Bazı kimselerin duası müstecap olmaz. Onlardan biri de vadeli borç verdiği halde onu yazmayan veya bir kaç şahit tutmayan kimsedir. el-Bihar 104/301/1 Hz. Muhammed (s.a.a)

Garanik Efsanesi

Garanik Efsanesi

Soru

Garanik ile ilgili olduğu söylenen âyetler hakkında bilgi verebilir misiniz? Bazı söylentilere göre Peygamber (s.a.a.) bu âyetlerde Şeytan’a aldanmış ve putları övmüştür, eğer bu efsanenin bir gerçeklik payı yoksa nereden kaynaklanmıştır?

Kısa Cevap

Garanik efsanesi, Kur’an ve Peygamber’in (s.a.a) mevkisini düşürmek için çalışan düşmanlar tarafından uydurulan bir efsanedir. Onlar şöyle demişlerdir: Peygamber (s.a.a) Mekke’de Necm Sûresini okurken müşriklerin putlarının isimlerinin anıldığı âyete, yani: “Gördünüz mü o Lat ve Uzza’yı? Ve diğer üçüncüleri olan Menat’ı?” âyetine geldiğinde Şeytan şu iki cümleyi onun diline döktü:

“تلک الغرانیق العلى، و ان شفاعتهن لترتجى”

Yani: “Bu putlar güzel ve yüce kuşlardırlar ki onların şefaati umulur.” Bu sırada Peygamber (s.a.a) secdeye kapandı ve onlar da secde ettiler. Bu sırada Cebrail inerek Peygamber’i uyardı ve bu iki cümleyi ben sana getirmedim, bunları şeytan sana salık vermiştir, dedi.

Bir çok karineler ve deliller bu rivayetin uydurma olduğunu gösterir. Bu yüzden ister Ehl-i Sünnet, ister Şia bütün Müslüman araştırmacılar, bu hadisi şiddetle reddetmişlerdir.

Ayrıntılı Cevap

Uyduruk olan Garanik efsanesi hakkında Ehl-i Sünnet kitaplarında İbn Abbas’tan ilginç rivayetler nakledilir. Bu cümleden olmak üzere şöyle nakledilmiştir: Resulullah (s.a.a) Mekke’de Necm Sûresini okuyordu. Müşriklere ait putların isimlerinin geçtiği âyete, yani:

“أَ فَرَءَیْتُمُ اللَّاتَ وَ الْعُزَّى‏ وَ مَنَوةَ الثَّالِثَةَ الْأُخْرَى”[1]

“Gördünüz mü o Lat ve Uzza’yı? Ve diğer üçüncüleri olan Menat’ı?” ulaşınca Şeytan şu iki cümleyi de Peygamber’in diline döktü:

“تلک الغرانیق العلى، و ان شفاعتهن لترتجى”

Yani: “Bu putlar güzel ve yüce kuşlardırlar ki onların şefaati umulur.”[2]

Müşrikler bunu duyar duymaz sevindiler ve dediler ki: Muhammed şimdiye kadar bizim ilahlarımızı överek anmamıştır (bu ilktir). Bu sırada Resulullah (s.a.a) secde etti ve onlar da secde ettiler. Cebrail Peygamber’e inerek onu “Bu iki cümleyi ben sana getirmedim. Bunları Şeytan senin diline dökmüştür.” diye uyardı. Bu sırada şu âyetler indi.

(وَ ما أَرْسَلْنا مِنْ قَبْلِکَ مِنْ رَسُولٍ وَ لا نَبِیٍّ …)[3] Böylece Peygamber ve müminleri uyardı.

Bazı İslam düşmanları Peygamber’e ve İslam’a gölge düşürmek doğrultusunda bir tutanak ellerine geçtiğini düşünerek bu efsaneye önem vermiş ve onu genişçe nakletmişlerdir. Ancak elde olan birçok karine ve deliller bu rivayetin uydurma olduğunu, Peygamber’in ve Kur’an’ın etkisini azaltmak ve onları itibarsız kılmak için şeytan sıfatlı kimseler tarafından uydurulduğunu gösterir. Çünkü:

Birincisi: Bu rivayetin ravileri zayıf ve güvenilmeyen kimselerdir. İbn Abbas’a dayandığına dair geçerli bir delil elde yoktur. Muhammed b. İshak’ın dediği üzere bu hadisi zındıklar uydurmuşlardır. Adı geçen kişi bu konuda bir kitap telif etmiştir.[4]

İkincisi: Necm Sûresinin inişi ve Peygamber’in bu sûredeki secde âyetini okuduğunda secdeye kapandığını anlatan bir çok hadis çeşitli kitaplarda nakledilmiştir, ancak bu hadislerin hiçbirinde Garanik olayından söz edilmemiştir. Bu da bu efsanenin sonradan uydurulduğunu ve ona eklendiğini gösterir.[5]

Üçüncüsü: Necm Sûresinin başlangıcı açıkça böyle bir olayı reddetmektedir. Çünkü şöyle buyurmaktadır:

“O (Peygamber) asla kendi hevesi üzerine bir şey konuşmaz, dediği her şey vahiyden ibarettir.”[6]

Bu âyet nasıl böyle bir olayla bağdaşabilir.

Dördüncüsü: Bu sûrede putların isimlerinden sonra gelen âyetlerin tümü putları kötülemekte ve onları yermektedir. Açıkça putların puta tapanların kendi evhamlarıyla uydurduğu şeyler olduğunu ve ellerinden hiçbir işin gelmediğini beyan buyurmaktadır.[7]

Kur’an şöyle buyuruyor:

“Bunlar, sizin ve babalarınızın taktığı adlardan başka bir şey değildir. Allah, onlar hakkında hiçbir delil indirmemiştir. Onlar, sadece zanna ve nefislerinin hoşlandığına uymaktadırlar. Oysa onlara Rablerinden hidayet gelmiştir.”

Bu açık kınama ve yermelere rağmen nasıl bu cümlelerden önce putları öven bir ifadenin yer alması mümkündür? Oysaki Yüce Allah Kur’an’ı her türlü tahrif, eksiltme ve artırmadan koruyacağını belirtmiştir:

“Biz Kur’an’ı indirdik ve biz onu koruyucularız.”[8]

Beşincisi: Peygamber’in putlarla mücadelesi, ömrünün sonuna kadar amansızca devam eden sürekli bir mücadele idi. Peygamber (s.a.a) pratikte açıkça göstermiştir ki en zor şartlarda bile olsa putlara ve puta tapanlara karşı en küçük bir yumuşama göstermemiştir. Buna göre nasıl bu gibi tabirleri dile getirebilir?

Altıncısı: Hatta Peygamber’e inanmayan ve müslüman olmayan kişiler bile onun büyük bir düşünür ve iradeli bir lider olduğunu itiraf etmiş ve sağlam bir program sayesinde başarıya ulaştığını söylemişlerdir. Acaba en önemli şiar ve hedefi tevhit olan, putperestlikle amansızca mücadele eden ve putlar konusunda en zor şartlarda bile uzlaşma yoluna gitmeyen bir önderin kendi asıl hedefini unutarak putları böyle övmesi nasıl düşünülebilir?

Ayrıca bu gibi uyduruk efsaneler peygamberlerdeki masumluk makamıyla bağdaşmaz ve onun yanılabileceğini ve şeytanın etkisinde kalabileceğini gösterdiği için batıl olduğu apaçık ortadadır.

Bu açıklamalardan, bu rivayetin İslam düşmanlarının İslam’a darbe vurmak için uydurduğu bir efsane olduğu anlaşılır. Bu yüzden ister Ehl-i Sünnet’ten olsun, ister Şia’dan bütün Müslüman araştırmacılar bu hadisi şiddetle reddetmiş ve onun uydurma olduğunu belirtmişlerdir.[9]

Bazı müfessirler bu hadis hakkında şöyle bir yoruma yeltenmişlerdir: Hz. Resulullah Kur’an’ı ağır ağır okuyordu ve bazen de âyetleri okurken arada susuyordu. Hedefi âyetlerin kalplerde daha fazla etki bırakması idi. Necm Sûresini okurken şu âyete ulaştığında
(أَ فَرَأَیْتُمُ اللَّاتَ وَ الْعُزَّى وَ مَناةَ الثَّالِثَةَ الْأُخْرى‏) bazı şeytan sıfatlı kimseler (inatçı müşrikler) fırsattan yararlanarak Tilke el-garaniku’l-ula (Bu putlar güzel ve yüce kuşlardır, onların şefaati umulur) cümlesini özel bir şiveyle söylediler. Gayeleri Peygamber’in sözlerine ve inen âyetlere karşı inatlarını, kinlerini göstermek ve halkı şaşırtmaktı. Ancak sonraki âyetler onların bu sözüne açıkça cevap vererek putperestliği şiddetle kınamıştır.[10]

Buradan anlaşılıyor ki Garanik hikâyesini, İslam Peygamberi’nin puta tapanlara karşı bir çeşit uzlaşma siyaseti olarak görenler, bunu onları İslam’a ısındırmak ve İslam’a çekmek diye yorumlayanlar büyük bir yanılgıya kapılmışlardır. Bu yorumları gösteriyor ki bunlar, Peygamber’in (s.a.a) müşriklere ve puta tapanlara karşı tavizsiz tutumunu idrak etmemişlerdir. Onlar, müşriklerin bu sahada en değerli şeylerini vermeye hazır olduklarını ancak onun bu teklifleri reddederek zerrece olsun kendi programından çıkmadığını gösteren belgeleri görmemiş veya göz ardı etmişlerdir.[11]

–—


[1]     Necm, 19-20.

[2]     Garanik, garnukun çoğuludur. Bir çeşit beyaz veya siyah su kuşudur. Başka manalara da gelmiştir. (Kamusu’l-luğat)

[3]     el-Mizan’da ilgili âyetin tefsirinde bu hadis, Ehl-i Sünnet’in büyük hafızlarından bu cümleden İbni Hacer’den nakledilmiştir.

[4]     Tefsir-i Kebir, Fahr-i Razi, c. 23, s. 50.

[5]     A.g.e.

[6]     Necm, 3-4.

[7]     Necm, 23.

[8]     Hicr, 9.

[9]     Mecmeu’l-Beyan, Tefsir-i Fahr-i Razi, Kurtubî, Tefsir-i fi Zilal, Tefsir-i Safi, Ruhu’l-Meani, el-Mizan ve diğer tefsirler.

[10]    Tefsir-i Kurtubî, c. 7, s. 4474, Tabersî de bunu Mecmeu’l-Beyan’da bir ihtimal olarak zikretmiştir.

[11]    Tefsir-i Numûne, c. 14, s. 142-145.