Dünyadan sakının! O gerçekten kalleş, aldatıcı ve kandırıcıdır! Bir taraftan verici, diğer taraftan ise alıcıdır. Bir taraftan giydirici, bir taraftan soyundurucudur. Nehc’ul-Belağa, 230. hutbe İmam Ali (a.s)

Mekkî ve Medenî Sureler

Mekkî ve Medenî Sureler

Soru

Mekki ve Medeni sure ne demektir? Bunları kim belirlemiştir?

Cevap

Kuranî ilimlerde çok önemli olan ve mutlaka üzerinde durulması gerekilen konulardan biri de Mekkî ve Medenî olan sureleri tanımaktır. Surelerin iniş sırasını nakleden rivayetlerden anlaşıldığı üzere, 86 sure Mekkî ve 28 sure de Medenîdir. Sureleri bu şekilde Mekkî ve Medenî olarak iki gruba ayırmada üç önemli kriter bulunmaktadır:

1- Zaman: Mekkî ve Medenî surelerin belirlenmesinde müfessirlerin çoğu genellikle zaman ölçütünü kabul etmektedirler. Buna göre Peygamber efendimizin hicretinden önce Mekke’de nazil olan sureler Mekkî ve hicretten sonra Medine’de nazil olan sureler ise Medenîdir. Buna göre Peygamber (s.a.a) hicretten sonra Mekke’de olsa ve ayet inse yinede o ayet yahut sure Medenî olacaktır. Hicretin ölçüsü ise Medine’ye giriş yapmaktır, Peygamber’in Mekke’den çıkışına müteakip Medine’ye girişine kadar ki sureler Mekki, Medine’ye girdikten sonraki sureler Medenîdir, buna en güzel örnek şu ayettir:

“(Resulüm!) Kuran’ı (okumayı, tebliğ etmeyi ve ona uymayı) sana farz kılan Allah, elbette seni (yine) dönülecek yere döndürecektir.” [1]

2- Mekân: Bazı âlimler de sureleri bu şekilde ayırmada ölçüt olarak mekânı kabul etmişlerdir, buna göre; Mekke ve Mekke’nin etrafında nazil olan sureler Mekkî, Medine ve Medine’nin etrafında nazil olan sureler ise Medenîdir. Bu ister hicretten sonra yahut önce olsun fark etmez. O zaman eğer Peygamber hicretten sonra Mekke’ye gelmiş ve orada sure nazil olmuşsa o sure Mekkidir. Mekke ve Medine dışında nazil olan sureler ise bu sınıflandırmanın dışındadır. Suyuti, Peygamber’den (s.a.a) şöyle bir hadis naklediyor: “Kuran üç yerde; Mekke, Medine ve Şam’da nazil olmuştur.” İbn-i Kesir’in dediğine göre Şam’dan kasıt Tebuktür.”[2]

3- Hitap: Bir gruba göre ise; müşriklere hitaben başlayan her sure Mekkî ve müminlere hitaben başlayan her sure de Medenîdir. Bunu Abdullah b. Mesud şu rivayetle nakletmektedir: “Ya eyühennas – Ey insanlar!” diye başlayan her sure Mekkî ve “Ya eyyühelleziyne amenu – Ey iman edenler!” diye başlayan her sure de Medenidir.”[3] Çünkü Medine’de Müslümanlar, Mekke’de ise müşrikler çoğunluktaydı, fakat Medine’de nazil olan Bakara suresinde “Ey insanlar!” hitabı kullanılmıştır, bu da genel kuralı bozmaktadır.

Surelerin Mekkî ya da Medenî oluşlarını belirlemek için bazı kriterler belirlemişlerdir, lakin bu kriterler tek başına ölçüt olamaz, doğru bir sonuca varmak için bunların yanı sıra şu ölçütlere de dikkat etmek gerekir:

1) Nass ve haber. 2) Zahiri belirtiler. 3) İçerikle ilgili belirtiler.

Allâme Burhaneddin b. İbrahim b. Ömer b. İbrahim b. Cafer (ö: 732.h) şöyle diyor: “Mekkî ve Medenî sureleri tanımak için iki yol bulunmaktadır: Rivayetlerle ulaşılan işitsel bilgiler ve teşhis kriterleri üzerinden yapılan kıyas.” Alkama b. Kays Abdullah b. Mesud’dan şöyle rivayet ediyor. “Ey insanlar! Hitabının olduğu, kella / asla cümlesinin kullanıldığı, surenin başında mukatta harflerinin bulunduğu -Medeni olduğu rivayet edilen Bakara, Âl-i İmran ve Rad suresinin dışında-,Hz. Adem ve iblis kıssalarının nakledildiği ve eski peygamberler ile ümmetler hakkında nazil olan sureler Mekkîdir. Farzlardan yükümlülüklerden, şer’i hudud ve cezalardan bahseden sureler ise Medenîdir.”[4]

Bunlar Abdullah b. Mesud’un Mekkî ve Medenî sureleri tanımak için söyledikleriydi, başka bir takım kriterler de zikredilmiştir ki şöyle sıralaya biliriz:

1- Surenin kendisinin kısa oluşu yahut sure içersindeki ayetlerin kısa oluşu, genellikle Mekkî surelerin özelliklerindendir. Sure ve ayetlerin de uzun oluşu Medenî olduğunu gösterir.

2- Mekke halkı inatla, bilgisizlik, küfür ve taassupla hakkın karşısında duruyorlardı, bu yüzden Mekke halkına söylevler çok sert ve kullanılan dil şiddetliydi. Bunu Mekkî surelerin bir özelliği olarak kabul edebiliriz. Medine’de müminlere hitap ise tam tersine yumuşak ve sıcaktı, dolayısıyla bu tür hitapların bulunduğu sureleri Medenî kabul edebiliriz.

3- Dini öğretilerin genel olarak anlatılması ve iman esaslarının ön planda tutulması Mekkî surelerin özelliğidir. Medenî surelerin özelliği ise, İslam hukukundan bahsedilip, ahkâm ve toplumsal kuralların açıklanmasıdır.

4- Güzel ahlaka, erdemli olmaya, doğru dünya görüşüne, sağlıklı bir inanca, inadı bırakmaya, müşriklerin batıl inançlarıyla mücadeleye davet eden, onların düşünce ve inanç sistemlerinin boş olduğunu vurgulayan sureler Mekkîdir. Kitap ehlinden bahseden, onları düşüncelerinde orta yola davet eden, münafıklardan bahsederek onlarla mücadeleye yer veren sureler ise Medenîdir.

5- Mekkî surelerin özelliklerinden bir diğeri; “Ey insanlar!”,Medeni surelerin ise; “Ey iman edenler!” hitabının bulunmasıdır.

Yukarıda belirtmiş olduğumuz bu özellikleri, kesinlikle genel bir kural olarak kabul edemeyiz, bu özellikler bazı sureler için doğru ve bazı sureler için ise doğru olmaya bilir, mutlaka istisnaları bulunmaktadır. Eğer kesin bilgi derecesinde birkaç özellik birlikte bulunur ve aynı zamanda çelişki arz edecek bir rivayette bulunmazsa, o zaman o surenin Mekkî mi Medenî mi olduğuna itimat edebiliriz. Ancak böyle bir durumda fıkıhsal, tarihsel vb. açıdan istenen işlerlik elde edilmiş olur.

Öyleyse bir surenin Mekkî veya Medenî oluşunu anlamak için; ya bu hususta var olan güvenilir bir rivayet bulunmalı ya da surenin zahiri yapısıyla ilgili belirtilerden anlaşılmalıdır.

–—


[1]     Kasas,85.

[2]     el-İtkan, c. 1,s. 23.

[3]     el-Müstedrek, c. 3, s. 18- 19.

[4]     el- Burhan, c.1,s.189.