml; olan Busr bin Ertat&rsquo;ı Kufe&#39;nin etrafında yerleşip yaşayan aslen Yemenli Hemden kabilesine vali olarak tayin etmesi oldu.</p>
<p>
	Bu kabile, Hz. Ali&#39;(a.s.)&rsquo;ın dost ve Şiası olarak tanınıyorlardı. Zaten bunlar Hz. Ali&rsquo;nin şahsında İslam&#39;ı tanıdıkları i&ccedil;in&nbsp; manevi hayatlarını ona bor&ccedil;luydular. Peygamber (s.a.a) tarafından Yemen&#39;e tebliğ i&ccedil;in g&ouml;nderildiği d&ouml;nemde Hz. Ali&rsquo;(a.s.)&rsquo;ın İslamı onlara sunması sonucu bir g&uuml;nde hepsi M&uuml;sl&uuml;man olmuşlardı. O g&uuml;nden bu yana bu kabilenin kadınlı erkekli t&uuml;m fertleri, diğer Yemen halkı gibi Hz. Ali&#39;nin samimi Şialarından ve fedailerinden sayılıyorlardı.</p>
<p>
	Bu kabilenin İslam&#39;ı kabul edişlerinden Muaviye&#39;nin d&ouml;nemine kadar ge&ccedil;en kısa s&uuml;re zarfında İslam&#39;a &ccedil;ok parlak hizmetleri olmuştur. Uveys Karanı, Malik Eşter, Kumeyl b. Ziyad ve Haris Hemdani, gibi şahsiyetler de bu kabileye mensuptular. Busr b. Ertat bu kabilenin i&ccedil;erisine valisıfatıyla geldiğinde, Hz. Ali ve onun Şialarına karşı taşıdığı kin ve nefret duygusu y&uuml;z&uuml;nden ve bu kabilenin Hz. Ali (a.s.)&rsquo;a beslediği muhabbeti bildiği i&ccedil;in gayrı insanı ve acımasız &ccedil;ehresini gizlemeye &ccedil;alışmadan onlara karşı her t&uuml;rl&uuml; cinayeti işlemekten geri kalmadı. Busr bir yandan ağır vergiler altında onları ezmeğe &ccedil;alıştığı gibi en ufak bir itiraz da bulunanı da vahşice &ouml;ld&uuml;rterek t&uuml;m mal varlığına el koyuyordu.</p>
<p>
	Hemdan kabilesi başlangı&ccedil;ta bu cinayet&ccedil;i adamın&nbsp; Muaviye tarafından t&uuml;m yetkilerle vali sıfatıyla g&ouml;nderildiğine itiraz ettilerse de &ccedil;ok ge&ccedil;meden başka bir se&ccedil;enek ve &ccedil;arelerinin olmadığının farkına vararak artık şikayetten vazge&ccedil;ip sabır ve tahamm&uuml;l yolunu se&ccedil;tiler. Umre kızı Sude Hemdan kabilesine mensup g&ouml;nl&uuml; Hz. Ali&#39;(a.s.)&rsquo;ın muhabbetiyle dolu cesaretli ve konuşkan bir kadındı. O Hemdan kabilesinde Busr&#39;un cinayetlerine karşı direnecek bir yiğidin kalmadığını g&ouml;r&uuml;nce bizzat kendisinin elinden geleni yapmasının zamanı geldiğini d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;. Ve sonunda b&uuml;t&uuml;n bu zul&uuml;mlerin asıl merkezi olan Muaviye&rsquo;ye itirazda bulunmaya&nbsp; kararverdi..</p>
<p>
	Şam&rsquo;a giderek Muaviye ile g&ouml;r&uuml;şme isteğini bildirdi.</p>
<p>
	Muaviye Sude&rsquo;nin ismini duyar duymaz onu tanıdı ve girişi i&ccedil;in izin verdi; Muaviye &ouml;teden beri bu kahraman kadına karşı kın ve nefret duygusunu kalbinde taşıyor ve ondan &ouml;&ccedil; almak i&ccedil;in bir fırsat arıyordu. Sude Sıffin savaşına katılmış ve Hz. Ali&rsquo;(a.s.)&rsquo;ın askerleri olan oğullarını savaşa teşvik i&ccedil;in etkileyici şiirler okumuştu. Muaviye bu şiirleri hatırlayarak kendi kendine o şiirin bazı mısralarını mırıldanmaya başladı.</p>
<p>
	Sude saraya girip Muaviye&rsquo;nin karşısına dikilince de ona konuşma fırsatı vermeden &ldquo;Ey Sude&rdquo; dedi, &ldquo;şu şiirleri okuyan sen misin?&rdquo;</p>
<p>
	&ldquo;Ey Amare&rsquo;nin oğlu savaş meydanında d&uuml;şmanla karşılaştığında</p>
<p>
	Şecaatli baban gibi d&uuml;şman ordularına bir anda saldır.</p>
<p>
	Ali ve H&uuml;seyin cephesine destek ol!</p>
<p>
	Ciğer yiyen Hind&rsquo;in oğlu Muaviye&rsquo;nin burnunu yere s&uuml;r! &Ouml;nderimiz Muhammed Peygamber&rsquo;in kardeşi Alidir.</p>
<p>
	O halkın hidayet bayrağını taşıyandır; iman kalesidir.</p>
<p>
	Ey oğul! Orduyu arkada bırak &ouml;n safta yer al yalın ve keskin kılı&ccedil;la d&uuml;şmana saldır; savaş!</p>
<p>
	Sude hi&ccedil; &ccedil;ekinmeden &ldquo;Evet, bu şiirleri ben s&ouml;yledim,&rdquo; dedi; sonra ş&ouml;yle devam etti &ldquo;Ben haktan vazge&ccedil;en ve s&ouml;ylediğim hak s&ouml;z i&ccedil;in &ouml;z&uuml;r dileyecek değilim.&rdquo;</p>
<p>
	Muaviye: &ldquo;Sıffin savaşında bu coşkulu şiirleri s&ouml;yleyerek Ali&rsquo;nin ordusunu bize karış kışkırtmaktan maksadın ne idi?&rdquo;</p>
<p>
	Sude: Hz. Ali&rsquo;ye karşı kalbimde taşıdığım muhabbet ve hakka bağlılıktan dolayı bunları s&ouml;yledim.</p>
<p>
	Muaviye belki de b&ouml;yle bir&nbsp; cevabı beklemediği i&ccedil;in, ne dediğini şaşırarak &ldquo;Ben Allah&rsquo;a yemin ederim ki Aliye bağlılık ve muhabbetten bir iz sende yoktur&rdquo; diye karşılık verdi.</p>
<p>
	Sude bu tartışmanın boşuna uzayacağını g&ouml;r&uuml;nce:</p>
<p>
	&ldquo;Ey Muaviye! Sıffın savaşı bitmiştir. Artık Allah hakkına, ge&ccedil;mişi konuşmaktan hatırlamaktan vazge&ccedil;&rdquo; dedi.</p>
<p>
	Muaviye: Hayır! Ben ge&ccedil;mişi unutacak birisi değilim. Senin yaptıklarını ve Ali ile ilgili olayları unutamam.</p>
<p>
	Sude: Ben senin ge&ccedil;mişi unutacağını s&ouml;ylemiyorum. Benim başka bir hedef i&ccedil;in buraya kadar geldiğimi s&ouml;ylemek istiyorum.</p>
<p>
	Muaviye: S&ouml;yle ni&ccedil;in geldin?</p>
<p>
	Sude &ldquo;Ey Muaviye, şimdi halkın y&ouml;netimi senin elindedir. Yarın kıyamette&nbsp; halkın haklarının &ccedil;iğnediğin i&ccedil;in Allah&rsquo;ın seni sorguya &ccedil;ekeceğini hi&ccedil; d&uuml;ş&uuml;nm&uuml;yor musun? Ey Muaviye, bize g&ouml;nderdiğin valilerin yalanlarıyla seni aldatıyor ve senden aldıkları g&uuml;&ccedil;le s&uuml;rekli bize zul&uuml;m ediyorlar. Buğday başakları gibi bizleri bi&ccedil;iyor ve bize hayat hakkı tanımıyorlar. En son vali olarak g&ouml;nderdiğin bu kişi, Ebi Ertat oğlu Busr, bizim i&ccedil;imize geldiğinden beri, bir yandan yiğitlerimizi katlederken mallarımızı da zorla yağmalamaktadır. Eğer seni g&ouml;zetmek istemeseydik topluca başkaldırarak onun haddini kendisine bildirirdik. Ben buraya gelerek onun hakkındaki şikayetimizi sana iletmeyi d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;m. Eğer onu işinden alırsan sana teşekk&uuml;r eder; ama bunu yapmazsan seni iyice tanımış oluruz&rdquo;dedi.</p>
<p>
	Muaviye dayanamayarak &ldquo;Ey Sude! dedi, beni tehdit etmeye bile kalkıştın ve kendi kabilenin topluca başkaldırmasıyla beni korkutmak mı istiyorsun? Şimdi bunca k&uuml;stahlığına karşılık seni eli ayağı bağlı olarak bir deveye bindirip Busr b. Ertat&rsquo;in yanına g&ouml;t&uuml;rmelerini emir edeceğim. O nasıl isterse sana &ouml;yle muamele eder.&rdquo;</p>
<p>
	Sude, bu s&ouml;zleri duyunca başını yere&nbsp; dikerek biraz &ouml;ylece kaldı. Sonra ağlar vaziyette başını kaldırıp kendi kendine şu şiirleri okumaya başladı:</p>
<p>
	&ldquo;Hakkın selamı o engin ruha olsun ki toprakların altında bırakıldığında ger&ccedil;ekte adalette onunla g&ouml;m&uuml;ld&uuml;.</p>
<p>
	O hak ve adalet &ccedil;izgisinden asla ayrılamayacağına dair Hakka yemin etmişti; o s&uuml;rekli adaletle beraberdi.&rdquo;</p>
<p>
	Muaviye: Kimden bahsediyorsun? dedi.</p>
<p>
	Sude: Hz. Ali b. Ebi Talib&rsquo;ten diye cevap verdi.</p>
<p>
	Muaviye: Neden Ali&rsquo;yi hatırladın?&nbsp;&nbsp;</p>
<p>
	Sude: Hz. Ali ile ilgili bir olayı hatırladım. Bir yıl Hz. Ali, zekatları toplamak i&ccedil;in kabilemize bir memur g&ouml;nderdi. Bu adamın bize karşı tutumu sert ve insafsızca idi. Ben dayanamayarak Hz. Ali&rsquo;nin yanına şikayet i&ccedil;in gittim. Ulaştığımda Hz. Ali namaza başlamak &uuml;zere idi. Ama beni g&ouml;r&uuml;nce ve halktan birinin şikayet i&ccedil;in huzuruna gelmek istediğini anlayınca namaza başlamadı ve beni kabul etti. Sonra tam bir şefkatle bir ihtiyacın mı var diye sordu?</p>
<p>
	Evet dedim.</p>
<p>
	&ldquo;Bizim kabileye g&ouml;nderdiğin memur bize haksızlık ediyor; ben onu şikayet etmek i&ccedil;in buraya geldim.&rdquo;</p>
<p>
	Hz. Ali benim s&ouml;zlerimi duyunca ağlamaya başladı ve sonra ellerini g&ouml;ğe kaldırarak ş&ouml;yle dedi: &ldquo;Ey Allah, ben bu hatakar g&ouml;revlilere, halka haksızlık yapmaları, hak ve adalet &ccedil;izgisinden &ccedil;ıkmaları hususunda asla izin vermedim. Sonra bir deri par&ccedil;ası cebinden &ccedil;ıkarıp &uuml;zerine şu ayetleri yazdı:</p>
<p>
	&ldquo;Rahman ve Rahim Allah&rsquo;ın adıyla&rdquo;</p>
<p style="margin-left:70.8pt;">
	<strong>&ldquo;&#8230;Size Rabbinizden a&ccedil;ık bir delil gelmiştir; artık &ouml;l&ccedil;&uuml;y&uuml; tartıyı tam yapın. İnsanların eşyalarını eksik vermeyin D&uuml;zeltilmesinden sonra yery&uuml;z&uuml;nde bozgunculuk yapmayın. Eğer inananlar iseniz bunlar sizin i&ccedil;in daha hayırlıdır.&rdquo;</strong> (A&rsquo;raf: 85)&nbsp;</p>
<p style="margin-left:70.8pt;">
	<strong>&ldquo;Eğer m&uuml;min iseniz Allah&rsquo;ın bıraktığı sizin i&ccedil;in daha hayırlıdır. Ben &uuml;zerinize bir bek&ccedil;i değilim.&rdquo;</strong> (Hud: 86)</p>
<p style="margin-left:70.8pt;">
	Mektubun sonuna da ş&ouml;yle yazdı: <em>&ldquo;Bu mektup sana ulaştığında yerine bir başkasını tayin edinceye ve gelip elindeki malları senden devir alıncaya kadar elinde bulunan Beytu&rsquo;l-malı koru.&rdquo; </em></p>
<p>
	Hz. Ali ger&ccedil;ekte bu mektupla o adamı g&ouml;revden aldı.</p>
<p>
	Muaviye bu olayı duyunca kendi katibine &ldquo;Bu kadına bir emir yazarak Busr b. Ertat&rsquo;ın onun hakkında insaf ve adaletle davranmasını iste&rdquo; dedi</p>
<p>
	Sude: Bu emri sadece benim i&ccedil;in mi yazıyorsun, yoksa benim kabilem de bunda ortaklar mı?</p>
<p>
	Muaviye: &ldquo;Bu sadece senin i&ccedil;indir,&rdquo; dedi.</p>
<p>
	Sude: &ldquo;B&ouml;yle bir emri kabul etmek benim i&ccedil;in utan&ccedil; vesilesi ve ayıptır. Eğer her kesin hakkında ge&ccedil;erli olacak adilane bir emir &ccedil;ıkarsan ben bunu kabul ederim; aksi taktirde bırak ben de kabilemin kaderinde onlarla ortak olayım.&rdquo; dedi</p>
<p>
	Muaviye: Bu durum karşısında katibine &ldquo;Yaz ki, buna ve kabilesine dokunmasınlar ve bunlardan alınan mallar geri verilsin&rdquo; dedi.</p>
<p>
	Sonra şaşkınlıka Sude&rsquo;ye bakarak s&ouml;zlerine şunları da ekledi:</p>
<p>
	&ldquo;Ali&rsquo;nin s&ouml;zleri sizleri ne kadar g&uuml;&ccedil;lendirmiş, cesaretlendirmiş ki benim huzurumda &ccedil;ekinmeden b&ouml;ylesine konuşuyorsunuz,&rdquo;&nbsp; dedi.<a href="#_ftn1" name="_ftnref1" title="">[1]</a>&nbsp;&nbsp;</p>
<div>
	&nbsp;</p>
<hr align="left" size="1" width="33%" />
<div id="ftn1">
<p>
			<a href="#_ftnref1" name="_ftn1" title="">[1]</a>&#8211; <em>Ikdu&rsquo;l-Ferid</em> c. 1 s. 19; <em>A&rsquo;lamu&rsquo;n-Niisa</em> s. 18.</p>
</p></div>
</div>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.caferilik.com/sude-kahraman-bir-kadin/">Sude, Kahraman Bir Kadın</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.caferilik.com">Caferilik.com | Türkiye Caferileri Sitesi</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
