Az ve yeterli olan rızık, çok ama alıkoyan(Allah’ı anmaktan) rızıktan daha hayırlıdır.(Emali Şeyh Saduk, s. 576, h. 788) Hz. Muhammed (s.a.a)

Ölümden Korkmak

Ölümden Korkmak

Soru

Neden ölümden korkuyoruz?

Kısa Cevap

Ölümden korkmanın değişik neden ve sebepleri olabilir ve biz bu yazıda özet olarak bu nedenlerin bazılarına işaret edeceğiz.

1. İnsanların çoğu ölümü yokluk ve bitiş olarak yorumlamaktadır. Apaçık olduğu üzere insan yok olmaktan dehşet duyar. Eğer insan ölümü bu şekilde yorumlarsa, kesinlikle ondan kaçar. Bu yüzden hayatının en güzel anlarında bile ölüm fikri yaşam sevincini insana zehir eder ve sürekli insanı kaygılandırır.

2. Bazı insanlar da ölümü yaşamın sonu bilmez ve ahirete inanır. Ancak kötü amelleri nedeniyle ölümden korkarlar; zira ölümü, kötü amellerinin sonuçları ile yüzleşmek olarak görürler. Bundan dolayı ilahî hesaptan ve amellerin karşılığını bulmaktan kaçmak için ellerinden geldikçe ölümü geciktirmeye çalışırlar.

Bir şahıs Hz. Peygamber’e (s.a.a) neden ölümü sevmiyorum diye sorar. Hz. Peygamber (s.a.a), “Servetin var mı?” diye sorar. Evet der. Hz. Peygamber (s.a.a), “Ölmeden önce ondan bir şey yolladın mı?” diye sorar ve o şahıs hayır der. Hz. Peygamber (s.a.a), “İşte bundan dolayı ölümü sevmiyorsun.” buyurur.[1] Bu, İmam Ali’nin (a.s) hikmetli sözlerinden birinde bizi uyardığı şeydir: “Ahiret azığının azlığı, yolun uzunluğu, seferin uzaklığı, maksadın büyüklüğü ve güzergâhın azim olması ne kadar zordur!” [2]

3. İmam Sâdık (a.s) şöyle buyuruyor:

“Bir fert Ebuzer’e neden ölümden korkuyoruz diye sorar. Ebuzer şöyle cevap verir: “Çünkü dünyayı bayındır ama ahretinizi viran ettiniz. Bayındır ettiğiniz noktadan viran ettiğiniz mekâna intikal etmeyi istememektesiniz.”[3]

Bu rivayetlerden istifade edildiği üzere ölümden korkma nedeni, ahiret için çabalamamak, ona teveccüh etmemek ve dünyaya yönelmektir. Bu ahiretin viran olmasına neden olur. İnsan, ölümün ahiret âlemine ayak basmak ve bu dünyadaki çabalarının karşılığını görmek olduğuna inanmalıdır. Bu inanç insanı şer’î ve insanî görevlerini yerine getirmeye yöneltir ve onun Allah’ın geniş rahmetine ümit duymasına neden olur. Böyle bir durumda insan ölümden korkmamakla birlikte, onu ilahî görüşmeye vesilesi olması sebebiyle sever ve ona aşk duyar. Hz. Peygamber (s.a.a) şöyle buyurmuştur:

“Ölüm müminin hediyesidir.”[4]

Müminlerin Emiri Hz. Ali şöyle buyurmuştur:

“Allah’a yemin ederim ki Ebu Talib evladının ölüme olan ilgisi, süt emen bebeğin annenin sütüne olan ilgisinden daha çoktur.” [5]

Bu nedenle ölümden korkmamanın yolu ahirete teveccüh etmektir; çünkü Allah’a ve kıyamet gününe iman etmemek ve de ahireti unutmak ve onun için azık hazırlamamak ölümden korkmanın temel nedenlerindendir.

–—


[1]     Şeyh Saduk, Hisal, tercüme-i Kumre-i, c. 1, s. 69, Tahran, 1. baskı, şemsi 1377.

[2]     Temimî Amedî, Abdülvahid, Gureru’l-Hikem ve Dureru’l-Kelim, s. 144, Defter-i Tebliğat-ı İslâmî, Kum, şemsi 1366.

[3]     Ali Ekber Ahundî, Muhammed, c. 2, s. 458, Daru’l-Kütübi’l-İslamiyye, Tahran, 4. baskı, kameri 1407.

[4]     Meclisî, Muhammed Bâkır, Biharu’l-Envar, c. 70, s. 171, Müessesetu’l-Vefa, Beyrut, kameri 1409.

[5]     Nehcu’l-Beleğa, s. 52, 5. hutbe.