Azametim ve büyüklüğüm Hasan’ın; cesaretim cömertliğim ise Hüseyin’indir. el-Bihar, 43/264/12 Hz. Muhammed (s.a.a)

Resulullah (saa)’in Merhameti

Resulullah (saa)’in Merhameti

Rahmet Peygamberi (s.a.a.)nin Merhametinden bir Damla

‘لَقَدْ جاءَكُمْ رَسُولٌ مِنْ أَنْفُسِكُمْ عَزيزٌ عَلَيْهِ ما عَنِتُّمْ حَريصٌ عَلَيْكُمْ بِالْمُۆْمِنينَ رَۆُفٌ‏ رَحيمٌ’

‘Gerçekten size kendinizden bir Peygamber geldi ki: sizin sıkıntıya düşmeniz ona çok zor gelir. Sizin üzerinize çok düşkündür. Mü’minlere çok şefkatli ve merhametlidir.’ (1)

Kesinlikle İslamın yüksek makamlı Peygamberi (s.a.a.) bütün insanlara şefkatliymiş; ancak Kur’an’ın o hazretin Allah’ın düşmanlarına ve inatçılara doğru sert olmasına dair olan açık ayetlerini ve diğer taraftan ise Kur’an’ın kendisinde de din düşmanları ile sert davranma ve onları dost tutmama gerekliliğini belirten ayetleri gözönünde bulundurursak, görüldüğü kadar, Hz. Muhammed’in (s.a.a.) şefkat ve merhametinin bir kaç derecesi varmış. Bu şefkatin en yüksek derecesi mü’minler için ve mü’minlerin de arasında daha güçlü imanları olanlar ve iman dereceleri yüksek olanlar için daha çokmuş.

Aşağı düzeylerde ise O hazretin rahmeti bütün insanları kapsamaktadır; onlar da Allahın yaratığı oldukları için o hazretin sonsuz merhametinden faydalanırlar. Ancak Allah’ın düşmanları ve inat edenlerin konusu farklıdır. Onlar merhametli bakışı haketmediklerinden fazla hatta Allah’ın öfkesi ve gazabını da hakediyorlar ve Allah için öfkelenmek Hz. Muhammed’in (s.a.a.) sünneti olduğu için onlara doğru şefkatli değil öfkelidir.

İslam Peygamberi’nin (s.a.a.) çok muazzam merhametinin mü’minlere özgü olması:

Büyük tefsirci Allame Tabatabai şöyle diyor: Allah-u Teala sayın Peygamberi (s.a.a.) hakkında buyurdu: Mü’minlere şefkatli ve merhametlidir: ‘بِالْمُۆْمِنِينَ رَۆُفٌ رَحِيمٌ’ (1) ve bu ayette kendisi o hazretin şefkat ve merhametini tasdik etmiştir. Böyle bir halde bu şefkatli ve merhametli Peygamber (s.a.a.) kendisi cennette iken onun nimetlerinden faydalanıp cennet bağlarında rahatça yürümesine ancak ona ve peygamberliğine inanan mü’minler ve onun faziletlerine aşık olanların bazılarının cehennemin dibinde zincirler içinde ve ateş içinde olmalarına nasıl razı olabilir? Halbuki onlar Allah’ın Rabb olduğuna, Allahın Resulu’nun (s.a.a.) peygamberliğine ve ona vahiy olan her şeyin hak olduğuna itiraf etmişler ancak suçları budur ki, cahillik onlara musallat olmuş, şeytanın eline düşmüş inat ve isyan etmeden bir sıra suçları işlemişlerdir. (2)

Allah’ın düşmanları ile inatçıların konusu farklıdır. Onlar merhametli bakışı haketmediklerinden fazla hatta Allah’ın öfkesi ve gazabını da hakediyorlar ve Allah için öfkelenmek Hz. Muhammed’in (s.a.a.) sünneti olduğu için onlara doğru şefkatli değil öfkelidir.

Peygamber’in (s.a.a.) kafirler ve inatçılara doğru merhametli olmaması:

Beni Temim aşiretinin temsilcileri geldiği zaman bu iki kişi de onlarla birlikte Peygamber’in (s.a.a.) yanına geldiler. Peygamber (s.a.a.) onlara saygı duyup kendi himayeti altına aldı. Peygamber Efendimiz’in (s.a.a.) yanına gelenlerden bir aşiret de Beni Amir idi. Amir ibni Tufeyl ve Ümmi Lebid ibni Rabî’enin kardeşi Erbed ibni Kays da onların içindilerdi. Amir ibni Erbed dedi ki, ben onu (yani Hz. Muhammed’i s.a.a. ) meşgul ederim ve dikkatini kendime çekerim, sen ise aniden kılıcınla ona saldır. Hz. Muhammedin (s.a.a.) yanına gelince Amir dedi: Ey Muhammed bana muhabbet ve dostluk et. Peygamber (s.a.a.) buyurdu: Allaha ve onun Resulüne iman etmeyince bu olanaksızdır (3).

 

Rahmet Peygamberi (s.a.a.)nin Merhametinden bir Damla

İslam Peygamberi’nin (s.a.a.) merhametlilik örnekleri:

1-    Hüseyin ibni Zeyd şöyle diyor: İmam Sadık (a.s.)’a dedim: size kurban olayım, Hz Muhammed acaba kimseyle şaka yaparmıydı? Buyurdu: Allah teala onu çok muazzam bir huya sahip olduğu için övmüştür. Allah’ın gönderdiği bütün peygamberlerde bir tür kabalık ve keder vardı ancak Hz. Muhammed (s.a.a.) merhametli idi ve o hazretin ümmetine doğru şefkatli olduğunun alameti onlarla şaka yapması idi. Bunu yapardı çünkü onun azemeti etkisiyle ümmetinin bakışlarının bile ondan dönmesini istemiyordu. (4)

2-    İsmail ibni İbrahim Esedi ibni İlliyye Eyyup’tan, o da Emr ibni Saidden, o da Enes ibni Malik’ten şöyle nakletmiş: hiç kimseyi Peygamber (s.a.a.) kadar çocuklar ve kadınlara doğru merhametli görmedim. İbrahim Medine’nin yukarısında bir aile içinde süt emme zamanını geçiriyordu. Peygamber (s.a.a.) onun yanına giderdi biz de onunla giderdik. O aile demirci idi ve bazen ev dumanla dolurdu. Peygamber çocuğu kucağına alıp onu öperdi. (5)

3-    Çocuklara doğru en merhametli insandı ve evin içerisinde ise kızdan daha hayalı idi. Ne ezilirdi ne de kibirliydi. Biri ondan bir şey isteseydi yok demezdi. Dul kadınlar, öksüzler ve fakirlerin ihtiyaçlarını her zaman giderirdi. İyi ve güzel işleri överdi ve kötü işleri ise kötülerdi. Yalnız yemek yemezdi. Hizmetçisini dövmezdi ve kendisi ile bir sofraya oturturdu. Hizmetçisi buğday öğütmekten yorulsaydı ona yardım ederdi (6).

4-    Câbir ibni Abdullah bir başka rivayette şöyle diyor: Kürsü düzeltmeden önce, Peygamber (s.a.a.) bir hurma ağacı yanında durup hutbe söylerdi. Kürsüyü düzelttikten sonra ve Peygamber (s.a.a.) onun üstüne çıkınca o ağaç hepimizin duyduğu bir sesle kendi rahatsızlığını beyan etti. Peygamber (s.a.a.) kürsüden indi ve onun yanına gelip elini onun üzerine koydu ve ağaç rahatladı (7).

5- Medineye gelince Udeyyi Tai’nin kız kardeşi Peygamber’den (s.a.a.) onunla merhametle davranmasını istedi ve şöyle dedi: Ey Peygamber! Benim bakıcım burada değil ve babam ise öldü. Ben ise yaşlı bir kadınım ve hiç bir iş yapamıyorum. Bana minnet koyup iyilik et. Allah sana hayır versin.

 

Rahmet Peygamberi (s.a.a.)nin Merhametinden bir Damla

Peygamber (s.a.a.) sordu: senin bakıcın kimdir? Dedi: Hâtemin oğlu Udeyydir. Peygamber (s.a.a.) dedi: Allah ve Peygamber’inden kaçan kişi mi? Sonra Peygamber (s.a.a.) onu orada koyup gitti. Sonrası gün kadın yine isteğini tekrar etti. Peygamber (s.a.a.) ise geçen günki cevabı verdi. Üçüncü gin aynı istek ve dileğini yine tekrar etti.

Peygamber Efendimiz (s.a.a.) ona minnet koyup onu serbest bıraktı. Yanında bir kişi vardı (belki Ali a.s. olabilirdi) o kadına dedi: Hamlan devesini de Peygamber’den (s.a.a.) iste; istedi ve Peygamber (s.a.a.) de deveyi ona bağışladı. O kadın Şamda olan kardeşinin yanına geri döndü. Birbirini görünce Peygamberin (s.a.a.) faziletleri hakkında kardeşine şöyle dedi: Peygamber (s.a.a.) bir iş yapmış ki, senin baban bile yapmazdı. Ya kendi meylin ile yada korku ile bile olsa hemen ona koş. Udeyy hiç bir mukaddime ve sığınma mektubu yazmadan Peygamber’in (s.a.a.) hizmetine gidip yanında oturdu. Peygamber Allah’ı övüp ona şukr etti. (8)

İmam Sadık (a.s.) dediği gibi Allah teala onu çok muazzam bir huya sahip olduğu için övmüştür. Allah’ın gönderdiği bütün peygamberlerde bir tür kabalık ve keder vardı ancak Hz. Muhammed (s.a.a.) merhametli idi ve o hazretin ümmetine doğru şefkatli olduğunun alameti onlarla şaka yapması idi. Bunu yapardı çünkü onun azemeti etkisiyle ümmetinin bakışlarının bile ondan dönmesini istemiyordu.

6-Başka bir rivayete göre Peygamber Efendimiz (s.a.a.) Hasan ibni Ali (a.s.)’ı öperdi. Akra ibni Habis dedi: benim on oğlum vardır ve hiç birini öpmedim. Peygamber (s.a.a.) buyurdu: merhametli ve şefkatli olmayana merhametli davranılmayacaktır. (9)

7-Merhametinin çokluğundan biri ile konuştuğu zaman bütün vücudu ile ona doğru dönerdi. (10)

8- Mekke halkı çevresine toplanıp kadın ve erkek onunla İslamın kabulü için bey’at yapıyorlardı. Sadece az bir kişi öldürülmek korkusundan Mekke’nin dışına kaçmışlardı. Erkekler Allah’tan başkasının olmadığı, Hz. Muhammed (s.a.a.) onun Resulu olduğu ve Allah ile Resulune (s.a.a.) itaat etmeği kabullenmekle bey’at ediyorlardı. Onlar gruplar halinde Peygamber’e (s.a.a.) doğru gelip onunla bey’at etmek ve İslama girmek için birbiriyle yarışıyorlardı. Bir kişi bey’at için Resulullah’ın (s.a.a.) yanına geldi ancak korkudan tıtriyordu. Peygamber (s.a.a.) lutüf ve merhametle ona bakıp dedi: kendini rahat tut. Ben padişah değilim ki! Ben sadece Mekke’de Kureyş’ten olan ve kutulmuş et yiyen bir kadının oğluyum. (11)

 


1-    Tevbe Sûresi, Ayet 128

2-    Elmizan Tefsiri tercümesi, cilt 1, s. 270

3-    A’lam ul-Vera tercümesi, 186 ve 187

4-    İslam Peygamberinin (s.a.a.) davranış tarzı, Allame Tabatabai, mütercim: Hüseyin Ustad Veli, s. 42, Peyam-i Azadi yayınevi, Tehran, 2003, 3.cü baskı

5-    Tabakat ul-Kübra tercümesi, cilt 1, s. 125

6-    Musumların (a.s.) mucizevi cilveleri, Kutb ed-Din Ravendi ve Said ibni Hibetullah, tercüme: Kulam Hasan muharremi, İslami Yayınlar Ofisi, 2000, s. 601

7-    Delail un-Nubuvvet tercümesi, cilt 2, s. 195

8-    Bade-yi Nâb, tercüme: Errahik Elmahtum, s. 536

9-    Revzet ül-Vaizîn tercümesi, s. 588

10-       Siyret ul-Mustafa tercümesi, cilt 1, s. 72

11-       Siyret ul-Mustafa tercümesi, cilt 2, s. 285