Önemli ve değerli görüşü hakir bir insan da sana söylemiş olsa küçümseme. Gurer’ul-Hikem, 10278 İmam Ali (a.s)

Hz. Peygamber’in Ebuzer’e Nasihatleri

Hz. Peygamber’in Ebuzer’e Nasihatleri

Soru

Duyduğuma göre bir hadiste Hz. Peygamber efendimiz, kıymetli sahabesi Ebuzer’e çok önemli nasihatlerde bulunmuştur. Bu hadisi tam metniyle benim için yazar mısınız?

Cevap

Ebu’l Esved Dueli şöyle diyor: Ebuzer Cundeb İbni Cunede’nin (r.a) sürüldüğü yer olan Rebeze’ye vardım. O bana şöyle bir rivayet nakletti: Günlerden bir gün sabahleyin mescitte Allah Resulü’nün (s.a.a) yanına vardım. Mescitte Allah Resulü (s.a.a) ve onun yanında oturan Ali (a.s) dışında kimseyi görmedim. Vakti ganimet saydım ve Allah Resulü’ne şöyle arz ettim: Ey Allah Resulü! Babam ve anam sana feda olsun. Bana bir tavsiyede bulun ki Allah onun vesilesi ile bana fayda versin.

Allah Resulü (s.a.a) şöyle buyurdu: “Evet, sen ne kadar yüce bir insansın ey Ebuzer! Şüphesiz sen biz Ehli Beyt’ten sayılırsın. Sana bir vasiyette bulunuyorum. Öyleyse onu hıfzet (ve amel et). Zira bu vasiyet, hayrın yollarını ve yordamlarını kapsamaktadır. Neticede eğer sen bu vasiyeti hıfzeder ve amel edersen, dünya ve ahiretin hayrı senin için olur.

Ey Ebuzer! Allah’a O’nu görüyormuşsun gibi ibadet et. Eğer sen O’nu görmesen de O seni görüyor. Bil ki Allah’a ibadetin başlangıcı (ilk merhalesi) O’nu Tanımaktır. O, evveldir ve O’ndan önce hiçbir şey yoktur. O, tektir ve O’nun ikincisi ve eşi yoktur. O, bakidir son olmadan (ebedidir). Gökleri, yeri ve o ikisinde ve o ikisinin arasında olan her şeyi O yarattı. O, çok lütfeden ve haberdar olandır. Ve O her şeye kadirdir…

Daha sonra bana iman etmek ve yüce Allah’ın beni müjdeleyici, uyarıcı, O’nun izniyle Allah’a davet eden ve aydınlatıcı bir meşale olarak tüm insanlara gönderdiğine itiraf etmek.

Daha sonra Allah’ın onlardan her türlü kiri giderdiği ve onları tertemiz kıldığı benim Ehli Beyt’ime muhabbeti tavsiye ediyorum.

Bil ki ey Ebuzer! Şüphesiz aziz ve celil olan Allah, Ehli Beytimi benim ümmetimin içinde “Nuh’un Gemisi” gibi karar vermiştir. Her kim ona binerse kurtulur ve her kim de ondan yüz çevirirse boğulur. Ve yine Ehli Beytim, İsrail oğullarının içindeki “Hitte Kapısı” gibidir. Her kim o kapıdan girerse âmândadır.

Ey Ebuzer! Sana ettiğim tavsiyeyi koru, dünya ve ahirette mutlu olursun.

Ey Ebuzer! İki tane nimet vardır ki insanların çoğu onlar hakkında ziyandadırlar: Sağlık ve feragat.

Ey Ebuzer! Beş şeyden önce beş şeyin ganimetini bil. İhtiyarlığından önce gençliğini, hastalığından önce sağlığını, fakirliğinden önce zenginliğini, meşgul olmadan önce feragatini ve ölümünden önce hayatını ganimet bil.

Ey Ebuzer! Sakın uzun arzularınla işlerini geciktirme. Çünkü bugün senindir ve yarın senin değildir. Eğer yarının olursa, bugünde olduğun gibi ol. Eğer yarının olmazsa, bugünün ihmalkârlığı için pişman olmazsın.

Ey Ebuzer! Nice güne başlayan vardır ki günü tamamlamazlar ve nice yarını bekleyenler vardır ki yarına varmalar.

Ey Ebuzer! Eğer ecele ve sana doğru nasıl gelişine baksan, arzuya ve onun aldatışına düşman kesilirdin.

Ey Ebuzer! Dünyada garipmişsin gibi ya da yoldan geçen birisi gibi ol ve kendini kabirlerin ashabından say.

Ey Ebuzer! Sabahladığında, kendine akşama varacağın ümidini verme ve akşamladığında ise kendine sabaha varacağın ümidini verme. Hastalanmadan önce sağlığından ve ölmeden önce hayatından faydalan. Çünkü yarın isminin ne olacağını bilmiyorsun.

Ey Ebuzer! Günah halinde ölümün sana gelip çatmasından kork. Öyle bir halde ne geçmişi telafi etmek için fırsat vardır, ne tövbe için ve dünyaya yeniden dönmek için imkan vardır, ne senden sonrakiler (varislerin) bıraktıklarından dolayı seni överler ve ne de öndeki (yüce Allah) meşgul olduklarından (günahlarından) dolayı seni mazur görür.

Ey Ebuzer! Ondan kaçanın uyuduğu cehennemin ateşi gibi ve onu isteyenin uyuduğu cennet gibi bir şey görmedim.

Ey Ebuzer! Ömrün hakkında, dirheminden ve dinarından daha fazla cimri ol.

Ey Ebuzer! Sizden her biriniz, tuğyan ettiren zenginlik ya da (Allah’ı) unutturan fakirlik ya da bedeni bozan hastalık veyahut ta işten düşüren ihtiyarlık veya aniden ulaşan ölüm ya da fitneci deccal ya da korkunç ve acı olan kıyamet dışında bir şeyi mi bekliyor?

Ey Ebuzer! Kıyamet günü Allah’ın yanında yeri en kötü olan ilminden faydalanmayan âlimdir. Her kimi ilmi, insanların yüzüne vurmak için talep ederse, cennetin kokusunu alamaz.

Ey Ebuzer! Her kim ilmi, insanları atlatmak için talep ederse, cennetin kokusunu alamaz.

Ey Ebuzer! Bilmediğin bir şey hakkında soru sorulduğunda, “Bilmiyorum” de, (olumsuz) etkilerinden kurtul. Bilmediğin bir şey hakkında insanlara fetva verme, kıyamet gününde Allah’ın azabından kurtul.

Ey Ebuzer! Kıyamet günü cennet ehlinden bir grup, cehennem ehlinden bir gruba bakar ve şöyle derler: Sizi cehenneme götüren şey ne idi? Hâlbuki bizler, sizin terbiyeniz ve öğretmeniz neticesinde cennete gittik. Onlar şöyle derler: Biz hayra emrederdik ama ona amel etmezdik.

Ey Ebuzer! Şüphesiz övgüsü celil olan Allah’ın hakları, kulların onları yerine getirebileceklerinden daha büyüktür. Allah’ın nimetleri de kulların onları sayabileceklerinden daha çoktur. Lakin sizler sabah akşam tövbe ederek O’na dönün.

Ey Ebuzer! Sizler gece gündüz geçtikçe azalan ömürler ve korunan amellere sahipsiniz. Ve ölüm, aniden gelir. Herkim hayır ekerse, ümit edilir ki hayır biçsin ve her kim de şer ekerse ümit edilir ki pişmanlık biçsin. Her çiftçi, ektiğini biçer.

Ey Ebuzer! Yavaş hareket edenin nasibini başkası alamaz ve hırslı olan da ona takdir edilenden daha fazlasına ulaşamaz. Her kime bir hayır verilmişse şüphesiz onu Allah vermiştir ve her kim de bir şerden korumuşsa şüphesiz Allah onu korumuştur.

Ey Ebuzer! Takvalılar efendiler, fakihler önderlerdir ve onlarla oturmak ilmin ve faziletin artmasına sebep olur. Mümin günahını başının üstünde duran ve üzerine düşmesinden korktuğu bir kaya gibi görür. Kâfir ise günahını burnunun önünden uçup geçen bir sinek gibi görür.

Ey Ebuzer! Şüphesiz mübarek ve yüce olan Allah bir kula hayrı dilediğinde, onun günahlarını gözlerinin önünde canlanmış bir şekilde ve günahı da ona ağır bir vebal olarak karar kılar. Bir kula da şerri dilerse ona günahlarını unutturur.

Ey Ebuzer! Günahın küçüklüğüne bakma. Lakin kime karşı isyan edildiğine bak.

Ey Ebuzer! Müminin nefsinin günahtan duyduğu rahatsızlık bir serçenin tuzağa düştüğünde duyduğu rahatsızlıktan daha şiddetlidir.

Ey Ebuzer! Her kimin sözü fiiliyle uyum içinde olursa, (saadetten) payına ulaşmıştır. Ve her kimin sözü fiiliyle muhalif olursa (mükâfatların alınacağı zaman) kendisini kınayacaktır.

Ey Ebuzer! Şüphesiz insan, işlemiş olduğu günahtan dolayı (takdir edilmiş rızkından) mahrum kalır.

Ey Ebuzer! Senin için onda bir fayda olamayan her şeyi terk et; sana faydası olmayan şey hakkında konuşma ve dilini paranı koruduğun gibi koru.

Ey Ebuzer! Şüphesiz senası celil olan Allah, bir grubu cennete götürür ve onlara o kadar nimet verir ki onlar artık yorulurlar. Onlar kendi üzerilerinden yüksek derece olan bir gruba bakarlar, onları tanırlar ve şöyle derler:

Ey Rabbimiz! Onlar bizim kardeşlerimiz ve biz dünyada onlara birlikte idik. Neden dolayı onları bize üstün kıldın? Onlara şöyle denir:

Heyhat, heyhat! Sizler tok olduğunuzda, onlar açtı; Sizler susuzluğunuzu gidermiş olduğunuz halde, onlar susuz idi; sizler uyuduğunuz halde, onlar ibadet için kalkıyorlardı ve sizler evlerinizde otururken, onlar Allah için dışarı koşuyorlardı.

Ey Ebuzer! Senası celil olan Allah, gözümün aydınlığını namazda karar vermiştir. Namazı bana, aça yemeği ve susuza suyu sevdiği gibi sevdirmiştir. Aç, yemek yediğinde doyar ve susuz su içtiğinde susuzluğu gider. Ama ben namazdan asla doymuyorum.

Ey Ebuzer! Her ki gece gündüz vacip namazların dışında on iki rekât sünnet namaz kılarsa, Allah’ın boynunda onun için cennette bir evin olması vacip haktır.

Ey Ebuzer! Namazda olduğun müddetçe, cebbar olan padişahın kapısını çalıyorsun. Her kim padişahın kapısını çok çalarsa, ona açılır.

Ey Ebuzer! Bir mümin namaza durduğunda, Arş’la onun arasını kapsayan iyilik onun üzerine yağar ve Allah ona şöyle nida eden bir meleği görevlendirir: “Ey Âdemoğlu! Eğer namazda senin için ne olduğunu ve kiminle münacat ettiğini bilseydin, asla ondan vazgeçmezdin.”

Ey Ebuzer! Kıyamet günün de bayrakdar olanların hoş haine! Onlar bayrağı alırlar ve insanlardan önce cennete giderler. Bil ki onlar seher vakitlerinde ve diğer vakitlerde herkesten önce mescitlere gidenlerdir.

Ey Ebuzer! Namaz, dinin direğidir ve (Allah’ı anan) dil daha büyüktür. Sadaka, günahları yok eder ve (insanlara faydalı olan) dil daha büyüktür. Oruç, ateşe karşı bir siperdir ve (günahlardan korunan) dil daha büyüktür. Cihad, şeref ve izzettir ve dil (ile yapılan cihad) daha büyüktür.

Ey Ebuzer! Cennete derecelerin arası, yerle gök arası gibidir. Kul yukarı bakar ve neredeyse gözlerini kör edece bir nur parlar ve şöyle der: “Bu nedir?” Ona şöyle söylenir: “O, senin falan kardeşinin nurudur.” O, şöyle der: “Falan kardeşim? Biz onunla dünyada birlikte amel ederdik. Ne oldu da benden üstün kılındı?” Ona şöyle denir: “O, amel olarak senden daha üstündü.” Daha sonra onun kalbine rıza karar koyulur ve o da (kendi makamına) razı olur.”

Ey Ebuzer! Dünya, müminin zindanı ve kâfirin cennetidir. Mümin onda geceyi ancak hüzün içinde sabahlar. Nasıl hüzünlenmesin ki? Şüphesiz senası celil olan Allah onu cehenneme sokacağına dair vaade bulunmuştur ama onu cehennemden çıkaracağına dair vaade bunmamıştır. Mümin, hastalıklar, musibetler ve acı olaylarla karşı karşıya gelir. Zulüm görür ama kimse ona yardım etmez. Bundan dolayı da Allah’tan sevap diler. Mümin, dünyadan ayrılıncaya kadar hüzünlüdür. Dünyadan ayrıldığında ise, rahtlığa ve keramete çıkar.

Ey Ebuzer! Allah, uzun hüzün gibi bir şeyle hiçbir zaman ibadet olunmadı.

Ey Ebuzer! Her kime onu ağlatmayacak bir ilim verilmişse, şüphesiz ona faydası olmayan bir ilim verilmiştir. Zira aziz ve celil olan Allah Kuran’da âlimleri şöyle vasıflandırmıştır: “şu bir gerçek ki, bundan önce kendilerine ilim verilen kimselere o (Kuran) okununca, derhal yüz üstü secdeye kapanırlar. Ve derlerdi ki: Rabbimizi tesbih ederiz. Rabbimizin vadi mutlaka yerine getirilir. Ağlayarak yüz üstü yere kapanırlar. (Kuran okumak) onların huşusunu artırır.”[1]

Ey Ebuzer! Her kim ağlayabilirse, ağlasın ve ağlayamayan ise (en azından) kalbine hüznü aşina kılsın ve onu zorla da olsa ağlatsın. Zira katı kalp, Allah’tan uzaktır. Ama onlar bunu şuurunda değildirler.

Ey Ebuzer! Mübarek ve yüce Allah şöyle buyuruyor: Bir kul için iki korkuyu ve iki güveni bir araya getirmeyeceğim. Eğer dünyada benden güvende olursa kıyamet günü onu korkutacağım ve eğer dünyada benden korkarsa, kıyamet gününde ona güven v8ereceğim.

Ey Ebuzer! Kıyamet gününde kula günahları sunulur ve o şöyle der: Bilin ki ben (amelimin akıbetinden) korkardım. Neticede bağışlanır.

Ey Ebuzer! İnsan iyi bir amel eder ve ona itimat ederek küçük sayılan günahları işler ve sonunda Allah’ın huzuruna ondan gazaplı olduğu bir halde gelir. Bir insan da kütü amel eder ama onun akıbetinden de korkar. Böyle birsi de kıyamet günü güvende olduğu halde Allah’ın huzuruna gelir.

Ey Ebuzer! Bir kul günah eder ve o günahın sebebine cennete gider. Şöyle dedim: Nasıl olur bu babam anam sana feda olsun ey Allah’ın Resulü! Şöyle buyurdular: O kimse, o günahı, sürekli gözlerinin önünde karar kılar ve o günahtan kaçarak aziz ve celil olan Allah’a tövbe eder. Ve sonunda da cennete gider.

Ey Ebuzer! Zeki olan, kendi nefsini edep eden ve ölümden sonrası için amel edendir. Aciz kimse ise nefsine ve nefsinin isteklerine uyduğu halde aziz ve celil olan Allah’tan ümitleri olan kimsedir.

Ey Ebuzer! Bu ümmetten ilk olarak kaldırılacak olan sıfat, emanetdarlık ve huşudur. Öyle ki artık bir tek huşu eden dahi görülemez.

Ey Ebuzer! Muhammed’in canı elinde olan Allah’a yemin olsun ki eğer dünyanın allah katında bir sivrisineğin ya da br sineğin kanadı kadar değeri olsaydı, kafire bir içimlik bile su içirmezdi.

Ey Ebuzer! Dünya melundur ve onda olan her şey de melundur, ancak onunla Allah’ın rızasının talep edildiği müstesna. Allah’a dünyadan daha çok nefret edilecek bir şey yoktur. Allah onu yaratı ve daha sonra da ondan yüz çevirdi. Kıyamet kopuncaya kadar da ona bakmayacaktır. Aziz ve celil olan Allah’a O’na imandan ve O’nun terk etmeyi emrettiği şeyi terk etmekten daha sevimli bir şey yoktur.

Ey Ebuzer! Şüphesiz mübarek ve yüce olan Allah kardeşim İsa’ya şöyle vahiy etti: Ey İsa! Dünyayı sevme. Zira ben onu sevmiyorum. Ahireti sev. Zira o, dönüş yurdudur.

Ey Ebuzer! Şüphesiz Cebrail dünyanın hazineleri ile renkli bir katırın üzerinde bana geldi ve ban şöyle dedi: Ey Muhammed! Bu dünyanın hazineleridir. Ondan istifade etmen, senin rabbinin katındaki nasibinden bir şeyi eksiltmeyecektir. Ben şöyle dedim: Ey habibim Cebrail! Benim ona ihtiyacım yoktur. Doyduğun zaman rabbime şükrediyorum ve acıktığımda ise O’ndan istiyorum.

Ey Ebuzer! Aziz ve celil olan Allah bir kula hayrı dilediğinde, onun dinde fakih (derin anlayışlı ve düşünceli) ve dünyada da zahit kılar ve ona nefsinin ayıplarını gösterir.

Ey Ebuzer! Dünyada zühd içinde yaşayan her bir kul için Allah hikmeti onun kalbinde sabit kılar; dilini o hikmetle konuşturur; ona dünyanın ayıplarını, derdini ve devasını gösterir ve onu dünyadan salim olarak esenlik yurdu alan ahirete çıkarır.

Ey Ebuzer! Kardeşini dünyada zahitçe yaşadığını görürsen ona kulak ver. Zira o, hikmeti ilga ediyor. Ben şöyle dedim: Ey Allah’ın Resulü! İnsanların en zahidi kimdir? O, şöyle buyurdu: “Kabirleri ve kabirde çürümeyi unutmayan; dünyanın fazla ziynetini terk eden; baki kalanı fani olana tercih eden; yarını kendi günlerinden (ömründen) saymayan ve kendisini ölülerden sayandır.”

Ey Ebuzer! Mübarek ve yüce olan Allah bana mal toplamam için vahiy etmedi. Lakin bana şöyle vahiy etti: “Rabbini hamd et ve secde edenlerden ol. Yakin gelinceye kadar rabbine ibadet et.”

Ey Ebuzer! Şüphesiz ben kaba elbiseler giyiyorum; yerde oturuyorum; parmaklarımı yalıyorum ve eyersiz merkebe biniyor ve arkama da birsini bindiriyorum. Her kim benim sünnetimden yüz çevirirse benden değildir.

Ey Ebuzer! Mal ve şeref sevgisi, insanını dini için, bir sürüye saldıran ve sabaha kadar zarar veren iki tane yırtıcı kurttan daha çok zarar vermesinden daha çok dinini ortadan kaldırır. O iki kurt, o sürüden bir şey geriye bırakmazlar ki. Ebuzer diyor ki şöyle dedim: Ey Allah’ın Resulü! Acaba Allah’tan korkanlar, huzu edenler, mütevazı olanlar ve Allah’ı çokça zikredenler mi insanlardan en önde cennete girecekler?

Allah Resulü (s.a.a) şöyle buyurdu: “Hayır, lakin Müslümanların fakirleri, insanların boyunlarına basarak cennete girerler. Cennetin hazinedarları onlara şöyle derler: Yerinizde kalın, hesap vermeden geçemezsiniz. Onlar şöyle derler: Neden dolayı hesap verelim. Allah’a yemin olsun ki biz bir şeye malik olmadık ki bağışta bulunduk mu ve adaletle davrandık mı diye hesap verelim. Bize fazladan bir şey verilmedi ki cimrilik mi ettik yoksa elimiz açık mıydı diye hesap verelim. Lakin bizler rabbimize ibadet ettik ve sonunda rabbimiz bizi davet etti ve biz de ona icabet etik.”

Ey Ebuzer! Şüphesiz dünya, kalpleri ve bedenleri meşgul eder. Şüphesiz mübarek ve yüce olan Allah, bizlere nimet olarak verdiği helal şeyden sorguya çekecektir. Haram olarak elde ettiklerimizin hesabı nasıl olacak?

Ey Ebuzer! Övgüsü yüce olan şüphesiz ben beni sevenlerin rızkını yetecek kadar olması ve bana buğzedenlerin mal ve evladının çok olması için Allah’a dua ettim.

Ey Ebuzer! Dünyada zühd içinde yaşayıp ahirete yönelenlerin hoş haline! Onlar, yeryüzünü kendilerine mekân olarak, toprağı sergi olarak ve suyu da kendilerine güzel koku olarak seçmişlerdir. Allah’ın kitabını kedilerine şiar (iç elbise) olarak ve duayı da disar (üst elbise) olarak seçmişler. Ve dünyayı da borç olarak vermişlerdir.

Ey Ebuzer! Ahiretin ekini, salih ameldir ve dünyanın ekini ise mal ve evlatlardır.

Ey Ebuzer! Şüphesiz Rabbim bana haber verdi ve şöyle buyurdu: “İzzetime ve celalime yemin olsun ki ibadet edenler, ağlamanın benim katımdaki değerini idrak etmediler. Şüphesiz ben cennetin üst derecesinde onlar için hiç kimsenin onda ortak olmayacağı bir saray yapıyorum.” Ebuzer diyor ki ben şöyle arz ettim: Ey Allah’ın Resulü! Müminlerin hangisi daha zekidir? Allah Resulü (s.a.a) şöyle buyurdu: “Ölümü en çok zikreden ve onun için en güzel hazırlanan.”

Ey Ebuzer! Nur kalbe girdiğinde açılır ve genişler. Ben şöyle arz ettim: Bunun alameti nedir, babam anam sana feda olsun ey Allah’ın Resulü! Allah Resulü (s.a.a) şöyle buyurdu: “Ebedi yurda (ahirete) yönelme, aldatıcı yurttan (dünyadan) kenara çekilme ve ölüm gelip çatmadan onun için hazırlanma.”

Ey Ebuzer! Allah’tan sakın ve Allah’tan korkuyormuş gibi görünerek insanlara karşı riya etme. Neticede kalbin günahkâr olduğu halde, insanlar sana saygı göstersinler.

Ey Ebuzer! Senin için her şeyde hatta uyku ve yemekte de niyet olması gerekir.

Ey Ebuzer! Allah’ın celali senin sinende yüce olmalıdır. O’nu cahil insanların zikrettiği gibi basit zikretme. Onlar köpekle karşılaştıklarında derler ki Allah’ım, onu benden uzaklaştır ve domuzla karşılaştıklarında derler ki Allah’ın onu benden uzaklaştır.

Ey Ebuzer! Allah’ın, korkudan sürekli kıyamda duran melekleri vardır. Başlarını (aşağı indirmişler ve) Sur’a üfleninceye (kıyamete) kadar kaldırmazlar. Hep birlikte şöyle derler: Münezzehsin ve sana hamd olsun. Bizler sana layık olduğun şekilde ibadet etmedik.

Ey Ebuzer! Eğer bir insanın yetmiş peygamberin ameli kadar amel de olsa kıyamet gününde gördüğü şeyin şiddetinden amelini az sayacaktır. Eğer cehennemin irininden bir kova güneşin doğduğu yere dökülse, güneşin battığı yerdeki insanların kafaları kaynar. Eğer cehennem bir defa coşsa, bütün yakınlaştırılmış melekler ve gönderilmiş peygamberler dizüstü çökerek şöyle derler: Rabbim, beni kurtar, beni kurtar. Hatta öyle ki İbrahim İshak’ı unutur ve şöyle söyler: Ey Rabbim! Ben senin Halil’in İbrahim’im, beni unutma.

Ey Ebuzer! Eğer cennet ehli kadınlardan birisi, zifiri karanlık bir gecede dünyanın gökyüzüne doğarsa, bedir (ayın on üçüncü) gecesindeki ayın dünyayı aydınlatmasından daha üstün bir şeklide dünyayı aydınlatır. Onun yaydığı güzel kokuyu, bütün yeryüzü ehli alır. Eğer cennet ehlinin elbiselerinden bir elbise bugün dünyada sergiye koyulsa, ona bakan herkes bayılır ve gözler onun güzelliğini görmeye dayanamaz.

Ey Ebuzer! Cenaze teşyiinde, savaş anında ve Kuran okunduğunda sesini alçalt.

Ey Ebuzer! Bir cenazeyi teşyi ettiğinde, tefekkür ve huşu ile aklın onunla meşgul olsun. Bil ki sen de ona katılacaksın.

Ey Ebuzer! Bil ki her şey bozulduğunda, tuz onun ilacıdır. Ama tuz bozulduğunda, onun ilacı yoktur. Bil ki sizlerde iki tane (kötü) ahlak vardır: Gülünecek bir şey olmadan gülmek ve yanlışlık olmadan tembellik etmek.

Ey Ebuzer! Tefekkürle kılınan sıradan iki rekât namaz, kalbi teveccühün olmadan bir gece ibadetinden daha hayırlıdır.

Ey Ebuzer! Hak, ağır ve acıdır ama batıl hafif ve tatlıdır. Nice bir anlık şehvet, uzun hüzünler doğurur.

Ey Ebuzer! İnsan fıkha ve kâmil anlayışa, insanları mübarek ve yüce olan azametinin yanında (idraki olmayan) develer olarak görmedikçe, ulaşmaz. Daha sonra kendi nefsine döner (bakar) ve kendisini onlardan daha hakir bulur.

Ey Ebuzer! İnsanların tamamını, dinlerinde ahmaklar ve dünyalarında akıllılar olarak görmedikçe imanın hakikatine ulaşamazsın.

Ey Ebuzer! Hesaba çekilmeden önce nefsini hesaba çek. O, senin yarın kıyamette hesabını daha kolay eder. Ölçülmeden (tartılmadan) önce nefsini ölç (tart). Kıyamet gününde Allah’ın huzuruna çıkmak için hazırlıklı ol. Öyle ki hiçbir şey Allah’a gizli değildir.

Ey Ebuzer! Allah’tan hayâ et. Kuşkusuz ben, canım elinde olan Allah’a yemin olsun ki tuvalete her gittiğimde başımı örtüyorum ve benimle birlikte olan iki melekten utanıyorum.

Ey Ebuzer! Cennete girmeyi istiyor musun? Arz ettim: Evet, babam sana feda olsun. Şöyle buyurdu: Arzunu kısalt, ölümü iki gözünün önüne dik ve Allah’tan hakkıyla hayâ et. Ebuzer diyor ki şöyle arz ettim: Ey Allah’ın Resulü! Hepimiz Allah’tan hayâ ediyoruz. Şöyle buyurdu: O, hayâ değildir. Lakin Allah’tan hayâ etmek, kabirleri ve harabeleri (ya da onda çürümeyi), karını ve onu doldurulanı ve başı ve onun ihtiva ettiği şeyi unutmamaktır. Her kim ahiret yüceliğini isterse, dünya ziynetini terk etmelidir. Eğer böyle olursan, Allah’ın vilayetine ulaşmışsın.

Ey Ebuzer! Yemek için yeterli olan tuz kadar iyilikle birlikte olan dua da yererlidir.

Ey Ebuzer! Amel etmeden dua eden kimsenin misali, yaysız ok atan kimsenin misali gibidir.

Ey Ebuzer! Kuşkusuz Allah, kulun salih olmasıyla evlatlarını ve evlatlarının evlatlarını salih kılar ve onu evinde ve evinin etrafında olanları da o, onların içinde olduğu müddetçe korur.

Ey Ebuzer! Kuşkusuz aziz ve celil olan senin rabbin üç kişi ile meleklere karşı övünür: (Birincisi), bir çölde ezan okuyan ve daha sonrada kamet getirip namaz kılan kimse ile meleklere karşı övünür. Rabbin melekler şöyle buyurur: (Ey melekler!) Benim kuluma bakınız, namaz kılıyor ve benden başkası onu görmüyor. Sonra yetmiş bin melek iner ve onun arkasında namaz kılarlar ve onun için ertesi güne kadar onun için istiğfar ederler.

(İkincisi), gece kalkıp tek başına namaz kılan, secde eden ve sonra da secdede uyuyan kimse ile Allah meleklere karşı övünür. Yüce Allah şöyle buyurur: (Ey melekler!) Benim kuluma bakınız, onun ruhu benim yanımdadır ve cesedi ise secde halindedir.

(Üçüncüsü ise), cihat meydanında, yaranları kaçmış ve o ayakları sabit olarak cihada devam eden ve sonunda da şehit edilen kimse ile Allah melekler karşı övünür.

Ey Ebuzer! Her bir insan eğer yeryüzünden bir noktaya anlını koyup secde ederse, o nokta mutlaka kıyamet gününde onun için şahadet verir. Ve yine eğer bir topluluk bir yerde konaklarsa, o yer ya onlara salâvat gönderir ya da lanet eder.

Ey Ebuzer! Hiçbir sabah akşam yoktur ki yerin bazı noktaları diğerlerini şöyle nida eder: Ey benim komşum! Bugün senin üzerinde yüce Allah zikredildi mi ya da bir kul sana alnını koyup Allah için secde etti mi? Bazıları evet der ve bazıları da hayır. Evet diyen kendisiyle övünür ve sevinir ve kendisini komşusuna karşı daha üstün görür.

Ey Ebuzer! Eğer bir genç, dünyayı ve dünyanın boş şeylerini terk eder ve gençliğini Allah’a itaatte geçirir de ihtiyarlarsa, Allah ona yetmiş iki sıddıkın mükâfatını verir.

Ey Ebuzer! Gafiller içerisinde Allah’ı zikreden cihattan kaçanlar içerisinde cihat eden kimse gibidir.

Ey Ebuzer! Salih bir kimseyle oturmak, yalnızlıktan daha hayırlıdır; yalnızlık, kötü bir kimseyle oturmaktan daha hayırlıdır. Hayırlı bir şeyi beyan etmek, suskunluktan daha hayırlıdır; suskunluk kötü bir şeyi beyan etmekten daha hayırlıdır.

Ey Ebuzer! Mümin dışında bir kimseyle birlikte olma. Yemeğini takvalı kimse dışında bir kimseye yedirme; sen de fasık kimselerin yemeğini yeme.

Ey Ebuzer! Allah yolunda sevdiğin kimseye yemeğini yedir ve seni aziz ve celil olan Allah yolunda seven kimsenin de yemeğini ye.

Ey Ebuzer! Kuşkusuz aziz ve celil olan Allah her konuşanın dilinin yanındadır. O halde insan Allah’tan sakınmalıdır ve ne dediğini de bilmelidir.

Ey Ebuzer! Fazla sözleri terk et. Sözden onunla senin hacetini ulaştıracak miktarı yeter.

Ey Ebuzer! Bir insana yalan olarak, duyduğu her şeyi söylemesi yeter.

Ey Ebuzer! Hiçbir şey, uzun süreli olarak zindana atılmaya dilden daha çok müstahak değildir.

Ey Ebuzer! Yaşlı bir Müslüman’a, Kuran’ı bilen ve ona amel edene ve adil hâkime saygı göstermek yüce Allah’ı yüceltmedendir.

Ey Ebuzer! Her bir kulun ahlakı kötü olduğu müddetçe, sürekli Allah’tan uzaklığı artar.

Ey Ebuzer! Dilini korumayan kimse herhangi bir ameli yerine getirmemiştir (salih amelleri boşa gitmiştir).

Ey Ebuzer! Süreklin (insanların) ayıpları arayan, onları öven, kınayan ve cedel eden olma.

Ey Ebuzer! Kulun ahlakı kötü olduğu müddetçe, sürekli Allah’tan uzaklaşır.

Ey Ebuzer! Güzel ve temiz söz sadakadır. Ve yine namaz için attığın her adım sadakadır.

Ey Ebuzer! Her kim Allah’a davet edene icabet ederse ve güzel bir şekilde Allah’ın mescitlerini imar ederse, Allah tarafından onun sevabı cennettir.

Ebuzer şöyle diyor: Şöyle arz ettim: Babam anam sana feda olsun ey Allah’ın Resulü! Allah’ın mescitleri nasıl imar edilir?

Allah Resulü (s.a.a) şöyle buyurdular: Onlarda ses yükseltilmez; batıl işlere dalınmaz; alış veriş yapılmaz. Mescitte olduğun müddetçe boş şeyleri terk et. Eğer böyle yapmazsan, kıyamet gününde sakın ola mutlaka ve mutlaka kendinden başkasını kınamayasın.

Ey Ebuzer! Kuşkusuz yüce Allah, mescitte oturduğun müddetçe sana, aldığın her nefes karşılığında, cennette bir derce verir; melekler sana salâvat gönderirler; senin için her nefesin karşılığında, on iyilik yazılır ve senden on kötülük silinir.

Ey Ebuzer! Şu ayetin hangi şey hakkında indiğini biliyor musun? “Ey iman edenler! Sabredin; (düşman karşısında) sebat gösterin; (cihad için) hazırlıklı ve uyanık bulunun ve Allah’tan sakının ki kurtuluşa erişebilesiniz.” Arz ettim: Hayır, babam anam sana feda olsun. Şöyle buyurdular: “Namazdan sonra (diğer) namazı beklemek hakkında inmiştir.”

Ey Ebuzer! Zorluklarda (soğuk havada olduğu gibi) abdesti kâmil ve güzel almak, (günahların) keffarelerinden biridir. Mescide çok gidip gelmek de sizin (ayette geçen) “ribat”tır (cihad için) hazırlıklı ve uyanık bulunun).

Ey Ebuzer! Mübarek ve yüce olan Allah şöyle buyuruyor: “Kuşkusuz kullarım içerisinde bana en sevgili olan, benim için birbirlerini seven kimselerdir. Onların kalpleri mescitlere bağlıdır ve seher vakitlerinde istiğfar edenlerdir. Onlar öyle kimselerdirler ki yeryüzü ehli için cezalandırmayı irade ettiğimde, onları hatırlarım ve o cezayı onlardan kaldırırım.”

Ey Ebuzer! Üç şey dışından mescitte oturmak boştur: Namaz kılanın Kuran okuması, Allah’ı zikretmek ve bir ilim hakkında soru sormak.

Ey Ebuzer! Takvaya amelden çok önem ver. Çünkü takvayla olan bir amel az değildir. Kabul olan bir amel nasıl az olabilir ki? Aziz ve celil olan şöyle buyuruyor: “Allah (ameli) ancak ve ancak takva sahiplerinden kabul eder.”[2]

Ey Ebuzer! Bir insan, kendi nefsini, ortağın kendi ortağını hesaba çekmesinden daha sıkı hesaba çekmedikçe takvalılardan olmaz. Neticede yemeğinin, içeceğinin ve elbisesinin nereden geldiğini bilmelidir. Helalden midir yoksa haramdan mı?

Ey Ebuzer! Her kimin malı nereden kazandığı umurunda olmazsa, aziz ve celil olan Allah’ın da onu nereden cehenneme sokacağı umurunda olmaz.

Ey Ebuzer! Her kimi insanların en değerlisi olması mutlu ediyorsa (en değerlisi olmak istiyorsa), öyleyse aziz ve celil olan Allah’tan sakınsın.

Ey Ebuzer! Sizlerden, senası yüce olan Allah’a en sevgili olan, O’nu en çok zikredendir; Allah’ın katında sizlerin en değerlisi, O’ndan en çok sakınanadır; Allah’ın azabından en çabuk kurtulanınız da O’ndan en şiddetli korkanınızdır.

Ey Ebuzer! Kuşkusuz takvalılar, (genelde) kaçınılmayan bir şeyden şüpheye düşmemek için ondan sakınan kimselerdir.

Ey Ebuzer! Her kim Allah’a itaat ederse, kuşkusuz Allah’ı zikretmiştir. Gerçi namazı, orucu ve Kuran tilaveti az olsa da.

Ey Ebuzer! Dinin aslı (kökü) veradır (günahlardan ve şüphelerden kaçınmadır) ve başı da itaattir.

Ey Ebuzer! Günahlardan kaçınan ol ki insanların en çok ibadet edeni olasın. Sizin dininizin en hayırlı kısmı günahlardan kaçınmaktır.

Ey Ebuzer! İlmin fazileti ibadetin faziletinden daha hayırlıdır. Bil ki sizler eğer o kadar namaz kılsanız ki beliniz bükülse ve o kadar oruç tutsanız ki çöp gibi olsanız, ancak günahlardan kaçınarak size faydası olur.

Ey Ebuzer! Dünyada vera (günahlardan ve şüphelerden kaçınma) ve zühd ehli, gerçekten de onlar Allah’ın evliya kullarıdırlar.

Ey Ebuzer! Her kim kıyamet günü üç şeyi kendisiyle birlikte getirmezse, kuşkusuz hüsran etmiştir. Ebuzer diyor: O üç şey nedir? Babam anam sana feda olsun. Peygamber Efendimiz (s.a.a) cevabında şöyle buyurdular: “Onu aziz ve celil olan Allah’ın haram kıldığı şeylerden engelleyen vera; cahilin sefihliğini onunla reddettiği hilim ve onun vesilesi ile insanlarla iyi geçindiği güzel ahlak.”

Ey Ebuzer! Eğer insanların en güçlüsü olmak seni sevindiriyorsa (en güçlüsü olmak istiyorsan), öyleyse Allah’a tevekkül et. Eğer insanların en değerlisi olmak seni sevindiriyorsa (en değerlisi olmak istiyorsan), o halde Allah’tan sakın. Eğer insanların en zengini olmak seni sevindiriyorsa (insanların en zengini olmak istiyorsan), öyleyse aziz ve celil olan Allah’ın elinde olana kendi elinde olandan daha fazla güven.

Ey Ebuzer! Eğer insanların hepsi şu ayeti alsalardı, kuşkusuz onlara yeterdi: “Kim Allah’tan sakınırsa, Allah ona bir çıkış yolu ihsan eder. Ve ona hesap etmediği yerden rızık verir. Kim Allah’a tevekkül ederse O, ona yeter. Şüphesiz Allah, emrini yerine getirendir. Şüphesiz Allah, her şey için bir ölçü koymuştur.[3]

–—


[1]     İsra suresi, 107-109. ayetler.

[2]     Maide suresi, 30. ayet.

[3]     Talak suresi, 2-3.