Kocasının kötü ahlakı karşısında sabreden kadına Allah Asiye binti Muzahim’in sevabını bağışlar. el-Bihar, 103/247/30 Hz. Muhammed (s.a.a)

Allah’ın Zatî Sıfatları

Allah Teâlâ’nın sıfatlarının subûtî ve selbî ve yine zatî ve fiilî sıfatlara ayrıldığını öğrendikten sonra, onunla ilgili en önemli meseleleri söz konusu etmemiz uygun olacaktır:

a) Ezelî ve Kapsamlı İlim

37.  

Allah’ın ilmi, O’nun zatının özü olması hasebiyle ezelî ve sonsuzdur. Allah Teâlâ zatî ilmi dışında, ister küllî olsun ve ister cüz’î, ister vuku bulmadan önce olsun ve ister vuku bulduktan sonra, zatın ötesindeki şeylerden de haberdardır. Kur’ânı Kerim bu gerçeği önemle vurgulayarak şöyle buyuruyor:

Allah, her şeyi bilendir.[1]

Yaratan bilmez mi? O latiftir, haber alandır.[2]

Ehlibeyt imamlarından (a.s) nakledilen hadislerde de, çeşitli yerlerde Allah Teâlâ’nın ilminin ezelî ve kapsamlı oluşu vurgulanmıştır; nitekim İmam Cafer Sadık (a.s) şöyle buyuruyor:

Yaratılıştan önce mekân hakkındaki ilmi, onun yaratılmasından sonrası gibidir; O’nun ilmi bütün her şeyde böyledir.[3]

b) Kapsamlı Güç

Allah Teâlâ’nın gücü, ilmi gibi ezelî olup O’nun zatının özü olması hasebiyle ilmi gibi sınırsızdır. Kur’ânı Kerim Allah Teâlâ’nın ilminin kapsamlılığını vurgulayarak şöyle buyuruyor:

Allah, her şeye kadirdir.[4]

Allah, her şeye güç yetirendir.[5]

İmam Cafer Sadık (a.s) şöyle buyurmaktadır:

Her şey O’nun yanında ilim, güç, sulta, malikiyet ve kuşatma bakımından eşittir.[6]

Ayrıca, eğer zatları hasebiyle muhal ve imkânsız olan şeyleri meydana getirmek Allah Teâlâ’nın güç ve kudret dairesi dışında ise, Allah Teâlâ’nın güç ve kudretinin yetersizliğinden değil, onun gerçekleşme ve var olma kabiliyetinin olmamasındandır (başka bir tabirle, noksanlık alıcıdadır). Müminlerin Emiri Hz. Ali’den (a.s) muhal ve imkânsız şeylerin meydana gelişi hakkında sorulduğunda şöyle buyurmuştur:

Gerçekten Allah Teâlâ’ya acizlik isnad edilemez; fakat olmayacak olan, senin sorduğun şeydir.[7]

c) Hayat

İlim ve güç sahibi Allah, kesinlikle diridir de; çünkü ilk iki sıfat diri varlığın özelliklerindendir; işte buradan Allah-u Teâlâ’nın hayy=diri oluşunun delilleri de anlaşılmaktadır. Elbette Allah Teâlâ’daki hayat sıfatı, O’nun diğer sıfatları gibi her türlü eksiklikten uzaktır ve bu sıfatın insandaki özelliklerinden (ölüme maruz kalması gibi) münezzehtir. O, zatı itibarıyla hayy olduğu için, O’nun hakkında ölüm söz konusu olamaz. Başka bir tabirle, Allah Teâlâ’nın varlığı mutlak kemal olduğu için, kesinlikle bir türlü eksiklik olan ölüm O’nun hakkında söz konusu olmaz. Nitekim şöyle buyuruyor:

Ve ölmeyen (diriy)e tevekkül et.[8]

d) İrade

Kendi fiilinden haberi olan bir fail, haberi olmayandan mükemmeldir. Nitekim kendi fiilinde serbest ve iradeli olan (istediğinde yapan ve istemediğinde yapmayan) bir fail de, fiili yapmak veya terk etmek zorunda olan mecbur ve zorunlu failden daha mükemmeldir. Bu noktayı ve yine varlık âleminde Allah Teâlâ’nın en mükemmel varlık olduğunu dikkate alarak, Allah Teâlâ’nın başkası tarafından mecbur edilmeyen veya zat tarafından zorunlu kılınmayan iradeli bir fail olduğunu söylemek gerekir; “Allah Teâlâ iradelidir” dediğimizde, O’nun serbest olduğunu kastetmekteyiz.

İnsanda meşhur olduğu üzere tedricî ve meydana gelmiş bir şey anlamında bir irade, Allah Teâlâ’nın zatında söz konusu değildir. Bu nedenle Ehlibeyt imamlarının (a.s) hadislerinde, insanların hata ve sapmasını önlemek için, Allah’ın iradesinden, fiilin gerçekleşmesi ve yapılması anlamında bahsedilmiştir. Nitekim şöyle buyuruyor:

İnsanın iradesi, peşinden fiilin gerçekleştiği bir iç durumdur; fakat Allah’ın iradesi böyle bir durum söz konusu olmadan fiilin gerçekleşmesidir.[9]

Bu açıklamadan anlaşılıyor ki, serbestlik anlamında irade, zatî sıfatlardan olup icat etmek ve var etmek anlamında fiilî sıfatlardandır.


[1]– Ankebût, 62

[2]– Mülk, 14

[3]Tevhid-i Saduk, s.137, 10. bab, 9. hadis.

[4]– Ahzâb, 27

[5]– Kehf, 45

[6]Tevhid-i Saduk, 9. bab, 15. hadis.

[7]Tevhid-i Saduk, s.133, 9. bab, 9. hadis.

[8]– Furkan, 58

[9]el-Kâfî, c.1, s.109.


Bu ürünü sepete eklediniz: