Cafer-i Tayyar Namazı

Cafer-i Tayyar Namazı

Cafer-i Tayyar Namazı’nın Fazileti

Hz. Resul (s.a.a) Cafer-i Tayyar’a (r.a) şöyle buyurmuştur: “Eğer bu namazı her gün kılarsan, senin için dünya ve içindekilerinden daha hayırlıdır. Eğer her iki günde bir kılarsan Allah senin o iki gün arasında işlediğin günahları affeder; eğer her Cuma günü veya her ay veya her yıl bu namazı kılarsan Allah o iki namaz arasında işlediğin günahları bağışlar.”
Mefatihu’l-Cinan kitabında nakledildiğine göre her kim bu namazı, İmam Rıza’nın (a.s) Türbesinde kılarsa, kıldığı her rekâtın karşılığında kılan şahsa bin Hac ve bin Umre sevabı yazılır.

Cafer-i Tayyar Namazı (Arapça: صلاة جعفر الطيار), en önemli ve en faziletli nafile namazlardan birisidir. Dört rekâttır (iki rekâtlık iki namaz) ve “Subhanallahi vel-Hamdulillahi vela ilahe illallahu vallahu Ekber” «سُبْحَانَ اللَّهِ وَ الْحَمْدُ لِلَّهِ وَ لا إِلَهَ إِلا اللَّهُ وَ اللَّهُ أَکبَرُ»
zikri, toplamda 300 defa tekrar edilmelidir. Günahların bağışlanmasında, istek ve dileklerin kabul olmasında çok etkili bir namazdır. Hz. Peygamber efendimiz (s.a.a) bu namazı Habeşe’de sergilemiş olduğu 15 yıllık zorlu mücadelenin ardından vatanına dönen, Hz. Cafer-i Tayyar’a hediye etmiştir.

Hz. Peygamber’in Cafer-i Tayyar’a Hediyesi

Müslümanların Hayber Kalesini Fethettiği ve Hz. Cefer-i Tayyar’ın döndüğü haberi, aynı anda Hz. Peygamber Efendimize (s.a.a) ulaştı.‌Allah Resulü (s.a.a) şöyle buyurdular: “Hayber’in Fethinden dolayı mı, yoksa Cafer’in döndüğünden dolayı mı daha çok sevinçliyim bilemiyorum.”

Allah Resulü (s.a.a) Cafer’i karşılamak için on iki adım ilerleyerek, ona sarıldı, alnını öptü ve şöyle buyurdu: “Sana bir hediye vermemi ister misin?” Cafer şöyle arz etti: ‘‘Evet, Ey Allah’ın Resulü!’’ Müslümanlar Hayber’in Fethinden çokça ganimetler elde ettiklerinden herkes Peygamber’in Cafer’e bolca altın ve gümüş vereceğini zannetti, fakat Peygamber Efendimiz (s.a.a) Cafer’e şöyle buyurdu: “Sana vereceğim ve öğreteceğim şeyi, her gün aralıksız yaparsan senin için tüm dünyadan ve içindekilerden daha hayırlıdır. Savaş meydanından kaçmış olsan da günahların çöllerdeki kum taneleri ve denizlerdeki köpükler sayısınca dahi olsa, yine de Allah senin günahlarını bağışlar.”
Sonra bu münasabetle adı Cafer-i Tayyar olan bu namazı ona öğretti.

Namazın Kılınış Şekli

Cafer’i Tayyar Namazı dört rekattır. (Sabaha namazı gibi) iki rekâtlı iki namazdan ibarettir.

Namazın başlangıcında Cafer-i Tayyar Namazı niyet edilmeli ve birinci rekâtta Fatiha’dan sonra Zilzal Suresi, ikinci rekâtta Fatiha’dan sonra, Adiyat Suresi okunmalıdır. (Böylelikle birinci iki rekatlı namaz bitmiş olur)

Üçüncü rekâtta; yani iki rekâtlık ikinci namazın birinci rekâtında, Fatiha’dan sonra Nasr Suresi, ikinci rekâtta ise İhlâs Suresi okunmalıdır.

Tüm rekâtlarda Fatiha ve surelerden sonra, on beş defa Tesbihat-ı Erbaa: “Subhanallahi vel-Hamdulillahi vela ilahe illallahu vallahu Ekber” «سُبْحَانَ اللَّهِ وَ الْحَمْدُ لِلَّهِ وَ لا إِلَهَ إِلا اللَّهُ وَ اللَّهُ أَکبَرُ‌»
okunmalı ve aynı zikir, her rekâtın rükûusunda on defa, rükudan doğrulduktan sonra on defa, her rekâtın secdesinde on defa, secdeden başını kaldırdıktan sonra yine on defa tekrar edilmelidir.

Her rekâtta Tesbihat-ı Erbaa 75 defa, toplamdaysa 300 defa tekrarlanmaktadır. Eğer Tesbihat-ı Erbaa’yı unutacak olursak yeri geçmediği taktirde yerine getirmelidir, ama eğer yeri geçmişse namazı sahihtir, fakat namazdan sonra unuttuğu miktarı tekrar etmelidir.

Tesbihat-ı Erbaa’dan sonra ikinci rekâtın ikinci secdesinde şöyle demesi müstahaptır:

سُبْحَانَ مَنْ لَبِسَ الْعِزَّ وَ الْوَقَارَ سُبْحَانَ مَنْ تَعَطَّفَ بِالْمَجْدِ وَ تَكَرَّمَ بِهِ سُبْحَانَ مَنْ لا يَنْبَغِي التَّسْبِيحُ إِلا لَهُ سُبْحَانَ مَنْ أَحْصَى كُلَّ شَيْ‌ءٍ عِلْمُهُ سُبْحَانَ ذِي الْمَنِّ وَ النِّعَمِ سُبْحَانَ ذِي الْقُدْرَةِ وَ الْكَرَمِ اللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ بِمَعَاقِدِ الْعِزِّ مِنْ عَرْشِكَ وَ مُنْتَهَى الرَّحْمَةِ مِنْ كِتَابِكَ وَ اسْمِكَ الْأَعْظَمِ وَ كَلِمَاتِكَ التَّامَّةِ الَّتِي تَمَّتْ صِدْقا وَ عَدْلا صَلِّ عَلَى مُحَمَّدٍ وَ أَهْلِ بَيْتِهِ وَ افْعَلْ بِي كَذَا وَ كَذَا

Türkçe yazılışı: “Subhane men lebise’l izze ve’l vekar, Subhane men teettafe bil-Mecdi ve tekerreme bihi, subhane men la yenbeği’t tesbihu illa lehu, subhane men ehsa kule şeyin ilmuhu, subhane zi’l meni ve’n niemi, subhane zi’l kudreti ve’l keremi, Allahumme inni eseluke bimekaidi’l izzi min arşike ve munteher rahmeti min kitabike ves’mike’l a’zemi ve kelimatike’t tameti’l leti temmet sıdka ve adle, salli ale muhammedin ve ehli beytihi vef’el bi keza ve keza.” (keza ve keza kelimesinden itibaren) hacetler istenir ve elbette istek ve hacetler Türkçe’de yapılabilir.

Anlamı: Münezzehtir izzet ve vakar elbisesi giyen – Allah-, münezzehtir ululuk ve yüceliğiyle ihsan ve ikramda bulunan Allah, münezzehtir tesbih kendisinden başkasına layık olmayan –Allah-, münezzehtir ilmi her şeyi sayan (ihate eden) –Allah-, münezzehtir minnet ve nimet sahibi, münezzehtir güç ve bağış sahibi.

Allah’ım! –ilminin esrarı olan- arşının izzetinin düğüm yerleri hürmetine, kitabının rahmetinin nihayeti, en büyük ismin, sadaket ve adalet açısından kamil kelimelerinin (peygamberler ve velilerin) hürmetine Muhammed ve Ehlibeytine rahmet eyle ve benim şu şu hacetlerimi reva eyle.”

Daha sonra istek ve hacetlerini istemelidir, elbette hacetlerini Türkçe olarak da isteyebilir.

Hacet ve Dilekler İçin En İdeal Vakit

Şeyh Tusi, hacetlerin reva olması için İmam Cafer Sadık’tan (a.s) şöyle rivayet etmiştir: “Çarşamba, Perşembe ve Cuma günleri oruç tut. Perşembe günü on miskine (öksüze) sadaka olarak 750 gram yiyecek ver. Cuma olunca gusül alarak çöle çık ve Cafer-i Tayyar namazını kıl. Dizlerini sıvayarak yere yapıştır ve şu duayı oku:

يَا مَنْ أَظْهَرَ الْجَمِيلَ وَ سَتَرَ [عَلَيَ] الْقَبِيحَ يَا مَنْ لَمْ يُؤَاخِذْ بِالْجَرِيرَةِ وَ لَمْ يَهْتِكِ السِّتْرَ يَا عَظِيمَ الْعَفْوِ يَا حَسَنَ التَّجَاوُزِ يَا وَاسِعَ الْمَغْفِرَةِ يَا بَاسِطَ الْيَدَيْنِ بِالرَّحْمَةِ يَا صَاحِبَ كُلِّ نَجْوَى وَ مُنْتَهَى كُلِّ شَكْوَى يَا مُقِيلَ الْعَثَرَاتِ يَا كَرِيمَ الصَّفْحِ يَا عَظِيمَ الْمَنِّ يَا مُبْتَدِئا بِالنِّعَمِ قَبْلَ اسْتِحْقَاقِهَا يَا رَبَّاهْ يَا رَبَّاهْ يَا رَبَّاهْ

Türkçe yazılışı: “Ya men ezhere’l cemil ve setere’l (aleyye) kabihe, ya men lem yuağiz bil cerireti ve lem yehtiki’s sitre ya azime’l afvi, ya hesene’t tecavuzi, ya vasie’l meğfireti, ya basite’l yedeyni birrahmeti, ya sahibe kulli necva ve munteha kulli şekva ya mukile’l eserati, ya kerime’s safhi, ya azime’l meni, ya mubtedien binniemi kalbe istihkakiha ya rabbah, ya rabbah, ya rabbah.”

Anlamı: Ey güzeli açığa çıkaran ve çirkini (bana) örten, ey günahtan dolayı kulları cezalandırmayan ve –günahkarların- perdesini yırtmayan; ey affı yüce olan, ey –kusurlarından- güzellikle geçen, ey mağfireti geniş olan, ey rahmet için elleri açık olan, ey bütün fısıldanmalardan haberdar olan, ey bütün şikayetlerin mercii, ey sürçmeleri affeden, ey affetmesi kerim olan, ey ihsanı büyük olan, ey kulları hakketmeden nimet veren, ey rabbim, ey rabbim, ey rabbim.”

Sonra on defa “Ya Allah, ya Allah, ya Allah”, son defa “ya seyyidah, ya seyyidah”, on defa “ya mevlaya, ya mevlaya”, on defa “Ya recaah, ya recaah”, on defa “Ya ğıyaseh, ya ğıyaseh”, “Ya ğayete rağbetah”, on defa “Ya rahman”, “Ya rahim”, on defa “Ya mu’tiyel – hayrat”, on defa “Salli ala muhammedin ve al-i muhammedin kesiren, tayyiben, ke-efzeli ma salleyte ala ehedin min haklik.”
Söyle ve peşinden de hacetlerini iste.

Başkaları Adına Vekâleten kılmak

İnsan, Cafer-i Tayyar Namazını ölen aile, akraba, eş dost ve arkadaşları adına da vekâleten kılabilir, aynı zamanda başkaları adına vekâleten kılmaksızın da sevabını hediye edebilir.

Namazın sevabını şehitlerin ve ölenlerin ruhuna hediye etmek, hem insanın sevabını artırır, hem de onların mevki makam rütbe ve derecelerini yükseltir. Hediye edilenin makamı her ne kadar yüksek olursa, hediye edenin de sevabı o kadar fazla olacaktır.

Evlilik ve Diğer Önemli Hacetler için

Ayetullah Behçeti (r.a), evlenmek ve önemli işler için Cuma günü öğleden sonra Cafer-i Tayyar Namazının birkaç defa kılınmasını tavsiye ederdi.

Namaz bittikten sonra Zadu’l-Mead kitabındaki duayı okumalı, secdeye giderek az miktarda da olsa ağlamaya çalışmalıdır. Gözleri yaşarmaya başladığında hacetini Allah’tan istemelidir. Bu ibadeti istek ve hacetleri kabul olana dek kâmil ve tam bir inançla yapmalıdır.

Zadu’l-Mead kitabında İmam Sadık’tan (a.s) nakledilen dua şu şekildedir:

سُبْحَانَ مَنْ لَبِسَ الْعِزَّ وَ تَرَدَّىٰ بِهِ، سُبْحَانَ مَنْ تَعَطَّفَ بِالْمَجْدِ وَ تَكَرَّمَ بِهِ، سُبْحَانَ مَنْ لَا يَنْبَغِي التَّسْبِيحُ إِلَّا لَهُ جَلَّ جَلَالُهُ، سُبْحَانَ مَنْ أَحْصَىٰ كُلَّ شَيْ‌ءٍ بِعِلْمِهِ وَ خَلَقَهُ بِقُدْرَتِهِ، سُبْحَانَ ذِي الْمَنِّ وَ النِّعَمِ، سُبْحَانَ ذِي الْقُدْرَةِ وَ الْكَرَمِ. اَللّٰهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ بِمَعَاقِدِ الْعِزِّ مِنْ عَرْشِكَ، وَ مُنْتَهَى الرَّحْمَةِ مِنْ كِتَابِكَ وَ بِاسْمِكَ الْأَعْظَمِ، وَ كَلِمَاتِكَ التَّامَّاتِ الَّتِي تَمَّتْ صِدْقًا وَ عَدْلًا، أَنْ تُصَلِّيَ عَلَىٰ مُحَمَّدٍ وَ آلِ مُحَمَّدٍ الطَّيِّبِينَ الطَّاهِرِينَ، وَ أَنْ تَجْمَعَ لِي خَيْرَ الدُّنْيَا وَ الْآخِرَةِ بَعْدَ عُمُرٍ طَوِيلٍ، اَللّٰهُمَّ أَنْتَ الْحَيُّ الْقَيُّومُ الْعَلِيُّ الْعَظِيمُ، الْخَالِقُ الرَّازِقُ الْمُحْيِي الْمُمِيتُ، الْبَدِي‌ءُ الْبَدِيعُ، لَكَ الْكَرَمُ وَ لَكَ الْمَجْدُ، وَ لَكَ الْمَنُّ وَ لَكَ الْجُودُ، وَ لَكَ الْأَمْرُ وَحْدَكَ لَا شَرِيكَ لَكَ، يَا وَاحِدُ يَا أَحَدُ، يَا صَمَدُ يَا مَنْ لَمْ يَلِدْ وَ لَمْ يُولَدْ، وَ لَمْ يَكُنْ لَهُ كُفُوًا أَحَدٌ، يَا أَهْلَ التَّقْوَىٰ وَ يَا أَهْلَ الْمَغْفِرَةِ، يَا أَرْحَمَ الرَّاحِمِينَ، يَا عَفُوُّ يَا غَفُورُ، يَا وَدُودُ يَا شَكُورُ، أَنْتَ أَبَرُّ بِي مِنْ أَبِي وَ أُمِّي، وَ أَرْحَمُ بِي مِنْ نَفْسِي وَ مِنَ النَّاسِ أَجْمَعِينَ، يَا كَرِيمُ يَا جَوَادُ، اَللّٰهُمَّ إِنِّي صَلَّيْتُ هَذِهِ الصَّلَاةَ ابْتِغَاءَ مَرْضَاتِكَ، وَ طَلَبَ نَائِلِكَ وَ مَعْرُوفِكَ، وَ رَجَاءَ رِفْدِكَ وَ جَائِزَتِكَ، وَ عَظِيمَ عَفْوِكَ وَ قَدِيمَ غُفْرَانِكَ، اَللّٰهُمَّ فَصَلِّ عَلَىٰ مُحَمَّدٍ وَ آلِ مُحَمَّدٍ، وَ ارْفَعْهَا فِي عِلِّيِّينَ، وَ تَقَبَّلْهَا مِنِّي، وَ اجْعَلْ نَائِلَكَ وَ مَعْرُوفَكَ وَ رَجَاءَ مَا أَرْجُو مِنْكَ فَكَاكَ رَقَبَتِي مِنَ النَّارِ، وَ الْفَوْزَ بِالْجَنَّةِ وَ مَا جَمَعْتَ مِنْ أَنْوَاعِ النَّعِيمِ، وَ مِنْ حُسْنِ الْحُورِ الْعِينِ، وَ اجْعَلْ جَائِزَتِي مِنْكَ الْعِتْقَ مِنَ النَّارِ وَ غُفْرَانَ ذُنُوبِي، وَ ذُنُوبِ وَالِدَيَّ وَ مَا وَلَدَا، وَ جَمِيعِ إِخْوَانِي وَ أَخَوَاتِيَ الْمُؤْمِنِينَ وَ الْمُؤْمِنَاتِ وَ الْمُسْلِمِينَ وَ الْمُسْلِمَاتِ، الْأَحْيَاءِ مِنْهُمْ وَ الْأَمْوَاتِ، وَ أَنْ تَسْتَجِيبَ دُعَائِي وَ تَرْحَمَ صَرْخَتِي وَ نِدَائِي، وَ لَا تَرُدَّنِي خَائِبًا خَاسِرًا، وَ اقْلِبْنِي مُفْلِحًا مُنْجِحًا مَرْحُومًا، مُسْتَجَابًا دُعَائِي، مَغْفُورًا لِي يَا أَرْحَمَ الرَّاحِمِينَ، يَا عَظِيمُ يَا عَظِيمُ يَا عَظِيمُ، قَدْ عَظُمَ الذَّنْبُ مِنْ عَبْدِكَ، فَلْيَحْسُنِ الْعَفْوُ مِنْكَ، يَا حَسَنَ التَّجَاوُزِ،  يَا وَاسِعَ الْمَغْفِرَةِ، يَا بَاسِطَ الْيَدَيْنِ بِالرَّحْمَةِ، يَا نَفَّاحًا بِالْخَيْرَاتِ، يَا مُعْطِيَ السُّؤْلَاتِ، يَا فَكَّاكَ الرِّقَابِ مِنَ النَّارِ، صَلِّ عَلَىٰ مُحَمَّدٍ وَ آلِ مُحَمَّدٍ، وَ فُكَّ رَقَبَتِي مِنَ النَّارِ، وَ أَعْطِنِي سُؤْلِي، وَ اسْتَجِبْ دُعَائِي، وَ ارْحَمْ صَرْخَتِي وَ تَضَرُّعِي وَ نِدَائِي، وَ اقْضِ لِي حَوَائِجِي كُلَّهَا لِدُنْيَايَ وَ آخِرَتِي وَ دِينِي، مَا ذَكَرْتُ مِنْهَا وَ مَا لَمْ أَذْكُرْ، وَ اجْعَلْ لِي فِي ذَلِكَ الْخِيَرَةَ، وَ لَا تَرُدَّنِي خَائِبًا خَاسِرًا، وَ اقْلِبْنِي مُفْلِحًا مُنْجِحًا مُسْتَجَابًا لِي دُعَائِي، مَغْفُورًا لِي مَرْحُومًا يَا أَرْحَمَ الرَّاحِمِينَ، يَا مُحَمَّدُ يَا  أبَاالْقَاسِمِ يَا رَسُولَ اللهِ، يَا أَمِيرَ الْمُؤْمِنِينَ، أَنَا عَبْدُكُمَا وَ مَوْلَاكُمَا، غَيْرُ مُسْتَنْكِفٍ وَ لَا مُسْتَكْبِرٍ، بَلْ خَاضِعٌ ذَلِيلٌ عَبْدٌ مُقِرٌّ، مُتَمَسِّكٌ بِحَبْلِكُمَا، مُعْتَصِمٌ مِنْ ذُنُوبِي بِوَلَايَتِكُمَا، أَتَقَرَّبُ إِلَى اللهِ تَعَالَىٰ بِكُمَا، وَ أَتَوَسَّلُ إِلَى اللهِ بِكُمَا، وَ أُقَدِّمُكُمَا بَيْنَ يَدَيْ حَوَائِجِي إِلَى اللهِ عَزَّ وَ جَلَّ، فَاشْفَعَا لِي فِي فَكَاكِ رَقَبَتِي مِنَ النَّارِ، وَ غُفْرَانِ ذُنُوبِي، وَ إِجَابَةِ دُعَائِي، اَللّٰهُمَّ فَصَلِّ عَلَىٰ مُحَمَّدٍ وَ آلِهِ، وَ تَقَبَّلْ دُعَائِي وَ اغْفِرْ لِي، يَا أَرْحَمَ الرَّاحِمِينَ.

Duanın Türkçe Okunuşu:

Subhâne men lebise’l-izze ve tereddâ bih, Subhâne men taattafe bi’l-mecdi ve tekerreme bih, Subhâne men lâ yenbegî’t-tesbîhu illâ lehü celle celâlüh, Subhâne men ahsâ kulle şey’in bi’ilmihi ve haleqahû bi’kudretih, Subhâne zi’l-mennî ve’n-niam,Subhâne zi’l-kudreti ve’lkerem. Allâhumme innî es’elüke bi-meâkidi’l-izzi min arşik,ve müntehe’r-rahmeti min kitâbik, ve bi-ismikel a’zam,ve kelimâtiket-tâmmâti’lletî temmet sıdqan ve adlâ,en tusalliy ‘alâ Muhammedin ve Âli Muhammedin’t-tayyibîne’t-tâhirîn,ve en tecme’a lî hayre’d-dünyâ ve’l-âhireti ba’de ‘umrin tavîl.

Allâhumme ente’l-hayyu’l-qayyûmu’l-aliyyu’l-azîm,el-hâlikü’r-râzikü’l-muhyiyü’l-mumît,el-bedî’u’l-bedî’,lekel-keremü ve lekel-mecd,
ve lekel-mennü ve lekel-cûd,ve lekel-emru vahdek lâ şerîke lek.Yâ Vâhidu yâ Ehadu,yâ Samad, yâ men lem yelid ve lem yûled,ve lem yekünlehû kufuven ehad.Yâ ehle’t-taqwâ ve yâ ehle’l-meğfire,yâ erhame’r-râhimînyâ ‘Afuvvu yâ Gafûr,yâ Vedûdu yâ Şekûr,ente eberru bî min ebî ve ümmî,ve erhame bî min nefsî ve mine’n-nâsi ecma‘în,yâ Kerîm, yâ Cevâd.

Allâhumme innî sallaytü hâzihî’s-salâte ibtighâe mardâtik,ve talebe nâilike ve ma‘rûfike,ve recâ’e rifdike ve câ’izetik,ve azîme ‘afvike ve qadîme gufrânike. Allâhumme fasalli ‘alâ Muhammedin ve Âli Muhammed, ve’rfa‘hâ fî ‘illiyyîn,ve tekabbelhâ minnî,
ve’c‘al nâilike ve ma‘rûfike ve recâe mâ ercû minke fekâke raqabetî mine’n-nâr,v e’l-fevze bi’l-cenneti ve mâ ceme‘te min envâ‘i’n-na‘îm,ve min husni’l-hûri’l-‘în. Ve’c‘al câ’izetî minke’l-‘itka mine’n-nâr ve gufrâne zunûbî, ve zunûbi vâlideyye ve mâ veledâ,ve cemî‘i ihvânî veehavâtî’l-mu’minîne ve’l-mu’minât,ve’l-müslimîne ve’l-müslimât,el-ahyâ’i minhum ve’l-emvât. Ve en testecîbe du‘â’î ve terhame sarhâtî ve nidâ’î, ve lâ terüddenî hâ’iben hâsirâ, ve’qlibnî muflihan müncihan merhûman,müstecâben du‘â’î, magfûran lî, yâ erhame’r-râhimîn.

Yâ Azîm, yâ Azîm, yâ Azîm, qad azume’z-zenbü min abdik, felyahsüni’l-‘afvü minke, yâ hasene’t-tecâvüz, yâ vâsi’a’l-meğfire, yâ bâsitayyedeyni bi’r-rahme, yâ neffâhan bi’l-hayrât, yâ mu‘tiye’s-su’lât, yâ fekkâke’r-riqâbi mine’n-nâr. Salli ‘alâ Muhammedin ve Âli Muhammed, ve fukka raqabetî mine’n-nâr, ve a‘tınî su’lî, ve’stecib du‘â’î, ve’rham sarhâtî ve tadarru‘î ve nidâ’î, ve’qdi lî havâicî külluhâ li’d-dünyâye ve’l-âhireti ve dînî, mâ zekertü minhâ ve mâ lem ezkur, ve’c‘al lî fî zâlike’l-hiyerete, ve lâ terüddenî hâ’iben hâsirâ,ve’qlibnî muflihan müncihan müstecâben lî du‘â’î, magfûran lî merhûman, yâ erhame’r-râhimîn.

Yâ Muhammed, yâ Ebâ’l-Qâsim, yâ Resûlallâh, yâ Emîre’l-Mu’minîn, enâ abdukümâ ve mevlâkumâ,ğayru müstenkifin ve lâ müstekbirin, bel hâdi‘un zelîlun abdun muqirr, mutemessikun bi hablikumâ,mu‘tasimun min zunûbî bi velâyetikumâ,etekarrabu ilallâhi te‘âlâ bikumâ,
ve etevesselu ilallâhi bikumâ, ve uqaddimukumâ beyne yedey havâicî ilallâhi ‘azze ve celle. Feşfe‘â lî fî fekâki raqabetî mine’n-nâr, vegufrâni zunûbî, ve icâbeti du‘â’î. Allâhumme fasalli ‘alâ Muhammedin ve Âlih, ve tekabbel du‘â’î, ve’ğfir lî, yâ erhame’r-râhimîn.

Duanın Türkçe Çevirisi:

Yücelik elbisesini kuşanıp onunla süslenen Allah’ı tesbih ederim.
İzzet ve yücelikle davranan, şanına şan katan Allah, her türlü noksandan münezzehtir.
Tesbih edilmeye layık olan yalnız O’dur — yüceliği sonsuzdur, celâli büyüktür.
Her şeyi ilmiyle sayıp bilen, kudretiyle yaratan Allah’ı tesbih ederim.
Nimetlerin ve ihsanların sahibi, kudretin ve keremin sahibi olan Allah’ı tesbih ederim.

Ey Allah’ım, senden arşının şerefinden, kitabındaki rahmetin son noktasından, en yüce isminle ve doğru ve adaletli şekilde tamamlanmış sözlerinle istiyorum:
Muhammed’e ve tertemiz Ehlibeyt’ine salât ve selâm eyle,
ve bana uzun bir ömrün ardından hem dünya hem ahiret saadetini nasip et.

Allah’ım! Sen Hayy (daimî diri), Kayyum (her şeyi ayakta tutan), yüce ve azimsin;
yaratan, rızık veren, dirilten, öldüren, varlığı yoktan var edensin.
Kerem, azamet, ihsan ve cömertlik yalnız sana mahsustur.
Hüküm yalnız senindir; sen birsin, ortağın yok.
Ey tek olan, ey eşi benzeri bulunmayan, ey hiçbir şeye muhtaç olmayan!
Sen ne doğurdun ne doğuruldun, hiçbir şey sana denk değildir.
Ey takva sahiplerinin Rabbi, ey bağışlayanların Rabbi,
ey merhametlilerin en merhametlisi!
Ey çok affedici, ey çok bağışlayıcı, ey sevgi dolu, ey çok şükreden!

Şüphesiz sen, bana annemden ve babamdan daha merhametli,
kendimden ve bütün insanlardan daha şefkatlisin, ey cömert ve özverili Rabbim.

Allah’ım, bu namazı senin rızanı kazanmak için, bağış ve lütfunu umarak kıldım.
Senin ikramını, ödülünü, büyük affını ve sonsuz bağışını bekliyorum.
Allah’ım, Muhammed’e ve ailesine salât et,
namazımı göklerin en yüce makamına yükselt,
benden kabul eyle.
Senin ihsanını, lütfunu, ve senden umduğum mükâfatı bana nasip et:
beni cehennemden kurtar, cennet ve içindeki nimetleriyle beni mutlu kıl,
ve bana hûrilerden güzelleri ihsan et.

Bana vereceğin ödül, cehennemden azat edilmek ve günahlarımın bağışlanması olsun;
anne ve babamın, onların çocuklarının, bütün mümin kardeşlerimin ve bacılarımın,
yaşayanların ve ölmüşlerin günahlarını da bağışla.

Duamı kabul et, feryadıma ve çağırışıma merhamet et;
beni umutsuz ve kaybeden olarak geri çevirme.
Bilakis beni kurtuluşa ermiş, başarılı, rahmete erişmiş, duası kabul olmuş bir kul kıl.
Günahlarım bağışlansın, ey merhametlilerin en merhametlisi!

Ey Azîm, ey Azîm, ey Azîm!
Kulumun günahı çoktur, fakat affın senin katında güzeldir.
Ey güzel bağışlayan, ey geniş mağfiret sahibi,
ey rahmet ellerini açan, ey iyilikleri bol veren,
ey dilekleri karşılayan, ey kullarının boynunu cehennemden kurtaran Rab!
Muhammed’e ve ailesine salât eyle,
beni cehennemden azat et, dileklerimi kabul eyle, duamı işit,
feryadıma ve yalvarışıma rahmet et.

Dünya, ahiret ve dinime dair bütün ihtiyaçlarımı — söylediğim ve söylemeyi unuttuğum — yerine getir.
Bunlarda benim için hayır yaz.
Beni boş, hüsrana uğramış olarak geri çevirme;
aksine, duası kabul olmuş, bağışlanmış, rahmete erişmiş, başarılı bir kul olarak döndür.
Ey merhametlilerin en merhametlisi!

Ey Muhammed, ey Ebâ’l-Kâsım, ey Allah’ın elçisi,
ey Müminlerin Emiri (Hz. Ali)!
Ben sizin kulunuz ve seveninizim. Sizden yüz çevirmem, kibirlenmem;
bilakis boyun eğen, itaatkâr, alçakgönüllü bir kulum.
Sizin haklarınızı kabul etmiş bir kul olarak, sizin bağlılığınıza sarılıyorum.
Günahlarımdan korunmak için sizin velayetinizden yardım istiyorum.

Sizin vesilenizle Allah’a yakın olmak istiyorum,
sizi Allah’a ulaşmak için aracım kılıyorum.
İhtiyaçlarımda Allah’a dua ederken sizi öne çıkarıyorum.
O halde, benim için şefaat edin;
boynumu cehennemden kurtarın, günahlarımın affına ve dualarımın kabulüne vesile olun.

Allah’ım, Muhammed’e ve ailesine salât eyle, duamı kabul buyur, günahlarımı bağışla, ey merhametlilerin en merhametlisi!