Sahife-i Seccadiye’nin 7. Duası

Sahife-i Seccadiye’nin 7. Duası

İmam Zeynel Abidin’e (a.s) mensup Sahife-i Seccadiye’de yer alan bu dua önemli bir iş veya üzücü bir durumla karşılaştığında ve üzüntülü zamanlarda okunana duadır.

یَا مَنْ تُحَلُّ بِهِ عُقَدُ الْمَکَارِهِ، وَ یَا مَنْ یَفْثَأُ بِهِ حَدُّ الشَّدَائِدِ، وَ یَا مَنْ یُلْتَمَسُ مِنْهُ الْمَخْرَجُ إِلَى رَوْحِ الْفَرَجِ

ذَلَّتْ لِقُدْرَتِکَ الصِّعَابُ، وَ تَسَبَّبَتْ بِلُطْفِکَ الْأَسْبَابُ، وَ جَرَى بِقُدرَتِکَ الْقَضَاءُ، وَ مَضَتْ عَلَى إِرَادَتِکَ الْأَشْیَاءُ

فَهِیَ بِمَشِیَّتِکَ دُونَ قَوْلِکَ مُؤْتَمِرَةٌ، وَ بِإِرَادَتِکَ دُونَ نَهْیِکَ مُنْزَجِرَةٌ

أَنْتَ الْمَدْعُوُّ لِلْمُهِمَّاتِ، وَ أَنْتَ الْمَفْزَعُ فِی الْمُلِمَّاتِ، لَا یَنْدَفِعُ مِنْهَا إِلَّا مَا دَفَعْتَ، وَ لَا یَنْکَشِفُ مِنْهَا إِلَّا مَا کَشَفْتَ وَ قَدْ نَزَلَ بِی یَا رَبِّ مَا قَدْ تَکَأَّدَنِی ثِقْلُهُ، وَ أَلَمَّ بِی مَا قَدْ بَهَظَنِی حَمْلُهُ

وَ بِقُدْرَتِکَ أَوْرَدْتَهُ عَلَیَّ وَ بِسُلْطَانِکَ وَجَّهْتَهُ إِلَیَّ. فَلَا مُصْدِرَ لِمَا أَوْرَدْتَ، وَ لَا صَارِفَ لِمَا وَجَّهْتَ، وَ لَا فَاتِحَ لِمَا أَغْلَقْتَ، وَ لَا مُغْلِقَ لِمَا فَتَحْتَ، وَ لَا مُیَسِّرَ لِمَا عَسَّرْتَ، وَ لَا نَاصِرَ لِمَنْ خَذَلْتَ

فَصَلِّ عَلَى مُحَمَّدٍ وَ آلِهِ، وَ افْتَحْ لِی یَا رَبِّ بَابَ الْفَرَجِ بِطَوْلِکَ، وَ اکْسِرْ عَنِّی سُلْطَانَ الْهَمِّ بِحَوْلِکَ، وَ أَنِلْنِی حُسْنَ النَّظَرِ فِیمَا شَکَوْتُ، وَ أَذِقْنِی حَلَاوَةَ الصُّنْعِ فِیمَا سَأَلْتُ، وَ هَبْ لِی مِنْ لَدُنْکَ رَحْمَةً وَ فَرَجاً هَنِیئاً، وَ اجْعَلْ لِی مِنْ عِنْدِکَ مَخْرَجاً وَحِیّاً

وَ لَا تَشْغَلْنِی بِالِاهْتِمَامِ عَنْ تَعَاهُدِ فُرُوضِکَ، وَ اسْتِعْمَالِ سُنَّتِکَ. فَقَدْ ضِقْتُ لِمَا نَزَلَ بِی یَا رَبِّ ذَرْعاً، وَ امْتَلَأْتُ بِحَمْلِ مَا حَدَثَ عَلَیَّ هَمّاً، وَ أَنْتَ الْقَادِرُ عَلَى کَشْفِ مَا مُنِیتُ بِهِ، وَ دَفْعِ مَا وَقَعْتُ فِیهِ، فَافْعَلْ بِی ذَلِکَ وَ إِنْ لَمْ أَسْتَوْجِبْهُ مِنْکَ، یَا ذَا الْعَرْشِ الْعَظِیمِ

“Rahman ve Rahim Allah’ın Adıyla

Ey (yüce Allah) ki, mihnet düğümleri seninle çözülür; ey ki, zorluklar sınırı seninle aşılır; ey ki, kurtuluş ferahlığına seninle kavuşulur! Kudretin karşısında güçlükler kolaylaşmış, lütfunla sebepler sebep oluvermiş, kudretinle kaza ve kaderin cari olmuş ve her şey iraden doğrultusunda gelip geçmiştir. Her şey, söylemene gerek kalmadan sırf meşiyetinle emir almakta, nehyine ihtiyaç duyulmadan sakınmakta. Önemli işler için çağrılan sensin; musibetlerde sığınılacak sensin; felaketleri defedecek olan sensin; sıkıntıları giderecek olan sensin.

Ey Rabbim, ağırlığı altında ezildiğim felaketler üzerime çökmüş; tahammülü çok güç olan musibetler gelip çatmış bana. Bunları kudretinle bana getirmiş, saltanatınla bana yöneltmişsin. Senin getirdiğini kimse götüremez; senin yönelttiğini kimse geri çeviremez; senin kapattığını kimse açamaz; açtığını kimse kapatamaz; zorlaştırdığını kimse kolaylaştıramaz; hor ve zelil kıldığına kimse yardım edemez.

O halde ey Rabbim, Muhammed ve âline salat eyle ve lütfunla kurtuluş kapısını yüzüme aç; gücünle üzüntü ve kederin üzerimdeki sultasını kır; şikâyetçi olduğum hususta bana bakışını güzelleştir; dilendiğim konuda ihsanının tatlılığını bana tattır; bana kendi katından bir rahmet ve afiyet dolu bir rahatlık ver; bana kendi indinden acil bir kurtuluş yolu belirle; beni gamlanıp kederlenmekle meşgul ederek farzlarını yerine getirmekten, sünnetini uygulamaktan alıkoyma.

Ey Rabbim, artık inen belalara dayanamaz oldum; gelip çatan musibetlere katlanmaktan üzüntüyle dolup taştım. Sen, duçar olduğum sıkıntıyı gidermeye, içine düştüğüm durumu ortadan kaldırmaya kadirsin. O halde, hakketmesem de bunu bana yap; ey büyük Arşın sahibi, ey bol nimetlerin sahibi! Senin (her şeye) gücün yeter; ey merhametlilerin en merhametlisi! Âmin, ya Rabbe’l-âlemin.

Türkçe Okunuşu

Yâ men tuhallu bihî ukadul-mekârih.
Ve yâ men yefseu bihî hadduş-şedâid.
Ve yâ men yultemesu minhu-l-mahrecu ilâ ravhi-l-ferac.

Zellet li-kudretike-s-sıâb.
Ve tesebbebet bi-lutfil-kel-esbâb.
Ve cerâ bi-kudretike-l-kadâ.
Ve madat alâ irâdetike-l-eşyâ.

Fehiye bi-meşiyyetike dûne kavlike mu’temirah.
Ve bi-irâdetike dûne nehyike munzecirah.

Ente-l-med’uvvu lil-muhimmât.
Ve ente-l-mefze’u fi-l-mulimmât.
Lâ yendefi’u minhâ illâ mâ defa’t.
Ve lâ yenkeşifu minhâ illâ mâ keşeft.
Ve kad nezele bî yâ Rabbi mâ kad teke’adenî sıkluh.
Ve eleme bî mâ kad behezanî hamluh.

Ve bi-kudretike evredtehu aleyye.
Ve bi-sultânike veccehtehu ileyye.
Felâ musdire li-mâ evredt.
Ve lâ sârife li-mâ vecceht.
Ve lâ fâtihe li-mâ ağlakt.
Ve lâ muğlika li-mâ fetaht.
Ve lâ muyessire li-mâ assert.
Ve lâ nâsıre li-men hazelet.

Fe-salli alâ Muhammedin ve âlih.
Veftah lî yâ Rabbi bâbel-feraci bi-tavlik.
Veksir annî sultâne-l-hemmi bi-havlik.
Ve enilnî husne-n-nazari fîmâ şekevt.
Ve eziknî halâvetes-sun’i fîmâ seelt.
Ve heb lî min ledunke rahmeten ve feracen heniyyâ.
Vec’al lî min indike mahrecen vahiyyâ.

Ve lâ teşğalnî bil-ihtimâmi an te’âhudi furûdık.
Vesti’mâli sunnetik.
Fekad dıktu li-mâ nezele bî yâ Rabbi zar’â.
Vemtela’tu bi-hamli mâ hadese aleyye hemmâ.
Ve ente-l-Kâdiru alâ keşfi mâ munîtu bihî.
Ve def’i mâ veka’tu fîh.
Fef’al bî zâlike ve in lem estevcibhü mink.
Yâ ze-l-Arşil-Azîm.