Allah’ın, malını artırmasını istiyorsan, zekatını öde. el-Bihar, 96/23/54 Hz. Muhammed (s.a.a)

Kur’an-ı Kerim’de Hitabın Erkeklere Olması

Kur’an-ı Kerim’de Hitabın Erkeklere Olması

Soru

Kur’an âyetlerinde niçin genelde erkeklere özel tabirler kullanılmıştır? Örneğin “Amenu (o erkekler iman ettiler)”, “keferu (o erkekler kâfir oldular)”, “kale (o erkek dedi)”, “yalemun (o erkekler biliyorlar)”, “ellezi ve ellezine (erkek kimse ve kimseler)” gibi.

Kısa Cevap

1- Bizim, Kur’an’ın hitap şekillerinin erkeklere has olduğunu iddia edebilmemiz için öncelikle Kur’an’da geçen kelimelere ve hitaplara hâkim olan ruhun cinsiyete bağlı olduğunu ve erkek eksenli olduğunu ispatlamamız gerekmektedir. Oysa Kur’an’ın çeşitli âyetlerini göz önünde bulundurursak çoğu sözlerinin insan eksenli olduğunu görürüz.(Fatır/15; Nahl/97; Âl-i İmran/5) Buna göre şöyle diyebiliriz: Kur’an’ın insanlara bakışı cinsiyet ötesidir ve ister erkek olsun ister kadın sadece hidayet konusuna dikkatleri çekmiştir.(Bakara/128)

2- Arap dili, edebiyatı ve kültürünün kendine has özellikleri (Kur’an dili olması hasebiyle) şöyledir:

a) Eğer erkeklerin sayısı fazla olursa, erkeklere özel kelimeler ve zamirler kullanılır; tathir âyetinde olduğu gibi. (Ahzab/32)

b) Kadınların hayâ ve iffetlerini korumak için hatta sözlerde bile bu konuya dikkat edilmiştir; evlilik ile ilgili âyetlerde olduğu gibi. (Nur/33)

c) Arapça edebiyat kurallarına göre durum ve sözde bulunan karineler vesilesiyle erkeklere has kelimeler getirerek kadınları da o kelimenin manasına ortak etmek mümkündür ama bu konunun tersi mümkün değildir. Bu yüzden kadınlara has kelimeler kullanıldığı zaman erkekler kendilerini o sözün muhatabı kabul etmezler. (Bakara/204-206 ve İsra/31)

3- Kur’an’ın erkek edebiyatına sahip olmasının bir sebebi de erkeklere mahsus ahkâm, hak ve görevleri beyan etmesidir ve bu kadınlar hakkında inen emirlerden daha fazladır. Örneğin savaş hükümleri, evlilik ve kadınlara davranış şekli (Nisa/19), kadınları boşama hukuku.(Nisa/20-21)

4- Âyetlerde adı geçen ve söz konusu edilen birçok kimse erkektir. (Peygamberler, küfrün önderleri ve …)

5- Âyetlerin çoğunda halk muhatap olarak alınmıştır ve kullanılan kelimeler bir cinsiyeti temsil etmezler. Örneğin Allah ve melekler hakkında erkek zamiri kullanılması, onların erkek olduğu anlamına gelmez. (İsra/36; Kısas/71; Âraf/29; Fussilet/30; Nisa/56; Talak/2)

6- Erkekler çeşitli görevlere sahip oldukları için, onlardan birçok yerde defalarca söz edilmiştir. Bu âyette erkeklere şöyle emredilmiştir:

“Kendinizi ve ailenizi cehennem ateşinden koruyun… “ (Tahrim/6)

7- Bazı âyetler bazı erkeklerin başlarından geçen veya onlarla ilgili olayları anlatmaktadır. Bu münasebetle kelimeler, âyetlerin nazil olduğu erkeklere has tabirlerle kullanılmıştır. Örneğin velayet âyeti Emiru’l-Muminin Ali (a.s) hakkında nazil olmuş ve bütün kelimeler erkeklere has kullanılmıştır. (Maide/55)

8- Bazı âyetlerde, hem erkeklere, hem de kadınlara has kelimeler kullanılmıştır. (Ahzab/35; Nisa/32) Bunu da belirtmek gerek ki kadınlara has zamirleri defalarca erkeklere has zamirlerin yanında kullanmak, Kur’an edebiyatına aykırıdır. Zira bu, sözün uzamasına sebep olmakta ve Kur’an’ın fesahat ve belagatine uymamaktadır.

Sonuç olarak vahye göre üstünlük ölçüsü “takvadır” kadın veya erkek cinsiyeti değil.

Ayrıntılı Cevap

1- Bizim, Kur’an’da geçen her sözün ve yazının “erkek eksenli” olduğunu iddia edebilmemiz için, âyetlere hâkim olan genel ruhun cinsiyet üzere kurulmuş ve onun bir göstergesi olması gerekmektedir. Bu durumda sözü beyan eden kimse için önemli olan tek şey erkek ve kadın cinsinin üstünlükleri, faziletleridir. Oysa âyetlerin içeriğini ve hedeflerini incelediğimizde, Kur’an’ın cinsiyet ötesi olduğunu ve bir cinsiyeti söz konusu ettiğinde de bunun ayrı bir hikmet ve sebepten dolayı olduğunu görmekteyiz. Bunun örneklerini aşağıda getirilen âyetlerde açıkça görmekteyiz:

“Ey insanlar! Allah’a muhtaç olan sizsiniz. Zengin ve övülmeye lâyık olan ancak O’dur.” [1]

“Erkek olsun, kadın olsun, bir mümin olarak kim Salih bir amelde bulunursa, hiç şüphesiz onu güzel bir hayatla yaşatırız ve onların karşılığını, yaptıklarının en güzeliyle muhakkak veririz.”[2]

“İman edip makbul ve güzel işler yapanların ise mükâfatlarını tam tamına ödeyecektir. Allah zalimleri sevmez.”[3]

“Biz şüphesiz insanı en güzel bir biçimde yarattık.”[4]

2- Enbiyanın, semavî kitapların ve Kur’an-ı Kerim’in asıl hedefi, insanları gelişime ve gereken olgunluğa ulaştırmaktır; bu yüzden herhangi bir cinsiyeti öne çıkarmaktan uzak durmuştur. Hidayet ve afet ışığında “insan” dikkate alınmıştır. Diğer bir tabirle insanın karşısında “şeytan” adında tehlikeli bir varlık bulunmaktadır ve şeytan Âdem’e secde olayında kibirli ruhunu açığa vurmuş ve altı bin yıllık Allah’a ibadet geçmişini yok etmiştir, böyle bir kin ve nefretle bizlere nasıl davranabilir? Şeytan bizlerden ne can ister, ne de toprak; şeytan bizlerden imanımızı almak ve haysiyetimizi ortadan kaldırmak istemektedir.[5] İşte bu yüzden Kur’an’ın çabası gafleti ortadan kaldırmaktır, ister kadın olsun ister erkek.[6]

Kur’an Hitaplarının Erkeklere Olmasının Nedenleri

1- Dil farkı, Arap örf ve edebiyat kültürü: Kur’an’da çeşitli âyetler Kur’an’ın Arapça olduğunu vurgulamaktadır. Bu yüzden bütün kelam konularını Arapça dil kuralları ve Arap kültürü gölgesinde tefsir etmeliyiz. Bu konu dikkate alınmazsa “Kur’an’ın örfsel inceliklerini” anlamaktan mahrum oluruz.[7] Arap dili ve kültürünün bazı özellikleri şunlardır:

a) Bir toplulukta erkeklerin sayısı kadınlardan çok olursa onlara hitap ederken çoğunluk dikkate alınır ve onlara ait zamirler kullanılır. Peygamber efendimizin ailesini günahlardan arınmış olarak tanıtan Tathir âyetinde olduğu gibi; Kadınlardan Hz. Fatıma (s.a) ve erkeklerden dört kişiyi (Peygamber, Ali, Hasan, Hüseyin) kapsadığı için erkeklere has zamirler ve kelimeler kullanılmıştır. Bunun sebebi de erkeklerin çoğunlukta olmasıdır: “Ve yutahhirakum” [8]

b) Asil ve köklü medeniyetlerde şiddetli namus duygusu sebebiyle ve hayâ ile iffetin korunması için kadınlar sözlerde bile perde arkasında tutulmuştur. Bu durum bazı erkeklerin namahremin yanında eşlerine hitap ederken, “Ailem / Hüseyin’in annesi/ Onlar” gibi dolaylı kelimeler kullanmalarına sebep olmuştur. Bu düşünce tarzı Kur’an tarafından da dikkate alınmıştır. Kur’an, hayâ ve iffetin korunması ve kadınların örtülü kalması için direk isimlerini söylemekten ve anmaktan kaçınmıştır. Özellikle Arap kültürü ve Kur’an edebiyatının iffet ve hayâ üzere kurulu olması bunların yöntem olarak birbirlerine uyumunu göstermektedir. Örneğin evliliği genç erkek ve kadının ortak arzusu olarak kabul edersek; Kur’an, maddi sorunlardan dolayı evlenemeyen kimselere nasihat edeceği zaman, sözde genç erkeklere hitap ederek şöyle buyurmaktadır:

“Nikâh imkânı bulunmayan(erkekler),Allah onları kendi fazlından zenginleştirinceye kadar iffetle davransınlar… “[9]

Oysa nice genç bayan da maddî sebeplerden dolayı evlenememektedirler ama burada erkeklere has zamirler kullanılmıştır ve bunun sebebi de kadınların iffet ve şahsiyetlerinin korunmasıdır.

c) Erkeklerin kendi cinsiyeti üzerine olan taassupları özellikle o zamanki şartlarda öyle şiddetliydi ki kadın ve erkeklerin aynı anda bulunduğu bir toplulukta kadınlara has zamirler kullanıldığı zaman, erkekler kendilerini o sözün muhatabı saymamaktaydılar ama erkeklere has tabirler kullanıldığı zaman kadınları da kapsamaktaydı ve kadınlar kendilerini o sözün muhatabı kabul etmekteydiler. Örneğin Kur’an’da, dünya sevgisine ve maddiyata gömülmüş kimselerden söz edildiği zaman erkekler konu edilir kadınlar konu edilmez. Oysa dünya sevgisi her ikisinde de bulunmaktadır. Hatta belki de bazı kadınlarda daha fazladır ama eğer kadınlara has tabirler kullanılsaydı artık erkekler kendilerini onca azarlamadan uzak kabul edeceklerdi. Nitekim Bakara Sûresinin 204-206. âyetlerinde şöyle buyurulmaktadır:

“Dünya hayatına dair konuşması seni şaşırtan ve kalbinde olana Allah’ı şahit tutan insanlar vardır. Hâlbuki o düşmanların en azılısıdır. Ona Allah’tan sakın denince işlediği günah sebebiyle gurura kapılır. Artık ona cehennem yeter. O pek de kötü bir yataktır.”

Yahut fakirlikten dolayı kendi çocuklarını düşürmenin çirkinliğini göstermek için erkekler muhatap alınır.[10]

2- Erkeklere has hükümlerde kadınları da kapsamaması için sadece erkekleri kapsayan tabirlerin kullanılması gerekmektedir. Örmeğin erkeklerin eşlerine karşı görevlerinin neler olduğu[11], erkeklerin kadınları boşama konusundaki hükümleri[12], erkeklere farz olan savaş hükümleri.[13]

3- Birçok âyette söz konusu olan kimse erkeklerdir.[14] Elbette kadınların rolünü beyan etmek için onlara has tabirler kullanılmaktadır. Örneğin Hz. Meryem (s.a) ile ilgili âyetlerde olduğu gibi.[15] Âyetlerin birçoğu peygamberler hakkındadır ve onlar da erkektirler. Bunlardan bazıları Necm/3-4; Saff/6; İsra/101; Sebe/10. Yine aynı şekilde küfrün başını çekenler de erkektir: Firavun, Nemrut, Ashab-ı Fil gibileri. Veya âyetlerin nazil olduğu kimselerin erkek olmalarından dolayı erkeklere has tabirler kullanılmıştır. Örneğin Velayet âyeti, Emiru’l-Muminin Ali’nin (a.s) yüzüğünü fakire bağışlaması hakkında nazil olmuştur.

“Sizin dostunuz, sahibiniz, ancak Allah’tır ve Peygamberidir ve inananlar, namaz kılanlar ve rükû ederken zekât verenlerdir.”[16]

4- Birçok âyette tabirler ister erkeklere has, ister kadınlara has olsun bütün halka hitap ettiği için cinsiyet söz konusu değildir. Örneğin Kur’an-ı Kerim, insanları ister kadın olsun, ister erkek, gözü kapalı ve araştırmadan doğru olup olmadığını bilmedikleri kimseleri ve inançları kabul etmekten sakındırmıştır.

“Bilmediğin şeyin peşine düşme! Çünkü kulak, göz, kalb gibi azaların hepsi de sorguya çekilecektir.”[17]

Yine insanları, Allah’ın yarattıkları üzerinde düşünmeye davet eden âyetlerde[18], insanların Allah’a ulaşmaları için doğru inanç üzere olmaları gerektiğini belirten ve doğru vesileler seçmelerini tavsiye eden âyetlerde aynı özelliği görmekteyiz.[19] Aynı şekilde cehenneme gidecek kimselere verilecek azaplardan söz edildiği zaman kadın ve erkek ayrımı yapılmamıştır.[20]

Sonuç olarak ölüm, amellerden hesaba çekilme, melekler, nimetler, cennet ehli, cehennem ehli gibi konulardan bahsedilirken hiçbir cinsiyet sınırı yoktur. Diğer bir söylemle tabirler ve zamirler kadına veya erkeğe has olma özelliklerini kaybetmiş ve her iki cinsiyeti de kapsamıştır. (Halk kelimesinde kullandığımız gibi) Bu konuya uygun âyetlere örnekler: İnfitar/10-12; En’am/61; Secde/11; Zümer/42; Nahl/50; Âl-i İmran/133; Talak/2.

5- Erkekler genelde ailede, toplumda, ekonomide, yönetimde önemli sorumluluk sahibidirler, bu yüzden onlara hitap olunmuştur. Örneğin:

“(Ey iman eden erkekler)kendinizi ve yakınlarınızı yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun…”[21]

Şöyle bir soru akla gelebilir: Eğer cinsiyet söz konusu değilse ve bu emirler genelse niçin erkeklerden söz edilen yerlerde kadınlar da erkeklerin yanında anılmamıştır? Bu soruya altıncı kısımda cevap verilecektir.

6- Erkekler için kullanılan zamirlerin kadınları da kapsadığı yerlerde, kadınlar için ayrıca zamir kullanılması sözün uzamasına ve Kur’an’ın fesahat ve belagat boyutuna zarar vermesine neden olur. Şöyle ki Kur’an’ın çeşitli âyetlerinde erkeklerle beraber kadınlardan da söz edilmiş, adları anılmıştır. Örneğin:

“Hiç şüphesiz, Müslüman erkekler ve Müslüman kadınlar, mümin olan erkekler ve mümin olan kadınlar, gönülden Allah’a itaat eden erkekler ve gönülden Allah’a itaat eden kadınlar, sadık olan erkekler ve sadık olan kadınlar, sabreden erkekler ve sabreden kadınlar, saygıyla Allah’tan korkan erkekler ve saygıyla Allah’tan korkan kadınlar, sadaka veren erkekler ve sadaka veren kadınlar, oruç tutan erkekler ve oruç tutan kadınlar ve ırzlarını koruyan erkekler ve ırzlarını koruyan kadınlar, Allah’ı çokça zikreden erkekler ve Allah’ı çokça zikreden kadınlar var ya işte bunlar için Allah, bir bağışlanma ve büyük bir ecir hazırlamıştır.”[22]

“Erkeklere, kazandıklarından bir pay, kadınlara da kazandıklarından bir pay vardır…”[23]

“Erkekler yaptıkları amellerinin sonucuna ulaşırlar ve kadınlar da amellerinin karşılığını alırlar.”

Eğer Kur’an bu tür tekrarlarla (“kadınlar ve erkekler”, “erkekler ve kadınlar” veya “mümin erkekler ve mümin kadınlar”) dolsaydı, Kur’an’ın güzel beyanına ve söz düzenine ciddi zararlar gelir ve sözün uzamasına neden olurdu. Bu ise düşmanlar tarafından Kur’an’ın aleyhine kullanılan bir koz haline gelirdi.

Son olarak şuna değinmeliyiz; eğer bazı kimseler Kur’an’da kadınların defalarca anılmasını, onların makamını yüceltmek ve saygı olarak algılıyor ve bu miktarda anılmamasını saygısızlık ve hakaret olarak değerlendiriyorlarsa öncelikle şunu belirtmek gerekir ki Kur’an’ın kadınlar hakkındaki görüşünü, onların şahsiyetini ve makamını anlatan, bununla beraber aile ve toplum içerisinde olgu teşkil eden konumunu belirten âyetlerde aramak gerekir. Bu âyetlere örnekler: Rum/21; Bakara/228; Âl-i İmran/36; Tahrim/10-11; Hucurat/13; Bakara/187. Şunu da unutmamak gerekir ki Kur’an’da üstünlük ölçüsü kadın yahut erkek olmak değildir, Allah katında üstünlük ölçüsü yalnız takvadır.

–—


[1]     Fatır, 15.

[2]     Nahl, 97.

[3]     Âl-i İmran, 58.

[4]     Tin, 4.

[5]     Cevad Âmulî, Tavsiyeha Porseşha, Mearif Yayınları, s. 22.

[6]     Bkz. Bakara, 128.

[7]     Bkz. Yusuf, 2; Fussilet, 3; Zümer, 28; Şuara, 193-195

[8]     Ahzab, 33.

[9]     Nur, 33.

[10]    İsra, 31.

[11]    Nisa, 19.

[12]    Nisa, 20-21.

[13]    Tevbe, 122.

[14]    Neml, 40.

[15]    Tahrim, 10.

[16]    Maide, 55.

[17]    İsra, 36.

[18]    Kasas, 71; Araf, 29.

[19]    Maide, 35; Âl-i İmran, 85; Fussilet, 30.

[20]    Nisa, 56.

[21]    Tahrim, 6.

[22]    Ahzab, 35.

[23]    Nisa, 32.