Mümin kula verilen en hayırlı şey güzel ahlaktır. İnsana verilen en kötü şey ise güzel yüzdeki kötü kalptir. Kenz’ul-Ummal, 5170 Hz. Muhammed (s.a.a)

[Tavan Arası] Elçilik Mührünün Yüzük Kaşı

İskender PALA     Elini ver, bey’at edelim! Beni bırakınız, başkasını arayınız. Önünüze bir iş çıkacak ki onun akıllar almaz, gönüller tahammül etmez renkleri ve şekilleri vardır. Vezir olmak, emir olmaktan evlâdır. Siz kimi seçerseniz, ben de ona uyayım ve herkesten çok itaat edeyim.   Ertesi gün yine söylediler: – Elini ver bey’at edelim! – Bu iş...

Yarım Kalmış Bir Sevda…

  Bugün güneş bir kez daha doğdu kan ağlayarak senin yokluğunda... Bir kez daha rüzgar seni çağırdı kimsenin duyamayacağı bir fısıltıyla ve senin yokluğunda bulutlar bile dile geldi, insanlara anlatmak istediği ama başaramadığı için boşandığı gözyaşlarıyla... Her şey bu kadar mı manadan yoksun kalabilirdi bir anda? Bu kadar mı çabuk...

Hum Göleti’nin Dalgaları

KADİR AKARAS   Kumların üzerinden yavaşça süzülüp taşların arasından geçen hafif rüzgarın okşamasıyla, suyun yüzeyi titriyordu. Göletin kenarı, dalgaların vurmasıyla bir tazelik bulmuştu. Bazen de düşen bir yaprak, suyun hareketine kapılıyordu. Dağlar, saldıkları gölgeleriyle, tabiatın görkemini canlandırıyordu âdeta. İç içe geçmiş bol kıvrımlı dereler, çölün esrarengiz enginliğinde kayboluyordu. Ufukta küçük bir...

Ölümü Selamlamak

                 İran’ın güney doğusunda çok büyük olmayan bir şehir... Güneşi, çölü ve hurma ağaçlarıyla tanınan bir şehir… Kalbinde güzel, görkemli geniş ve eski yapılara yer veren bir şehir... Kalesi, insanlık medeniyetinin merkezlerinden biri olarak tanınan bir şehir. Bir cuma sabahı ansızın ölüme “Selam” dedi… Bem kenti kalesiyle birlikte secdeye kapandı, bir...

Zeynebi Vuslat

Seyyid Seccad HÜSEYNİ   Gurbet çölünde şaşkınlığın Sana şaşırıp kaldığı gün, ateşin kalbinin yangınından utandığı gün, suya susamış hurma ağaçlarının Senin ve suyun susamışlığına susadıkları gün; Senin adın tarihin ebediyet sayfasına kazındı da biz Seni tanıdık. Zeyneb’in, Ali’nin özeti olduğunu bildik ki, konuşmaya başlayınca hayret ve sessizlik mührü çıngırakları bile istisna etmiyor!...

Alisiz Yola Çıkılmaz

Hüseyin Hatemi   Son zamanlarda telkin edilmeye çalışılan; “Ali’siz Alevilik, “Velisiz Alevilik” demektir. Sonucu da hüsrandır ve tağutî zulmetlere düşmek demektir. “Allah iman edenlerin velisidir. Onları içinde bulundukları zulmetlerden çıkarıp nura iletir.”[1] “İman edenler”den olmak, Allah’ı “veli” edinmek; Allah’ın Veli kıldığı Ali’ye tâbi olmakla olur. Zulmetlerden çıkıp Nur’a kavuşmak için Ali’yi sevmek ve...

Safevî ve Osmanlı Dönemi Minyatürlerinde Dinî Değerler

Mihnaz Şayestefer   Osmanlı ve Safevî devletleri arasında teknik ve yöntem açısından birbirine benzeyen bir diğer sanatsal özellik de minyatürlü el yazmalarıdır. Bunlar zamanında ya savaş ganimeti olarak ele geçmiş veyahut da iki ülke arasında siyasi hediyeler olarak gidip gelmiştir. Günümüzde İstanbul Topkapı Sarayı Müzesi’nde bu dev koleksiyonu görmek mümkündür. Öte...

Attar ve Fuzuli

Hasan Bedel   Orta çağda İslam uygarlığının teşekkül ve tekamüle eren zengin edebiyatı üç dilde yani Arapça, Farsça ve Türkçe ile yayılıp şöhret bulmuştu. İslâm kültürü etkisinde gelişen Türk-Fars-Arap edebiyatlarının gösterdiği özellikler açısından ortaya çıkan kollardan biri Divan Edebiyatıdır. Bu dönemin edebi sürecinde yaşanan olaylar arasında büyük ve önemli gelişmeler olmuş ve...

Hafız-ı Şirazi Divanı ve Osmanlı Şerhleri

Mehmet Taha AYAR   Giriş Türklerin İslâmî medeniyet havzasına dâhil olmalarından sonra başarıyla yerine getirdikleri işlerin başında, bu dini kendilerinden önce kabul etmiş olan Arap ve İran gibi iki uygarlığın kültür taşıyıcısı olan dillerine vakıf olup, bu dillerde kaleme alınan eserleri edebî abideler şeklinde yorumlamaları gelmektedir. Osmanlı şiiri, “İslâmî edebiyatın bütün özelliklerine sahip...

Yusuf’un Güzelliği

İsmail Derya/Ehli Beyt Öğretisi 1-2 Güzel yüzlü çocuk, teyzesinin kucağına oturmuş, onun yaşlı gözlerine bakıyordu... Neden ağlıyordu teyzesi? Aç mıydı yoksa? Susuz muydu? Hayır,ne açtı ne susuzdu. Teyzesi yaşlı gözlerle ikide bir ona sarılıp öpüyor, hasretle kokluyor, bağrına basıyordu. Teyzesinin gözyaşlarıyla ıslanan yanağını sildi. Kadıncağız, kucağındaki çocuğa pek düşkün görünüyordu. Onu  öpüp kokladıkça hüznü artıyor, bahar bulutu...

Gökteki Bulutun Sırrı

SADULLAH AYDIN Peygamberimiz küçükken Ebu Talib'in yanında yaşıyordu. Evleninceye kadar da Ebu Talib'in yanında kaldı. Çünkü Peygamberimizin Ebu Talip'ten başka kimsesi yoktu. Peygamberimiz daha yedi yaşına varmadan annesini, babasını ve dedesini kaybetmişti. Ebu Talip çok iyi, merhametli ve anlayışlı bir insandı. Peygamberimizi çok severdi. Hatta çocuklarından bile daha çok severdi. Peygamberimiz...

Yusuf’un Güzelliği

3. Bölüm  İsmail Derya/Ehli Beyt Öğretisi 3   Mısır sultanının eşi genç ve fevkalâde güzel bir kadındı. Naz-u nimetler içinde yaşıyordu, ama iki insânî nimetten mahrumdu ve bu mahrumiyetin biri, diğerini de beraberinde getirmekdeydi: Birincisi kocasından, ikincisi de çocuktan mahrum olmasıydı... Bu hayata, olanca zorluğuna rağmen tahammül etmekteydi. Kocası küçük Yusuf'un elinden tutup da...

Hakk’ın Busesi

Nur-u veçhin ile hak yol aranır Sevgin ile pirim, kalpler sınanır Lütfün ile canda iman arınır Lütfeyle bu cana, imana Ali'm! Cennet cemalinden esince nesim Ney'ler hasretinle yanmaz mı Ali'm? Narı da nuru da edensin taksim Lütfeyle bu cana, imana Ali'm! İman beldesinin kalesi sensin Kalplerin fatihi, neşesi sensin Hakk'ın kâinata busesi sensin Lütfeyle bu cana, imana Ali'm! Adem'e şefaat etmişti...

Yusuf’un Güzelliği 4

  Ismail Derya/Ehli Beyt Öğretisi 4 Sonuçsuz sevda Züleyha'nın huzurunu kaçırmıştı. Sevgisini ortaya koyduktan sonra bir süre onu unuttuysa da, özellikle kocasının suçunu affettiğine emin olup normal yaşamına döndükten sonratekrar aşk ateşi alevlenerek tüm vücudunu yakmaya başlamıştı. Yusuf'un güzelliği de kolay kolay vazgeçilebilecek türden değildi. Onun cemalini gören yerinde donup kalıyor, geçip...

Kayıp Gözyaşı

KADİR AKARAS Hiç denedin mi bir gece vakti kalemi eline alıp yaşadığın duyguları yazmayı? Gecenin karanlığı hüzünlerinin üzerine çöktüğünde ya da ne bileyim hüzünlerin gecenin üzerine baskın yaptığında aynı duyguları paylaşacağın kimse olmuyor ya, işte o zaman bir kalem ve bir kağıt ne kadar da vefalı dost oluyor insana! Kalem senin yerine...

Çağın En Büyük Tefsiri El-Mîzan Fî Tefsîr’il-Kur’an

Vahdettin İNCE El-Mîzan gibi çok yönlü bir tefsirin tanıtımını kısa bir yazıya sığdırmak zor bir iştir. Bu zorluk, müellifinin onca emek vererek vücuda getirdiği bu eserin, aslında başlı başına bir araştırma konusu olabilecek çapta olmasından kaynaklanıyor. Bir el-Mîzan tanıtımı; müellifin tefsir metodunu, delilleri kullanma ve delillerden sonuçlar çıkarma yöntemini, materyali...

Kan Renginde Bir Bahar

  Pencereden baktığımda dışarıda ağaçların üzerine yağmış dün geceki karın, ağaçları bir gelin gibi süslediğini görüyorum. Bembeyaz giysiler giymiş, en usta ressamları bile kıskandıracak bir manzaraydı bu. Saatlerce oturup bu manzarayı seyretmek istiyorum. Soğuk bir kış günü, sadece bacalardan tüten dumanlar etrafımda insanların var olduğunu anımsatıyordu bana. Gökyüzü kuşlardan ve güneşten yoksundu. Sanki surat...

İntizar (Bekleyiş)

"Andolsun, biz, Zikir'den sonra Zebur'da da yazdık ki 'Hiç şüphesiz yeryüzüne sâlih kullarım varisçi olacaktır." (Enbiya, 105) "Bizim, şanına ulaşamadığımız bir insanı müjdeler belki işin ehli ve zuhuruna ortam hazırlar zamanın geçişi." (Niche) Derin bir sözcük, daha derin bir manadır İNTİZAR. Coşku veren bir inanış ve inanışta bir coşkudur İNTİZAR. Müjdeye umut ve...

Biset-Varlık-Nergis

Bİ'SET (1)   Nûr dağı bir gece, nûra büründü Ufukta yüce bir melek göründü Rûh-ul Emîn "Oku" emriyle indi Artık ilim, artık hikmet vaktidir   Geldi maveradan mukaddes nida Örtüye bürünmüş, Emîn-i Hüdâ! Durma kalk ayağa, kalk ey Mustafâ Artık halkı Hakk'a, davet vaktidir   İnsanlar susamış insanlığına Adaletin hatta bir anlığına Bir gece fazîlet mihmanlığına Ey rahmet madeni, imdât vaktidir   Zayıflar, köleler, zulümden sızlar Topraklar...

Buluş

Bismillahirrahmanirrahim             BULUŞ Otuz üç yaş, on iki yıl sonra bu şehir Bu ışıklar, bu kalp, bu hâin gece İçinde hep aynı şarkı söylenir İçimde hep aynı garip bilmece Otuz üç yaş, on iki yıl sonra bu şehir Bu ışıklar, bu kalp, bu hâin gece   Sanki ilk gençliğim dallarda gülen Ve beni çağıran o müşfik sesin Kalbime bir ışık...

Aşkın Sırrı

KADİR AKARAS Bir ev duruyor karşımda, kapısız Bir ev duruyor karşımda, çatısız Bir ev ki penceresi yok, kapısı kapalı Bir ev ki şatafat yok görünüşünde Adı ev ama, hiç de benzemiyor tanıdık evlere Adı ev ama, kimse oturmuyor içinde Bir ev ki milyonlar misafiri var Bir ev ki kapalı kapısı açık, her zaman Açık ama, giren pek az...