Sözü doğru olanın ameli temiz olur, niyeti iyi olanın Allah rızkını arttırır. Ehline iyi davrananın Allah ömrünü uzatır. (el-Hisal, c. 1, s. 88) İmam Cafer-i Sadık (a.s)

Tıbbî Konular

Tıbbî Konular

 

Hamileliği Önlemek

Soru: a) Sağlığı yerinde olan bir kadının, döllenmeyi engelleyen araç ve gereçlerden yararlanarak geçici olarak hamile olmaktan korunması caiz midir?

b) Döllenmeyi engelleyen bir araç olarak bilinen, ancak şimdiye kadar hamileliği nasıl önlediği anlaşılmayan bir aracın kullanılmasının hükmü nedir?

c) Hamileliğin tehlikesinden korkan bir kadının daimî olarak hamileliği engellemesi caiz midir?

d) Genetik psikolojik ve bedensel hastalık veya sakat bebekler doğurmaya müsait olan kadınların daimî olarak hamileliklerini önlemeleri caiz midir?

Cevap: a) Kocasının rızasıyla olursa sakıncası yoktur.

b) Nütfenin rahme yerleşmesinden sonra düşmesine sebep olur veya avret yerine haram bir bakışı ve dokunmayı gerektirirse caiz değildir.

c) Varsayılan durumda hamileliği engellemenin sakıncası yoktur; hatta hamilelik annenin hayatını tehlikeye sokarsa kendi isteğiyle dahi hamile olması caiz değildir.

d) İnsanlarca makul görülen bir amaçla ve kocasının izniyle olur ve kayda değer bir zararı da olmazsa sakıncası yoktur.

Soru: Nüfus artışını önlemek için erkeklerin sperm kanalını bağlamalarının hükmü nedir?

Cevap: Makul bir amaçla olur ve kayda değer bir zararı da olmazsa, bunun haddizatında sakıncası yoktur.

Soru: Hamile olması kendisi için zararlı olmayan sağlıklı bir kadının spermi dışarı akıtarak veya diyafragam aleti veya ilaç kullanarak ya da döl yatağı kanalını bağlayarak hamileliği önlemesi caiz midir? Kocasının, spermi dışarı akıtmak dışında bu yollardan birini seçmesi için kadını zorlaması caiz midir?

Cevap: Eşlerin rızasıyla meniyi dışarı akıtarak hamileliği önlemenin esasen bir sakıncası yoktur. Ve yine makul bir amaçla olur, kayda değer bir zarar söz konusu olamaz, kocasının izniyle olur ve avret yerine haram olan dokunma ve bakışı da gerektirmezse başka yöntemlere başvurmak da sakıncasızdır. Fakat kocası kadını buna zorlayamaz.

Soru: Yumurta kanalını bağlatmak isteyen ha-mile kadının, ameliyat esnasında bu amacının da gerçekleşmesi için doğumunu sezaryenle yapması caiz midir?

Cevap: Yumurta veya döl yatağı kanalını bağlatmanın hükmü önceki hükümlerde geçti. Ama sezaryen ameliyatına gelince, bunun caiz olması buna ihtiyaç duyulmasına veya hamile kadının talep etmesine bağlıdır. Her durumda, sezaryen ameliyatı ve yumurta kanalını bağlatma esnasında yabancı erkeğin kadına bakması ve dokunması, zaruret durumu müstesna, haramdır.

Soru: Kadının, kocasının izni olmadan hamileliği önleyecek şeyleri kullanması caiz midir?

Cevap: Sakıncalıdır.

Soru: Dört çocuk sahibi bir erkek, sperm kanalını bağlamaya teşebbüs etmiştir. Eşi kocasının bu işine razı olmazsa erkek günahkâr sayılır mı?

Cevap: Bu iş karısının rızasına bağlı değildir; erkeğin üzerine hiçbir şey lâzım gelmez.

düşük yapmak (Kürtaj)

Soru: İktisadî sorunlar yüzünden ana rahmindeki çocuğu düşürmek caiz midir?

Cevap: Sırf iktisadî sorunlar ve sıkıntılar nedeniyle çocuk düşürmek caiz değildir.

Soru: Hamileliğin ilk aylarında doktor, kadını muayene ettikten sonra hamileliği devam edecek olursa annenin hayatının tehlikeye girebileceğini ve bebeğin dünyaya sakat geleceğini söylüyor ve bu nedenle bebeği düşürmesini öneriyor; acaba bu caiz midir? Ve acaba ruh bedene girmeden önce bebeği düşürmek caiz midir?

Cevap: Bebeğin sakat dünyaya gelmesi ihtimali, ruh bedene girmeden önce olsa bile bebeği düşürmek için şer'î bir ruhsat teşkil etmez. Ama hamileliğin devam etmesi durumunda annenin hayatının tehlikeye girmesinden korkulur ve eğer bu korku da güvenilir bir uzman doktorun sözüne dayanırsa, ruh bedene girmeden önce bebeği düşürmenin sakıncası yoktur.

Soru: Uzman doktorlar yeni metotlardan ve gelişmiş cihazlardan yararlanarak hamilelik esnasında bebeğin birçok kusurlarını teşhis edebiliyorlar. Kusurlu bebeklerin dünyaya geldikten sonra karşılaştıkları zorlukları göz önünde bulundurarak, güvenilir uzman doktorun kusurlu olarak dünyaya geleceğini bildirdiği bebeği düşürmek caiz midir?

Cevap: Bebeğin sırf kusurlu olarak dünyaya geleceği ve hayatında karşılaşacağı zorluklar nedeniyle bebeği düşürmek hangi aşamada olursa olsun, caiz değildir.

Soru: Rahme yerleşen, alaka [kan pıhtısı] aşamasına ulaşmayan -alaka olması yaklaşık kırk gün sürer- nütfeyi düşürmek caiz midir? Esasen aşağıdaki merhalelerin hangisinde bebeği düşürmek haramdır?

a) Nütfe rahme yerleştikten sonra

b) Alaka [embriyo] merhalesinde

c) Mudğa [bir çiğnem et] merhalesinde

d) Kemik merhalesinde (ruh girmeden önce)

Cevap: Rahme yerleştikten sonra nütfeyi ve sonraki aşamalarının hiçbirinde cenini düşürmek caiz değildir.

Soru: Kan hastalıklarına tutulmuş eşlerden bazıları kusurlu genler taşımaktadırlar ve dolayısıyla bu genleri çocuklarına aktarmaktadırlar. Bu çocukların ağır hastalıklara tutulmaları ihtimali çok yüksektir ve böyle çocuklar doğdukları andan ölünceye kadar daima meşakkatli, zor bir hayat sürerler. Örneğin, hemofili hastalarının sürekli en küçük bir darbeyle şiddetli kanama sonucu ölmeleri veya felç olmaları ihtimali var. Şimdi hamileliğin ilk haftalarında bu hastalığı teşhis etmek mümkünken, acaba böyle durumlarda cenini düşürmek caiz midir?

Cevap: Eğer ceninin hastalığına dair bırakılan teşhis kesin ise ve böyle bir bebeğe sahip olmak ve bakımını üstlenmek katlanılmayacak derecede sıkıntı ve zorlukları gerektirirse, bu durumda bedene ruh verilmeden önce bebeği düşürmek caizdir; fakat ihtiyat gereği diyeti verilmelidir.

Soru: Bebeği düşürmenin özü itibariyle hükmü nedir? Hamileliği sürdürmek annenin hayatını tehlikeye sokarsa hüküm nedir?

Cevap: Cenini düşürmek şer'an haramdır ve hamileliği sürdürmesi annenin hayatını tehlikeye düşürmesi müstesna, hiçbir durumda bebeği düşürmek caiz değildir. Sadece bu durumda ruhun bedene girmesinden önce cenini düşürmek caizdir. Fakat ruh bedene girdikten sonra annenin hayatı tehlikeye girse bile bebeği düşürmek caiz değildir. Ancak düşürmediği durumda hem annenin ve hem de bebeğin ikisinin de hayatı tehlikeye girer de hiçbir şekilde bebeğin hayatını kurtarmak mümkün olmazsa ve cenini düşürdüğü takdirde annenin hayatını kurtarmak mümkün olacaksa, bu durumda ruh bedene girse bile bebeği düşürmek caiz olur.

Soru: Zinadan meydana gelen yedi aylık bebeğini, babasının isteği üzerine düşüren kadının diyet vermesi farz mıdır? Eğer farzsa annesine mi, yoksa babasına mı farzdır? Ve bu durumda sizce diyetin miktarı ne kadardır?

Cevap: Zinadan olsa bile kadının bebeği düşürmesi haramdır. Babasının çocuğu düşürmesini istemesi, bebeği düşürmesi için geçerli bir gerekçe teşkil etmez. Bebeği kadının kendisi düşürmüşse veya düşmesine yardımcı olmuşsa diyet annesinin üzerine farzdır. Sorudaki durumda diyetin miktarı tereddütlüdür. İhtiyat gereği musalaha etmek (anlaşmak) gerekir. Bu durumda diyet, mirasçısı olmayan miras hükmündedir.

Soru: Kasıtlı olarak düşürülen iki buçuk aylık ceninin diyeti ne kadardır? Ve bu diyeti kimin vermesi gerekir?

Cevap: Alaka [kan pıhtısı hâlinde] olursa diyeti kırk dinardır. Mudğa [bir çiğnem et] olursa diyeti altmış dinardır. Daha et bağlamamış kemik olursa diyeti seksen dinardır.[1] Diyet miras basamakları gözetilerek bebeğin mirasçısına verilir. Fakat onun düşürülmesinde doğrudan rolü olan mirasçı ondan pay alamaz.

Soru: Hamile kadın diş etlerini ve dişlerini tedavi ettirmek zorunda kalır ve uzman doktorun teşhisine göre ameliyata gerek duyulursa, uyuşturucu iğne ve film ışınları sebebiyle rahimdeki bebeğin sakat kalacağı göz önünde bulundurularak bebeğin düşürülmesi caiz olur mu?

Cevap: Mezkur sebep cenini düşürmek için ruhsat olamaz.

Soru: Rahimdeki cenin kesin olarak ölmek üzere olursa ve o durumda rahimde kalması annesinin de hayatını tehlikeye düşürürse, bu durumda cenini düşürmek caiz olur mu? Ve eğer kadının kocası böyle bir bebeği düşürmeyi caiz bilmeyen bir müçtehidi taklit ediyorsa, kadın ve akrabaları ise bu hâlde bebeği düşürmeyi caiz bilen müçtehidi taklit ediyorlarsa, bu durumda erkeğin yapması gereken nedir?

Cevap: Sorudaki durumda, bebeğin tek başına ölümüyle bebek ve annesinin birlikte ölümü söz konusu olduğuna ve bu ikisi arasında bir seçim yapılması gerektiğine göre, bebeği düşürerek hiç olmazsa annesinin hayatını kurtarmaktan başka çare yoktur. Bu takdirde kocası, eşinin bebeği düşürmesini engelleyemez. Fakat imkân dahilinde öyle hareket etmek gerekir ki bebeğin ölümünden hiç kimse sorumlu olmasın.

Soru: Müslüman olmayan bir erkekle hüküm veya mevzuu bilmeyerek yapılan cinsel ilişki (vaty-i şüphe) veya zina sonucu meydana gelen bebeği düşürmek caiz midir?

Cevap: Caiz değildir.

 


[1]– [Her bir dinar, bir şer'î mıskaldır. Her bir şer'î mıskal de 18 nohut yani 3.5154 gr. ağırlığında altındır. Dolayısıyla kırk dinar yaklaşık 140.616 gr. altına eşittir. Altmış dinar, yaklaşık 210.924 gr. altına eşittir. Seksen dinar ise, yaklaşık 281.232 gr. altına eşittir.]