Bir kimse mümin kardeşinin ihtiyacını gidermenin peşindeyken, Allah da onun ihtiyaçlarını gidermenin peşinde olur. Bihâru’l-Envâr, C. 17, s. 286. İmam Cafer-i Sadık (a.s)

Ağır Söz

Ağır Söz

Soru

“Gerçekten de sana ağır bir söz vahyedeceğiz.” (Müzzemmil Sûresi, 5) âyetindeki “ağır söz” ile kastedilen nedir?

Kısa Cevap

“Gerçekten de sana ağır bir söz vahyedeceğiz.“ âyetindeki “ağır söz”, Kur’an-ı Kerim’dir. Müfessirler “ağır söz”ü değişik boyutlarıyla çeşitli şekillerde tefsir etmişlerse kastedilenin Kur’an-ı Kerim olduğuna dair şüphe yoktur. “Ağır söz” çeşitli yönlere sahiptir. Ağır olmak içerik yönündendir; ağır olmak kalplerin ve gönüllerin tahammül etmesidir; ağır olmak tebliğ ve davet yolunun zorluğundandır; ağır olmak plan yapma, icra etme… yönündendir.

Ayrıntılı Cevap

Sıkl (ağırlık), cismin belli bir halidir. Özelliği de onu taşımanın ve bir yerden bir yere götürmenin zor olmasıdır. Bu kelime çoğu zaman cisimler haricinde manevî konular için de kullanılır. Örneğin, “Ders bugün ağır idi.” denildiğinde öğrencilerin onu anlaması güç ve zordu manasına gelmektedir. “Tümü bilimsel teori olan bugünkü konuşma avama ağır geldi.” gibi ifadelerde de soyut anlamda kullanılmıştır. Anlaşılması güç olan, ulaşılması zor hakikatleri içeren yahut emirlerine itaat edilmesi ve devamlı yerine getirilmesi zor olan manevî konularda da kullanılır. İlahi kelam olan Kur’an-ı Kerim her iki (mananın idraki ve maarifi gerçekleştirmek) açıdan da ağırdır. Manasının idrakinin ağır olmasının nedeni, Allah Resulü’nün (s.a.a) Allah Teâlâ’dan aldığı ilahi bir kelam olmasından dolayıdır. Bu sözleri, bütün sebeplerden ümidini kesmiş ve yalnızca bütün sebeplerin sebebi ve Subhan olan Allah’a gönül bağlamış pak nefislerden başka kimse idrak edemez. O ilahi kelamdır, zâhirî ve batını, tenzili ve tevili, her şeyin açıklayıcısı olan aziz bir kitaptır. Onun ağırlığı Resulullah’ın (s.a.a) durumundan tamamen belli oluyordu. Vahiy geldiğinde nasıl bir duruma geldiğini herkes görüyordu.

Hakikatlerini yani tevhidî, itikadî ve ahlâkî öğretilerini uygulama yönüne gelince, bu o kadar ağırdır ki, Kur’an’ın kendisi bu konuda şöyle buyuruyor:

“Bu Kur’an’ı bir dağa indirseydik elbette ki onun, Allah korkusundan baş eğip paramparça olduğunu görürdün.”[1]

Kur’an-ı Kerim, sadece bu iki yönle değil, toplumda uygulanması, halkı hanif dinin emirlerini yerine getirmeye davet etmesi ve bu hanif dini diğer dinlere üstün kılması itibarıyla da ağırdır. Ağır olmasının kanıtı, Peygamberimizin (s.a.a) Allah yolunda katlandığı onca musibet ve zorluklar, Allah için çektiği onca eziyetlerdir. Kur’an, Peygamberimizin (s.a.a) müşrikler, kâfirler ve münafıklardan çektiği eziyet ve alayların sadece bir kısmını anlatmıştır. Dolayısıyla “Gerçekten de sana ağır bir söz vahyedeceğiz.” âyetindeki ağır sözden kasıt Kur’an-ı Kerim’dir.[2]

–—


[1]     Haşr, 21.

[2]     Tababatabâî, Muhammed Hüseyin, el-Mizan (Musevi Hemedanî, Seyyid Muhammed Bâkır’ın Farsça çevirisi), c.20, s.97, Defter-i İntişarat-ı İslamî, Kum, 5. Baskı, h.ş. 1374; Mekarim Şirazî, Nâsır, Tefsir-i Numûne, c.25, s.169-170, Daru’l-Kutubi’l-İslamiyye, Tahran, h.ş. 1374.