Bilin ki, ümmetimin en kötüleri, şerlerinden korkulduğundan dolayı saygı gösterilen kimselerdir. Bilin ki, şerrinden korkarak halkın saygı gösterdiği kimse benden değildir.Tuhaf’ul Ukul, s. 107. Hz. Muhammed (s.a.a)

İmam Ali(a.s), Cennet ve Cehennemi Bölendir

İmam Ali(a.s), Cennet ve Cehennemi Bölendir

– Senetli bir hadiste Resulullah'ın (s.a.a) Hz. Ali'ye (a.s) hitaben şöyle buyurduğu nakledilmiştir:

"Ya Ali, sen cenneti ve (cehennem) ateşini bölensin; senin muhabbetinle iyiler kötülerden tanınır; hayır ve şer ehli insanlar ve müminlerle kâfirler birbirinden ayrılır."[1]

– Resulullah (s.a.a): "Ya Ali, sen cenneti ve (cehennem) ateşini bölensin."[2]

– Resulullah (s.a.a): "Ali, cenneti ve (cehennem) ateşini bölendir."[3]

– Hz. Ali'den (a.s) Resulullah'ın (s.a.a) kendisine hitaben şöyle buyurduğu nakledilmiştir:

"Ya Ali, sen Kıyâmet günü cenneti ve (cehennem) ateşini bölecek kimsesin. Ateşe şöyle hitap edeceksin: 'Bu senindir, bu da benim!"[4]

– Emirü'l-Müminin Ali (a.s): "Kıyâmet gününde (cehennem) ateşini ben böleceğim. Ateşe 'bu senindir bu da benim' diye hitap edeceğim."

Bir kalkandır Ali'nin muhabbeti

O muhabbet böler nârı, cenneti

Mustafâ'nın vasîsidir hak üzre

Farzdır inse-cine hak imâmeti.[5]

– Ebû Saîd, Resulullah'tan (s.a.a) nakletmiştir; şöyle buyurdu:

"Kıyâmet günü olduğunda cennetle görevli Rıdvan ve cehennemle görevli Malik isimli melekler, cennet ve cehennemin anahtarlarıyla bana gelecekler; ben onlara 'Anahtarları Ali'ye verin' diyeceğim."[6]

506- Abdullah İbn Abbâs Resulullah'ın (s.a.a) kendisine hitaben şöyle buyurduğunu nakletmiştir:

"Ey İbn Abbâs, Ali'den asla ayrılma; hiç şüphesiz hak onun dilinde ve kalbindedir. O cennetin ve cehennemin kilidi ve anahtarıdır. Onunla (insanlar) cennete ve cehenneme gireceklerdir."[7]

– Senetli bir hadiste Resulullah'tan (s.a.a) şöyle nakledilmiştir:

"Ya Ali, sen (cehennem) ateşini ve cenneti bölensin. Sen cennet kapısını çalıp sevenlerini sorgusuz bir şekilde ona sokacaksın."[8]

508- İmâm Muhammed Bâkır (a.s) kanalıyla Hz. Emi-rü'l-Müminin Ali'den (a.s) şöyle rivâyet edilmiştir:

"Cenneti ve (cehennem) ateşini bölen benim; sevenlerimi cennete, düşmanlarımı ise cehenneme sokacağım."[9]

509- Bir rivâyette şöyle geçmektedir: "Emirü'l-Mu'mi-nin Ali (a.s) ayağa kalkarak bir hutbe okudu; Allah'a hamd u senâdan sonra şöyle buyurdu:

"Ey insanlar topluluğu, bizi seven birisi ateşe girmez ve bize düşmanlık besleyen kimse de cennete girmez. Cenneti ve (cehennem) ateşini bölen benim. Cennet ve cehennem arasını ben taksim edeceğim; 'Bu sağdan cennete girsin ve bu soldan ateşe girsin' diye hitap edeceğim. Yine Kıyâmet gününde cehenneme şöyle hitap edeceğim: 'Bu senin, bu da benim.' Bilahare bütün Şîalarım, çakan yıldırımlar, şiddetli şimşekler süratli kuşlar ve koşan atlar gibi Sırât üzerinden geçeceklerdir!"

– Câbir-i Cu'fî vasıtayla, Resulullah'ın (s.a.a) Âi-şe'ye şöyle buyurduğu nakledilmiştir:

"Ali hakkında bana eziyet etme; zira hiç şüphesiz o, Müminlerin Emiri ve Müslümanların efendisidir. Allah Kıyâmet gününde onu Sırât'ın üzerinde oturtacaktır; böylece o, dostlarını cennete ve düşmanlarını da (cehennem) ateşine sokacaktır."[10]

– İmâm Muhammedü'l-Bâkır (a.s), babalarından, Resulullah'ın (s.a.a) şöyle buyurduğunu nakletmiştir:

"Ya Ali, nasıl olacaksın, cehennemin kenarında durduğunda ve Sırât'a geldiğinde; (o gün ki) insanlara 'geçin' denilecek ve sen cehenneme şöyle hitap edeceksin: 'Bu senin, bu da benim!' Hz. Ali (a.s) 'Ya Resulallah, ('bunlar da benim' diyeceğim) o kimseler, kimlerdir?' diye sorduğunda, şöyle buyurdu. 'Onlar senin Şîalarındır; sen nerede olursan, onlar da seninle olacaklardır."[11]

– Resulullah (s.a.a): "Kıyâmet günü Allah-u Teâlâ, bana ve Ali b. Ebî Tâlib'e şöyle buyuracaktır: 'Sizi sevenleri cennete ve size buğz edenleri (cehennem) ateşine sokun.' Allah-u Teâlâ'nın Kur'ân'daki 'Atın her inatçı kâfiri cehenneme'[12] sözü de bunu ifade etmektedir."[13]

– İbn Abbâs, Resulullah'tan (s.a.a) şöyle nakletmiştir:

"Kıyâmet günü olduğunda, Allah, Cebrâîl'e cennetin kapısında oturmasını ve ancak Ali b. Ebî Tâlib'den aldıkları berat belgesini taşıyanları cennete sokmasını emredecektir."[14]


 

[1]- El-Emâlî (Şeyh Saduk), s.48

[2]- Nurü's-Sekaleyn Tefsiri, c.5, s.441

[3]- El-İsnâ Aşeriyye, s.61, El-Emâlî (Şeyh Sadûk), s.81, Câmiü'l-Ahbâr, s.15

[4]- Yenâbîü'l-Mevedde, s.86

[5]- Ferâidü's-Simtayn, c.1, s.326

[6]- İhkâkü'l-Hak, c.6, s.210.

[7]- İhkâkü'l-Hak, c.6, s.214.

[8]- Uyûn-u Ahbâr-ir Rızâ, c.2, s.27, İhkâkü'l-Hak, c.7, s.172

[9]- Besâirü'd-Derecât, s.415

[10]- İ'lâmü'l-Verâ, s.189.

[11]- El- Emâlî (Şeyh Tûsî), c.1, s.93.

[12]- Kâf, 24.

[13]- Bişâretü'l-Mustafâ, s.144.

[14]- Menâkıb-u Ali b. Ebî Tâlib, s.131.