“Emellerin afeti, eceldir.” Gurer’ul-Hikem, 3970 İmam Ali (a.s)

Çocukların Yaptığı İyilik ve Kötülüklerin Karşılığı

Çocukların Yaptığı İyilik ve Kötülüklerin Karşılığı

Soru

Bildiğimiz gibi şer’î yükümlülük yaşı erkekler için 15 ve kızlar için 9’dur. Zilzal Sûresinin 7 ve 8. âyetleri insanın tüm iyi ve kötü amellerinin kıyamet gününde kendisine gösterileceğini bildirmektedir. Çocukların bu amellerinin durumu ne olacaktır? Allah onların iyi işlerini ödüllendirecek midir ve kötü amelleri nedeniyle onları cehenneme yollayacak mıdır?

Kısa Cevap

Her ne kadar Allah tarafından belirlenmiş şer’î yükümlülük şartı ergenliğe girmek olsa da çocukların, tüm çocukluk döneminde tamamen başıboş oldukları ve her işi yapabilecekleri akla gelmemelidir. İslâm fakihleri iyi ve kötüyü anlayabilecek olan çocukları istisna etmişlerdir. Fakihlerin fetvasına göre eğer iyiyi ve kötüyü ayırt edebilen çocuklar, iyi bir iş yapar veya herhangi bir ibadeti yerine getirirlerse onlara müstehap bir amelin sevabı verilir.

Hatta bazı fakihler bunun bir tecrübe ve alışkanlık olmasıyla birlikte geçerli ve doğru bir ibadet sayılacağına inanır. Bunun karşısında, iyiyi ve kötüyü ayırt edemeyen çocuklar için yapılması sakıncasız olan bazı işler, ayırt edebilen çocuk için yasaktır. Hatta birçok durumda iyiyi ve kötüyü ayırt edebilen bir çocuğun kendisi veya onun şer’î velisi, yapılan kötü iş karşısında sorumludur ve bunun bedelini ödemesi gerekir.

Ayrıntılı Cevap

Allah tarafından belirlendiği üzere insanın yükümlü olma şartlarından biri onun ergen (erkekler için 15 ve kızlar için 9 hicri yaş) olmasıdır. Neticede yükümlü olmayan insanın cezalandırılması doğru değildir.[1] Bununla birlikte fakihler, birçok durumda yükümlülük yaşına ulaşmamış, ama ıstılahta kendilerine “mümeyyiz” denen “iyiyi ve kötüyü idrak eden” çocuklar için[2] bir takım hükümler belirtmiştir ve bunların bazıları şunlardan ibarettir:

1. Eğer bir kimse namaz halinde olursa ve bir başkası ona selam verirse onun selamının cevabını vermesi kendisine farzdır, hatta selam veren şahıs mümeyyiz bir çocuk olsa dahi durum değişmez.[3]

2. Yükümlü olmayan çocuk ile muamele yapmak doğru değildir, ama çocuk iyiyi ve kötüyü birbirinden ayırt edebilirse ve kendisi için normal olan az bir miktar ile muamele yapar ise, bu muamele doğrudur.[4]

3. İyiyi ve kötüyü ayırt edebilen Müslüman bir çocuk, bir hayvanı şer’î bir şekilde kesebilir.[5]

4. Eğer iyiyi ve kötüyü ayırt edebilen bir çocuk, bir başkasına söverse, her ne kadar ona İslâmî had cezaları uygulanmasa da onun İslâm hâkimi tarafından edeplendirilmesi gerekir.[6]

5. İyiyi ve kötüyü ayırt eden çocuğa namaz kılmayı ve diğer ibadetleri yapmayı öğretmek müstehaptır ve aynı şekilde onu kaza namazlarını kılmaya mecbur etmek de müstehaptır.[7]

6. İnsanın kendi avretini diğer insanlar karşısında kapatması farzdır. Bu hükmün istisnalarından biri çocuklardır. Ama iyiyi ve kötüyü ayırt eden çocuklar da ilk hükmün kapsamına girer ve onlar istisna sayılmazlar.[8] Aynı şekilde başkalarının avretine bakmak haramdır. Elbette bu çocuk olursa fark eder ve şehvetli bir bakış olmaksızın onun avretine bakılabilir. Elbette bu hüküm iyiyi ve kötüyü ayırt etmeyen çocuklara özgüdür ve iyiyi ve kötüyü ayırt eden çocuğun avretine bakmak da haramdır.[9]

Ergenliğin şer’î yaşına ulaşmayı yükümlülüğün şartlarından biri olarak değerlendiren fakihlerden biri, üç noktaya dikkat etmeyi gerekli bilmektedir:

1. Yükümlülük yaşına ulaşmamış bir çocuğun yükümlü olmaması, onun şer’î velisinin kendisine hiçbir şer’î emir ve yasaklamada bulunma hakkının olmadığı ve onu bazı işlerden dolayı cezalandıramayacağı veyahut doğru işlerinden dolayı ödüllendiremeyeceği anlamına gelmez. Veli, bu konuları anlama kabiliyetini taşıyan çocuğu terbiye etmeli ve böylece onu, ergenlik yaşına gelmesiyle kendi yükümlülüklerini yapabilmesine hazırlamalıdır.

2. Yükümlülük için ergenliğin şart olması, doğru olarak yapılması durumunda çocuğun ibadî amellerinin doğru olmayacağı anlamına gelmez; yükümlüler için farz ve müstehap ameller, iyiyi ve kötüyü ayırt eden çocuk için zarar taşımaması şartıyla müstehaptır. Bundan dolayı çocuk yedi yaşına vardığında, namaz kılması müstehap olur ve dokuz yaşına vardığında hatta orucun bir kısmını tutsa bile oruç tutması müstehap olur.

3. İyiyi ve kötüyü ayırt eden çocuğun, yanlış işleri karşılığında hiç sorgulanmaması diye bir şey söz konusu değildir. Örneğin çocuk başkalarına maddî zarar veren bir iş yaparsa, ona ergenlik yaşına erdikten sonra bunu telafi etmesi için bir mühlet verilir.[10]

Burada iki noktaya dikkat etmek zorunludur:

1. İyiyi ve kötüyü ayırt etme ve bilme yaşına varmamış çocukların davranışlarıyla ilgili olarak değersel bir yargıda bulunulamaz ve onların işleri iyi veya kötü olarak değerlendirilemez. Bundan dolayı Zilzal Sûresinde belirtilenler ve insanların iyi ve kötü amellerinin cisimleşeceği konusunda işaret edilenler, böyle çocuklar için geçerli olmayacaktır.

2. İyiyi ve kötüyü ayırt etme ve bilme de sınırları olan bir konudur. Yani bir çocuk şeriatın göz önünde bulundurduğu bazı konularda bilgi ve ayırt etme özelliğine sahip olabilir, ama başka konular hakkında ise bundan yoksun olabilir. Dolayısıyla sadece bildiği hususlar hakkında sorumlu olur.

Bu konuyu sonuçlandırmak amacıyla şöyle söylenebilir: Eğer bir şahıs yükümlülük yaşına ermemişse, ama akıllı, zeki, iyiyi ve kötüyü ayırt edebilen bir çocuk ise, bize göre böyle bir şahsın Müslümanlığı ve imanı kabul edilir. İmanı kabul edilmekle kalmayıp fakihlerimizin belirttiğine göre böyle bir gencin ibadetleri de doğru sayılır. Onun namazı, orucu, haccı, umresi ve diğer ibadetleri tüm şartlara riayet etmesi koşuluyla doğrudur. İslâm fakihlerinin tabirine göre böyle bir şahsın ibadetleri, hazırlık ve alışma amaçlı değil, şer’îdir.[11] Bundan dolayı yükümlülük yaşına girmemiş bir gencin ibadetleri doğru ve şer’î ise, imanı tabii olarak kabul edilir.

Netice itibari ile iyiyi ve kötüyü ayırt eden gencin yükümlülük öncesi imanı kabul edilmektedir. Ayrıca, bizim inancımıza göre böyle gençler bazı günahlar karşısında sorumluluk taşır ve salt yükümlülük yaşına ermemek onları tüm günahların neticesinden muaf tutmaz ve bu vesile ile kendilerine yeşil ışık yakılmaz. Bu açıdan eğer yükümlülük yaşına ermemiş iyiyi ve kötüyü ayırt eden bir çocuk, günahsız bir insanı öldürmenin çirkinliğini bilir ve günahsız bir insanı öldürürse, onun katili olur ve Allah katında sorumlu sayılır. Sonuçta yükümlülüğe ulaşmamış çocuklar akıllı, zeki ve iyiyi ve kötüyü ayırt edebiliyorlarsa, onların imanı kabul edilir. Bundan dolayı yükümlülük, İslâm ve imanın kabul edilme şartı değildir.[12]

–—


[1]      Sadr, Seyyid Muhammed Bâkır, el-Fetava’l-Vazihe, s. 126.

[2]      Tevzihü’l-Mesail, İmam Humeynî, mesele 57.

[3]      a.g.e, mesele 1141.

[4]      a.g.e, mesele 1389.

[5]      a.g.e, mesele 2594.

[6]      Tahriru’l-Vesile, s. 876.

[7]      Tevzihü’l-Mesail, mesele 1389.

[8]      a.g.e.

[9]      a.g.e, mesele 2436.

[10]    Sadr, Seyyid Muhammed Bâkır, el-Fetava’l-Vazihe, s. 126.

[11]    Yezdi, Seyyid Muhammed Kazım, el-Urvetu’l-Vuska, c. 2, s. 217.

[12]    Mekarim Şirazî, Nasır, Ayat-ı Velayet der Kur’ân, s. 361 – 362.