Haftada bir gün dini hususunda araştırma yapmayan ve dini hakkında soru sormayan Müslüman ne de kötüdür. Bihar’ul-Envar, c. 1, s. 176 Hz. Muhammed (s.a.a)

Ebu’l-Kasım’ın Manası

Ebu’l-Kasım’ın Manası

Soru

Künye ne demektir? Hz. Muhammed’in (s.a.a) künyesi olan Ebu’l-Kasım’ın manası nedir?

Kısa Cevap

Arap kültüründe Eb (erkekler için) ve Ümm (kadınlar için) takılarıyla başlayan isimlere künye denir. Künye kalıbında isim vermek Arap kabilelerinde insanı bir çeşit yüceltmek sayılmaktadır.[1] Ebu’l-Kasım, Ebu’l-Hasan, Ümmü Seleme, Ümmü Külsüm vb. gibi.

İslâm da künyeye çok önem vermiştir. Gazalî bu konuda şöyle diyor: “Resulullah (s.a.a) saygıdan dolayı kalpleri kazanmak için herkese künyeleriyle seslenirdi. Künyesi olmayanlara da künye verir ve öyle seslenirdi. Halk da ona o künyeyle hitap ederdi. Hatta çocuğu olmadığı için künyesi olmayanlara da künye verirdi. Allah Resulü (s.a.a) çocuklara bile sevgilerini kazanmak için künye verir, onlara künyeleriyle seslenirdi.”[2]

İmam Rıza’dan (a.s) şöyle rivayet edilir:

“Birisi yanında ise ona künyesiyle seslen, yanında değilse ismiyle seslen.” [3]

Yine Resulullah’ın şöyle buyurduğu nakledilmiştir:

“Güzel sünnetlerden biri, insanın oğlunun adını kendi künyesi yapmasıdır.” [4]

Dolayısıyla künyenin tanımı göz önüne alındığında Hz. Muhammed’in (s.a.a) künyesinin Ebu’l-Kasım olmasının nedeni çocuklarından birinin adının Kasım olmasıdır.[5] Bu yüzden kendilerine Ebu’l-Kasım denilmiştir. Yine İmam Hüseyin’e (a.s) Ebu Abdullah denmesinin nedeni Abdullahu’r-Razi’ (Süt emen Abdullah-Ali Asgar) adlı oğlundan dolayıdır.

Belirtmek gerekir ki, bazen bazılarının künyeleri kendilerine layık olmadığı için, onları aşağılamak amacıyla künye benzeri bir şey verilirdi. Örneğin İslam’dan önce Ebu Cehil’e Ebu Hükm denirdi. Ama İslam’ın ve Peygamber’in (s.a.a) karşısında durduğu için artık bu künye onun şanından değildi ve ona Ebu Cehil künyesi verildi.

–—


[1]     Lugatname-i Dehhuda, c. 11, s. 16452, “Künye” sözcüğü, Tahran Üniversitesi, Yeni 1. Baskı, h.ş. 1373.

[2]     Hüseyni Deştî, Mustafa, Maarif ve Maarif, c. 8, s. 595, Müessese-i Tahkikat ve Neşr-i Maarif-i Ehl-i Beyt.

[3]     Tabersî, Ebu’l-Fazl, Ali b. Hasan, Mişkatu’l-Envar, s. 324, Kitaphane-i Haydariyye, Necef, h.k. 1385.

[4]     Hürr Âmulî, Vesailu’ş-Şia, Müessese-i Alu’l-Beyt, Kum, h.k. 1409.

[5]     Peygamber Efendimizin bu oğlu büluğa ermeden, çocuk yaşta vefat etmiştir.