Fakirler cennet ehlinin hükümdarıdırlar. İnsanların tümü cennete iştiyak duyar ve cennet ise fakirlere iştiyak duyar. el-Bihar, 72/49/58 Hz. Muhammed (s.a.a)

Boşanma

Soru

İslamiyetin boşanmaya bakışı nasıldır? Boşanmanın zararları nelerdir?

Cevap

İslamiyet’in en fazla önem verdiği konuların başında fertlerin psikolojik rahatlıkları ve nesillerin güven içinde tutulması gelmektedir. Bunun için fıkıh ve hadis kitaplarımızda “nikâh” akdiyle başlayan evlilik kurumu, bir yönüyle hukuksal bir işlem, bir yönüyle de ibadettir. Hem hakkunnastır ve hem de hakkullahtır. İslâmiyet’e has bu kabul, evlilik müessesesinin dinî boyutunu gösterir ve sosyal kontrol açısından büyük önem arz eder. hakkullah noktasında evlilik, her şeyden önce Allah’ın rızası gözetilerek, iki farklı dünyanın belli prensipler çerçevesinde bir araya gelerek kaynaşmasıdır.

Bir araya gelen bu çiftlerin daha önce bir yaşam tarzı içerisindeydiler, beğendikleri ve hoşlandıkları, anlayışları çok farklıdır. Şimdi yeni evlenen bu çiftlerin hemen her konuda anlaşmalarını bekleyemeyiz. Özellikle evliliğin ilk yıllarında bir takım sorunların çıkması çok doğaldır. Evliliği ilahi bir hak olarak görenler ve eşini Allahın emaneti kabul edenler; bu sorunları güzellikle çözmeye eşini olduğunu gibi kabul etmeye ve beraberce Allaha ulaşma gayreti içerisindedirler. Bu yüzden bu tür evlilikler genelde boşanmayla bitmez.

Fakat evlilikte yüksekleri gaye edinmeyip, ilahi hükümleri uygulamayanlar, karşılaştıkları anlaşmazlıklar sonucu hemen boşanırlar. Boşanma ise, hedefine ulaşamayan evlilik birliğinin sona erdirilmesidir. Fakat boşanma çoğu zaman karı-kocanın birbirlerinden ayrılmalarıyla noktalanmaz; geride onarılmaz yaralar açan olumsuz neticeleriyle, öncelikle karı-kocayı, daha sonra ve en fazla çocukları ilgilendirir.

İslam’a göre boşanmak mubahtır ama sevimsiz, Allah’ın hoşuna gitmeyen bir helaldir. Masumlarımızdan nakledilen hadilerde eşler “Allah’ın emaneti” olarak tanımlanır ve boşanma olmasından dolayı hoşnutsuzlukları buyrulur. Kuran’ı, imamların yaşam tarzını, örfî hukuku ve sosyal kabulleri göz ardı ederek, vicdana danışmadan, özelliklede keyfi olarak eşlerini boşayanlar, Peygamberimiz (s.a.a) tarafından, Allah’ın kitabını alaya almakla itham edilmişlerdir.

Büyük filozof Hacı Sebzevari, Şerh-i Mesnevi adlı kitabında, masumdan şöyle rivayet etmektedir:

“Yüce Allah yeryüzünde köle azat etmekten daha sevimli ve boşanmaktan da daha nefret edilir bir şey yaratmamıştır.”

Allah Resulü (s.a.a) şöyle buyurmuştur:

“Allah’ın helal kıldığı şeyler arasında boşanmaktan daha nefret ettiği bir şey yoktur.”

İmam Bakır (a.s) şöyle buyurmuştur:

“Şüphesiz aziz ve celil olan Allah, zevk üzere boşanan kimseden nefret eder.”

İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur:

“Şüphesiz aziz ve celil olan Allah, içinde gelin olan evi sever ve içinde boşanma olan evden nefret eder.”

Genelde boşanan insanların iyice düşünme ve doğru karar verebilme sorunu bulunmaktadır. Boşandığı takdirde her iki tarafın ve özelliklede üçüncü olarak çocukların ne gibi kötü durumlarla karşılaşacağı düşünülmemektedir.

İslam, anlaşamayan eşlerin boşanmamaları için aile büyüklerinin devreye girerek sorunları halletmesini istemektedir. Kuran’ı Kerim şöyle buyuruyor:

“Eğer karı-kocanın aralarının açılmasından korkarsanız, erkeğin ailesinden bir hakem ve kadının ailesinden bir hakem gönderin. Bunlar barıştırmak isterlerse Allah aralarını bulur; şüphesiz Allah her şeyi bilen, her şeyden haberdar olandır.”[1]

Boşanma konusunda yukarıda söylenenler bize şunu öğretmektedir:

1- Evliliklerde huzur ve mutluluğun olmaması ve dolayısıyla da boşanmayla sonuçlanmasının en önemli nedeni; eşlerin İslam ahlakıyla ahlaklanmamaları ve yüce Allah’ın emirlerini uygulamamalarından kaynaklanmaktadır. Eğer eşler İslam’ın evlilikle ilgili hükümlerini iyice uygulayacak olurlarsa kesinlikle bu kadar çok boşanma olmayacaktır.

2- Mütevazı olmayıp, hep kendini düşünmek, gurur ve kibirle eşine ve eşinin sevdiklerine önem vermemek eşleri boşanmaya sürüklüyor.

3- Ailelerin gıybet ve iftira günahlarını yapmaları da, karı kocanın huzurlarının kaçıp boşanmalarına neden olmaktadır.

4- Evlilik yaşamının yorgunluğu, yani çekiciliğini yitirmiş, tekdüze hale gelmiş evlilik yaşamı, evliliğin çökmesine neden olabilir. Değişik karakterler uyum içinde olamazlarsa kısa zamanda karşılıklı, dayanılması olanaksız durumlar ortaya çıkar.

5- Manevi bağdan yoksun, tek başına bedeni sevgi, kadında ve erkekte kayıtsızlık oluşturmaktadır.

Öyleyse mutlu bir evlilik için öncelikle eşlerin Allah’ın hükümlerine dikkat etmeleri gerekmektedir, zira mutluluk sadece ve sadece Allah’a itaatle mümkündür. Maneviyattan yoksun tüm evlilikler her zaman sorunlar yaşayacaktır. Tabi ki hiç kimse eşiyle tam bir uyum içerisinde olamaz, fakat en yüksek seviyede uyumu sağlamak için gayret etmelidir. Kadın ve erkek çok farklı varlıklar oldukları için her iki tarafın da fedakâr olması gerekir, evlilik ancak bu şekilde devam edebilir. Merhum Allame Tabatabai şöyle demektedir:

“En çok seven en sabırlı olsun. Eşiniz size karşı sinirlenip, hoşunuza gitmeyen davranışlarda bulunduğu zaman sizde üzerine gitmeyin, sabredin O sonra hatasını anlayacaktır.”

Farklılıklar eşlerin boşanması için değildir, aksine bir birlerini tamamlayarak kemale doğru ilerleye bilmeleri içindir. Tevazu, alçakgönüllülük, görmezden gelme, aşk, sabır mükemmellik yolundaki evlilikler için su ve hava gibidir fakat gurur, kibir, inat, sinir, sevgisizlik evlilikleri boşanmaya götürmektedir.

Eşler boşanmadan önce biraz ne kadar yanlış bir karar aldıklarını düşünmelidirler. Kuran ayetleri, masumlardan nakledilen hadisler ve büyük insanların sözlerinden anlaşılan, dünyada boşanmaktan daha kötü bir şeyin olmadığıdır. Neden mi? Çünkü boşanmanın doğurduğu zararlar sayısız ve telafi edilmezdir.

Boşanma dolayısıyla karı kocanın tüm yaşamı altüst olduğu gibi, ailelerde çok zarar görmektedirler, fakat en fazla zararı görenlerse çocuklardır. Boşanmanın zararlarını kısaca şöyle sıralaya biliriz:

1- Duygusal zararlar: yıllarca bir çatı altında yaşayan, iyi ve kötü anıları paylaşan, sürekli birbirinin yanında yer alan, bir gün dahi görmediklerinde eşlerini özleyen çiftler boşandıkları zaman duygusal boyutları çok ağır yaralar alacaktır. Bu yüzdende kadınlar erkeklere, erkeklerde sürekli kadınlara kötü gözle bakacaklardır, yeniden evlenmek istediklerinde o eski kötü eşi aklına gelecek ve evlilikten soğuyacaktır. Boşandıktan sonra böyle bir psikolojik haleti yakalayan insanların hayatının ne kadar zor olduğunu herkes tahmin edebilir.

2- Toplumsal zararlar: boşanmak isteyen eşler biran önce şimdiki eşinden kurtularak, istedikleri gibi birisini bulup onunla evlenmeyi düşünürler, ama bu kadar kolay değildir, çünkü toplum hiçbir zaman boşanan insanlara iyi birisi olarak bakmamaktadır. Bir bayanın önceden evlenip boşandığını öğrenen erkek, iyi bir eş olmadığını düşünerek onunla evlenmeye yanaşmaz, aynı şekilde boşanan erkeğinde iyi bir koca olmadığı düşünülür. Bu yüzden de istemedikleri evliliklere mecbur kalırlar, bu da bir ömür mutsuz yaşamalarına neden olur.

3- Çocuklar üzerindeki zararlar: boşanmaların en fazla zararını çocuklar görmektedir, onlar en fazla ihtiyaçları olan sevgiden yoksun olarak büyürler. Anne baba sevgisinden yoksun çocuk ise; ya içine kapanık olur ya da aşırı hırcın. Çocukların çekmiş olduğu bir diğer acıda, üvey anne yahut üvey babadır. Hiç kimse öz anne ve babanın yerini dolduramaz ve hiç kimse çocukların duygusal ihtiyaçlarını onlar kadar gideremez. Bu yüzden de boşanmış ailelerin çocuklarının ruh haleti bozuk, ömür boyu üzerlerinden atamayacakları psikolojik sorunlu olurlar. Bu da topluma çok zararlı insanlar olmasına nedendir, boşanmış ailelerin çocukları intikam peşindedir ve intikamlarını toplumdan çıkarırlar.[2]

İslam’ın boşanmayı bu kadar kötü bilip, önünü almaya çalışmasının nedeni bunun gibi onlarca zararının olmasından kaynaklanır.

–—


[1]     Nisa–35.

[2]     Tefsiri Numune, c:24,s:220.