Ahiret karşısında dünya, ancak sizden birinin parmağını denize sokup, sonra da kendisiyle ne getirdiğine bakan kimse misalidir. el-Bihar, 73/119/110 Hz. Muhammed (s.a.a)

Sahih, Hasen, Muvassak ve Zayıf Hadisler

Sahih, Hasen, Muvassak ve Zayıf Hadisler

Soru

Genellikle hadisler hakkında şu kavramlar kullanılır: Sahih, Hasen, Muvassak ve Zayıf. Bunlar ne manaya gelmektedir?

Cevap

Hadislerin sahih, hasen, muvassak ve zayıf olarak dört kısıma ayrılması ise ilk olarak Allame Hasan b. Mutahhar-i Hilli (ö. 677) veya Seyyid İbn Tavus (ö. 673) tarafından gerçekleşmiştir.[1]

Kadim ulemanın bir hadisi sahih bilmelerindeki ölçü daha çok hadisin metniyle ilgili olmuştur. Bu bağlamda kitap, sünnet, akıl vb. ile çelişmeyen hadisleri zayıf bir senetten gelmeseler dahi sahih olarak tanımlıyorlardı. Zaman ilerledikçe bu ölçülerin bir kısmı veya tümü kaybolmuş ve netice itibariyle hadislerin metni yerine senetleri incelenerek râvinin adalet, doğruluk, İmamiyye gibi özellikleri taşıyıp taşımamasıyla hadisler dört kısıma ayrılmıştır:

1- Sahih

Tüm tabakalardaki râvileri âdil ve İmamiyye’ye mensup olup, isnadı aralıksız ve muttasıl olarak İlahi hüccet olan Masumlar’a (a.s) ulaşan hadislere Sahih denir.[2] Şii âlimler tarafından gerekli görülen bu şartları kısaca özetliyoruz:

a) Hadis İlahi bir hüccetten nakledilmelidir. Dolayısıyla sahabe gibi Masum olmayan kimseler tarafından nakledilen hadisler, râviler açısından gerekli şartlara haiz olsalar da ıstılahta sahih değillerdir.

b) Senedin İttisali, rivayetin senedinde her hangi bir noksanlık olmamalı ve tabakalar arasında da hiçbir kopukluk bulunmamalı. Hatta nakil zincirinin bir halkasının kopması dahi onun sahih olmasını düşürür.

c) Tüm tabakalardaki râvilerin âdil olmaları ve İmamiye’ye mensup olmaları.

Sahih Istılahının Ehl-i Sünnet Âlimlerince Açıklanması

Sünni ekole göre şu beş şartı içerisinde barındıran hadislere sahih denir:[3]

a) Râvilerinin âdil olması,

b) Râvilerinin zabıt, yani bir konuyu unutmadan rivâyet etme kapasitesine sâhip olması,

c) Haberin isnadının aralıksız ve muttasıl olması,

d) Haber şâz, yani güvenilir bir râvinin kendisinden daha güvenilir bir başka râvînin rivayetine ters düşmemeli ve bu rivayetiyle de tek kalmış olmamalı,

e) Haber muallel, yani metin ya da isnâdı açısından sıhhatine şüphe getiren bir illeti olmamalı.

2- Hasen

Sözlükte İyi, güzel, hoş ve latif manalarına gelir. Hadis ilminde sahih şartlarının tümünü taşıyan fakat rical kaynaklarında ravilerinin bir veya bir kaçı hakkında adalet vurgusu yapılmayan hadislere denilmiştir.[4]

Ehl-i Sünnet Ulemasına Göre Hasen Istılahı

Tirmizi’den (ö. 279) önceki muhaddisler hadisleri sahih ve zayıf olmak üzere ikiye ayırmışlardır. Tirmizi, Hasen ıstılahını sahih ile zayıf arasında orta bir ıstılah olarak önermiş ve bu Sünni muhaddisler tarafından uygun görülmüştür.

O tarihten itibaren Ehl-i Sünnet nezdinde hadisler Sahih, Hasen, Zayıf olmak üzere üç kısımdan oluşmuştur.[5]

Hasen’den maksat senedi hafifu’z-zabt[6] olan yani ravi tarafından muttasıl olan ve şaz ile illet içermeyen hadislerdir. Hafifu’z-zabt (Tamamu’z-Zabt’ın tersi) kayda geçerken az miktarda sorun olan fakat hala zabıt sayılan kimseye denir.[7]

3- Muvassak

Ravileri adil olup senetleri de aralıksız ve muttasıl olan fakat tabakalardan bir veya bir kaçında İmamiyye’ye mensup olmayan raviler bulunan hadisler Muvassaktır.[8]

Diğer bir ifadeyle ravileri ahlaki açıdan gerekli şartları taşısalar da, inanç bakımından sorunlu kimselerin naklettiği hadislere muvassak denir. Bu bakımdan Ehl-i Sünnet ravilerinden nakledilen hadisler muvassaktır.

4- Zayıf

Sahih, hasen ve muvassak olmayan hadislere zayıf denir.[9] Diğer bir ifadeyle senedinde kopukluk olan, ya da siga ve adil olmayan raviler tarafından nakledilen hadisler zayıf diye adlandırılır. Ehl-i Sünnet ekolünde ise hasen ve sahih seviyelerinde olmayan hadislere zayıf denilmiştir. Bu bakımdan senedi kopuk, şaz ve muallel olan ya da adalet vasfını taşımayan bir raviyi senedinde bulunduran hadisler zayıftır.[10]

–—


[1]     Mikbasu’l Hidaye, c. 1, s. 137-138

[2]     el-Bidaye fi İlmu’d-Diraye, s. 19, el-Veciz fi İlmi Diraye, s. 5, Mikbasu’l Hidaye, c. 1, s. 145-146

[3]     Nuhbetu’l Fikr, s. 12, Fethu’l Mukays, c. 1, s. 18, Tedribu’r-Ravi, c. 1, s. 43

[4]     el-Bidaye fi İlmu’d-Diraye, s. 21, el-Veciz fi İlm-i Diraye, s. 5 Mikbasu’l Hidaye, c. 1, s. 160-161

[5]     Ulumu’l Hadis ve Mustalahu, s. 158

[6]              خفيف الضبط

[7]     Mukaddime-i İbn-i Salah (Ulumu’l Hadis), s. 31-32, Tedribu’r-Ravi, c. 1, s. 126-129

[8]     el-Bidaye fi İlmu’d-Diraye, s. 23, Mikbasu’l Hidaye, c. 1, s. 168

[9]     Mikbasu’l Hidaye, c. 1, s. 177-178

[10]    Mukaddime-i İbn-i Selah, s. 41, Tedribu’r-Ravi, c. 1, s. 144-145