Ademoğulları hata edicidir. Hata edenlerin en hayırlısı tövbe edenlerdir. Durr’ul Mensur, 1/626 Hz. Muhammed (s.a.a)

Kadının Örtünmesi

Kadının Örtünmesi

Soru

Lütfen kadının örtünmesinin sınırları hakkında bir hadis veya kadının yüzünün açık olmasının caiz olduğunu açıklayan bir hadis zikrediniz.

Kısa Cevap

Nur Sûresinin 31’inci âyeti ve birçok rivayetlerde örtünmenin sınırları açıklanmıştır. Allah Teâlâ, zikredilen âyette şöyle buyurmaktadır:

“Mümin kadınlara da söyle: Bakışlarını kontrol etsinler ve mahrem yerlerini korusunlar. Açıkta olanı dışında süslerini açmasınlar.[1] Başörtülerini, yakalarının üzerine salıversinler. Süslerini kocaları, babaları, kocalarının babaları, oğulları, kocalarının oğulları, erkek kardeşleri, erkek kardeşlerinin oğulları, kız kardeşlerinin oğulları, kendilerinden olan kadınlar, köleleri, kadınlara ilgi duymayan erkekler ve kadınların örtülü yerlerine vâkıf olmayan çocuklar dışında kimseye açmasınlar. Gizledikleri süslerinin bilinmesi için ayaklarını yere vurmasınlar. Ey müminler! Hep birlikte Allah’a tövbe edin ki, kurtuluşa eresiniz.”

Usul-i Kâfi kitabında örtünmenin sınırları hakkında çok sayıda rivayet beyan edilmiştir.

Mesude İbn Ziyad, İmam Sâdık’a (a.s) kadının örtmesi gerekmeyen ziynet yerleri hakkında sorulduğunda, İmam’ın (a.s) verdiği cevabı şöyle nakletmektedir: “Yüz ve elleri.”

Elbette İslâm dinine göre kadının yüzünün açık olması, makyaj yapılmadığı ve süslenilmediği durumda caizdir.

Ayrıntılı Cevap

Kadının hicabı ve örtünmesi o kadar önemlidir ki Allah Teâlâ, onu Kur’ân-ı Kerim’de zikretmiştir. Allah Teâlâ, Nur Sûresinde bu konuda şöyle buyurmaktadır:

“Mümin kadınlara da söyle: Bakışlarını kontrol etsinler ve mahrem yerlerini korusunlar. Açıkta olanı dışında süslerini açmasınlar.[2] Başörtülerini, yakalarının üzerine salıversinler. Süslerini kocaları, babaları, kocalarının babaları, oğulları, kocalarının oğulları, erkek kardeşleri, erkek kardeşlerinin oğulları, kız kardeşlerinin oğulları, kendilerinden olan kadınlar, köleleri, kadınlara ilgi duymayan erkekler ve kadınların örtülü yerlerine vâkıf olmayan çocuklar dışında kimseye açmasınlar. Gizledikleri süslerinin bilinmesi için ayaklarını yere vurmasınlar. Ey müminler! Hep birlikte Allah’a tövbe edin ki, kurtuluşa eresiniz.”[3]

Alimlerin çoğu, yüz ve bileklerden aşağı ellerin, tesettür hükmünden istisna edildiğine ve bu âyette de bu istisnaya dair işaretlerin olduğuna inanmaktadırlar; istisnaya dair bazı işaretler:

a) Yukarıdaki âyette açık ziynet yerinin istisna edilmesi, ister süs yeri olarak telakki edilsin, ister süsün kendisi olarak, yüzü ve elleri örtmenin gerekmediğine dair açık bir delildir.

b) Yukarıdaki âyette, baş, boyun ve sinenin örtülmesine işaret eden, başörtülerinin yakaların üzerine kadar örtülmesi emrinde, yüzün örtülmesiyle ilgili bir söz yoktur ve bu da başka bir karinedir.[4] Tarih de yüze peçe takmanın, İslâm’ın ilk yıllarında yaygın olmadığını göstermektedir.[5]

Masum imamlar da aynı şekilde birçok rivayetlerde, bu âyetin beyanı ve tefsirinde, tesettür ve örtünmenin ölçüsünü açıklamışlardır. Fuzeyl Yesar (İmam Sadık’ın (a.s) yarenlerinden birisi) şöyle demektedir: İmam Sâdık’a (a.s) “Kadının iki zira’sı (bilekten dirseğe kadar olan kısım), Allah’ın, kendi kocalarından başkalarına göstermemelerini emrettiği ziynet yerlerinden midir?” diye sordum. İmam Sâdık (a.s) şöyle buyurdu:

“Evet, bedenin, başörtüden aşağıda kalan her yeri ziynet yeri sayılmaktadır.”[6]

Aynı şekilde Mesude İbn Ziyad, İmam Sâdık’a (a.s) kadının örtmesi gerekmeyen ziynet yerleri hakkında sorulduğunda, İmam’ın (a.s) verdiği cevabı şöyle nakletmektedir: “Yüz ve elleri”[7]

Ama şu iki noktaya dikkat edilmelidir:

1. İslâm dinine göre, kadının yüzünün açık olması, makyaj yapılmadığı ve süslenilmediği veya örfe göre ziynet sayılmayacak ölçüde ve fesada da yol açmaması şartıyla çok az ve hafif süslenmesi durumunda caizdir.[8]

2. Açıklanan konularda yüzün ve ellerin örtülmesinin gereği yoktur. Ama bu onlara erkeğin bakmasının sakıncası olmadığı anlamına gelmemektedir. Çünkü bu ikisi arasında bir bağ yoktur ve biz burada sadece birinci konu üzerinde durduk.[9]

–—


[1]     İmam Sâdık’a (a.s) “Kadının vücudunda, mahrem olmayan kimsenin görmesinde herhangi bir sakınca olmayan yerler nerelerdir?” diye sorulduğunda şöyle dediği nakledilmiştir: “Yüzü, elleri (bilekten aşağı kısmı) ve ayakları (topuktan aşağı kısmı).” Bkz. es-Safî, el-Kâfî’den naklen.

[2]     İmam Sâdık’a (a.s), “Kadının vücudunda, mahrem olmayan kimsenin görmesinde herhangi bir sakınca olmayan yerler nerelerdir?” diye sorulduğunda şöyle dediği nakledilmiştir: “Yüzü, elleri (bilekten aşağı kısmı) ve ayakları (topuktan aşağı kısmı).” Bkz. es-Safî, el-Kâfî’den naklen.

[3]     Nur, 31.

[4]     Açıklama: Bu âyetin iniş sebebi hakkında şöyle söylenmiştir: Arap kadınlar, o zamanda, gerisi omuzlarına ve başlarının arkasına gelecek şekilde başörtüyü örtmekteydiler ve böylesi bir durumda da başörtüsü kulaklarının arkasına gelmekte ve sadece baş ve enseyi örtmekteydi. Ama boğazın altı ve yakanın üzerinde kalan sinenin birazı açık kalmaktaydı. İslâm dini, bu durumu düzeltmiş ve başörtüsünün gerisini, ön tarafa getirerek yakanın ve sinenin üzerine atmalarını emretmiştir. Sonuç olarak yüz kısmı dışında kalan her yer örtülmelidir.

[5]     Numûne Tefsiri, c. 14, s. 450-451.

[6]     Usul-i Kâfi, c. 5, s. 521, “Kadının Bakılması Helal Olan Yerleri” Bâbı.

[7]     Vesailu’ş-Şia, c. 20, h. 25429, s. 203, “Lezzet Kastı Olmadan Kadının Bakılması Helal Olan Yerleri” Bâbı.

[8]     İmam Humeynî’nin fetvalarından, c. 3, s. 256, soru: 33-34; Tevzihu’l-Mesail, c. 2, s. 929.

[9]     Daha fazla bilgi edinmek için şu kaynağa başvurulabilir: Mutahharî, Murtaza, Hicab, s. 164-235.